close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tekvîr Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve lekad raâhu bil-ufuki-lmubîn(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve andolsun, onu, apaydın tanyerinde gördü.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun O (Peygamber), onu (Cebrail’i ve İlahi tecelliyi) apaçık bir ufukta (iken de) görmüşlerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Andolsun Muhammed vahiy getiren Cibrîl'î berrak bir ufukta gördü.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun o Cibril'i apaçık, ufukta gördü.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 53/13-16.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun ki o, onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun o (peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
And olsun ki, Peygamber, o Cebrâil'i açık ufukta gördü.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! O, O’nu açık ufukta (maddi âlemin gayba açılan ufkunda) gördü.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
22,23,24. Sizin arkadaşınız Muhammed, kesinlikle deli değildir. O, meleği apaçık ufukta görmüştü. O, gaypten gelen bilgileri sizden esirgeyemez.
Besim Atalay
swap_vert close
Apaçık bir ufukta, evet O'nu görmüştür!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şüphesiz (Muhammed) onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
Bkz. 53/13-16 ve dipnotları.  
Cemil Said
swap_vert close
(Cibrîl) şark ufkunda râe’l ’ayn gördi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun o, Cebrâil’i apaçık ufukta gördü.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki onu (vahiy meleğini) apaçık ufukta görmüştür.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onu apaçık bir ufukta görmüştür.
Bak 53:1-18  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Vallahi gördü onu açık ufukta
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, onu (Cebrâîl’i, aslî sûretiyle) apaçık ufukta görmüştü.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun o, onu açık ufukta gördü.¹
1- Allah'tan vahyedileni; Allah'ın büyük tecellisini, hiçbir kuşku olmaksızın, apaçık bir şekilde kavradı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki O (saahibiniz) onu apaçık ufukda görmüşdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, onu (Cebrâîl'i) apaçık, ufukta gördü.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve muhakkak (tebliğle görevlendirilen arkadaşınız) onu, (o vahiy meleğini daha önce), açık ufukta görmüştü.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O, (daha önce) vahiy meleğini açık bir ufukta görmüştü.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki o, Cebrail’i güneşin doğduğu apaçık ufukta görmüştür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* O, elçiyi el ayak yetişmeyecek yüksek bir kenarda görmüştü.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun onu/Cibril’i apaçık ufukta görmüştür.⁸
8 Necm, 53/7-10  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz o (Peygamber), onu (Cebrail'i) apaçık bir ufukta görmüştür.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O, gerçekten de Cebrail’i görmüştü; hem de onu, güpegündüz berrak bir ufukta, 600 kanadıyla yerle gök arasını kaplamış bir hâlde, aslî şekliyle görmüştü. (53. Necm: 7-9)
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun onu Açık Ufuk’ta gördü.
Mehmet Çakır
swap_vert close
22,23. Hepinizin bildiği Muhammed, deli değildir. // O, bu meleği parlayan ufukta gördü.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun size gerçekleri açıklayan arkadaşınız, vahyimizi O’na getireni ufukta bütün gerçeğiyle gördü. Gördüğü gerçekte yanılmadı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki onu (Cebrail’i) apaçık ufukta görmüştü. [*]
Benzer mesaj: Necm 53:7.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun o (Peygamber), Cebrâil’i apaçık ufukta gördü.¹
1 Konuyla ilgili olarak Bk. (Necm: 5-18)  
Muhammed Esed
swap_vert close
o gerçekten [meleği] gördü, berrak bir ufukta [gördü] onu; ⁸
8 Bu, 74. surenin giriş notunda zikredilen vahiydeki kopuşu (fetratu’l-vahy) sona erdiren, Hz. Peygamber’in Melek Cebrâil’i görmesine bir atıftır. Bkz. ayrıca 53:5 vd. ve ilgili notlar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki onu, berrak bir ufukta görmüştür. 53/1...15
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu o, meleği berrak bir ufukta görmüştür;[⁵⁶⁰³]
[5603] Vahyin geliş sıklığının henüz tecrübe edilmediği başlangıçta doğal bir molayı vahyin kesildiğine yoran Mekke’deki inkârcıların dedikodularını reddeden bir ifade (Vahiy kesintisiyle ilgili değerlendirmemiz için bkz: 74. sûrenin girişi). “Doğrusu onu bir başka iniş sırasında yine görmüştü” (53:13) âyeti, buraya atıf olarak okunmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki onu, (Cebrail a.s.'i gerçek hüviyeti ile) apaçık bir ufukta (sidre-i mühtehâ'nın yanında) görmüştür.
Osman Fırat
swap_vert close
Andolsun o (Muhammed), Cebrail’i apaçık ufukta gördü.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, onu apaçık ufukta gördü.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O, vahyi getiren elçi Cebrail'i, apaçık ufukta görmüştü. [53, 13-16]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Cibrîl'i şekl-i aslîsinde âşikâr olarak ufk-u şarkda gördi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
O, Cebrail’i apaçık ufukta görmüştür.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onu (Cebrail'i) apaçık ufukta görmüştür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
And olsun, onu apaçık ufukta gördü.(10)
(10) Cebrail’i. 53:7 ve devamına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, onu apaçık ufukta gördü.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ gördi anı yir gök ķıranında bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ gördi Cebrā’īli gökler ḳırañında.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
And olsun ki, (Peyğəmbər!) onu (Cəbraili) açıq (ən uca) üfüqdə gördü.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Surely he beheld him on the clear horizon.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And without doubt he saw him in the clear horizon.(5991)
5991 Read along with this the whole passage in 53:1-18 and notes there; specially n. 5092, where the two occasions are mentioned when there was a vision of inspiration: "For truly did he see, of the Signs of his Lord, the Greatest" (53:18).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
and olsun ki
رَاٰهُ
O'nu gördü
بِالْاُفُقِ
ufukta
الْمُب۪ينِۚ
apaçık
Andolsun ki o, O'nu apaçık ufukta görmüştür.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اُفُق
İsim
ا ف ق
Afak, ufuk, gözün görebileceği en son yer.
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan