close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tahrîm Sûresi 1. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Yâ eyyuhâ-nnebiyyu lime tuharrimu mâ ehalla(A)llâhu lek(e)(s) tebteġî merdâte ezvâcik(e)(c) va(A)llâhu ġafûrun rahîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerinin razılığını arayarak ne diye Allah'ın sana helal ettiğini kendine haram etmedesin ve Allah, suçları örter, rahimdir.
Hz. Muhammed (s.a.a), zevcelerinden Cahş kızı Zeyneb'in evine gitmiş, orada bal şerbeti içmişti. Biraz fazla eğlendiğinden Ayişe kıskandı, Hafsa'yla da görüşerek bir karara vardı. Hz. Peygamber, her ikisinin yanına gittiği zaman, ya Resulullah, ağzından arkat ağacının kokusu geliyor demişlerdi. Hz. Peygamber, bu kokuyu Hz. Peygamber, bu kokuyu hiç sevmezdi. Bal şerbeti içtiğini söyleyince arı demişlerdi, mutlaka bu ağaçtan bal almış. Bunun üzerine Hz. Peygamber, bir daha bal şerbeti içmeyeceğini söylemişti. Aynı zamanda Hafsa'ya, bunu söylememesini emretmişti, fakat o, dayanamamış bunu yaymıştı (al-Tecrid, Kitabu Tefsir-il-Kur’an, 2. 119). Mariye adlı cariyesine, Hafsa'nın evinde yaklaşmış, Hafsa buna gücenmiş, Hz. Peygamber, bunun üzerine bir daha Mariye'ye yaklaşmayacağını, fakat bunu kimseye söylememesini buyurmuş, fakat Hafsa, Ayişe'ye söylemişti diyenler de vardır (Mecma, 2, 514-515).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ey (âlemlere rahmet) Peygamber! Eşlerinin hatırını ve gönül rızasını arayıp (öne alarak); Allah’ın Sana helâl kıldıklarını niçin kendine haram kılıp (nefsini mahrum etmektesin)? Allah, çok Bağışlayandır, çok Esirgeyendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ey peygamber! Eşlerinden herhangi birini memnun etmek için neden Allah'ın sana helal kıldığı bazı şeyleri kendine haram kılıyorsun. Allah çok bağışlayan ve çok acıyandır.
Rasûlullah’ın kendiliğinden bazı şeyleri kendisine haram kılmasından bahsederek başlayan sûre eşler arasındaki sırrın yayılmaması gerektiğini öğretir. Nuh ve Lut peygamberlerin hanımlarının iman etme-diklerini ve “Ateşe girin” emrini hakettiklerini bildirir. İnanmayan Firavunun hanımının da iman etmiş bir kim-se olarak örnek verildiğini ve nasıl dua ettiğini açıklayarak namuslu iffetli İmran’ın kızı Meryem’in de hatırla-tılmasıyla sûre sona erer. Sûretü’n-Nebî adı da verilir.  
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ey peygamber, hanımlarının rızasını gözeterek, Allah'ın sana helâl saydığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerinin hoşnutluklarını arayarak, Allah'ın sana helal kıldığını, niçin (kendine) yasak ediyorsun? Allah bağışlayandır, rahmet edendir.
1.Hakim ve Nesai`nin Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) bir cariyesiyle Hafsa (r.a.)`nın odasında yakınlıkta bulundu. Hafsa (r.a.) bundan haberdar oldu ve Resulullah (a.s.)`la bu hususu konuştu. Resulullah (a.s.) da Hafsa (r.a.)`nın gönlünü etmek için o cariyeyi kendine haram kıldığını bildirdi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bazı rivayetlerde bu cariyenin Resulullah (a.s.)`ın İbrahim adlı oğlunun annesi Mariye olduğu bildirilmiştir.Olayla ilgili daha başka rivayetlerde bildirildiğine göre Resulullah (a.s.), Hafsa (r.a.)`dan bunu kimseye söylememesini istedi. Ancak Hafsa (r.a.) sonra Hz. Aişe (r.a.)`ye bundan söz etti.Bazı rivayetlerde bildirildiğine göre de Resulullah (a.s.) hanımlarından Sevde (r.a.)`nin odasında bal şerbeti içti. Sonra Hz. Aişe (r.a.)`nin yanına gitti. Hz. Aişe (r.a.): "Ben sende bir koku hissediyorum" dedi. Ardından Hafsa (r.a.)`nın yanına gitti. O da aynı şeyi söyledi ve: "Sanıyorum bu Sevde`nin yanında içmiş olduğun bir şeyin kokusudur" dedi. Bunun üzerine Resulullah (a.s.) onu içmeyi kendine haram kıldı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Hafız İbnu Hacer ayeti kerimenin her iki olayla ilgili olarak da indirilmiş olabileceğini söylemiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Peygamber! Zevcelerinin gönül rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığını niçin haram edersin. Bununla beraber (üzülme) Allah Gafûrdur= mağfireti boldur, Rahîm'dir= çok merhametlidir. (Rivayet edildiğine göre; Peygamber Aleyhisselâtü vesselâm bir defa Hz. Hafsa'nın gününde, diğer zeceleri bulunan Hz. Mariye ile beraber bulunmuşlar. Buna üzülen Hafsa'nın gönlünü almak için Mariye'yi kendilerine haram kıldılar. İşte bu ayet-i kerime, bu hadise üzerine nazil olmuş ve Hz. Peygamberin de zellesi bağışlanmıştır.)
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarının rızasını arayarak Allah’ın sana helal ettiği şeyi neden haram ediyorsun? Ve (bil ki) Allah, Gafur ve Rahim’dir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ey Peygamber! Niçin Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerinin hatırı için haram kılıyorsun? Allah affedendir; merhamet sahibidir.” [655][656]
[655] Tahrîm sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 401.[656] Hz. Peygamberin uyarılmasına neden olan olay hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIX, 404-407.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ey peygamber! Hoşnut etmek için karılarını, Allahın sana helâl kıldığını, niçin haram kılarsın? Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ey nebi! Eşlerinden bazılarının rızasını kazanmak için, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyleri niçin kendine haram kılıyorsun? Oysa Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Hz. Peygamberin Medine döneminin ikinci yarısındaki bir tarihte, bir ay süreyle eşlerinden hiçbirisi ile birlikte olmayacağına dair yemin etmişti. Buna bazı eşleri arasında ortaya çıkan kıskançlık mı, yoksa aile içinde yaşanan bir gerginlik mi sebep olmuştu bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz o ki, Hz. Peygamber eşlerine kırgındı ve bu kırgınlığını onlardan uzak durarak belli ediyordu. Bunun üzerine Allah bu ayetle hem bağışlandığını ve hem de helal olan bir şeyi kendisine haram etmemesi gerektiğini bildirdi. Ayrıca bu ayetin hedefi biyografik olmayıp bütün insanî durumlarda uygulanabilecek bir ahlakî ders vermektir. Bu ders, zühd ve takva –hakka yönelmek için dünyadan ve dünyalık nimetlerden tamamıyla el etek çekmek- niyetiyle de olsa Allah’ın helâl kıldığı herhangi bir şeyi haram görmenin doğru olmayacağıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Nebî Allâh’ın sana müsâ’ade itdiğini niçün kendine harâm idiyorsın? Sen zevcelerini razı itmek istiyorsın. Allâh gafûr ve rahîmdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine yasak ediyorsun? Allah bağışlayandır, acıyandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ey peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak, Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ey peygamber! Allah’ın sana helâl kıldığını, eşlerini hoşnut etmek arzusuyla niçin kendine haram kılıyorsun? Bununla beraber Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.  
 Âyetin işaret ettiği hadise şudur: Hz. Peygamber, zevcelerinden Zeyneb binti Cahş’ın evinde bal şerbeti içmiş ve bu yüzden onun yanında biraz fazla kalmıştı. Bu durumu kıskanan iki zevcesi, Âişe ve Hafsa, aralarında kararlaştırıp, Peygamber yanlarına vardığında kendisinden megâfir kokusu geldiğini söylediler. Hz. Peygamber meğâfir yemediğini söyledi. «Demek ki balı yapan arı megâfir yalamış» dedi ve bir daha bal şerbeti içmemeye yemin etti. Sûrenin bu münasebetle indiği rivayet edilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ey peygamber, sırf eşlerini memnun etmek amacıyla, ALLAH'ın sana helal (yasal) kıldığını kendine yasaklıyorsun. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin sen kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ey o Peygamber! Sana Allahın halâl kıldığını niçin harâm edersin, zevcelerinin hoşnudluğunu ararsın? Maamafih Allah gaffurdur rahîmdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ey Peygamber! Zevcelerin (den herhangi birin) i memnun etmek için Allah’ın sana helâl kıldığı bir şeyi, neden kendine yasaklıyorsun? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ey nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun?¹ Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
1- Helal ve haram kılma yetkisi yalnızca Allah'a aittir. Nebi de olsa, hiç kimse helal ve haram kılma yetkisine sahip değildir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ey peygamber, Allahın sana halâl kıldığı şey'i zevcelerinin hoşnudluğunu arayarak, niçin (kendine) haram ediyorsun? (Bununla beraber üzülme) Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ey Peygamber! Zevcelerinin hoşnudluğunu arayarak, Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi, niçin (kendine) tahrîm ediyor (haram kılıyor)sun? Bununla berâber Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.(1)
(1)Resûl-i Ekrem (asm) zevcelerinden birine sır olarak verdiği, kendisinden sonra Hz. Ebû Bekir (ra) ve Hz. Ömer (ra)’ın sırayla halîfe olacaklarına dâir haberi, o vâlidemizin diğer bir vâlidemize bahsetmesi üzerine Allah bundan kendisini haberdâr etti. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (asm) o vâlidemize sitem etti. Ama ikisinin birbirini savunmaları ve bu arada diğer zevceleri de alâkadar edecek şekilde, meşrû‘ da olsa bazı dünyevî dileklerde bulunmaları üzerine Hz. Peygamber (asm), bir aylık süre için yanlarına çıkmayacağına dâir yemîn etti ve husûsî bir odaya çekildi. Mübârek zevceleri, onu gücendirmiş olmak endişesi ile müteessir olarak epey ağladılar. Bu sûre nâzil olunca Resûl-i Ekrem (asm) 29. günün bitiminde yeminlerinin keffâretini vererek hâne-i saâdetlerine geri döndüler. (Elmalılı, c. 7, 5085)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerinin hoşnutluğunu arzu ederek (hatırları için) Allah’ın sana (yemesini) helal kıldığı şeyi niçin (kendine) yasaklıyorsun? Oysa Allah bağışlayandır, merhamet edendir. *
(*) Buhari ve Müslim’in rivayet ettiklerine göre Hz. Aişe (r.a.) şöyle dedi: Resulullah (s.a.) tatlıyı ve balı çok severdi. İkindi namazından döndüğünde hanımlarına uğrar, bunlardan Zeyneb b. Cahş’ın yanında biraz kalır ve bal şerbeti içerdi. Hafsa ile ben şöyle anlaştık. Resulullah hangimizin yanına gelirse: "Senden (kokusu hoş olmayan) meğafir kokusu geliyor, meğafîr mi yedin/veya şerbetini mi içtin?" diyecektik. Öyle de yaptık. Resulullah: "Hayır, Zeyneb’in yanında (meğafir değil) bal şerbeti içtim, «Demek ki balı yapan arı megâfir yalamış» dedi ve bir daha içmeyeceğim" dedi. Yani Hz. peygamberin eşleri meğafir kokusundan rahatsız olduklarını dile getirip içmemesini arzuluyorlar. Bunun üzerine Allah Resulü de onları ve dolayısıyla bütün eşlerini hoşnut etmek/hatırları için bir daha kokusu hoş olmayan meğafiri yemeyeceğini veya şerbetini içmeyeceğini kendilerine söylüyor ve bu durumdan kimsenin haberdar olmasını da istemiyor. Çünkü bunu mü’minler duysalar, onlar da Hz. peygambere uyarak helal bir gıdayı kendilerine yasaklayabilirlerdi. İşte bu nedenle Hz. peygamber, eşlerinin bu durumu başkalara anlatmamalarını tenbih ediyor. Yani bu olayın Hz. peygamber ile eşi Mari’ye ve Hafsa hakkındaki uydurma olayı ile hiçbir alakası yoktur. Zaten Mariye de onun eşi idi, neden böyle bir şey olsun ki? Ayrıca ayette ‘’bazı eşlerini hoşnut etmen için’’ şeklindeki çeviri de hatalıdır, çünkü burada ‘’bazı’’ ifadesi yoktur, yani mealler hatalıdır. Zira ayette kullanılan ifade (مرْضَاتَ أَزْوَاجِكَ) bütün eşler içindir, bazı eşler, yani Mariye ve Hafsa için değil. Bu nedenle bu ayetin Hz. Peygamberin eşi Mariye ve Hafsa ile hiçbir alakası yoktur. Çünkü ayetin mesajı bütün eşleri kapsıyor. İşte bu yüzden Mariye ve Hafsa ile ilgili söz konusu rivayet sahih değil, uydurmadır. Konuyla ilgili aşağıdaki tefsir metinlerine bakılabilir. Ayrıca bu ayetten de helal ve haram kılma ve dini kuralları koyma yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunu görüyoruz. Zira Peygamber de olsa, hiç kimse helal ve haram kılma, dini hüküm ve kurallar koyma yetkisine sahip değildir. Önemli bir not: Bu vb. ayetten kesin anlaşılıyor ki, Hz. peygamberin hadisleri, sünneti ve içtihatları vahiy değildir. Eğer bunlar vahiy olsaydı, yüce Allah hem burada hem diğer bazı ayetlerde (Örneğin: Abese suresi vs.) Hz. peygamberin söz konusu tutum ve davranışlarından dolayı ona itâb etmez ve onu kınamazdı, bilakîs, onun yaptığına onay verirdi. Ama bakıyoruz ki tam aksine yaptığı bazı şeyler reddediliyor ve bu yüzden kınanıyor. Bu nedenle sadece bir tek vahiy kaynağı vardır, o da Kur’an’ı kerimdir, Kur’an dışında hiçbir vahiy kaynağı yoktur. Kur’an’dan başka bir vahiy kaynağı aramak ise insanı küfre götürür. ‘’…Ayrıca burada isimlerin fazla bir önemi bulunmuyor. "Kim kime ne dedi, sırrı kime söyledi, kim kimi ifşa etti, neydi o sır? vs.’’ bunların artık hiçbir anlamı yoktur. Zaten Kuran’ın bunlara girmeyip, üstü kapalı geçerek sürekli olarak alınması gereken derse vurgu yapması da bunu göstermektedir. Çünkü haklarında ayetler inen o insanlar göçüp gitmiş, şu an biz bu ayetlerle muhatabız. Peki, bize ne mesajlar veriyor bu ayetler? Bunları üç maddede hâlinde toplayabiliriz: 1- Peygamberde bir insandır. 2-Kimse, Allah’ın serbest bıraktığı (helal kıldığı) bir şeyi yasaklayamaz (haram kılamaz). 3- Eşlerden ayrıca "cariyelik" diye bir uygulama yoktur. Çünkü dikkat edilirse Maria’nın içinde bulunduğu Hz. Peygamber’in kadınlarının tamamına" eşlerin"(ezvacike) diye hitap ediliyor. Demek ki Hz. Peygamber’in bir normal eşleri bir de ayrıca "cariyesi" diye bir uygulaması yoktur. Normal eşleriyle nikâh kıymış da cariyesi ile "odalık " hayatı yaşıyor değildir. Hepsi ile de nikâh kıymış, evlenmiştir. Evlendikten sonra artık hepsi de onun eşit haklara sahip eşleridir (ezvâc). Bu şu demektir: "Cariye hayatı" veya "odalık"da denilen esir alınmış, satın alınmış veya hediye edilmiş kadınlarla"nikâhsız" cinsel ilişkinin Kur’ana dayanan bir temeli bulunmuyor. Kur’an’a göre her ne surette olursa olsun"nikâhsız" ilişkiye asla cevaz yoktur. (Y. Ku’ran R.İ. Eliaçık) (*) روى البخاري وابن سعد وعبد بن حميد وابن المنذر وابن مردويه "عن عائشة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يمكث عند زينب بنت جحش ويشرب عندها عسلاً فتواصيت أنا وحفصة أن أيتنا دخل عليها النبـي صلى الله عليه وسلم فلتقل إني أجد منك ريح مغافير أكلت مغافير؟ فدخل على إحداهما فقالت ذلك له، فقال: لا بل شربت عسلاً عند زينب بنت جحش ولن أعود وفي رواية وقد حلفتُ فلا تُخبري بذلك أحداً فنزلت {يٰأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ لِمَ تُحَرّمُ }" الخ رواه الشيخان وغيرهما عن عائشة الخ (الوسيط في تفسير القرآن الكريم) (روح المعاني) فيه خمس مسائل:الأولى ـ: قوله تعالى: {يٰأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكَ} ثبت في صحيح مسلم "عن عائشة رضي الله عنها: أن النبيّ صلى الله عليه وسلم، كان يمكث عند زينب بنت جَحْش فيشرب عندها عَسَلاً؛ قالت: فتواطأتُ أنا وحفصة أنّ أيَّتَنَا ما دخل عليها رسول الله صلى الله عليه وسلم فلتقل: إني أجد منك رِيح مَغَافِير! أَكَلْتَ مَغَافِير؟ فدخل على إحداهما فقالت له ذلك. فقال:بل شربت عسلاً عند زينب بنت جحش ولن أعود له" . فنزل: {لِمَ تُحَرِّمُ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكَ} ـ إلى قوله ـ {إِن تَتُوبَآ} (لعائشة وحفصة)، (الجامع لاحكام القرآن) {وَإِذَ أَسَرَّ ٱلنَّبِيُّ إِلَىٰ بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثاً} لقوله: "بل شربتُ عسلاً (الجامع لاحكام القرآن) وقال آخرون: كان ذلك شراباً يشربه، كان يعجبه ذلك (جامع البيان في تفسير القرآن) (تفسير الأمثل في كتاب الله المنزل - المتشابه من القرآن ) يا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ ما أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي مَرْضاتَ أَزْواجِكَ؟) أي يا أيها النبي لم تمتنع عن شرب العسل الذي أحله الله لك، تلتمس بذلك رضا أزواجك؟ (تفسير المراغي) قال النووي في شرح مسلم : الصحيح أن الآية في قصة العسل لا في قصة مارية المروية في غير الصحيحين ، ولم تأت قصة مارية في طريق صحيح ثم قال الخفاجي نقلا عنه أيضا : الصواب أن شرب العسل كان عند زينب رضي الله تعالى عنها (تفسير الألوسي ) قال القرطبى ما ملخصه: "وأصح هذه الأقوال أولها.. والصحيح أن التحريم كان فى العسل، وأنه شربه عند زينب، وتظاهرت عليه عائشة وحفصة فيه، فجرى ما جرى فحلف أن لا يشربه وأسر ذلك، ونزلت وقال الإِمام ابن كثير - بعد أن ساق عددا من الروايات فى هذا الشأن: والصحيح أن ذلك كان فى تحريمه - صلى الله عليه وسلم – للعسل ? انظر (في طلال القران – سيد قطب) رواية تحريم مارية القبطية: هذه رواية عطية العوفي عن ابن عباس وهي رواية ضعيف السند , والعبرة بعموم اللفط وليس بخصوص السبب (تفسير القران الثري الجامع)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Ey Haberci (Peygamber)! Eşlerinin rızalarını kazanmayı isteyerek sen, Allah’ın sana helal kıldığı şeyleri niçin haram ediyorsun? Allah bağışlayan ve merhamet edendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ey peygamber! Karılarının gönlü olsun diye Allah’ın sana helal kıldığını sen kendine niçin haram kılarsın? Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ey peygamber! Zevcelerinin hoşnutluğunu arayarak Allah/ın sana helâl ettiği şeyleri özüne niçin haram ediyorsun [²]. Allah yarlıgayan, bağışlayandır.
[1] Medine'de nâzil olmuş 12 âyettir,[2] Peygamberimiz, Hazret-i Hafasa'nm odasında Mariye ile halvette kalmış, fakat Hazret-i Hafasa'nm kederlenmesi üzerine Mariye'yt kendisine haram ettiğini bildirmişti, Müşarüileyha hemen bu hali Hazret-i Ayşe'ye haber vermişti. Yahut Resulü Ek rem, Hazret-i Hafasa'ya Ebu Bekir'le Ömer'in imamet ve hilâfetlerini bildirmişti veya Hazret-i Zeynep binti Haeeş'in odasında bal şerbeti içmişti. Bunu çekemeyen Hazret-i Ayşe ile Hafasa peygamberimize «— Sende bir fena koku duyuyoruz» diyerek bal şerbetini peygamberimize haram etmişlerdi. Nazm-ı Celil bu veya o hâdise üzerine nâzil olmuştur Bu halde «Marye ile halvette kalmayı veya bal şerbeti içmeyi zevcelerinin hoşnut olmasını arayarak kendine haram ediyorsun» demek olur.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ey Peygamber! Allah’ın sana helal kıldığı şeyleri, eşlerinin rızasını umarak niçin kendine haram ediyorsun?¹ Oysa Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.
1 Ayetin iniş sebebi ile ilgili farklı rivayetler vardır. En makulü kanaatimce şudur: Hz. Peygamber’e hanımlarından Zeynep binti Cahş bal şerbeti ikram eder. O da onun yanında daha fazla kalırdı. Bu durumu diğer hanımları kıskanırdı. Hz. Peygamber bal şerbeti içtiğini, diğer hanımı Hz. Hafsa’nın merakı üzerine söyler. Sonra onların kıskanmaması için bir daha bal şerbeti içmemeye yemin eder. Yani kendine haram eder. Bunu kimseye söylememesini tembihler. O da diğer eşi Hz. Ayşe’ye söyleyince, olup bitenleri haber veren bu ayet nazil olmuştur. (Buharî, Tefsir, 66/1; Müslim, Talâk, 20, 21).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram (perhiz) kılıyorsun? Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
(Medine’de nazil olmuştur ve 12 ayettir. Adını Hz. Peygamber’in bazı yiyecekleri kendisine yasakladığını anlatan birinci ayetten almıştır.)(İbn-i Münzir, İbn-i Ebu Hatim, Taberani ve İbn Merduye’den naklen Aişe şöyle anlatıyor: “Her ikindi namazı sonrasında eşlerinin odalarına uğramak, Hz. Peygamber’in (s.a.a) âdetiydi. Hz. Peygamber (s.a.a) bir süredir Zeynep binti Cahş’ın odasında daha fazla kalmaya başlamıştı. Zira O’na bir yerden bal gelmişti ve Resulullah balı çok severdi. Dolayısıyla onun odasında bal şerbeti içiyordu. Hafsa, Sevde ve Safiye ile birleşip, “Resulullah (s.a) yanımıza geldiğinde, her birimiz ona ağzından meğafir kokusu geldiğini söylemeyi” kararlaştırdık. Meğafir, özel kokusu olan bir çiçektir. Arı, balını bu çiçekten alırsa, balında meğafir kokusu olur. Hepimiz de Resulullah’ın (s.a.a) çok titiz olduğunu ve kendisinden kötü bir koku yayıldığında bundan çok rahatsızlık duyacağını biliyorduk. Bu yüzden Hz. Peygamber’in (s.a.a) Zeyneb’in yanında çok kalmaması için bu hileye başvurduk ve gerçekten de hile tesirini gösterdi. Hanımlarının, “Ağzından meğafir kokusu geliyor” demeleri üzerine, Hz. Peygamber (s.a.a) bal yememeye söz verdi.”)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Neden eşlerini memnun etmek için Allah’ın sana helâl kıldığı bir şeyi kendine yasaklıyorsun? Sakın bir daha böyle bir şey yapma! Bununla birlikte, Allah senin bu hareketini ve eşlerinin dünya malını arzu ederek sana karşı yaptıkları saygısızlığı affetmiştir. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.Öyleyse, ey Peygamber, etmiş olduğun yeminden dönmelisin.
Medîne döneminde, hicretin yedi veya sekizinci yılında indirilmiştir. Hz. Peygamberin helâl bir nîmeti kendisine yasaklama teşebbüsünün ele alındığı birinci ayetinde geçen “tuharrimu: Haram kılıyorsun, mahrum bırakıyorsun” kelimesinden adını alan sûre, 12 ayettir.Hudeybiye barış antlaşmasından sonra, İslâm toplumunun hayat seviyesinde gözle görülür bir değişiklik olmuş, fakat bu, Peygamberin evine ve ailesine aynı oranda yansımamıştı. Çünkü Peygamber, önderi olduğu toplumda fakirlerin hayat seviyesine göre yaşamayı kendisine ilke edinmişti. O, zaferden zafere koşan büyük bir devlet başkanı olduktan sonra bile hiçbir zaman lüks ve şatafata dalmamış, ömrünün sonuna kadar sâde ve mütevazı hayatını sürdürmüştü. Ne var ki, her kadın gibi Peygamberin hanımları da her zaman ve her konuda olmasa da İslâm toplumunda gittikçe artan imkanlardan pay almak istiyor, bunun için Peygambere sık sık şikayette bulunuyorlardı. Buna karşılık Peygamber, dünyanın refah ve süsleriyle ilgili dileklerde bulunan hanımlarına bir uyarıda bulunmak ve yaşadığı mütevazı hayatı değiştirmeme konusundaki kararlılığını ortaya koymak istedi ve bir ay boyunca eşlerinden hiçbirisi ile birlikte olmayacağına yemin etti. Onun bu kararı vermesinde eşleri arasında kıskançlık ve sürtüşmelere yol açan şu olay da etkili olmuştu:Hz. Peygamber, her ikindi namazı sonrasında eşlerinin odalarına düzenli olarak uğrardı. Hz. Peygamber’in böyle ziyaretlerinde Zeyneb b. Cahş O’na bal şerbeti ikram ediyordu. Bu durumu kıskanan Hz. Aişe, Hafsa ile anlaşıp Hz. Peygamber yanlarına geldiğinde ona, ağzından meğafir kokusu geldiğini söylediler. Meğafir, kötü kokan bir çiçektir. Arı, balını bu çiçekten almışsa balında meğafir kokusu olur. Hz. Aişe ile Hz. Hafsa, kendisinden kötü bir koku yayıldığında Peygamberin bundan çok rahatsız olacağını bildiklerinden, Zeyneb’in yanında kalmasını engellemek için bu hileye başvurmuşlardı. Gerçekten de hile tesirini gösterdi ve Hz. Peygamber, bundan böyle bal şerbeti içmeyeceğine dâir Hz. Aişe’nin yanında yemin etti ve ona, bu durumu hiç kimseye anlatmamasını tembihledi. Fakat Hz. Aişe, çok geçmeden bunu Peygamberin diğer hanımı Hafsa’ya anlattı. Bunu ilâhî vahiy sayesinde öğrenen Peygamber, sırrını gizlemediğinden dolayı onu azarladı.Bunun üzerine, bütün ümmete örnek olması gereken Peygamberin, eşlerini memnun etmek için bile olsa bal şerbetini veya herhangi bir helâl nîmeti kendisine yasaklamasının doğru bir davranış olmadığını bildiren ve Peygamber eşlerini, sahip oldukları yüce makâma yaraşır fedâkârlık ve olgunluğu göstermeleri konusunda uyaran ve kıyâmete kadar gelecek mümin ve müminelere ibret dersleri veren mübârek Tahrîm sûresi nâzil oldu:  
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ey Nebiyy! Niçin senin eşlerinin hoşnutluğunu arayarak Allah’ın sana halâl kıldığını HARAM KILIYORSUN? Allah rahîm gafûrdur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Sevgili resulüm! Eşlerini memnun etmek için Allah'ın helâl kıldığını, kendine nasıl haram edersin? Bereket Allah, hoşgörü deryasıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Nebi! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? Yaptığına karşılık hemen af dile! Unutma ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ey Peygamber! Allah’ın sana helal kıldığı şeyi eşlerini memnun etmek uğruna niçin kendine haram kılıyorsun? [*] Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Benzer mesajlar: A‘raf 7:32-33; Tevbe 9:29; Kehf 18:26.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ey Peygamber! Hanımlarının rızasını gözeterek, Allah’ın helal kıldığı bir şeyi¹ kendine niçin haram ediyorsun?² Allah, çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.³
1 Bu âyetten: a- Peygamber de olsa hiç kimsenin Allah’ın haram kıldığı şeyleri helal, helal kıldığı şeyleri de haram kılma yetkisinin olmadığı. b- Helal olan bir şeyi sevmemekle haram kılmanın ayrı şeyler olduğu. c- Helal olan bir şeyi, sadece birilerinin hatırı için haram kılmanın yasak olduğu. d- Birilerinin de bir başkasını Allah’ın emirlerine ters düşürmeye zorlayıcı bir tavır takınmasının yasak olduğu, anlaşılmaktadır.2 Şari’: Kanun koyan, hüküm vaz’ eden demektir. İslâm Dininde “Mutlak Şâri’” Allahu Teâlâ’dır. Peygamberimize şar’i (veya şari-i sani) denilmesi ise mutlak anlamda değildir. Nitekim mutlak şar’i yalnız Allahu Teâlâ’dır. Peygamberimiz de ancak şari’in koyduğu şeriat’la insanları bu şeriat’a davet eder. Peygamberimizin koyduğu emir ve yasaklar onun kendi kafasından çıkardığı şeyler değildir. Onun bildirdiği emir ve nehiyler Allah’ın ona gönderdiği vahiydir. Peygamberimiz Allah’ın bildirdiği emirlerle insanlar hakkında bazı hükümler verebilir. Ancak bu hükümler ona vahiyle gelir. O da bu hükümlerle bağlı olarak insanların menfaatine bazı hükümler bildirir. Bu, onun mutlak anlamda şar’i olduğunu değil, Allah’ın hükümlerini insanlara tebliğ eden ve bunlarla bazı hükümler çıkartan bir şar’i olduğunu gösterir. Böyle denildiğinde o, Allah’a denk kılınmış olmaz. Nitekim mutlak şar’i başka, mutlak şar’inin hükümleriyle hükümler çıkartan başkadır. Bu iki şar’i farklıdır. Birincisi, “mutlak anlamda şeriat koymak, hüküm vaz’ etmektir.” İkincisi ise; “mutlak şar’inin koyduğu şeriatla hükmedip yeni bir hüküm çıkarmaktır.” Bu iki unsuru birbirine karıştırmamak gerekir. Allahu Teâlâ: “Ey îman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin ve sizden olan emir sahibine de (itaat edin.) Eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, herhangi bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde o konunun (çözümünü) Allah’a ve Peygamber’e havâle edin. Çünkü böyle yapmanız, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından da en iyisidir.” (Nisa: 59) buyurmuştur. Allah bu ayette, “Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin” buyurmamış, “Allah’a itaat edin” buyurduktan sonra tekrar ayrı olarak “Rasulü’ne itaat edin” buyurmuştur. Bu da gösteriyor ki Rasulullah’a itaat etmek yani Rasulullah’ın “sahih sünnetine” uymak İslam’ın temellerindendir. Aynı şekilde bu da gösteriyor ki Kur’an nasıl bir teşri kaynağı ise Rasulullah’ın sözleri de bir teşri kaynağıdır. Onun için Rasulullah (s.a.v): “Ben size neyi yasaklamışsam ondan uzak durun. Size neyi emretmişsem gücünüz nispetinde onu yerine getirin. Sizden önceki kavimlerin helak olmalarının sebebi nebilerine gereksiz çok soru sormalarıdır.” (Müslim) buyurmuştur. Bu ve birçok ayeti kerimede ifade edildiği gibi Rasulullah (s.a.v)’den hüküm istenir. Fakat Rasulullah’ın vereceği hüküm müstakil bir hüküm olmayıp Allah’ın hükmüne bağlıdır. O halde Rasulullah (s.a.v) de Şâridir, hüküm koyucudur ama mutlak ve müstakil kanun koyucu değil, Allah’ın vahyine, kanununa bağlı bir Şâri’dir. İslam şeriatında; namaz vakitleri, rekâtları, Cuma suresi inmeden önce Cuma namazı, ehli eşek etinin haram kılınması, yırtıcı ve leş yiyen hayvanların etinin haram kılınması, Altının ve ipeğin ümmetin erkeklerine haram kılınması, kadının, halasıyla aynı anda nikâh altına alınmasının yasaklanması… hep sünnetle emredilmiştir. Eğer Efendimiz Allah’ın rızasına uygun olmayan bir hüküm ortaya koymuşsa bu da daha sonra vahiyle düzeltilmiştir. Sünneti delil olarak almayı kabul etmeyenlerin genellikle bu konuda bir kısım lakırdılarla meseleyi geçiştirmeye çalışmaları niyetlerinin ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.3 Bu sûrenin ilk dört âyetinin indirilme sebebi şu iki olaydır: a- Hz. Aişe (r.a)’dan: Peygamber (s.a.v) her ikindi namazının sonrasında eşlerine uğrardı. Bir ara Zeyneb b. Cahş’ın odasında onun ikram ettiği bal şerbetini içtiği için daha fazla kalmaya başlamıştı. Ben bunu çok kıskandım ve Hafsa, Sevde, Safiye ile o yanımıza gelince; “ağzından meğafir kokusu geldiğini” söylemeyi kararlaştırdık. (Meğafir, kötü kokulu bir çiçektir.) Onun Zeyneb’in yanında çok kalmaması için başvurduğumuz bu hile tesirini gösterdi. Peygamber (s.a.v): “bir daha bal şerbeti içmemeye” söz verdi. (Buhari, Müslim, Nesâî) b- Bir gün Peygamberimiz, eşi Hafsa’nın odasında diğer eşi Mariye ile bir süre kalır. Hafsa bunu öğrenince çok gücenir ve Peygamber (s.a.v)’e çatar. Bunun üzerine Pey-gamberimiz de onu memnun etmek için, “bir daha Mariye ile beraber olmayacağına” söz verir. Hz. Hafsa da bunu Hz. Aişe’ye gizlice anlatır. (Bu rivâyet, Kütüb-i Sittede zikredilmemektedir.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
EY PEYGAMBER! Eşlerin[den herhangi biri]ni memnun etmek için, neden Allah’ın sana helal kıldığı bazı şeyleri [kendine] haram kılıyorsun? ¹ Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır:
1 Hz. Peygamber’in Medine döneminin ikinci yarısındaki bir tarihte, bir ay süreyle eşlerinden hiçbirisi ile birlikte olmayacağına yemin etmesinin kesin sebebi veya sebepleri hakkında birçok çelişik -ve bu nedenle de toplu olarak değerlendirildiklerinde pek güvenilir görünmeyen- rivayet vardır. Tam sebebi hâlâ kesin olarak tesbit edilememiş olsa da, yukarıda sözü edilen hadîslerden açıkça anlaşılmaktadır ki, evlilik hayatındaki bu geçici duygusal kopukluğun sebebi, Hz. Peygamber’in bazı eşleri arasında ortaya çıkan kıskançlık işaretleriydi. Ama yine de yukarıda Kur’an’ın bu olaya işaretinin hedefi biyografik olmayıp bütün insanî durumlarda uygulanabilecek bir ahlakî ders vermektir: Bu ders, Allah’ın helâl kıldığı herhangi bir şeyi harâm görmenin, bu davranış başka bir kişiyi veya kişileri memnun etmek için de olsa, kabul edilmezliğidir. Ayrıca bu ders, Kur’an’da sıkça vurgulanan bir gerçeği, Hz. Peygamber’in bir insan olduğu ve bu nedenle beşerî duygusallıklara maruz kalabileceği ve hatta zaman zaman hatalar işleyebileceği (ki Hz. Peygamber’in yaptığı hatalar, ilahî vahiy aracılığıyla kendisine gösterilmekte ve böylece düzeltilmektedir) gerçeğini dile getirmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ey Nebi, eşlerinden bazılarını hoşnut etmek için Allah’ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? Ama Allah yine de eşsiz bağışlayıcı sınırsız merhametin sahibidir. 16/116, 42/21
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SEN ey nebî! Eşlerin(den Âişe ve Hafsa’nın) rızasını kazanmak için, neden Allah’ın helâl kıldığı şeyi kendine haram ediyorsun?[⁵¹⁶⁹] Yine de Allah çok bağışlayıcıdır, sınırsız merhamet kaynağıdır.
[5169] Asıl olanın serbestlik olup yasakların arızi olduğunu zımnen ifade eden A’râf 32 ışığında anlaşılmalıdır (Krş: 5:87-88; Hz. Yakub’un tahrimi için bkz: 3:93). Âyet açıkça Allah Rasûlü’nün helâl bir şeyi haram kılmasını yasaklamaktadır. Bu haram kılmanın sadece kendisiyle sınırlı olması ve eşlerini razı etme amacı taşıması da bu sonucu değiştirmemektedir. Allah Rasûlü’nün altın ve ipek yasağı, bir helâli haram kılma olarak değerlendirilemez. Cennette mü’minlere bahşedileceği ifade buyurulan bu iki güzellikten dünyada gönüllü olarak vazgeçme edebinin bir sonucu olsa gerektir (18:31; 22:23; 35:33). Bu yasağın bir sebebi de erkeklerin kadınlara benzemesinin önüne geçmektir. Zira Allah Rasûlü kadınlaşan erkekleri ve erkekleşen kadınları kınamıştır. Üç sahabinin parmağında altın yüzük gördüğünü söyleyen Mus’ab b. Sa‘d rivayeti bu çerçevede anlaşılabilir (Ebu Dâvud). Yine Abdurrahmân b. Avf’ın bit tutmuyor gerekçesiyle Nebi’den ipek gömlek için izin isteyip istediği izni alabilmesi de bunun göstergesidir. İlk nesiller “haram kılma” ile “yasaklama” arasındaki ayrımın çok iyi farkındaydı. Allah Rasûlü’nün yasakladığı şeyleri harrame’n-nebi (Nebi haram kıldı) kavramsallaştırmasıyla değil nehe’n-nebî (Nebi yasakladı) kavramsallaştırmasıyla nakletmelerinin sebebi bu olsa gerektir. Buna Allah Rasûlü’nün Hayber’in fethi ardından ehli eşek etini yasakladığını, yine pençeli ve etobur vahşi hayvanları ve gagalı leşçil kuşları yasakladığını ve bir satışta iki satışı yasakladığını bildiren haberler örnektir (Tirmizî, Buyu’ 18, no: 1231). Bunların hepsi de “Nebi haram kıldı” formuyla değil “Nebi yasakladı” formuyla gelir. Elbet kavramsallaştırmada bu titizlik ve hassasiyeti göstermeyen rivayetler de mevcuttur. İslâm şeriatının yasakları arasında olmayan bir şeyi yasaklamak, şer’an yasak değildir. Yasak olan şey, yasaklananı emretmektir. Hz. Ömer’in kadınların denkleri olmayanlarla evlendirilmesini yasaklaması buna örnektir (Serahsî, Mebsût IV, 196). Efendimiz bu hassasiyet dolayısıyla Elçiler Yılı’nda kendisine gelen kabilenin helâl hayvanların yüreğini yemeyi haram saydıklarını öğrenince “Yürek yemezseniz imanınız olmaz” demiştir. İnsanın haram kılması, Allah’ın eşya için koyduğu ilâhî hiyerarşiye müdâhale etmesidir. Bu âyetler bağlamında Allah Rasûlü uyarılmaktadır. Nitekim Allah Rasûlü haram-helal kılma konusunda vahyin tekelini tasdik ederek şöyle der: “Kur’an’ın helâl kıldığı hiç bir şeyi haram kılmadım, onun haram kıldığı hiç bir şeyi de helâl kılmadım.” (Müslim, Fedâilu’s-Sahabe, 95; Ebû Dâvud, Nikâh 12). Bu olay etrafındaki âyetler aynı zamanda insan rasul üzerinden muhatapların önder tasavvurunu inşâ etmektedir. Zımnen: Hatasız önder arayan ya rehbersiz kalarak, ya da önderi mükemmellik tuzağına düşürerek cezalandırılır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ey Peygamber, eşlerinin hoşnudluğunu gözeterek, Allah’ın sana helal kıldığı şeyi, neden kendine haram kılıyorsun? Allah çok bağışlayandır ve çok merhametli olandır! (Bu doğru değildir, yeminini bozman gerekir)
Osman Fırat
swap_vert close
Ey Nebi! Niçin, Allâh’ın sana helâl kıldığı şeyi, eşlerinin, hatırı için harâm kılıyorsun? Allâh bağışlayandır, esirgeyendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ey Peygamber! Ne için sen zevcelerinin hoşnutluklarını ararsın da, Allah'ın sana helâl kıldığını haram kılarsın? Maamafih Allah gafûrdur, rahîmdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah'ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor, kendini onlardan mahrum bırakıyorsun? Bilirsin ki Allah gafûrdur, rahîmdir (senin bu zelleni de bağışlar. Sana olan bu târizi, senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).
Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği, sözlü bir yemin mi yoksa sadece fiilî bir geri durma mı sözkonusu olduğu hakkında geniş bilgi tefsirlerde yer alır. Ayrıca Peygamberimizin verdiği sır ne idi? 3. âyette “sır olarak bir söz (hadîsen)” buyurulmasından burada, yapılan bir işten ziyade, Hz. Peygamberin bir hanımına verdiği bir sırrın konu teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Fakat ne o hanımın isminin açıklanmasına, ne de bu sözün ne olduğunun bildirilmesine bir sebep olmadığı için, Allah Teâlâ bunu bildirmemiş, böylece bir nevi aile sırlarını bilenlerin de onları yaymalarının doğru olmadığını hatırlatmıştır (Buna rağmen tefsirlerde, ilgili hanımın Hz. Hafsa (r.a.) olduğu hakkında, ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır). 1.Peygamberin bal şerbeti içmemeye yemin etmesi. 2.Zayıf senetli bir rivâyet olarak Mariye’ye yaklaşmayacağına dair yemini. 3.Hilafetin Hz. Ebû Bekir, sonra da Hz. Ömer’e geçeceğine dair verdiği sır. Fakat asıl nüzül sebebi, Peygamberimizin, hanımlarını manevî yönden daha yüksek bir makama çıkarmak için îla yaparak bir ay süre ile uzlete çekilmesidir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ey peygamber niçin, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin, hatırı için haram kılıyorsun? Allah bağışlayadır, esirgeyendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ey Nebî! Zevcelerinin rızâsını isteyerek Allâh'ın sana helâl itdiği şeyi ne içün kendine harâm idersin? Allâh gafûr rahîmdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ey Nebi! Allah’ın özel olarak sana helal kıldığını, neden kendine haram kılıyorsun? Eşlerinin gönlünü etmeye çalışıyorsun. Neyse ki Allah bağışlar, ikramı boldur.
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ey Peygamber, Ne diye eşlerinin gönlünü hoş etmek için Allah'ın helal kıldığını kendine haram ediyorsun? Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ey Peygamber! Allah'ın sana helâl kıldığı birşeyi, eşlerinin hatırı için neden kendine haram ediyorsun? Halbuki Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ey Peygamber! Allah'ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
iy peyġamber! nişe ḥarām eylersin anı kim ḥelāl eyledi Tañrı saña? istersin 'avradlaruñ ħoşnūdlıġını. daħı Tañrı yarlıġayıcıdur raḥmet ķılıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yā nebiyye’llāh, niçün ḥarām idersin Tañrı Ta‘ālā saña ḥalāl eylegeni? İs‐tersin senüñ ‘avratlaruñ rıżāsını. Tañrı Ta‘ālā raḥmet idicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ya Peyğəmbər! Zövcələrinin (səndən) razı qalmasını diləyərək Allahın sənə halal etdiyi şeyi (dünya ləzzətini) niyə özünə haram (qadağan) edirsən? Allah bağışlayandır, rəhm edəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
O Prophet! Why bannest thou that which Allah hath made lawful for thee, seeking to please thy wives? And Allah is Forgiving, Merciful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
O Prophet! Why holdest thou to be forbidden that which Allah has(5529) made lawful to thee? Thou seekest to please(5530) thy consorts. But Allah is Oft- Forgiving, Most Merciful.
5529 The Prophet's household was not like other households. The Consorts of Purity were expected to hold a higher standard in behaviour and reticence than ordinary women, as they had higher work to perform. See n. 3706 to 33:28. But they were human beings after all, and were subject to the weaknesses of their sex, and they sometimes failed. The behavior of 'A'ishah once caused serious difficulties: the Prophet's mind was sore distressed, and he renounced the society of his wives for some time. This renunciation seems to be referred to here. The situation was none the less difficult for him because she was a daughter of Abu Bakr, one of the truest and most intimate of his Companions and lieutenants. The commentators usually cite the following incident in connection with the revelation of these verses. It is narrated from 'A'i sh ah, the wife of the Prophet (peace be on him) by al Bukhari, Muslim, al Nasa'i. Abu Dawud and others that the Prophet usually visited his wives daily after 'Asr Prayer. Once it so happened that he stayed longer than usual at the quarters of Zaynab bint Jahsh, for she had received from somewhere some honey which the Prophet liked very much. "At this", says 'A'ishah, "I felt jealous, and I, Hafsah, Sawdah and Safiyah agreed among ourselves that when he visits us each of us would tell him that a peculiar odour came from his mouth as a result of what he had eaten, for we knew that he was particularly sensitive to offensive smells". So when wives hinted at it, he vowed that he would never again use honey. Thereupon these verses were revealed reminding him that he should not declare to himself unlawful that which Allah had made lawful to him. The important point to bear in mind is that he was at once rectified by revelation, which reinforces the fact that the prophets are always under divine protection, and even the slightest lapse on their part is never left uncorrected. (R). 5530 The tender words of admonition addressed to the Consorts in 33:28-34 explain the situation far better than any comments can express. If the Prophet had been a mere husband in the ordinary sense of the term, he could not have held the balance even between his private feelings and his public duties. But he was not an ordinary husband, and he abandoned his renunciation on his realisation of the higher duties with which he was charged, and which required conciliation with firmness.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَٓا اَيُّهَا
ey
النَّبِيُّ
nebî
لِمَ
niçin
تُحَرِّمُ
haram kılıyorsun
مَٓا اَحَلَّ
helâl kıldığı şeyi
اللّٰهُ
Allah'ın
لَكَۚ
sana
تَبْتَغ۪ي
arıyorsun
مَرْضَاتَ
rızasını
اَزْوَاجِكَۜ
eşlerinin
وَاللّٰهُ
fakat Allah
غَفُورٌ
Ğafûr'dur
رَح۪يمٌ
Rahîm'dir
Ey nebî! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin (kendine) haram kılıyorsun? Fakat Allah Ğafûr'dur, Rahîm'dir (her türlü günahı mağfiret eden, isimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli edendir).
يَا
Nida edatı
يَا
Ey!
اَيُّهَا
Edat
اَيُّهَا
Ey! (Bir hitap biçimidir)
نَبِىّ
İsim
ن ب ا
Nebî
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
حَرَّمَ
Fiil-II
ح ر م
Haram saydı, mukaddes kıldı, men etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَحَلَّ
Fiil-IV
ح ل ل
Helal kıldı, kondurdu, yerleştirdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
اِبْتَغَى
Fiil-VIII
ب غ ي
İstedi, arzuladı
مَرْضَات
İsim fiil
ر ض و
Rıza olma
زَوْج
İsim
ز و ج
Eş, koca, zevce, çift
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
غَفُور
İsim
غ ف ر
Ğafûr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Her türlü günahı mağfiret eden demektir)
رَحِيم
İsim
ر ح م
Rahîm (Allah'ın esması, ismidir. İsimlerinde ve fiillerinde her zaman rahmeti tecelli eden demektir), merhametli