Sonra da onu aşağıların en aşağısı¹ kıldık.²
1 Yani, bir zaman sonra, “o en güzel biçimde yaratılan insanı” aşağıların en aşağısına çevirip döndürdük. Yahut “Sefillerin en sefili yaptık.” Yahut “o güzel biçimden döndürüp de maddî ve manevî olarak kötülenmiş en sefil bir halde cehenneme veya cehennemin en aşağı tabakasına doğru ittik.” Temizlik yerine eğrilik, güzellik yerine çirkinlik, sıhhat yerine hastalık, gençlik yerine ihtiyarlık, akıl ve bilgi yerine bunaklık ve cahillik, çalışma ve gayret yerine tembellik, bolluk yerine darlık, güçlük yerine zelillik dönemine, ondan hayata karşılık ölüme, çürüyüp kokmaya, ondan kıyamette, dünyaya karşılık cehenneme veya cehennemin en alt tabakasına doğru ittik. (Elmalılı)2 Esasen 5. ve 6. ayetlerin anlamı, istisnadan dolayı beraber düşünülmesi gerekir. Bu durumda iki ayetin toplu manası: “Şüphesiz kendilerine hesapsız bir mükâfat verilecek olan, (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar dışındaki (kâfir)leri de aşağıların en aşağısı kıldık.” şeklinde olur. Bu durumdan ise, insanlardan iman etmeyenlerin iradesine ve yaşayışına bir müdahale anlaşılamaz. İmansızlıklarından dolayı “aşağıların en aşağısı” kılındıkları anlaşılır. Zaten bu kimselerin hayatlarına ve yaşayışlarına bakılırsa bu iki ayetin tezahürü açıkça görülür.