close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 52. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû yâ veylenâ men be’aśenâ min merkadinâ(k-s) hâżâ mâ ve’ade-rrahmânu vesadeka-lmurselûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve demişlerdir ki: Yazıklar olsun bize, kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden; bu, rahmanın bize vaadettiği şey ve peygamberler gerçek söylemişler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Orada şaşkınlıkla ve pişmanlıkla) Diyecekler ki: "Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız yerden (iyi veya kötü rüya gibi geçen kabir sürecinden sonra, şimdi) bizi kim diriltip kaldırıverdi? Herhalde bu, Rahman (olan Allah)ın va’ad ettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemişlerdi!"
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O esnada kimileri diyecekler ki: “Eyvah bize, vay başımıza gelenlere, şu yatıp uyuduğumuz kabirlerden, bizi kim kaldırıyor?” Bunun üzerine onlara şöyle denilecek: “İşte bu Rahmanın vaad ettiği gerçektir. Gördünüz mü, O'nun elçileri ne kadar doğru sözlülermiş.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Vah, eyvah başımıza gelenlere! Ölüm uykumuzdan bizi kim dirilterek uyandırdı? Rahman olan Allah'ın va'dettiği tehdidi bu imiş, özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderilen peygamberler de doğru söylemişler.” derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Derler ki: "Eyvah bize! Bizi uyuduğumuz yerden kim diriltti? Bu Rahman'ın vaad ettiğidir. Demek ki peygamberler doğru söylemişler."
Ali Bulaç
swap_vert close
Demişlerdir ki: 'Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahmanın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş'.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
“-Eyvah başımıza gelenlere!...Kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? İşte bu, O Rahman'ın vaad buyurduğu (kıyamet)...Doğru imiş, o gönderilen peygamberler.” derler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Derler: “Kim bizi istirahatgahımızdan kaldırdı? İşte bu diriliş, Rahman olan Allah’ın vaadettiğidir ve elçiler doğru söylediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İşte o zaman, “Vah bize, kim bizi bulunduğumuz yerden kaldırdı? Rahmân'ın vaad ettiği buymuş. Peygamberler doğru söylemiş” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
«Eyvah bize! Kimdir bizi uykumuzdan kaldıran?» diyeceklerdir, peygamberler doğru söyler, işte Allahın verdiği söz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şöyle diyecekler: “Vay başımıza gelene! Bizi bulunduğunuz yerden (ölüm uykumuzdan) kim diriltti? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Demek resuller doğru söylemişler.”
Cemil Said
swap_vert close
"Eyvâh bizi bu istirahat mahallinden kim çıkardı, işte Rahmân’ın va’adleri ve rasûllerin teblîğleri yerini buluyor" diyu bağıracaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Derler ki: “Vay başımıza gelenler! Bizi yattığımız yerden kim diriltip kaldırdı? Rahmânın vaad ettiği işte bu! Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Vay halimize" derler, "Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın söz verdiği şeydi. Demek elçiler doğru söylemişti."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Eyvah, başımıza gelenlere derler: kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden? Bu işte, o Rahmanın va'd buyurduğu, doğru imiş o gönderilen Resuller
Emrah Demiryent
swap_vert close
(İşte o zaman) derler ki: “Eyvah bize! (Vay bizim hâlimize!) Bizi uyuduğumuz yerden kim diriltti? Bu, rahmân (olan Allah) ’ın vadettiği şeydir. Demek ki peygamberler doğru söylemişler!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Eyvah bize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu Rahman'ın uyardığı şeydir. Resûller doğru söylemişler.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O zaman şöyle) demişlerdir: «Eyvah bize! Uyuduğumuz yerden bizi kim kaldırdı? Bu (Ba's) çok esirgeyici (Allah) ın va'd etdiği şey. Gönderilen (peygamber) ler (meğer) doğru söylemiş».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Derler ki: “Eyvâh bize! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın va'd ettiği şeydir; demek peygamberler doğru söylemiş!”
İhsan Aktaş
swap_vert close
(O zaman) demiş olurlar ki, «Eyvah bize! Uyuduğumuz yerden bizi kim (diriltip) kaldırdı? Meğer bu, Rahman’ın mutlaka olacak dediği hadiseymiş; meğer gönderilmiş resuller doğruyu söylermiş!”*
(*) Eğer ölmüş olanlar ahirete kadar uykuda olsalar- Ki, ayetten öyle anlaşılıyor- Peki, kabir veya berzah azabı nasıl olur, azapta olan uyuyabilir mi? Bu da kabir ve berzah azabının olmadığının bir kanıtı olamaz mı? Ayrıca Kur’an’a göre azap ve mükâfat ancak ahiret günü hesap görüldükten sonradır. Dolayısıyla, bazı rivayetlerde yer aldığı gibi “kabir hayatı” diye bir hayat ve orada cesetlere azap edilmesini Kur’an’ın onaylamadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kabir azabıyla ilgili en meşhur olan ( القبررَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ، أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّار)‘’Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veya cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, Kıyamet, 26) şeklindeki hadis zayıf olup hüccet olamayacağı gibi konuyla ilgili bütün hadisler de zayıf ve uydurmadır. (الله اعلم) Arapça bilenler aşağıdaki tefsir metinlerine de bakabilirler. ويعنـي بقوله: {مِنْ مَرْقَدِنا هَذَا} من أيقظنا من منامنا، (جامع البيان في تفسير القرآن - الطبري) أي من حشرنا من منامنا الذي كنا فيه نياماً (مجمع البيان في تفسير القرآن) من الناس من ينكر عذاب القبر بهذه الآية يقول: المرقد: موضع الراحة، والراقد هو الذي يكون في راحة، فلو كان لهم عذاب، أو كانوا في عذاب، لم يكونوا في رقدة ولا راحة، دل أنه لا يكون.... {يٰوَيْلَنَا مَن بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا}، والمرقد: هو الموضع الذي ينام فيه. (تأويلات أهل السنة - الماتريدي) وتأخذ المفاجأة المشركين والكافرين، لأنهم كانوا لا يتوقعون نشورا، فيفزعهم هذا البعث، ويتنادون بالويل.. لأنهم لا يدرون ماذا يراد بهم فى هذا العالم الجديد الذي أخذوا إليه؟ ويأخذهم العجب من تلك اليقظة التي أخرجتهم من هذا النوم الطويل (التفسير القرآني للقرآن) الحِيث: الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ، أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ، الترمذي والطبراني معا، عن أبي سعيد، والطبراني فقط، في ترجمة مسعود بن محمد الرملي، من معجمه الأوسط، عن أبي هريرة، كلاهما به مرفوعا، وسند كل منهما ضعيف (كتاب المقاصد الحسنة - [شمس الدين السخاوي) والآية الكريمة: (وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَإِذَا هُمْ مِنْ الأَجْدَاثِ إِلَى رَبِّهِمْ يَنسِلُونَ قَالُوا يَاوَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا)، فهي تنص على أنهم كانوا راقدين في قبورهم ولم يكونوا في حالة يقظة وعذابأما أحاديث (القبر روضة من رياض الجنة أو حفرة من حفر النار) فهي ضعيفة، ضعفها الترمذي والألباني والشوكاني والمنذري والزرقاني والسخاوي والعسقلاني والطبراني، رغم شهرة هذا الحديث بين العوام إلا أنه ضعيف جداً، لأن أسانيده وعلة ضعفه لا تخلو من هؤلاء الرواة المجروحين: أيوب بن سويد (سيء الحفظ - محمد بن عمر الواقدي (متروك الحديث) محمد بن عمر الواقدي (متروك الحديث) شملة بن عمر بن واقد (مجهول الحال) عمر بن شيبة الأشجعي (مجهول الحال) عبيد الله بن الوليد الوصافي (متروك الحديث) القاسم بنالحكم العرني (في أحاديثه مناكير)) عطية بن سعد العوفي (ضعيف) المرجع: (سلطان محمد الركيبات - خرافة عذاب القبر المقدسة - الحوار المتمدن) وقوله ( قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا هَذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمَنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ ) يقول تعالى ذكره: قال هؤلاء المشركون لما نفخ في الصور نفخة البعث لموقف القيامة فردت أرواحهم إلى أجسامهم، وذلك بعد نومة ناموها( يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَا (جامع البيان في تفسير القرآن – الطبري) {قَالُواْ} بعد ما خرجوا من القبور يعني الكفار {يَٰوَيْلَنَا مَن بَعَثَنَا} من نبهنا {مِن مَّرْقَدِنَا} من منامنا فيقول بعضهم لبعض {هَذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحْمـٰنُ} في الدنيا (تفسير القرآن - الفيروزابادي) {قَالُواْ يٰوَيْلَنَا مَن بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا} يعني: من أيقظنا من منامنا (بحر العلوم – السمرقندي) والمرقد: استعارة عن مضجع الميت، واحتمل أن يكون مصدراً، أي من رقادنا، وهو أجود. أو يكون مكاناً، فيكون المفرد فيه يراد به الجمع، أي من مراقدنا. وما روي عن أبيّ بن كعب ومجاهد، وقتادة: من أن جميع البشر ينامون نومة قبل الحشر، فقالوا: هو غير صحيح الإسناد.( البحر المحيط)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Yazıklar olsun bize! Yattığımız çukurlardan bizi kim kaldırdı? Herhalde Rahman’ın vaat ettiği ve elçilerin doğruladığı gün bu olsa gerek” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
"Yazık oldu bizlere. Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? İşte Esirgeyicinin sözü yerine geldi. Demek, gönderilen kimseler doğru kimseler imiş."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
«— Eyvah bize! Bizi, yattığımız yerden kim kaldırdı?» diyecekler. Onlara «— İşte bu, esirgeyen Tanrı/nın vaadettiği, gönderilen peygamberlerin gerçek söyledikleri gündür» denecek.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Vay hâlimize! Yattığımız yerden [merkadinâ] bizi kim kaldırdı/uyardı [be’asenâ]? İşte Rahmân’ın vaat ettiği şey budur. (Demek ki) elçiler hep doğru söylemişler.” (derler).
Kadri Çelik
swap_vert close
(İşte o zaman,) “Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vaat ettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Vay başımıza gelenler!” diye bağrışacaklar, “Kim bizi ölüm uykumuzdan uyandırdı? Eyvahlar olsun, diyecekler; demek Rahmân’ın vaadettiği şey buymuş; meğer Elçiler doğru söylemiş!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Eyvah bize! Kim bizi yerimizden yeniden diriltti? Bu, Rahmân’ın vaad ettiği şeydir. Gönderilmiş (Rasûl)ler doğru söylemiş” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kimileri: " Kahretsin! kim bizi uykumuzdan uyandırdı? " derken, etraftan: " Sevgili Tanrı'nın söz ettiği bu olmalı. Demek elçiler doğru söylüyormuş " diyenler olur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte o zaman: “Eyvah! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? Bu gün Rahman’ın hesap için söz verdiği gündür. Resuller gerçekten doğru söylemiş!” derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Müşrikler) “Ah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırıp (uyandırdı)? Bu, [*] Rahmân’ın vadettiği (gün)dür; (demek ki) elçiler gerçeği söylemiş!” diyecekler.
Buradaki [hâzâ] kelimesi hem kendinden önceki tamlamayla hem de kendinden sonraki cümleyle ilişkili bir konumda olduğu için [markadinâ] ve [hâzâ] ifadeleri arasında [sekte] vardır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(İşte o zaman): “Vay bizim halimize, kabirlerimizden bizi kim kaldırdı?” ¹derler. (Onlara): “Bu Rahman (olan Allah)’ın vadettiği şeydir, Peygamberler (size) doğru söylemişlerdi.” denilir.
1 Bu âyetten kâfirlerin kabir azabının, kıyamet dehşetinden daha hafif olacağı anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Eyvah!” diyecekler, “Kim bizi [ölüm] uykumuzdan uyandırdı?” [Bunun üzerine onlara şöyle denecek:] “İşte Rahmân’ın vaad ettiği budur! Demek ki O’nun elçileri doğru söylemişlerdi!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– İşte o zaman “Eyvahlar olsun bize, kim kaldırdı bizi kabirlerimizden?” Onlara şöyle karşılık verilecek “İşte bu Rahman’ın vaat ettiği şeydir!” Zaten elçiler hep doğruyu söylemişlerdi. 11/7, 34/7-8
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Eyvah! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı?”[³⁹⁶²] diyecek (ve cevabı kendileri verecek)ler: “Rahmân’ın vaad ettiği bu olsa gerek; demek ki gönderilen elçiler doğru söylemişler!”
[3962] Veya Hz. Ali ve İbn Abbas’ın min ba‘sina okuyuşuna dayanarak: “Dirilişimizden dolayı vay halimize!” Merkad, “uyuma yeri”, “uyunulan mekân” demektir. Sadece bu âyet bile, tarih öncesinden kalma mebzul miktardaki “höyük” ve “tümülüs”lerden de açıkça anlaşılacağı gibi, dünyanın tüm animist inanışlarının ortak akidesi olan “kabir fetişizmi”nin İslam inancına dahil edilmiş tortularından kurtulmaya yeterlidir. Kabir fetişizminin iç çelişkisini fark eden bir mü’min şu soruyu sormuştu: “Kabirde meleklerle karşılaşan biri ‘Elçiler doğru söylemiş; âhiret varmış’ der mi?” İşte mü’minin imanının konusu olan âhiret hayatına ilişkin aslı faslı olmayan spekülasyonları ‘akide’ diye insanlara sunmanın zararı budur. Âhiret, imanın konusu olan ve hakkında konuşma tekeli Allah’a ait olan bir konudur. Bu konuda mü’mine düşen edeb Allah’ın verdiği bilgiyle yetinmek ve “gaybı taşlama” anlamına gelen spekülasyonlarla, imana şaibe bulaştırmamaktır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O zaman) "Yazıklar olsun bize!.. Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman’ın va'd etmiş olduğu tekrar diriliş! Meğer (bize gönderilen) Peygamberler gerçeği bildirmişler" derler.
