close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yâsîn Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve yekûlûne metâ hâżâ-lva’du in kuntum sâdikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve derler ki: Bu vait, ne vakit yerine gelecek doğru söylüyorsanız?
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Sürekli) "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azap) ne zamanmış?" diyerek (kâfirler kendilerini avutagelmektedir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve şöyle devam ederler: “Ölüm, ölümden sonra dirilme, hesap, kitap Allah'ın gerçekleşecek vaadi imiş. Eğer ciddi iseniz, söyleyin bakalım, ne zamanmış bu va'dedilenler?”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit, bu nihaî yargı ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Eğer doğru söyleyenlerseniz bu vaad ne zamandır?" diyorlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve derler ki: 'Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azab) ne zamanmış?'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Yine Mekke kâfirleri şöyle) diyorlar: “- Bu kıyametin vaadi ne zaman, eğer doğru söyleyenlerseniz?”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve derler: İyiliklerin karşılıklarının verileceği bu Ahiret günü va’di ne zaman gerçekleşecek; eğer bu iddianızda doğru iseniz?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, “Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu vaad ettiğiniz kıyamet ne zaman kopacaktır?” derler.
Besim Atalay
swap_vert close
Yine onlar diyorlar ki: «Eğer siz gerçekseniz? Nerededir işbu vait?»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bir de şöyle) derler: “Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit (yeniden dirilme ve yargılanma) ne zaman gerçekleşecek?”
Cemil Said
swap_vert close
47,48. "Allâh’ın ihsân itdiği erzâkdan fukarâya sadaka viriniz" dinildiği zamân "Allâh’ın ister ise i’âşe idebileceğini biz mi i’âşe ideceğiz? Siz âşikâr dalâletdesiniz. Allâh’ın va’adleri ne vakit infâz olunacak sözünüzde sâdık iseniz söyleyiniz" diyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?” diyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve şöyle derler: “Şayet gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit hani ne zaman gerçekleşecek?”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Aynı zamanda, "Doğru sözlü iseniz o söz ne zaman gerçekleşecek?" diye meydan okurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve ne zaman bu va'd, doğru iseniz? diyorlar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar, “Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu vadettiğiniz (kıyamet, yeniden diriliş ve azap) ne zaman gerçekleşecek?” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Madem doğru söyleyenlerseniz, bu vaat¹ ne zaman?”² derler.
1- Tehdit edildiğimiz şey; cezalandırma. 2- Alayımsı bir şekilde.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Siz doğru söyleyenlerseniz bu tehdîd (in tehakkuku) ne zaman (söyleyin)?» derler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem, “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va'd (edilen kıyâmet) ne zaman?” diyorlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Hem (alayımsı bir şekilde), ‘’Eğer (iddianızda) doğru kimseler iseniz, bu va’d (edilen kıyamet) ne zaman?’’ diyorlar. *
(*) Buradaki soru, gerçekten öğrenmeye yönelik bir soru değil, bu hem şişmiş bir egonun yönlendirdiği inkâr, azgınlık ve isyan barındıran bir karşı çıkıştır, hem de alayımsı bir tavırdır. Buradaki vaad, ilahi mesajları insanlara iletmekle görevlendirilmiş bulunan elçilerin her kavmi uyardığı ölüm ve sonrasındaki hesap günüdür.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar “Bu vaat (kıyamet) ne zaman olacak? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz (söyleyin)” derler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yine derler: "Sizler doğru sözlü kimselerseniz, hani o sözünü ettiğiniz azap günü?"
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar «— Sözünüzde gerçekseniz bu kıyamet vaadi ne zaman olacak» derler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Eğer doğru sözlü kimseler iseniz bu vaat ne zamandır?” derler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ve derler ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz bu vaat (etmekte olduğunuz azap da) ne zamandır?”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Dahası, inkârlarının azgınlığıyla şımarıkça derler ki: “Yok biz ölümden sonra diriltilecekmişiz, yok hesap-kitap varmış, ne saçmalık! Eğer dedikleriniz doğru ise, söyleyin bakalım, bu yeniden dirilme ve yargılanma vaadi ne zaman gerçekleşecek?”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Eğer sadık / doğru söyleyen iseniz, bu Vaad ne zaman?” diyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şimdi de: " Madem samimisiniz, şu kıyamet olayı ne zaman " derlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“Gerçekten doğru söylüyorsanız; tehdit ettiğiniz azap ne zaman gerçekleşecektir haydi söyleyin!” Derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
“Doğruysanız o vaat (Son Saat) ne zamanmış!” derler. [*]
Benzer mesajlar: Yûnus 10:48; Enbiyâ 21:38; Neml 27:71; Secde 32:28; Sebe’ 34:29; Zâriyât 51:12; Mülk 67:25; Kıyâmet 75:6.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve (bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız (şu tehdit edip durduğunuz) azap ne zaman gerçekleşecek.” ¹ diyorlar.
1 Kâfirlerin bu sözleri azaba gerçekten inandıklarından değil, azabı inkârlarından dolayıdır. Aynı âyet için Bk. (Yûnus: 48, Enbiyâ: 38, Neml: 71, Sebe’: 29, Mülk: 25)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve şöyle devam ederler: “Bu [yeniden dirilme] vaadi ne zaman gerçekleşecek? Eğer doğru söylüyorsanız [buna cevap verin!]”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir de; “Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdit edip durduğunuz şu azap ne zaman gelecek?” derler. 6/57-58, 18/55...59
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de derler ki: “Eğer sözünüze sadıksanız söyleyin bakalım şu vaad ettiğiniz (Son Saat) ne zaman gerçekleşecek?”
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Nitekim ayetlerimizde azap ile tehdit edildiklerinde) Onlar: "Eğer gerçekten doğru sözlü kimselerseniz, o tehdit ne zaman?” (söyleyin bakalım) diye alay ederler.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve derler ki: "Bu (bizi tehdid ettiğiniz) vaad ne zaman? Eğer doğru kimseler iseniz (" söyleyin bakalım)...
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve derler ki: «O vaad ne zaman, eğer siz sâdıklar oldunuz iseniz?»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ve yine derler ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bizi tehdid ettiğiniz bu mezarlardan kalkma ne zaman?
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Eğer sâdık iseniz bize haber virin, bu va'd itdiğiniz kıyâmet ne vakit gelecekdir?" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“(Söyleyin bakalım), o tehdit ne zamanmış? Eğer doğru kimselerseniz.” derler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman yerine gelecek? derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bir de “Eğer doğru iseniz bu vaad ettiğiniz şey ne zaman?” diyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir de şöyle derler: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bu tehdit ne zaman?"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eydürler “ķaçandur uşbu va'de ya'nį ķıyāmet eger olduñuz ise girçekler?”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eydürler: Ne vaḳt olur bu va‘de, ya‘nī ḳıyāmet? Eger girçekler‐iseñüz,dirler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar: “Əgər doğru söyləyirsinizsə, (bir xəbər verin görək) bu və’d (qiyamət günü) nə vaxt yerinə yetəcək?” – deyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they say: When will this promise be fulfilled, if ye are truthful?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Further, they say, "When will this promise (come to pass),(3996) if what ye say is true?"
3996 In addition to the arrogance and blasphemy referred to in the last note, they not only refuse Faith, but they taunt the men of Faith as if the men of Faith were dealing in falsehood: "If there is a Hereafter, tell us when it will be!" The answer is: "It will come sooner than you expect; you will yet be disputing about things of Faith and neglecting your opportunities in Life, when the Hour will sound, and you will have not time even to make your disposition in this life: you will be cut off from everyone whom you thought to be near and dear to you, or able to help you!"  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَيَقُولُونَ
ve derler
مَتٰى
ne za-man
هٰذَا
bu
الْوَعْدُ
vaad
اِنْ
eğer
كُنْتُمْ
iseniz
صَادِق۪ينَ
doğru sözlü kimseler
"Eğer doğru söyleyenlerden iseniz (söyleyin bakalım) bu vaad (ettiğiniz kıyamet) ne zaman (gerçekleşecek)?" derler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَتٰى
Soru eki
مَتٰى
Ne zaman
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
وَعْد
İsim
و ع د
Vaad, söz
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
صَادِق
Etken fiil
ص د ق
Doğru söyleyen, sadakat gösteren, sadık