SİZİN [ey inananlar] Mescid-i Harâm’ın yakınında kendileriyle bir andlaşma yapmış olduğunuz kimselerin dışında, Allah’tan başkalarına tanrılık yakıştıranların Allah ve O’nun Elçisi’yle bir andlaşma sağlamaları ¹² nasıl mümkün olabilir ki? ¹³ [Sizin andlaşma yaptıklarınıza gelince,] onlar size karşı dürüst kaldıkları sürece siz de onlara karşı dürüst olun: çünkü, (unutmayın), Allah, yalnızca, kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyanları sever.
12 Lafzen, “Allah ve O’nun Elçisi’nin huzurunda [ya da Allah ve O’nun Elçisi’nin tanık olduğu] bir andlaşma sağlaması...” yani, Allah’a ve O’nun Elçisi’ne inanan kimselerce himaye edilmesi. Burada Allah Elçisi’ne yapılan özel atıf, o’nun Allah adına konuşuyor, Allah adına hareket ediyor olması olgusunu vurgulama amacıyladır.13 Karş. yukarıda 4. ayet. Sözü geçen “andlaşma”, H. 6. yılda, Mekke yakınlarında Hudeybiye’de Hz. Peygamber’le müşrik Kureyşliler arasında aktedilen ve kendilerine açıkça düşmanlık göstermeyen inkarcılara karşı gerçek müminlerden beklenen itidal ve hoşgörü için model teşkil eden (ve bir model olarak da kalması istenen) saldırmazlık andlaşmasıdır.