‘’(Bana gelince,) hem ben, ne diye beni de (sizi de akıl, düşünme, karar verme, analiz yapma ve özgür bir irade sahibi olmak gibi diğer canlı türlerinden ayıran özelliklerle donatıp) yaratmış olan (Allah)a kulluk etmeyeyim? Oysa (eninde sonunda bütün insanlar gibi) siz de (yaptıklarınızın hesabını vermek üzere) yalnızca O’na döndürüleceksiniz.”*
(*) Not: Onlar bu imanlı adama itiraz ederek «Sen de onların dininde misin?» diye sormakla o da onlara böyle cevap veriyor. (الله اعلم) Fetara; içinde gizleneni ortaya çıkarmak için yarıp açmak, meydana getirmek yaratmak manalarına gelmektedir… Fıtrat, dolaylı manada yaratılış anlamına gelen bir kelimedir ve aynı köktendir. Kur’an insanın fıtrat üzerine yaratıldığını söyler. Buna göre Allah’ın, insanı üzerinde yarattığı fıtrat yaratıştan her insanın potansiyel olarak özüne yerleştirdiği hakikate olan eğilimdir. Bu potansiyel ve eğilim doğru ortamda çatlayıp filiz veren bir tohuma benzer. Resuller ve fıtrata uygun vahiy bu ortamı sağlamaktadır. Râzî bu âyette geçen “fetaranî” kelimesini “Beni fıtrat üzerine kıldı.“manasında olabileceğini söylemiştir. Rum- 30. ayeti de bu noktayı şöyle işaret eder: “O hâlde sen, yüzünü bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak Allah’ın insanın özüne nakşettiği fıtrata çevir; (ki) Allah’ın yarattığında bir değişme olmasın’’(Kurandan Hayata)