SEN EY insanoğlu! ¹
1 Bazı klasik müfessirler, bu surenin başındaki y-s harflerinin (yâ-sîn şeklinde okunur), Kur’an surelerinin bir çoğunun başındaki esrarlı harf-semboller (el-mukatta‘ât) kategorisine girdiği (bkz. Ek II) görüşünü savunurken, Abdullah b. ‘Abbâs, bu harflerin aslında iki farklı kelimeyi, yani nidâ edatı olan Yâ (“Ey”) ile Tayy kabilesi lehçesinde insan ile eş anlamlı kullanılan sîn kelimesini temsil ettiğini, dolayısıyla, 20. suredeki tâ-hâ hecelerine benzer şekilde, yâ-sîn’in “Sen ey insanoğlu” anlamına geldiğini ifade eder. Bu yorum, ‘İkrime, Dehhâk, Hasan Basrî, Sa‘îd b. Cubeyr ve diğer bazı ilk dönem Kur’an müfessirleri tarafından da benimsenmiştir (bkz. Taberî, Beğavî, Zemahşerî, Beydâvî, İbni Kesîr vb.). Zemahşerî’ye göre Tayy kabilesinin hitaplarda kullandığı sîn hecesi, insan’ın tasğîr (küçültme) hali olan uneysîn’in kısaltılmış şeklidir. (Burada, klasik Arapça’da küçültme halinin, genelde sevgi ve şefkat ifade ettiğini unutmamalıyız: sözgelimi, yâ buneyye hitabı, “Ey benim küçük oğlum” anlamından çok, yaşı ne olursa olsun, “Ey benim sevgili oğlum” anlamına gelir). Sonuç olarak yâ-sîn kelimelerinin, surenin devamında açıkça muhatab alınan Allah’ın Elçisi Muhammed (s)’i kasdettiği ve -Kur’an’ın sıkça yaptığı gibi- o’nun ve yakın arkadaşlarının beşer olma özelliklerini vurgulamayı amaçladığı söylenebilir.