Allah, inkâr etmiş olanlara, Nûh’un hanımı ile Lût’un hanımı bir misâl olarak getirdi. (Bu ikisi) kullarımızdan iki sâlih kulun (nikâhı) altında idiler de onlara hâinlik (iman konusunda münâfıklık) ettiler; bu yüzden (o her iki peygamber de) Allah’tan (gelen) bir şeyi onlardan savamadı. Ve (ahiret günü) ikisine “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denmiş (olacak)tır. *
(*) Not: Bu ayetten de anlaşılıyor ki, peygamberler de bizim gibi birer beşer olup kıyamet gününde en yakınını bile kurtarmaya güçleri yoktur. Yoksa bu iki peygamber hayat arkadaşlarının kurtuluşu için bir şeyler yapmaya çalışacaklardı. Demek insanın kurtuluş vesilesi olan sadece onun samimi iman ve salih amelleridir. O gün peygamberler dâhi en sevdiklerini bile kurtaramayacaklardır. O gün ilahi adalet önünde hiçbir kimse için aracılık/şefaat/ yapmak söz konusu değildir. Çünkü o gün şefaat günü değil, hesap verme ve bunun neticesinde mükâfat veya ceza alma günüdür. Şefaat dünyada yapılır, faydası olsa Allah katında, yani ahirette olur. İşte şu kısa söz bunu ne kadar da doğru ve güzel anlatmaktadır. ‘’ الشفاعة في الدنيا، وحصادها في الآخرة ‘’Şefaat/iman, ibadet, ameli salih, dua, istiğfar vs. gibi bütün bunlar/ dünyadadır, bunların hasadı ise ahirettedir.’’ Çünkü iman, İslam, ameli salih, ibadet, dua, rica ve istiğfar = şefaat vs. bütün bunların gerçekleştirilebileceği mekân yalnız dünya sahasıdır. İnsan öldükten sonra ahirette iman etmek (Ki, zaten o gün herkes iman eder), Müslüman olmak, dua edip istiğfarda/şefaatte bulunmak hiçbir kimseye fayda vermeyecektir. Çünkü imtihan süreci bitmiş, sorgu ve mahkeme süreci başlamıştır. Bu nedenle insan öldükten sonra, ruh gözüyle hakikatleri görünce ‘’ Allah’ım! Beni bağışla, beni affet ve bana merhamet et!’’ demiyor. Peki, ne diyor? (Müminün- 23/ 99 -100الخ حتى إذا جاء أحدهم الموت قال رب ارجعون لعلي أعمل صالحا فيما تركت ‘ ’Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca (yani öldükten sonra) “Rabbim! Beni (dünyaya) geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler (iman edip ameli salih) yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne (ahirette) kadar bir berzah (engel) vardır.’’ şeklindeki ayetten de anlaşılıyor ki, ölümden sonra ve ahiret gününde iman etmenin, ameli salihin, dua ve istiğfarda/ şefaate bulunmanın hiçbir faydası yoktur. Eğer ölümden sonra veya ahirette bunların bir faydası olsaydı, ölen kişi Allah’ın kendisini bir daha dünyaya göndermesini değil de, ondan aff, mağfiret ve merhameti dileyecekti. Ama o da biliyor ki, artık iman etmenin, dua ve istiğfarda/ şefaatte bulunmanın bir faydası kalmamıştır. Bu yüzden tekrar imtihane tabii tutulmak üzere bir daha dünyaya gelmek istiyor.