Fakat eğer bir andlaşma yaptıktan sonra andlarını bozar ¹⁸ da dininizi karalamaya kalkarlarsa, o zaman, [kendi] andlarına saygısı olmayan bu sadakatsizlik timsali ¹⁹ kimselerle savaşın, ki (o zaman) belki [azgınlıklarından] vazgeçerler.
18 Lafzen, “eğer andlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlarsa”. Bu ifade, açıktır ki, kendi inançlarından dönmeksizin Müslümanlarla dostluk andlaşmaları yapmış bulunan gayrimüslimlerden söz ediyor. Bunların sonradan “andlarını bozmaları” ifadesi ise, Kureyşli müşriklerin Hudeybiye musalahasını ihlal etmelerini dile getiriyor ki, bu H. 8. yılda Mekke’nin Müslümanlar tarafından fethine yol açmıştır.19 İmâm sözcüğü (çoğulu eimme) sadece “lider/önder” anlamına değil, aynı zamanda ve belki de öncelikle “bağlılarınca özenilen, örnek alınan kişi” anlamına geliyor (Tâcu’l-‘Arûs); dolayısıyla, “model”, “örnek” ya da “timsâl” sözcükleriyle karşılanabilir. Daha çok “Hakkı inkar [ya da hakkı tanımayı/kabul etmeyi reddetme]” anlamına gelen küfr terimi burada özellikle resmî ve alenî bir andlaşmayı, bağlantıyı bilerek ihlal etmek makamında kullanıldığı için “sadakatsizlik” sözcüğüyle aktarıldı.