close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 93. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
İnnemâ-ssebîlu ‘alâ-lleżîne yeste/żinûneke vehum aġniyâ/(u)(c) radû bi-en yekûnû me’a-lḣavâlifi vetabe’a(A)llâhu ‘alâ kulûbihim fehum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Suçlu sayılanlar, ancak zengin oldukları halde gelip senden izin isteyenlerdir. Onlar, geri kalanlarla kalmaya razı olmuşlardır ve Allah, kalplerini mühürlemiştir, fakat anlamaz onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ancak yol (suç ve sorumluluk), kesinlikle o kimseler aleyhinedir ki; zengin (ve sağlıklı) oldukları halde (cihada katılmamak ve kaytarmak için) Senden izin isteyip (bahane uydururlar) ve bunlar (riskten ve zahmetten kaçıp) geride kalanlar (kadınlar ve sakatlar)la birlikte bulunmaya razı olurlar. Allah, onların kalplerine mühür basmıştır, bundan dolayı da artık onlar bilmeyen (ve akıl erdirmeyen kimseler olup kalmışlardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yalnızca savaşa katılmak için, her bakımdan müsait ve varlıklı oldukları halde, senden katılmamak yönünde izin isteyenler, haklı olarak kınanıp sorumlu tutulabilir. Böyleleri geri kalanlarla birlikte oturup kalmaya razı oldular. Allah da bu yüzden, onların kalplerini mühürledi. Öyle ki, artık ne yaptıklarını ve sonlarının ne olacağını bilmiyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sorumluluk, ancak zengin oldukları halde, senden izin isteyenleredir. Onlar, savaşa giden orduya katılmayan, dışlanmış aşağılık bozguncularla birlikte kalmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirdi.. Artık onlar doğruyu da, menfaatlerini de bilemezler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ancak zengin oldukları halde senden izin isteyen ve geride kalanlarla birlikte olmaya razı olanların aleyhlerine yol vardır. Allah onların kalplerini mühürlemiştir; artık onlar anlamazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Muahazeye yol, ancak o kimseleredir ki, zengin oldukları halde, savaştan geri kalmak için senden izin isterler. Bunlar, kadınlarla beraber olmağa razı oldular. Allah da kalblerini mühürledi. Artık başlarına gelecek felâketi bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Asıl günah ve sorumluluk, zengin oldukları halde senden izin isteyenler üzerinedir. Çoluk çocuk ile beraber kalmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Fakat onlar bunu bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sorumluluk sadece, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi; artık onlar neyin doğru olduğunu bilemezler.
Besim Atalay
swap_vert close
Zengin oldukları halde senden izin istiyenler yerinilirler, geride kalanlarla bir olmak istediler, Allah da onların gönüllerin damgaladı, imdi onlar bilmiyorlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde (sefere katılmamak için) senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (güçsüz, kadın ve çocuk)larla beraber olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Öyle ki, artık onlar ne yaptıklarını dahi bilmiyorlar.
“Zengin oldukları halde, (sefere katılmamak için) senden izin isteyen” ifadesi; malî yeterlilik yanında bedeni elverişliliği ve sağlığı da kapsamaktadır. Dolaysıyla burada, hem bedenî yeterlik ve sağlık olarak sefere katılmak konusunda müşkül durumda bulunmayanlar, hem de maddi gücüyle kendi silah, teçhizat ve bineğini sağlayabilecek durumda olduğu halde sefere katılmak istemeyenler şiddetle kınanmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ağniyâdan oldukları halde geride kalanlar nisâ ve sıbyân ile birlikde kalmağı tercîh idüb senden müsâ’ade taleb idenlerin kalbleri mühürlenmişdir, bir şey bilmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sorumluluk sadece imkânları müsait olduğu halde senden izin isteyenler için vardır. Onlar geride kalanlarla beraber olmayı yeğlediler; Allah da onların kalplerini mühürledi; artık doğruyu bilemezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya râzı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar (neyin doğru olduğunu) bilmezler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yalnız, zengin oldukları halde senden izin isteyenler kınanabilir. Geride kalanlarla birlikte olmayı