Allah yedi göğü ve yerden de, bir o kadarını yaratandır. -Allah’ın her şeye kâdir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşatmış olduğunu bilesiniz diye- buyruğu bunlar arasında iner durur.
(Bu Ayet-i Kerim’de yer alan "yerden de, -mislini- bir o kadarını yaratandır" beyânı hususunda müfessirler görüş birliğine varamamışlardır. Bunun sebebi; göklerin uçsuz bucaksız derinliklere sahip olmasına rağmen Arz'ın yekpare bir bütün teşkil etmesidir. Asya, Afrika, Avustralya, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Kuzey kutbu ve Güney kutbu gibi kıtalarla bu beyân arasında münasebet arayanlar olmakla beraber bunların Arz’ın bir parçası olması dolayısıyle bu münasebet pek uygun düşmemektedir. Kur'an’ı Kerim'de birçok Ayetde "Gökler ve yer" buyurulmuştur. "Gök" çoğul "Yer" ise tekil olarak kullanılmıştır, bu durum evrenin maddi yapısına da uygun düşmektedir; çünkü Arz, evrendeki sayısız yıldızların biridir. O halde acaba bu ayetde neden "Yer" gök gibi çoğul olarak nitelendirilmiştir? Bunun cevabını ise ancak 'Yedi gök" ile "Yedi yer" beyânlarına birbirine uygun düşen ve birbirini tamamlayan bir mana vermekle karşılayabiliriz.
O zaman Müminûn Suresinin 17. ayetinde yer alan “Andolsun ki biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık." beyânı dikkatimizi çekiyor. Müfessirlerden bazıları "yedi yol" beyânına; Mülk suresinin 3. ayetinde, "O; yedi göğü, birbiri üzerinde tabaka tabaka yarattı, "buyurulmasını göz önüne alarak "yedi gök" manasını vermişlerdir, bazıları ise "yedi yol" beyânına cismânî mana vermemişler ve "meleklerin yukarı yükselme yollandır" demişlerdir. Bazıları da bunu insana bağlamışlar ve "Beş duyu, akıl ve vahiy yolan" manasını tercih etmişlerdir. Böylece Talak 12. de olduğu gibi Müminin 17. de görüş birliğine varılmadığını müşahede ediyoruz.
Dikkat edilecek olursa, son iki açıklama şekli madde ile değil mana ile ilgilidir. Çünkü meleklerin yükselme yollan cismani âlemde değil melekut âleminde olmaktadır. O zaman Muminûn 17. ile Talak 12. arasında bir münasebet kurarak mana ile ilgili, tasavvufi bir yorum yapmaya çalışıyoruz, şöyle ki:
İnsan nefsinin -emmare, levvame, mülhime, mutmainne, raziyye, merziyye ve safiye- olmak üzere "yedi” olgunluk mertebesi vardır ki bu mertebelerde yükselen kişi "Kamil İnsan" pâyesini kazanır. İşte Müminûn 17. de "andolsun ki üstünüzde yedi tarik -yol- yarattık" buyurulmasını buna bağlıyoruz, nitekim Tarikatın gayesi; Şeriatın emirlerini yerine getiren bir müminin, Kamil bir mürşidin terbiyesi altında bu nefsânî olgunlaşma mertebelerinde yükselmesini sağlamaktır.
Dikkat edilecek olursa Talak 11. de; iman edip sâlih amel işleyenler cennet ile müjdelenmekte, böylece nefsânî olgunlaşmasında başarı sağlayan kullardan bahs buyurulduktan sonra Talak 12. "Allah, yedi göğü.. yaratandır" beyânı ile başlamaktadır. Bu bakımdan Müminûn 17 gibi, Talak 12. deki bu beyânlarda da, Cenab-ı Hakk'ın kullarına ihsan buyurduğu manevi ve ruhânî yücelme makamları manası verilebileceğini düşünüyoruz.
Sıra "yedi yer”e mana vermeye gelmektedir. Yaratıklar üç sınıftır, "Melekler", "Hayvanlar" ve "İnsanlar" Bunlardan ilk ikisi Allah Teâlâ’nın külli iradesine tabi olarak hareket eden bu bakımdan sorumlu olmayan yaratıklardır, dolayısıyla onların manevi mertebelerinin yükseltilmesi veya alçaltılmadı söz konusu olamaz. Oysa insan hür irade emanetini yüklenen ve sorumlu tutulan bir yaratıktır. Yüklendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirdiği zaman, eşsiz nimetlerle mükâfata nail olma imkânına sahip olduğu gibi, doğru yoldan saptığı takdirde, -hayvandan daha aşağı- zillet mertebesine düşme tehlikesine de maruzdur. Nitekim A'raf suresinin 179. ayetinde:
"Onların gerçi kalpleri -gönülleri- vardır, ama onunla (hakla bâtıl arasındaki farkı) anlamazlar. Gerçi gözleri vardır, ama onunla (Rablerinin birliğini ve kudretini gösteren delilleri) görmezler. Gerçi kulakları vardır, ama onunla (kendilerine okunan Rablerinin ayetlerini) işitmezler. (İşlerine gelmediği için işitmemezlikten gelirler) Onlar dört ayaklı hayvanlar gibidirler. Hatta daha sapıktırlar. Onlar gaflete düşenlerin ta kendileridir" buyurulduğu gibi, Kudsi Hadis'te de "Ben insan olmayan insan kadar şerli mahlûk yaratmadım" buyurulmuştur. Bu bakımdan insan için 7 olgunlaşma nefis mertebesi olduğu gibi, 7 tereddi -alçaltıcı- nefis mertebesinin mevcut olduğunu söyleyebiliriz.
Nitekim Hicr suresinin 43 ile 44. ayetlerinde: "Kuşkusuz onların topuna vaad olunan yer cehennemdir.
"Onun yedi kapısı vardır, o kapıların her biri bir gurup için ayrılmıştır" buyurulmuştur. Şüphe yok ki her şeyin doğrusunu Allah Teâlâ bilir)