close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tevbe Sûresi 5. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-iżâ inseleḣa-l-eşhuru-lhurumu faktulû-lmuşrikîne hayśu vecedtumûhum veḣużûhum vahsurûhum vak’udû lehum kulle mersad(in)(c) fe-in tâbû veekâmû-ssalâte veâtevû-zzekâte feḣallû sebîlehum(c) inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Haram aylar çıkınca müşrikleri Nerede bulursanız öldürün, yakalayın, kuşatın, hapsedin onları, gelip geçecekleri bütün yolları tutun. Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse bırakın onları, şüphe yok ki Allah suçları örter, rahimdir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(İçinde savaşılması) Haram aylar (süre tanınmış dört ay) geçip-bitince, (hâlâ "Silm"e-barışa yanaşmayan) müşrikleri, bulduğunuz yerde öldürün (veya) onları yakalayıp tutuklayın, (ya da ablukaya alıp) kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun (ve gözetlemeye alın)… Eğer tevbe edip (Müslüman olarak) namaz kılarlarsa ve zekâtı verirlerse (onları serbest bırakın ve) yollarını açıverin. Gerçekten Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve bu ölçülere uyularak geçirilen haram aylar sona erince, Allah'tan başkalarına ilahlık yakıştıranları, nerede kıstırırsanız öldürün, esir olarak yakalayın, size düşman olan orduları, çevirip kuşatın, savaş durumunda yapılması gerekli ne varsa, herşeyi yapın, yani gözetlenebilecek her yerde bekleyip, gözetleyin onları. Ama eğer dönüp, tevbe ederlerse, tevbe ve imanlarının gereği namazı kılarlar, zekatı da verirlerse, artık yollarını serbest bırakın gitsinler. Çünkü Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın savaşı haram kıldığı aylar çıkınca, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin, bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler, isyandan vazgeçerek Allah'a itaate yönelirler, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılarlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verirlerse onları serbest bırakın. Allah çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/191; 9/29-73; 66/9; 69/9.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Haram aylar çıktıktan sonra müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutun, hapsedin ve bütün gözetleme yerlerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah bağışlayıcı, rahmet edicidir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Haram aylar (süre tanınmış dört ay) sıyrılıp-bitince (çıkınca) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları tutuklayın, kuşatın ve onların bütün geçit yerlerini kesip-tutun. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O haram olan aylar (Zilhicce, Muharrem, Safer, Rebiul'evvel) çıktığı zaman, artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün; onları yakalayıp esir edin, onları hapsedin ve onların geçit yerlerini tutun. Eğer tevbe ederler, namaz kılıp zekâtlarını verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Gerçekten Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Haram (yasak) aylar çıkınca, nerde bulursanız (o) müşrikleri öldürün, onları yakalayın, onları muhasara edin, her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe edip (imana gelirlerse) namazı doğru kılar, zekâtı verirlerse, onların yolunu boşaltın. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Haram aylar çıkınca sizinle savaşan müşrikleri bulduğunuz yerde öldürünüz; onları yakalayınız; onları hapsediniz ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyiniz. Eğer tövbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse, artık onları serbest bırakınız. Allah affedendir; merhamet edendir.[166]
[166] Haram aylar hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VIII, 195.  
Besim Atalay
swap_vert close
Savaş haram olan aylar geçince, eş koşanları, nerde bulursanız öldüresiniz, yakalayıp, kuşatın, her pusuya oturun, eğer onlar tövbe ederek namaz kılarlarsa, zekât verirlerse yollarını açınız, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Haram aylar bitince; (antlaşmaya ihanet eden ve öldürmek niyetiyle size saldıran) müşrikleri kıstırdığınız yerde katledin. Onları yakalayın, hapsedin, gelip geçecekleri bütün yolları tutun. Eğer tevbe ederler, Hakk' tan yana olduklarını davranışlarıyla gösterirler ve zekâtı verirlerse kendilerini serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Bkz.2/191, 4/91, 47/4Bu ayette, inananlara karşı öteden beri saldırı halinde bulunan ve Müslümanları yok etmek için fırsat kollayan ve onların güçsüz zamanlarını kollayan, şartlar kendi lehlerine geliştiği zaman antlaşmaları bozan müşriklere bir tehdit var. Bazı müşriklerin esir alınması ve hapsedilmesi stratejiktir. Ele geçirilen düşman askerlerinden bir kısmının daha sonra salıverilmek kaydıyla esir olarak tutulması, bilgi akışının sağlanması ve düşmanın planlarının deşifre edilmesi açısından çok önemlidir. İslam ordusunun belirlediği hedefe varması bakımından Allah, inanan kullarına bu şekilde bazı taktikler veriyor.Âyette geçen “katele” kelimesi her yerde öldürmek anlamına gelmez. Bakara Suresi’nin 2/54. âyetinde “fektulu enfuseküm” cümlesindeki “katele” fiilinin emr-i hazırı burada öldürmek anlamında kullanılmamıştır. Eğer öyle olsaydı, “kendinizi öldürün” demek olurdu ki bu doğru olmazdı. Ama ıslah edin, etkisiz hâle getirin anlamı verirsek -ki doğru olan da budur- işte o zaman manâ oturur. Yani “…içinizdeki kötülükleri öldürün (ıslah edin, etkisiz hâle getirin) …” Çünkü Hz. Musa’nın kavminin buzağıya tapmakla kendilerine büyük kötülük ettiklerini, onun için hemen Allah’a tövbe ederek içerlerindeki kötülüğü ıslah etmelerini istemiştir. Bu âyetteki “katledin” ifâdesini “etkisiz hâle getirin” olarak almak daha doğru olur. Çünkü yakalanan esirlerle ilgili aşama aşama yol gösteriliyor. Sırasıyla size zarar vermemeleri için etkisiz hâle getirin, kaçmaya fırsat vermeden yakalayın, yeniden zararlı ve etkin hale gelmemeleri için hapsedin, diğer arkadaşlarıyla tekrar irtibata geçmemeleri için bütün yolları kesin. Eğer öldürün anlamı çıksaydı bu aşamalar sıralanmazdı.  
Cemil Said
swap_vert close
Şehr-i harâm [1] geçdikden sonra müşrikleri nerede bulur iseniz katl idiniz ânları esîr idiniz, muhâsara itdiğiniz pusuda bekleyiniz fakat tevbe iderler, namâz kılarlar ve zekât virirler ise rahat bırakınız çünki Allâh gafûr ve rahîmdir.
[1] Va’de virilen dört mâh.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, esir alın, kuşatın ve onları her geçit yerinde gözetleyin. Şayet tövbe ederler, namazlarını kılarlar ve zekâtlarını verirlerse artık onları serbest bırakın. Allah yargılayıcıdır, bağışlayıcıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah yarlığayan, esirgeyendir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Kutsal aylar çıkınca, (hâlâ barışa yanaşmıyorlarsa) o putperestleri yakaladığınız yerde öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın ve her hareketlerini izleyin. Tevbe edip namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Kuran'ın izin verdiği savaş savunma amacıyladır. Şu ayetlere de bakınız: 2:167-168, 190, 192-193, 256; 4:91; 60:8-9.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O haram olan aylar çıktımı artık o bir müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, habsedin ve bütün geçid başlarını tutun, eğer tevbe ederler ve namaz kılıb zekâtı verirlerse sebillerini tahliye edin, çünkü Allah gafur, rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Harâm aylar bitince (antlaşmaya ihanet eden ve size saldıran) müşrikleri (n bir kısmını) bulduğunuz yerde öldürün. Onları (n bir kısmını da) yakalayın ve hapsedin, gelip geçecekleri bütün yolları da tutun. Şâyet (küfürden) tövbe eder, namazı kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını (kendilerini) serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Haram aylar¹ çıktığı zaman, artık “o müşrikleri” nerede bulursanız öldürün², onları yakalayıp hapsedin, bütün geçit yerlerinde onları gözetleyin. Eğer tevbe edip³, salâtı ikame eder⁴, zekâtı verirlerse5 diledikleri yolu seçsinler. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Savaşmanın haram olduğu aylar. 2- “Bulundukları yerde öldürülecek olanlar,” müşriklerin tamamı değil; “o müşrikler” denilerek, “belli olan, yanı antlaşmanın hükümlerine uymayan, antlaşmayı bozan müşriklerden” söz edilmektedir. Ki bunlar aynı zamanda Müslümanların aleyhinde düşmanlarla iş birliği yapanlardır. Bir önceki ayette, bunların kimler oldukları zikredilmektedir. Bir sonraki ayette de korunma isteyen müşriklere, korunma sağlanması ve güven içinde istedikleri yere ulaştırılmaları istenmektedir. 3- Savaşmaktan vaz geçerlerse. 4- Samimi olarak pişman olup, destek ve dayanışma içinde olurlarsa. Salat sözcüğünün, namazın yanı sıra; dua, destek, din, yardımlaşma, dayanışma, davet, kulluk, itaat ve yaradılış amacına uygun hareket etmek gibi anlamları bulunmaktadır. Salâtın hangi anlamı ifade ettiği, ancak içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından anlaşılabilir. 5- Benliklerini kötülüklerden arındırıp samimi ve dürüst olurlarsa. Buradaki zekât sözcüğü, ekonomik yardımı değil, ikiyüzlülükten arınmış olmayı ifade etmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Dokunulması) haram olan o aylar çıkdığı zaman artık o müşrikleri, onları nerede bulursanız, öldürün, onları (esîr olarak) yakalayın, onları habsedin, onların bütün geçid yerlerini tutun. Eğer tevbe ederler, (tevbelerini ve îmanlarını tasdıyk için) namaz kılarlar, zekât verirlerse yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah çor yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Fakat haram aylar çıktığı zaman, artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın ve kendilerini (kaçmalarını önleyerek) hapsedin; her gözetleme(ve geçit) yerine onlar(ı bulundukları yerden çıkartmamak) için oturun (o kavşakları tutun)! Fakat tevbe ederler, namazı hakkıyla edâ ederler ve zekâtı verirlerse, artık yollarını serbest bırakın! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Haram aylar bitince; (barış antlaşmasına ihanet eden ve öldürmek gayesiyle size saldıran) o putperestleri (saldırı anında) kıstırdığınız yerde (kendinizi korumak ve onları etkisizleştirmek amacıyla) siz de katledin. Ve (öldürmeden onlardan) esir olarak (yakalayabildiklerinizi) yakalayın ve (savaş ağırlığını bırakıncaya kadar onları) hapsedin (sakın onları öldürmeyin). Ve her gözetleme yerinde onları (size saldıran putperestleri) bekleyin. Eğer (sağ olarak yakalananlar zorlanmadan gönülden) tövbe edip, namaz kılar ve zekât verirlerse (savaş bitmeden önce yine) kendilerini mutlaka serbest bırakın. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.*
(*) Tevbe sûresinde geçen müşrikler, bütün müşrikler değil, sadece Müslümanlarla barış antlaşmasını yaptıktan sonra, buna ihanet edip antlaşmayı bozan ve saldırıya geçen malum müşrik grubudur. Yanı burada barış antlaşmasını bozan ve saldıran bir kesime karşı savunma savaşı söz konusudur, kimseyi inanmaya zorlamak için değil. Zira Kur’an’a göre hiçbir kimse inancı için öldürülemez, Kur’an bunu şiddetle yasaklamaktadır. Konuyla ilgili iki ayet şöyledir...1-Bakara-256 .‘’لا اكراه في الدين ‘’ Dinde zorlama yoktur. ‘’Bu nedenle dini veya inancı için hiçbir insanın öldürülmesi asla meşru değildir. 2-Bakara-190. ayette de kimlerle savaş yapılabileceğine açıktan vurgu yapılmıştır. Mealen: Size savaş açanlara (saldıranlara) karşı siz de Allah yolunda (Allah’ın izin verdiği meşru müdafaa hakkınızı kullanmak suretiyle) savaşın. Ama (savunma amacınızı aşıp) saldırganlık yapmayın; Şüphesiz (kim olursa olsun) Allah saldırganları sevmez.’’ denilmiştir. (Bakara-190) Demek ki’’saldırganlara’’karşı kendimizi müdafaa etmemiz amacıyla yaptığımız savaş meşrudur, bunun dışında hiçbir savaş meşru değildir. Bu nedenle Kur’an’da savaşla ilgili geçen bütün ayetlerin hükmü sadece savunmaya yöneliktir. Peki, burada gönülden inanmayanların tövbe edip inanmaya, farzıyetine inanmadıkları hâlde namaz kılmaya ve zekât vermeye mi zorlanmaları isteniyor? Yoksa onlar Hz. Peygamber ve Müslümanlarla yaptıkları barış antlaşmalarını bozdukları, bu antlaşmaya ihanet ettikleri ve saldırganlık pozisyona geçtikleri için mi kendilerine yönelik böyle bir emir verilmiştir? Oysa bu ayetler birlikte değerlendirildiğinde görülecektir ki, 5. ayetin emri, söz konusu müşrikleri iman etmeye, namaz kılmaya, zekât vermeye vs. zorlamak için değil, aksine onları saldırganlık tutum ve davranışlarından vaz geçirmeye yöneliktir. Yine eğer bu ayetin emri onları tövbe etmeye, namaz kılmaya ve zekât vermeye zorlamak olsaydı, elbette ayet şu şekilde olacaktı: ‘’واقتلوهم حتي تابوا وأقاموالصلاة واتوالزكاة ‘’Yani ’’tövbe edip namaz kılıncaya ve zekât verinceye kadar onları öldürün’’ şeklinde olurdu. Oysa ayet bu şekilde değildir. Bu cümle esirlere yönelik olup onlar gönülden tövbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse savaş bitmeden de (فخلوا سبيلهم) ‘’ hemen yollarını açın/onları serbest bırakın.’’ deniliyor. Çünkü Muhammed sûresi 4. ayetin hükmü gereği esirler hemen serbest bırakılmaz, esaretleri (حتي تضع الحرب أوزارها) ’’ savaş sona erince de ya karşılıksız veya fidye karşılığı/esir takası vb. gibi/ mutlaka serbest bırakın’’ şeklindeki hükmü gereği savaş bitinceye kadar devam eder. Ama Tevbe-5. ayette eğer elinizdeki esirler gönülden tövbe edip, namaz kılıp, zekât verirlerse’’ savaşın bitimine kadar onları esir tutmayın, onları savaşın bitimine kadar bekletmeyin, hemen serbest bırakın diye anlaşılıyor. Çünkü burada esirlerin durumu değişiyor, ama Muhammed- 4. ayetteki esirlerin böyle durumu söz konusu olmadığından esaretleri savaş bitinceye kadar devam eder. Aşağıdaki Arapça metnine de bakabilirsiniz. { فَاقْتُلُوا الْمُشْركين} ( التَّوْبَة: 5) يَعْنِي: الَّذين نقضوكم وظاهروا عَلَيْكُم. (الكشاف - مدارك التنزيل وحقائق التأويل) وقوله: {فإن انتهوا فإن الله غفور رحيم} أي فإن انتهوا عن قتالكم فلا تقتلوهم؛ (التحرير والتنوير) {فَٱقْتُلُواْ ٱلْمُشْرِكِينَ} الناكثين للعهد.( انوار التنزيل واسرار التأويل):.الملاحظة: 1- اشترطت هذه الآيات الكريمات ابتداء المشركين لنا بالعدوان لإباحة قتالهم : 2- هذه الايات تأمرنا بقتال المشركين المعلومين بالاعتاداء علينا اذا انسلخ الاشهر الحرم لا كل المشركين أوالناس جميعا: 3- ولكن حسب المرويات المتضاربات أنه فرض علينا أن نقاتل جميع الناس حتي ولو أنهم مسلمين ان هم تركوا الصلاة أو لم يدفعوا الزكاة ! : 4 - وفي هذه الايات ليس فيها الامر بقتال المشركين المعتدين علينا حتي يشهدوا ان لااله الاالله الخ ويقيموا الصلاة ويؤتوا الزكاة, ولكن تقول ان تابوا عن الاعتداء والشرك واقاموا الصلاة واتوا الزكاة من غير اجبار فهم اخوانكم في الدين , وليس هذ الامر اجبار. ولكن في تلك المرويات المتضاربة اجبار كل الناس علي الاسلام واحكامه ,,5 – وان كان في هذه الايات اجبار علي الاسلام لماذا تقول الاية (وَإِنْ أَحَدٌ مِّنَ الْمُشْرِكِينَ اسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّى يَسْمَعَ كَلاَمَ اللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُ) يعني أيلغه الي مكان أمنيته وهو أهله وبيته وان لم يؤمن و يسلم, ولاتأمرنا باجبارهم علي الاسلام قط ! 6 – وان كان في هذه الايات اجبار فلم تقول (فَمَا اسْتَقَامُواْ لَكُمْ فَاسْتَقِيمُواْ لَهُمْ) ؟ 7 – وان كان أمر القتال علينا لجميع المشركين فلماذا توصفهم الاية بأنهم (هم المعتدون) ؟ 8 – وان كان الامر بقتالهم وان لم يعتدوا علينا فلماذا تقول الاية (وَإِن نَّكَثُواْ أَيْمَانَهُم مِّن بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُواْ فِي دِينِكُمْ فَقَاتِلُواْ أَئِمَّةَ الْكُفْرِ إِنَّهُمْ لاَ أَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنتَهُونَ) عن نقض عهدهم ؟ 9 – وان كان الامر بقتال غيرالمعتدين والمناقضين لايمانهم وعهودهم السلمية فلماذا تقولوا الاية (أَلاَ تُقَاتِلُونَ قَوْمًا نَّكَثُواْ أَيْمَانَهُمْ وَهَمُّواْ بِإِخْرَاجِ الرَّسُولِ وَهُم بَدَؤُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ،) ؟ الخلاصة : الايات التي تأمرنا بالقتال انما هو قتال المعتدين والمناقضين لععهودهم دفاعا عنا وليس قتال المشركين والكافرين غير المعتدين علينا : وأن تلك الروايات كأمثال («أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَيُقِيمُوا الصَّلاَةَ، وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ، فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلَّا بِحَقِّ الإِسْلاَمِ، وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ» كلها مرويات متعارضات ومخالفات لايات القران الكريم ! لاجل هذا لايمكن لرسول الله ص أن يقول ما هو مخالف للقران الذي أنزل عله من عند رب العالمين اذا هذه الروايات كلها مكذوبة علي من أرسل رحمة للعالمين  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Savaşmanın yasak olduğu aylar sona erdiğinde, (sizinle savaş halinde olan) Allah’a ortak koşanları nerde yakalarsanız öldürün, onları yakalayın, kuşatıp etkisiz hale getirin ve onları (hareket alanlarını daraltmak ve engellemek amacıyla) her taraflarından gözetin. Allah’a ortak koşmaktan vazgeçip, namazlarını kılıp, zekâtlarını verirlerse, artık onları kendi hallerine bırakın. Ebetteki Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kutlu aylar çıkınca artık Allah’a eş koşanları nerede bulursanız orada öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın, onların yolunu kesin. Eğer onlar tövbe ederler, namaz kılarlar, zekat verirlerse, artık onları salıverin. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Haram aylar [⁴] geçti mi müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, tutun, hapsedin. Bütün gelip gidecek yolları tutun [⁵]. Eğer tövbe edip namazı dosdoğru kılarlar, zekâtlarını verirlerse onları salıverin. Nereye giderlerse gitsinler. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir.
[4] Mühlet bitti mi.[5] Yani etraf ve eknafe dağılmasınlar. Bu hüküm yalnız arap müşriklerine mahsustur. Kur'an'ı Mübînde bunlardan başka bir kavim hakkında katil emri yoktur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Haram aylar çıkınca/dört aylık süre sona erince müşrikleri artık bulduğunuz yerde öldürünüz!³ Onları yakalayıp hapsediniz. Bütün gözetleme yerlerine oturup onları gözetleyiniz.⁴ Eğer tevbe ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve zekâtı da verirlerse, onların yollarını serbest bırakınız. Muhakkak ki Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.
3 Krş. Bakara, 2/190-192; Tevbe, 9/11 4 Haram aylar, dokunulmazlık aylarıdır. Bu aylar, cahiliye döneminden kalan ve Araplar arasında bugünkü tabirle bir nevi “ateşkes” aylarıdır. Her yıl bir saldırı olmadığı sürece bu aylarda savaşılmazdı. Bu aylar; Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır. Ayette ise, kendilerine tanınan süre bitmiş, savaş başlamıştır. Artık bundan sonra savaş hukuku geçerlidir. Zaten önceki ayetlere göre saldırgan bir müşrik topluluğu söz konusudur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hürmetli aylar çıkınca, şirk koşanları bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını açıverin. Doğrusu Allah bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İkinci ayette müşriklere tanınmış olan bu ateşkes ayları sona erince, —ki o zaman savaş hâli başlamış demektir— eğer kendilerine sunduğunuz üç seçenek içerisinden savaş seçeneğini tercih etmişlerse, o müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün, teslim olmak isterlerse onları yakalayıp hapse atın, sizi atlatıp kaçmaya çalışanlar olursa, onları çepeçevre kuşatıp sarın ve tüm çıkış noktalarını tutarak onları amansız bir takibe alın! Çünkü onlar, antlaşmaya ihânet ederek suç işlemişler, üstelik kendilerine tanınan dört ay içinde bu toprakları terk etmeyerek cezayı hak etmişlerdir. Fakat eğer kendi özgür irâdeleriyle Müslümanlığı tercih ederek tövbe eder ve bu tövbenin göstergesi olan namazı kılar, zekâtı verirlerse, o zaman onları serbest bırakın! Fakat onları, İslâm’ı kabul etmeye zorlamayın (2. Bakara: 256). Bir zamanlar size en ağır işkenceleri yapmış olsalar bile, onlara karşı merhametli ve affedici olun. Unutmayın ki Allah, çok bağışlayıcı, çok şefkatlidir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Haram Aylar (Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep) geçtiği zaman, bulduğunuz yerde Müşrikler’i öldürün! Onları yakalayın, hapsedin! Her gözetleme yerinde onlara pusu kurun! Eğer tevbe ettiler, Namaz’ı kıldılar ve Zekât’ı verdilerse, yollarını boşaltın / serbest bırakın! Allah, rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! yasaklı aylar boyunca kendilerine tanıdığın süre biter bitmez, artık müşriklere acımayın. yakalayın, kuşatın, belli noktalarda gözetleyin. Pişman olurlar, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse yol verin gitsinler, çünkü Allah, engin hoşgörülü bir sevgi selidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Haram aylar bitince sözleşmelerine uymayan, Allah’a, Resulüne, Müslümanlara düşmanlık eden putperestleri bulduğunuz yerde öldürün veya onları yakalayıp hapsedin! Kaçmaya kalkarlarsa her gözetleme yerinden onları gözetleyin! Eğer yaptıklarından dolayı pişman olup tövbe ederler, salat-ı ve zekât-ı ikame ederlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Haram aylar çıkınca (antlaşmayı bozan) o müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; [*] onları yakalayın; onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin! Tevbe eder, namazı kılar, zekâtı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın! Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Bu ayet [el-müşrikîne] kelimesinin başındaki [eliflâm] takısı gereği herhangi bir müşriki değil, antlaşmayı bozan, fiilî savaş durumunda olan müşriklerle ilgilidir. Bu ayet Bakara 2:190-193, 256, Nisâ 4:89-91, Enfâl 8:39-40, Tevbe 9:2-4, 12, 36, 73, 123; Hacc 22:39, Mümtehine 60:8-9, Tahrîm 66:9 ile okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şu mühlet olarak verilen aylar¹ bitince o müşrikleri nerede bulursanız bütün köşe başlarını tutarak onlarla ya savaşın² ya yakalayıp (esir alın) ya da (yurtlarında) hapsedin. Yok, eğer tevbe eder, namazı dosdoğru ve devamlı kılar ve zekâtı da verirlerse (o zaman) onları serbest bırakın. Çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıp, çok esirgeyendir.
1 Burada bahsedilen “Haram Aylar,” savaşın yasaklandığı dört ay değil, ikinci âyetle, müşriklerle savaşmanın, geçici olarak yasaklandığı ve Mekke’yi terk etmeleri için mühlet olarak verilen dört aydır.2 Bu dört aydan sonra, tamamen harp hali geçerlidir. Bu yüzden onların saldırısını beklemeden, savaşa hazır olun ve onları nerede bulursanız öldürün. Bk. (Nisâ: 89)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve (bu ölçülere uyarak geçirilen) haram aylar sona erince ⁶ artık nerede kıstırırsanız ⁷ öldürün müşrikleri; tutsak edin; çevirip kuşatın; gözetlenebilecek her yerde bekleyip gözetleyin onları. ⁸ Ama eğer dönüp tevbe ederler, salâta katılırlar ve arındırıcı yükümlülüklerini yerine getirirlerse, artık bırakın yollarına gitsinler: Çünkü, her halükarda Allah çok acıyıp-esirgeyen gerçek bağışlayıcıdır. ⁹
6 Arabistan’da yaygın İslam öncesi bir örfe göre, Muharrem, Receb, Zilkâde ve Zilhicce ayları, kabileler arası saldırmazlık ya da mütareke anlamında “haram” aylar olarak kabul edilirdi. Kur’an, bu mütareke dönemlerini korumak ve çoğu zaman birbiriyle kavgalı olan kabileler arasında barışı yerleştirip geliştirmek amacıyla bu eski örfü ilga etmemiş, tersine destekleyip güçlendirmiştir. Yine bu konuda bkz. 2:194 ve 217.7 Önceki iki ayet ve keza 2:190-194 birlikte okunursa görülecektir ki, yukarıdaki ayette, andlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen saldırgan bir toplulukla, zaten içine girilmiş bulunulan bir savaş hali sözkonusudur.8 Yani, “savaş durumunda yapılması gerekli ve yararlı ne varsa, her şeyi yapın”. Mersad, “düşmanın görülebileceği, hareketlerinin gözetlenebileceği yer” demektir (Menâr X, 199).9 Daha önce de pek çok yerde işaret ettiğimiz gibi, Kur’an’ın her ayeti, Kur’an’ın bütünü gözönünde bulundurulup bütünlük içinde değerlendirilmeye çalışılarak okunmalı, anlamlandırılmalı ya da yorumlanmalıdır. Yukarıda, inananların savaş içinde bulundukları müşrikler arasında vaki olması mümkün ihtida olayından söz eden ayet de Kur’an’ın temel ilkeler örgüsü içinde değerlendirilmelidir. Bunlardan biri de “Dinde zorlama yoktur” (2:256) ilkesidir. Bu ilke, inananların zora başvurarak insanların dinlerini değiştirmeye girişmelerinin kesin bir biçimde yasak olduğunu ortaya koymaktadır ki, bu da Müslümanların, baş eğdirdikleri bir düşmandan kurtulma şartı olarak İslam’ı benimsemesini istemeleri ya da beklemeleri ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Bunun gibi, yine Kur’an: “Sizinle savaşanlarla Allah yolunda siz (de) savaşın; fakat aşırı gitmeyin, çünkü muhakkak ki Allah aşırı gidenleri sevmez”. (2:190); ve “Eğer sizi kendi halinize bırakmazlar, size barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse, o zaman onları yakalayın, ele geçirdiğiniz zaman öldürün: İşte böylelerine karşı size [savaşmanız için] apaçık yetki verdik” (4:91) şeklinde ölçüler koymaktadır. Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi, savaşa ancak savunma amacıyla izin vardır (bkz. 2. sure, 167 ve 168. notlar); bunu pekiştiren bir ifade de: “Eğer vazgeçerlerse -(o zaman) Allah çok- bağışlayıcı, çok-merhamet edicidir” (2:192) kaydıdır. Aynı anlamda: “Eğer vazgeçerlerse, o zaman husumet bütünüyle son bulacaktır” (2:193) tekidi de vardır. Öte yandan, düşmanın “Eğer tevbe eder, salâta katılır [lafzen, “namazı kılar”] ve arındırıcı yükümlülüklerini (zekât) yerine getirirlerse” sözleriyle ifade edilen İslam’a dönüşü, onlar için “düşmanlığı bırakma”nın yollarından, nereden bakılırsa bakılsın, sadece biridir ve dolayısıyla, bu surenin 5 ve 11. ayetlerinde bu konuya yapılan atıf, İslamiyet’in bazı kasıtlı tenkitçilerinin ileri sürdüğü gibi, kesinlikle, “ya ihtidâ ya ölüm” gibi bıçak sırtı bir seçimi îma etmemektedir. Nitekim, 4 ve 6. ayetler, inananların, bu tür inkarcılara karşı benimseyecekleri, onlar düşmanları değilmiş gibi davranmalarını öngören tutum hakkında ilave bir açıklama getirmektedir. (Bu konuda ayrıca bkz. 60:8-9.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Antlaşma yaptığınız dokunulmaz haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın ve tutuklayıp hapsedin. Her gözetleme noktasında onları bekleyin. Eğer tövbe edip yanlıştan dönüş yapar, namazı kılar ve zekâtı da verirlerse onları serbest bırakın. Doğrusu Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 2/194-217, 5/2, 9/36, 98/1...6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve (bu) yasak (kapsamındaki) aylar çıktığında,[¹⁴⁰⁶] artık müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; yakalayın, çepeçevre kuşatın, onları her gözetim noktasına kurulup gözetleyin![¹⁴⁰⁷] Fakat eğer onlar dönüş yapar, namazı istikametle eda eder ve arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli ödemeyi kabul ederlerse, işte o zaman bırakın yakalarını![¹⁴⁰⁸] Unutmayın ki Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.
[1406] Veya: “Dokunulmazlık ayları”. Buradaki el-eşhuru’l-hurumdan kasıt, bilinen haram aylar değil, anlaşma süresine denk gelen 4 aydır. Cahiliyyede insanın dokunulmazlığı istisna idi. Vahiy, insan dokunulmazlığını kural hâline getirdi ve dokunulabilirlik istisna oldu. Bu yüzden de geleneksel “haram aylar” uygulaması boşa çıktı. [1407] Bu savaşın gerekçesi 7. âyetten de anlaşılacağı gibi “anlaşmaya ihanet”tir, asla “Ya İslâm, ya ölüm!” seçeneğine zorlama değildir (Krş: 8:61). [1408] Lafzen: “..bırakın, yollarına gitsinler”.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Haram aylar çıkınca (-Kurban bayramını takib eden- dört aylık süre sona erince) artık (onlarla aranızda savaş başlamıştır) müşrikleri (Harem-i Şerif dahil) nerede bulursanız katledin! (Tutup esir almak mümkün iken öldürmeye kalkmayın) yakalayıp hapsedin ve kaçmalarını önlemek için geçit başlarını tutun. Fakat eğer tevbe ederlerse namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse (yani İslam’ı kabul ederlerse) yollarındaki engelleri kaldırın! (Onları serbest bırakın) Şüphe yok ki Allah, çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır!
Osman Fırat
swap_vert close
Haram aylar çıkınca (antlaşmalara uymayan) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah bağışlayıcıdır, merhamet edicidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık haram olan aylar çıkınca, (o diğer) müşrikleri nerede bulursanız öldürünüz ve onları yakalayınız ve onları hapsediniz ve onlar için bütün geçit yerlerine oturunuz. Fakat tevbe ederler, namaz kılarlar, zekâtı da verirlerse artık yollarını açık bırakınız. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O halde, haram aylar çıkınca artık öbür müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir edin, onların geçebileceği bütün geçit başlarını tutun. Eğer tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (affı ve merhameti boldur). [2, 191; 9, 29-73; 66, 9; 69, 9]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Haram aylar çıkınca (Allah'a) ortak koşanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde otur(up) onları bekleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eşhur-u hurum (harâm aylar) hitâm buldukda onları (müşrikleri) nerede bulur iseniz (Harem'in dâhil ve hâricinde) katl, esîr ve habis idiniz ve yollarını bekleyiniz. Eğer tevbe idüb namâzlarını kılar ve zekâtı virirler ise yollarını açub salıviriniz. Allâh tevbe idenleri mağfiret ider rahîmdir. [¹]
[1] Eşhur-u hurum ya'ni harâm aylar Receb, Zilka'de, Zilhicce, ve Muharremdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
(Dört) yasak ay[1] çıkınca o müşrikleri[2] bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, onları kuşatın, onlar için her gözetleme yerinde oturun. Ama dönüş yapar (tevbe eder), namazı kılar ve zekat verirlerse yollarını açın. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.
[1] Yukarıdaki duyuru, haram aylarının ikincisi olan Zilhicce'de yapılmıştı. Buradaki haram aylar (el-eşhuru'l-hurum) bilinen aylar değil, ikinci âyette belirtilen dört aydır. Haram denmesi, bu süre içinde muhatapların dokunulmaz sayılmasından dolayıdır. [2] Antlaşmayı bozan o müşrikle Bunlar daha önce Muhammed aleyhi selamı öldürmeye kalkan, onu ve yakınlarını Mekke'den göç etmeye zorlayan kimselerdir. Resul'e karşı işlenmiş bu suçun karşılığı olarak ya verilen tarihe kadar göç edecekler ya da öldürüleceklerdir.11. ayette tevbe edip bunu hareketlerine de yansıttıkları takdirde bu muameleye maruz kalmayacakları bildirilmektedir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah, bağışlar ve merhamet eder.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Haram aylar çıktığında, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, yakalayın, kuşatın, geçecekleri bütün yolları tutun. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, onlara ilişmeyin. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.(1)
