close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 99. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Keżâlike nakussu ‘aleyke min enbâ-i mâkad sebak(a)(c) vekad âteynâke min ledunnâ żikra(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İşte böylece geçmişlerin ahvalinden bir kısmını sana hikaye etmedeyiz ve şüphe yok ki sana katımızdan bir de Kur'an verdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Böylece Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü gerçekten aktarıyoruz. Ve kesinlikle, Sana katımızdan bir Zikir (Kur’an-ı Kerim) verdik (de gönlünü ve yolunu aydınlattık).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İşte ey peygamber! Böylece geçmişin önemli haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphe yok ki, katımızdan sana bir de Kur'ân verdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bu türlü haberleri sana anlattığımız gibi, geçmiştekilerin ibret verici haberlerinden bir kısmını sana kıssalarıyla anlatıyoruz. Sana da, yüce katımızdan okunması ibadet olan bir kitap verdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 15/9; 21/50; 41/41.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İşte böyle, geçmişlerin haberlerinden bazılarını sana anlatıyoruz. Gerçekten katımızdan sana bir de zikir verdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), sana geçmişin (daha evvelki ümmetlerin mühim) haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana tarafımızdan bir Zikir (düşünüb kendisinden ibret alınacak KUR'AN) verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
İşte böylece, kesinlikle geçmiş olanların haberlerinden sana anlatıyoruz. Ayrıca kendimizden sana bir zikir (bilgi, mesaj, ibret ve anı) indirdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ey Peygamber! İşte böylece, geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir öğüt verdik.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte böylece, geçenlerin haberlerinden sana, kıssa getirmekteyiz, katımızdan sana Kur'an verdik
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan öğüt (ve uyarılarla dolu olan Kur'an'ı) verdik.
“Zikr” sözcüğü Kur’an’da en çok geçen kelimelerdendir. Kuran, kendi işlevini ifade et mek için de zaman zaman “zikr” kelimesini kullanmıştır. Bu ayette kullanılan “zikr” teriminin yanına ister doğrudan Kur’an diyelim isterse kullanım kipine uygun olarak “öğüt veren, düşündüren, uyaran” anlamlarını verelim ayetteki maksat anlaşılacaktır. Çünkü Kur’an eğiten, yetiştiren, öğreten, uyaran, müjdeleyen, yönlendiren ilahi öğretileri ihtiva etmektedir. “Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi zikirle (Kur'an'la) uyarmaktan vaz mı geçelim?” (Zuhruf 43/5) Bu ayet bu gerçeği açıkça ifade etmektedir.  
Cemil Said
swap_vert close
İşte biz sana eski târihleri böyle anlatıyoruz. Senin ümmetine tenbîh ve tezkîr içün kıssaları muhtevî kitâb virdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Kuşkusuz sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik.  
 Âyette geçen «zikir» bazı müfessirlere göre üzerinde düşünmeye ve ibret almaya lâyık olaylara dair haberleri ihtiva eden Kur’an demektir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Geçmişlerin haberlerini, sana böylece aktarıyoruz. Sana katımızdan bir mesaj vermiş bulunuyoruz.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
İşte sana böyle - ya Muhammed - geçmişin mühim haberlerinden kıssa naklediyoruz, şübhe yok ki sana ledünnümüzden bir zikir verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm,) sana geçmişin (daha evvelki ümmetlerin mühim) haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphesiz, sana tarafımızdan bir zikir (Kur’ân) verdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte böylece geçmişlerin haberlerinden sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki sana katımızdan bir zikir¹ verdik.²
1- Öğüt. 2- Ders çıkarman için geçmişin olaylarından örnekler verdik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana geçmiş (ümmet) lerin haberlerinden bir kısmını işte böylece anlatıyoruz. Şübhe yok ki sana tarafımızdan bir zikir vermişizdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) İşte böylece geçmiş (ümmet)lerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir Zikir (Kur'ân) verdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Rasulüm,) İşte sana daha önce geçmiş önemli hadiselerden bir kısmını anlatıyoruz. Şurası da bir gerçek ki sana tarafımızdan da bir zikir (Kur’an) vermiş bulunuyoruz.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Geçmişte olan haberlerin bir kısmını sana biz anlatıyoruz ve katımızdan sana öğüt verdik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
sana gelip geçenlerin yankılarını böylece anlatıyoruz. Gerçekten Biz sana kendi katımızdan öğütleyici Kur’an’ı vermişizdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Biz, geçen haberleri böyle sana haber veriyoruz. Tarafımızdan sana bir Kur/an vermişiz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Böylece sana geçmişlerin haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz. Andolsun Biz sana katımızdan [ledunnâ] bir bilgi/Kur’an [zikr] verdik.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir zikir verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Geçmişte yaşamış kavimlerin başından geçen ibret verici hâdiselerden bir kısmını sana böyle anlatıyoruz. İşte şimdi de sana, katımızdan hikmet, öğüt ve uyarılarla dolu olan bu Kur’an’ı bahşettik. Öyle ki;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İşte ledünnümüzden / tarafımızdan sana verdiğimiz bir zikir anma / hatırlama / öğüt olarak gelip geçmişlerin uyarıcı haberlerinden sana kıssa anlatıyoruz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm, biz sana geçmişin haberlerinden bir demet sunduk. Ayrıca dillere destan bir Kitap verdik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Böylece sana geçmişlerin haberlerinden anlatıyoruz ki, ders alınsın! Aranızda konuşulup öğüt alınsın! Unutma! Toplumuna karşı senin elini güçlendirecek kitap verdik. Kitapta onlar için önemli bilgiler, önemli öğütler var.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir bölümünü [*] sana anlatıyoruz. Elbette sana tarafımızdan (gerçeği) hatırlatan (bir mesaj) verdik. [*]
Bu cümlede yer alan [min] edatı Hz. Muhammed’e vahyedilen eskilere dair haberlerin bütün insanlığın hayatını içermediğini, içlerinden bir kısmının Hz. Muhammed’e vahyedildiğini göstermektedir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:34; A‘râf 7:101; Hûd 11:120; Kasas 28:3.,Kıssaların anlatılma gerekçeleriyle ilgili bilgi için bkz. A‘râf 7:176; Hûd 11:120; Yûsuf 12:111; Kâf 50:37; Hâkka 69:12; Nâzi‘ât 79:26.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed işte böylece) sana geçmiş toplumların haberlerinden bir bölümünü anlattık. Şüphesiz sana da kendi katımızdan bir zikir (olan Kur’an’ı) verdik.
Muhammed Esed
swap_vert close
İŞTE sana geçmişte olup bitenlerin mahiyetinden de böyle (bir üslup içinde) bahsediyoruz; çünkü katımızdan hatırlatıcı bir öğreti bahşettik sana. ⁸⁵
85 Ayetin başında yer alan kezâlike (“böyle/böylece”) zarfı hem Kur’an’ın geçmiş olayları -bunlar ister tarihî olaylar olsun, ister menkıbevî ya da temsîlî olaylar olsun- ele almasındaki amaca, hem de ele alış tarzına dikkat çekmek için kullanılmıştır. Kur’an’daki her kıssanın ya da olaylara ilişkin her anlatımın altında yatan amaç, değişmez biçimde hep belli birtakım temel gerçeklerin yansıtılması olduğu için, ele alınan şu veya bu olaya dair anlatım, çoğu zaman Kur’an’ın öne çıkarmak ya da dikkat çekmek istediği ilke ve gerçeklerle doğrudan bağlantısı olmayan çizgiler bir kenara bırakılarak amaca doğrudan hizmet eden yoğun, özlü ve vecîz ifade birimleriyle ortaya konulmaktadır. “Hatırlatıcı” tabiriyle, Allah’ın vahiy yoluyla insana teklif ettiği, bütün çağlarda, bütün insanlar için geçerli değişmez psiko-sosyal yasa ve işleyişlere dikkat çeken vahyî rehber, yani Kur’an kasdedilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İşte bu şekilde geçmişte yaşanan olayların bir kısmını sana aktarıyoruz zira katımızdan sana bir öğüt ve itibar kaynağı zikir verdik. 2/39, 5/10, 6/49, 7/36, 39/71
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İŞTE bu şekilde, geçmişte yaşanmış birtakım olayların özüne ilişkin[²⁶²⁴] anlatımı sana sunmuş olduk; zira sana, katımızdan hatırlatıcı bir mesaj[²⁶²⁵] vermiş bulunuyoruz.
[2624] “Özüne ilişkin” ifadesi, mâ ilgi zamiri ekseninde, genel bağlamla ilgili çağrışımların çeviriye yansımasıdır. [2625] “Hatırlatıcı” (zikr) olma özelliği, yalnız Kur’an’ın değil tüm vahiylerin ortak özelliğidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana geçmiş ümmetlerin haberlerinden bir kısmını anlatmış oluyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (Kuran) verdik.
Osman Fırat
swap_vert close
Böylece sana geçmişlerin haberlerinden bir kısmaını anlatıyoruz. Ve gerçekten sana katımızdan bir Zikir/öğüt verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
İşte böylece geçmişlerin haberlerinden bir kısmını sana hikâye ediyoruz ve sana kendi tarafımızdan bir kitap da vermişizdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte böylece sana geçmiş mühim olaylardan bir kısmını anlatıyoruz. Tarafımızdan sana da bir zikir verdik. [41, 41; 15, 9; 21, 50]
Zikr: Tevhid ve tebliğ tarihindeki birçok ibretli hadiseyi, peygamberlerin örnek davranışlarını, halklarını eğiten irşadlarını, birçok mûcizeyi hatırlatarak Hz. Peygambere de bu özelliklerin verildiğine delâlet eden Kur’ân-ı Kerimdir. Kur’ân’ın, bunların yanında insanı eğiten, yetiştiren, uyaran, yönlendiren ilahî direktifler (buyruklar) ihtiva ettiğini de ifade eder.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Böylece sana geçmişlerin haberlerinden bir miktar anlatıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir Zikir (geçmiş olaylardan bir anı) verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Bu sûretle sana ümem-i sâbıkanın haberlerini hikâye ideriz. Ve sana 'ind-i rabbâniyemizden kitâb virdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte böylece daha önce gelip geçenlerin haberlerinden bölümler anlatıyoruz. Sana katımızdan doğru bilgi (Zikir, kitap) verdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Katımızdan sana verilmiş bir zikir olarak geçmişin haberlerinden işte bu şekilde anlatıyoruz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Geçmiş hadiselerden sana böylece kıssalar anlatıyoruz. Ayrıca sana katımızdan bir de zikir(8) vermiş bulunuyoruz.
(8) Anma, öğüt, ibret, tefekkür anlamlarını ifade eden bu kelime ile Kur’ân kastedilmiş ve Kur’ân’ın bu özelliklerine, yani indiriliş amacına işaret edilmiştir. Bu kelime 113 ve 124’üncü âyetlerde de tekrarlanacaktır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İşte böylece, geçip gitmişlerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Biz sana katımızdan da bir Zikir/Kur'an vermişizdir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
ancılayın ḥikāyet eylerüz saña ħaberlerinden ol nesenüñ kimi geçdi. daħı bayıķ virdük saña bizüm ķatumuzdan ķur’ān’ı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Anuñ gibi ḫaber virür‐biz saña yā Muḥammed geçen ümmetlerüñ ḫaberle‐rinden. Daḫı virdük saña bizüm ḳatumuzdan kitāb ki Ḳur’āndur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Keçmişin xəbərlərinin (olub keçənlərin) bir qismini sənə belə nəql edirik. Sənə Öz dərgahımızdan (insanların düşünüb daşınması, ibrət alması üçün) Qur’an da vermişik!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Thus relate Who unto thee (Muhammad) some tidings of that which happened of old, and We have given thee from Our presence a Reminder.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Thus do We relate to thee some stories of what happened before: for We have sent thee a Message from Our own Presence.(2625)
2625 Thus superseding previous revelations; for this (the Qur'an) is direct from Allah, and is not a secondhand exposition on other men's authority.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَذٰلِكَ
işte böylece
نَقُصُّ
anlatıyoruz
عَلَيْكَ
sana
مِنْ اَنْـبَٓاءِ
haberlerinden
مَا
o şey-lerin ki
قَدْ سَبَقَۚ
gerçekten geçmiş
وَقَدْ
ve şüp-hesiz
اٰتَيْنَاكَ
sana verdik
مِنْ لَدُنَّا
katımızdan
ذِكْراًۚ
bir zikir
(Resulüm!) İşte böylece Biz, geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki Biz sana katımızdan bir Zikir (olan Kur'ân'ı) verdik.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
قَصَّ
Fiil-I
ق ص ص
Anlattı, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَبَأ
İsim
ن ب ا
Haber
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
سَبَقَ
Fiil-I
س ب ق
Öne geçti, kaçtı, gelip geçti
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
لَدُن
İsim
ل د ن
Katında, tarafında
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)