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler: "Vay bize, yattığımız yerden bizi kim kaldırdı? İşte Rahmân’ın va’dettiği budur ve resulleri de doğru söylemişler
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Demiş olurlar ki, «Eyvah bize! Bizi kim uyuduğumuz yerden kaldırdı? İşte bu, Rahmân'ın vaadettiğidir ve gönderilmiş olanlar, doğru söylemiş.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Eyvah bize! Kim kaldırdı bizi yatağımızdan? ” diyorlar. . . “İşte Rahmân'ın vâdi: Resuller doğru söylerler! ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler: "Vah bize, bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? İşte Rahman'ın va'dettiği şey budur. Demek peygamberler doğru söylemiş!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve: "Eyvâh bize! Bizi merkadlerimizden kim kaldırdı?" dirler. Melekler de: "Cenâb-ı Hakk'ın va'd itdiği ba's budur, rasûller sâdık oldılar" cevâbını virirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Ey vah! … Yatağımızdan bizi kim kaldırdı[*]?” diyeceklerdir. Denecek ki; “İşte Rahman’ın tehdit ettiği şey. Demek ki, elçiler doğru söylemişler.”
[*] Bu sözü kâfirler söyler. Müminlerle ilgili olarak şöyle buyrulmuştur: "Sizi çağıracağı gün, Allah'ım ne iyi yaptın! diyerek karşılık verir; dünyada pek az kaldığınızı zannedersiniz." (İsra 17/52)  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Eyvah bize, mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın tehdididir. Demek ki elçiler doğru söylemiş, derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Eyvah bize!” derler. “Kim kaldırdı bizi kabirlerimizden? İşte bu Rahmân'ın vaad ettiği şey; demek peygamberler doğru söylüyormuş!”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Kim kaldırdı bizi mezarımızdan? Rahman'ın vaat ettiği işte bu! Peygamberler doğru söylemişler."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler ya'nį kāfirler iy 'aźābumuz! kim ķopardı bizi uyķumuz yirinden?” “uşbu oldur kim va'de eyledi raḥmān daħı ŧoġru söyledi yalavaçlar.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyideler: Vay bize kim bizi durġurdı yatduġumuz yirden, diyeler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar deyəcəklər: “Vay halımıza! Bizi yatdığımız yerdən (qəbir evindən) kim qaldırdı? (Onlara belə deyiləcək: ) “Bu, Rəhmanın məxluqata buyurduğu və’ddir (qiyamət günüdür). Peyğəmbərlər doğru deyirlərmiş!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Crying: Woe upon us! Who hath raised us from our place of sleep? This is that which the Beneficent did promise, and the messengers spoke truth,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They will say: "Ah! Woe unto us! Who hath raised us up from our beds of repose?"...(3998) (A voice will say:) "This is what ((Allah)) Most Gracious had promised. And true was the word of the messengers!"
3998 The dead will rise as in a stupor, and they will be confused in the new conditions! They will gradually regain their memory and their personality. They will be reminded that Allah in His grace and mercy had already announced the Hereafter in their probationary lives, and the word of Allah's messengers, which then seemed so strange and remote, was true and was now being fulfilled!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُوا
dediler
يَا وَيْلَنَا
yazıklar olsun bize
مَنْ
kim
بَعَثَنَا
bizi kaldırdı
مِنْ مَرْقَدِنَاۢسكته
yattığımız yerden
هٰذَا
bu
مَا
o şey-dir ki
وَعَدَ
vaad etti
الرَّحْمٰنُ
Rahmân
وَصَدَقَ
ve doğru söylemiş
الْمُرْسَلُونَ
resuller
(İşte o zaman) Derler ki: "Yazıklar olsun bize! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vaad ettiği şeydir. Demek ki (bize gelen) resuller doğruyu söylemişler."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
وَيْل
İsim
وَيْل
Yazıklar olsun, yuh olsun, vay hâline
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَرْقَد
İsim
ر ق د
Yatılan yer
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
رَحْمٰن
İsim
ر ح م
Rahmân (Allah'ın esması, ismidir. Rahmeti herkesi ve her şeyi kuşatan demektir)
صَدَقَ
Fiil-I
ص د ق
Sözüne sadık oldu, doğru söyledi, yerine getirdi, sadakat gösterdi, gerçekleştirdi, sadık kaldı, tasdik etti
مُرْسَل
Edilgen fiil-IV
ر س ل
Resuller, gönderilenler, elçiler