(1) Âyetteki emirler, savaş durumunda yapılması gereken şeylerde zaaf gösterilmemesi yolunda emirlerdir ve, antlaşmalarını zaten bozmuş olan ve Müslümanlarla fiilen savaş halinde bulunan müşriklere, kendilerine verilen dört aylık sürenin bitiminden sonra takınılacak tavrı bildirmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O haram aylar çıktığında artık müşrikleri, kendilerini bulduğunuz yerde öldürün. Yakalayın onları, kuşatın onları, tüm geçit noktalarını tıkayın onların. Bunun ardından tövbe eder, namazı/duayı yerine getirir, zekâtı verirlerse, yollarını açın onların. Kesin olan şu ki, Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ķaçan çıķa aylar ḥarāmlar pes depeleñ müşriķleri ķanda kim bulduñuz anları. [94a] daħı dutuñ anları daħı eġirdüñ anları daħı oturuñ anlaruñ içün her yolda. pes eger duttılar daħı ŧururalar namāzı daħı vireler zekātı ķoñ yollarını. bayıķ Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳaçan dükense ḥarām aylar, pes öldürüñüz müşrik kāfirleri her ḳandabulsañuz. Daḫı dutuñuz anları esīr idüñüz, daḫı ḥabs eyleñüz anları ve otu‐ruñuz anlar‐çun her gözedecek yirde. Pes eger tevbe eyleseler ve durġursa‐lar namāzı, daḫı virseler zekātı ḳoyı virüñüz anları. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālāyazuḳlar baġışlayıcıdur, raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Haram aylar (onlara möhlət verilmiş zülhiccə, məhərrəm, səfər və rəbiüləvvəl ayları) çıxınca müşrikləri harada görsəniz, öldürün, yaxalayıb əsir alın, həbs (mühasirə) edin və bütün yollarını – keçidlərini tutun. Lakin əgər tövbə etsələr, namaz qılıb zəkat versələr, onları sərbəst buraxın (işiniz olmasın). Həqiqətən, Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then, when the sacred months have passed, slay the idolaters wherever ye find them, and take them (captive), and besiege them, and prepare for them each ambush. But if they repent and establish worship and pay the poor due, then leave their way free. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But when the forbidden months(1250) are past, then fight and slay(1251) the Pagans wherever ye find them, an seize them, beleaguer them, and lie in wait for them in every stratagem (of war); but if they repent,(1252) and establish regular prayers and practise regular charity, then open the way for them: for Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.
1250 The emphasis is on the first clause: it is only when the four months of grace are past, and the other party shows no signs of desisting from its treacherous designs by right conduct, that the state of war supervenes - between Faith and Unfaith. 1251 When war becomes inevitable, it must be prosecuted with vigour. According to the English phrase, you cannot fight with kid gloves. The fighting may take the form of slaughter, or capture, or siege, or ambush and other stratagems. But even then there is room for repentance and amendment on the part of the guilty party, and if that takes place, our duty is forgiveness and the establishment of peace. 1252 The repentance must be sincere, and that is shown by conduct - a religious spirit of true prayer and charity. In that case we are not to bar the gate against the repentant. On the contrary we must do all we can to make their way easy, remembering that Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِذَا
fakat o zaman ki
انْسَلَخَ
sıyrıldı
الْاَشْهُرُ
aylar
الْحُرُمُ
haram
فَاقْتُلُوا
artık öldürün
الْمُشْرِك۪ينَ
müşrikleri
حَيْثُ
o yerde ki
وَجَدْتُمُوهُمْ
kendilerini buldunuz
وَخُذُوهُمْ
ve onları yakalayın
وَاحْصُرُوهُمْ
ve onları hapsedin
وَاقْعُدُوا
ve oturup bekleyin
لَهُمْ
onları
كُلَّ
her
مَرْصَدٍۚ
gözetleme yerinde
فَاِنْ
fakat eğer
تَابُوا
dönerlerse
وَاَقَامُوا
ve ikâme ederlerse
الصَّلٰوةَ
namazı
وَاٰتَوُا
ve verir- lerse
الزَّكٰوةَ
zekâtı
فَخَلُّوا
artık ser- best bırakın
سَب۪يلَهُمْۜ
yollarını
اِنَّ
şüp- hesiz
اللّٰهَ
Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
(Savaşmanın) Haram (olduğu) aylar geçtiği zaman artık (o antlaşmaya ihanet eden ve öldürmek niyetiyle size saldıran) müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin! Eğer onlar (bu yaptıklarından tövbe ederek hakka) döner, namazı ikâme eder ve zekâtı verirlerse artık yollarını serbest bırakın (onlara karışmayın)! Çünkü Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اِنْسَلَخَ
Fiil-VII
س ل خ
Sıyrılıp çıktı, sıyrıldı
شَهْر
İsim
ش ه ر
Ay (gökteki değil, takvimdeki)
حَرَام
İsim
ح ر م
Haram, ihram, dokunulmaz
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
مُشْرِك
Etken fiil-IV
ش ر ك
Müşrik, müşrik erkek, Allah'a şirk koşan
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
حَصِرَ
Fiil-I
ح ص ر
Daraldı, hapsedildi
قَعَدَ
Fiil-I
ق ع د
Oturdu, oturup bekledi, kalakaldı
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
مَرْصَد
İsim
ر ص د
Gözetleme yeri
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
زَكٰوةَ
İsim
ز ك و
Zekât, temiz olmak, temizlik
خَلَّى
Fiil-II
خ ل و
Serbest bıraktı
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli