close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Vâkıa Sûresi 95. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnne hâżâ lehuve hakku-lyakîn(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki bu, haktır, gerçeğin ta kendisidir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Muhakkak bu, kesinliğinden şüphe edilmeyen bir gerçektir. (Hakke’l-yakin bir hakikattır, mutlak adaletin yerini bulacağı ahiret kaçınılmazdır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte tüm bu söylenenler doğru ve kesin gerçektir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu sûrede sana vahyedilenler, kesinkes doğru bilgilerdir, gerçeklerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Şüphe yok ki, kesin gerçek işte budur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir (Hakku'l-Yakin).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte budur şübhe götürmiyen gerçek.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu söz izan ve imandan gelen bir gerçek ve haktır.(*)
(*) Nesefi.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
95,96. Şüphesiz bu anlatılanlar kesin gerçeklerdir. Artık Yüce Rabbinin adını övgüyle an![606]
[606] Vâkı’a sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 559-560.  
Besim Atalay
swap_vert close
İşte, yakın hak budur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
Cemil Said
swap_vert close
Bu yakînen görilür bir hakîkatdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Doğrusu kesin gerçek budur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şüphesiz bu, kesin gerçektir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şüphesiz bu kesin gerçeğin ta kendisidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Mutlak gerçek budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kesin gerçek budur işte.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte budur hakikat hakkulyakîn
Emrah Demiryent
swap_vert close
Şüphesiz bu (bildirdiklerimiz) haktır, gerçeğin ta kendisidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Kuşkusuz bu bildirdiklerimiz kesin olarak gerçektir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Şübhesiz ki bu elbette kat'î bilgi (veren) hakıykatın ta kendisidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhe yok ki bu, kat'î gerçeğin ta kendisidir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
95, 96. Şüphesiz bu (anlatılanlar) kesin gerçeklerdir. Öyleyse yüce Rabbinin adını (her türlü eksiklikten ve ortaktan) uzak tut. *
(*) Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratan’ın tüm nitelikleriyle tanınması ve dillendirilmesi, tanıtılması demektir  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Size anlatılan) Bu haberler, olmasında şüphe olmayan, kesin gerçeklerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İste bu en kesin, en kandırıcı bilginin kendisidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu beyan, şüphesiz doğru ve dürüsttür [⁷].
[7] Şüphesi yok, kat'î bir hakikattir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Muhakkak ki Bu (Kur’an), elbette kesin gerçeğin [hakku’l-yakîn] tâ kendisidir.¹¹
11 Kur’an’ın kesin gerçeğin tâ kendisi olduğu, Fâtiha’dan hemen sonra, Bakara, 2/2’de vurgulanmıştır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hiç şüphesiz bu, kesin bilgi ifade eden bir gerçektir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İşte ey insanoğlu, hiç şüphesiz bütün bu haber verilenler, tartışmasız bir gerçektir!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bu, elbette “hakk ül-Yakîn”dir / Kesin gerçek’tir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
95,96. Gerçekle yüz yüze gelmek budur.// Artık yüce Rabb'inin adını saygı ile yad et.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İşte herkesin bilmesi gereken gerçek budur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte bu, gerçeğin ta kendisidir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Şüphesiz (âhirette) yaşanacak kesin gerçek, işte budur.
Muhammed Esed
swap_vert close
Kuşkusuz bu, hakikatlerin hakikatidir! ³²
32 Lafzen, “kesin bir hakikat”, yani hiç değişmeyen/şaşmayan bir hakikat. Yukarıdaki cümledeki “bu” zamiri yalnızca yeniden dirilmenin ve ölümden sonraki hayatın bildirilmesi ile değil, aynı zamanda -ve öncelikle- insanın Allah’a kesin bağlılığı ile ilgilidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bütün bu anlatılanlar şüphe götürmez gerçeklerdir. 10/54.56
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hiç şüphe yok ki bu, işte budur kesin gerçek:
Orhan Kuntman
swap_vert close
Şüphe yok ki bu (haber) gerçeğin ta kendisidir.
(Ey Muhammed, bu haberi de yalan sayıp şirk ve küfürde direnenleri kendi hallerine terk et. Onları ne kadar uyarsan imana gelmezler)  
Osman Fırat
swap_vert close
Şüphesiz kesin gerçek budur işte.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Şüphe yok ki bu, elbette bu, (verilen haberler) dosdoğru bir hakikattır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte, hakkında hiç şüphe olmayan gerçek budur!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kesin gerçek budur işte.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İşbu bâlâdaki beyân olunan şeyler kat'î hakîkatdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bütün bunlar, doğruluğu kesin olan bilgilerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bu kesin ve kuşkusuz gerçeğin tâ kendisidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte budur, o tartışmasız, o kesin gerçek!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ uşbudur ŧoġrusı gümānsuz.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ uşbu doġrusıdur gümānsuz ḫaberüñ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Şübhəsiz ki, bu, təkzibolunmaz həqiqətdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Lo! this is certain truth.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Verily, this is the Very Truth and Certainly.(5272)
5272 "The assurance of the Hereafter" is one of the strongest features of Faith. For without it the apparent inequalities and injustices of this Life cannot be satisfactorily explained.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّ
muhak-kak
هٰذَا
bu
لَهُوَ
elbet odur
حَقُّ
hak olan
الْيَق۪ينِۚ
kesin gerçek
Muhakkak ki bu (kıyamet günü hakkında anlatılanlar), hak olan kesin (bir) gerçektir.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
لَهُوَ
Zamir
لَهُوَ
Elbette o, andolsun ki o, işte o, muhakkak o
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
يَقِين
İsim
ي ق ن
Kesin olan, yakîn, doğru