istediler, ALLAH da kalplerini damgaladı. Bunun için bilmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini mühürledi. Onlar, artık başlarına geleceği bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Muahazeye yol ancak o kimseleredir ki zengin oldukları halde kalmak için senden izin isterler, bunlar kadınlarla beraber olmağa razı oldular, Allah da kalplerini tabetti, de artık başlarına geleceği bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ancak zengin oldukları hâlde (kalplerindeki nifaktan dolayı cihada katılmamak için) senden izin isteyenler kınanır. Onlar, geri kalan (kadın ve çocuk) larla beraber olmaya razı oldular. Allah da (cüz’î irâdeleriyle, kendilerinin tercih etmiş olduğu sapkınlık üzere bırakarak) onların kalplerini (manen) mühürledi. Artık onlar, (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe, hakkı/hakikati) bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ancak imkânları olduğu halde senden izin isteyenler kınanmalıdır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı istediler. Allah da onların kalplerini mühürledi. Bu yüzden artık onlar yaptıkları yanlışı idrak etmezler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Muâhazeye) yol ancak o kimselerdir ki zengin oldukları halde (yurdlarında kalmak için) senden izin isterler. Bunlar geri kalanlarla beraber olmıya rızaa gösterdiler. Allah da kalblerini mühürledi. Artık onlar (âkıbetlerindeki acılığı) bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Aleyhlerine) yol, ancak kendileri zengin kimseler oldukları hâlde (sırf cihâda gitmemek için) senden izin isteyenleredir. (Onlar) geride kalan (kadın)larla berâber olmaya râzı oldular; Allah da (isyanlarındaki inadları sebebiyle) onların kalblerini mühürledi; artık onlar (hakkı) bilmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Sorumluluk ancak, yeterli varlık sahibi olduğu hâlde (sefere katılmamak için) senden izin isteyen kimseler için geçerlidir. Onlar geri kalanlarla birlikte bulunmayı içlerine sindirdiler, Allah da kalbleri (akıl, idrak, duygu, düşünce ve karar verme gibi fonksiyonları gerçekleştiren beyinleri) üzerine (sorumlu olduklarına dair manevi) bir işaret koydu. Artık onlar (yaptıkları yüzünden başlarına gelecekleri) bilmezler. *
(*) “Yeterli varlık sahibi olduğu hâlde (sefere katılmamak için) senden izin isteyen” ifadesi; malî yeterlilik yanında bedeni elverişliliği ve sağlığı da kapsamaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ancak zengin ve güçlü oldukları halde, senden izin isteyerek geride kalanlarla birlikte oturmaya razı olanlar için yol (sorumluluk) vardır. Böylelerinin Allah kalplerini kapatmış, bundan sonra sorumluluklarını bilmezler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Doğrusu kınanacak olanlar o kimseler ki zengindirler, yine de geride kalanlarla kalmayı uygun bulmuşlardır, gelip senden uygun istemişlerdir, Allah onların yüreklerini körletmiştir. Artık onlar bilemezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İtap yolu ancak zengin oldukları halde senden izin isteyenlere düşer. Onlar geri kalanlarla beraber bulunmaya râzı oldular. Allah kalplerine gaflet mühürü vurmuştur, artık onlar bilmezler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sorumluluk [sebîl] ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar geride kalanlarla/kadınlarla bulunmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sadece imkân sahibi oldukları halde senden izin isteyen ve geride kalanlarla bulunmaya razı olanlar aleyhine (kınanma ve cezalandırılma için) yol vardır. Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı da onlar bilmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sorumluluk ancak, savaşa çıkabilecek kadar güçlü ve zengin oldukları hâlde, görevden kaçmak için senden izin isteyen kimseleredir. Çünkü onlar, Allah yolunda kahramanca savaşarak O’nun hoşnutluğunu kazanmak yerine, geride kalan kadınlarla oturmayı tercih ettiler, bu yüzden Allah da kalplerini mühürledi; artık, kendilerini nasıl bir felâketin beklediğini de bilemezler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yol ancak zengin oldukları halde senden izin isteyenlerin aleyhinedir. Geride Kalanlar’la birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalblerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Savaşa katılmamak için senden izin talep etmenin bir yolu da zenginliktir. Onlar geride yaşlı kadınlarla oturmaya çoktan razıdırlar. Allah onların da ferasetini köreltmiştir. Bu yüzden, ileriyi göremiyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sorumluluk ancak zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla birlikte olmaya razı oldular. Allah da yaptıklarından dolayı kalplerindeki inkârı olduğu gibi kabul ederek mühürledi. Artık onlar başlarına ne geleceğini bilemezler. Gerçeklerin de farkında değillerdir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sorumluluk sadece zengin oldukları hâlde senden izin isteyenlerin üzerinedir. (Çünkü) onlar geride kalan kadınlarla birlikte olmaya razı oldular. (Bu nedenle) Allah da onların kalplerini mühürlemiştir; artık (gerçeği) bilemezler.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ancak zengin oldukları halde, geri kalmak için senden izin isteyip, oturan (kadın ve çocuklarla) beraber olmayı tercih ettiklerinden dolayı Allah’ın kalplerini mühürledikleri kimseler kınanır. Onlar artık (başlarına ne geleceğini) bilmiyorlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Yalnızca, [savaşa katılmak için] her bakımdan müsait ve varlıklı oldukları halde senden [katılmamak yönünde] izin isteyenler ¹²⁶ haklı olarak kınanıp sorumlu tutulabilir. Böyleleri evde kalanlarla birlikte oturmayı yeğlediler; Allah da bu yüzden onların kalplerini mühürledi; öyle ki, artık [ne yaptıklarını] bilmiyorlar.
126 Lafzen, “zengin oldukları halde, senden [sefere katılmamak hususunda] izin isteyen”. Ğanî terimi, “zengin olan kimse”, yahut “ihtiyaçtan azade olan” ya da “kendine yeterli” anlamına geliyor; bu anlam örgüsü içinde malî yeterlilik yanında bedenî elverişliliği de ifade ettiği açıktır. Demek ki, burada hem bedenî yeterlik olarak sefere katılmakta bir engeli bulunmayanlar, hem de parasal gücüyle kendi silah, teçhizat ve bineğini sağlayabilecek durumda olduğu halde sefer dışı kalmak isteyenler sözkonusudur (karş. yukarıda 86-87. ayetler).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu hususta sorumluluk ancak, varlıklı oldukları halde savaşa katılmamak için türlü bahaneler uydurarak senden izin isteyenleredir. Onlar geride kalanlarla beraber olmaktan hoşnut oldular ve böylece, Allah’ın emirlerine kalplerini kapattıkları için anlayamazlar. 3/167, 9/42- 81- 86, 33/9...20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Sorumluluk ancak, yeterli varlık sahibi olduğu halde senden izin isteyen kimseler için geçerlidir. Onlar geri kalan kadınlarla birlikte bulunmaya razı oldular, Allah da onların kalplerine mühür vurdu: öyle ki, artık onlar ne yaptıklarını dahi bilmiyorlar.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kınanacak olanlar ancak o kimselerdir ki, zengin oldukları halde senden izin isterler, (özürleri olmadığı halde) geride kalanlarla (çoluk çocuk ile) beraber olmayı (Allah yolunda cihada) tercih ederler. Allah da (küfür ve nifakta direndikleri için) onların kalplerini mühürledi. (Onlar artık tevbe bağışlanma dileğinden yoksun kalmışlardır, ne kadar uyarılsalar bu öğütlerin kendileri için hayırlı olduğunun) Şuuruna varamazlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Ancak şu kimselerin aleyhlerine yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak için) senden izin isteyip, geri kalanlarla beraber kalmaya râzı oldular. Allâh da onların kalblerini mühürledi; artık onlar bilmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ancak muaheze yolu o kimseler üzerinedir ki, onlar zengin kimseler oldukları halde senden izin isterler, geriye kalanlar ile beraber olmaya razı olmuş bulunurlar. Allah Teâlâ da onların kalpleri üzerini mühürlemiştir. Artık onlar bilmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ayıplamak gerekirse, zengin ve imkânlı olmalarına rağmen savaşa katılmamak için bahaneler ileri sürenler ayıplanmalıdır. İşte onlar geride kalan güçsüz kadınlarla beraber kalmaya razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi. Artık onlar işlerin gerçek mahiyetini bilemezler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ancak şu kimselerin kınanmasına yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak için) senden izin isterler. Geri kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi; artık onlar bilmezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ancak 'itâb, melâmet ve mes'ûliyet zengîn oldukları halde geri kalmak içün senden izin isteyenleredir. Onlar geri kalanlar ile berâber olmağa razı oldılar. Allâh onların kalbleri üzerine gaflet mühri urmuşdur. (Cihâd ve gazâdaki fazîleti ve geri kalmadaki 'azâbı) bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sorumlu tutulacak olanlar, imkânları olduğu halde senden izin isteyenlerdir. Muhaliflerle birlikte kalmak bunların hoşuna gitmişti. Allah bunların kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturdu; artık bilemezler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalanlarla beraber bulunmaya razı olanlara ve Allah, kalplerini mühürlemiş olduğu için anlamayanlaradır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kınanacak olanlar, zengin oldukları halde senden izin isteyenlerdir. Onlar, geride kalanlarla beraber bulunmaktan hoşnut olmuşlardır. Onun için de Allah onların kalplerini mühürlemiştir; artık birşey bilemezler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ancak şu kimseler aleyhine yol vardır: Zengin oldukları halde senden izin isterler. Arkada kalan kadınlarla beraber oturmaya razı olmuştur bunlar. Ve Allah, kalplerine mühür basmıştır, artık bilemezler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ yol anlaruñ üzeredür kim destūr dilediler saña anlar baylar iken. ħoşnūd oldılar kim olalar ya'nį 'avrat oġlan-ıla. daħı mühr urdı Tañrı göñülleri üzere pes anlar bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yazuḳ yoḳdur illā ol kişiler üstine ki destūr isterler senden, özleri baylar‐iken rāżī oldular ki ‘avratlar oġlanlar bile olalar. Mühr urdı Tañrı Ta‘ālāyürekleri üstine pes anlar bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ancaq varlı olduqları halda (döyüşə getməmək üçün) səndən izin istəyənlər məzəmmətə layiqdirlər. Onlar (cihada getməyib) arxada qalanlarla (qadınlar və uşaqlarla) bir yerdə qalmağa razı oldular. Allah onların ürəklərini (qazandıqları günaha görə) möhürləmişdir. Buna görə də onlar (başlarına gələcək müsibəti) bilməzlər!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The road (of blame) is only against those who ask for leave of thee (to stay at home) when they are rich. They are content to be with the useless. Allah hath sealed their hearts so that they know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The ground (of complaint) is against such as claim exemption while they are rich. They prefer to stay with the (women) who remain behind: Allah hath sealed their hearts; so they know not (What they miss)(1345).
1345 Cf. 9:87, where similar phrases are used for similar shirking of duty by townsfolk, while here we are considering the desert folk. It is not only a duty, but a precious privilege, to serve a great Cause by personal self-sacrifice. Those who shirk such an opportunity know not what they miss.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اِنَّمَا
ancak
السَّب۪يلُ
yol
عَلَى
aleyhi- nedir
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
يَسْتَاْذِنُونَكَ
senden izin istiyorlar
وَهُمْ
kendile- ri iken
اَغْنِيَٓاءُۚ
zenginler
رَضُوا
razı oldular
بِاَنْ يَكُونُوا
olmalarına
مَعَ
bera- ber
الْخَوَالِفِۙ
geride kalanlarla
وَطَبَعَ
ve mühür- ledi
اللّٰهُ
Allah
عَلٰى قُلُوبِهِمْ
onların kalplerini
فَهُمْ
artık onlar
لَا يَعْلَمُونَ
bilemezler
(Kınama ve ayıplamaya) Yol, ancak zengin oldukları hâlde (sefere çıkmamak için) senden izin isteyenleredir. (Çünkü) Onlar geri kalan (kadın)larla beraber oturmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar (hakkı) bil(ip idrak ed)emezler.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَـْٔذَنَ
Fiil-X
ا ذ ن
İzin istedi
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
غَنِىّ
İsim
غ ن ي
Ğaniyy (Allah'ın ismi, esmasıdır. Zengin, kerim ve her şey kendisine muhtaç olan demektir), zengin, müstağni
رَضِىَ
Fiil-I
ر ض و
Razı oldu, hoşlandı, rızaya kavuştu
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
خَوَالِف
İsim
خ ل ف
Geride kalanlar
طَبَعَ
Fiil-I
ط ب ع
Mühür vurdu, mühürledi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi