close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 97. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle feżheb fe-inne leke fî-lhayâti en tekûle lâ misâs(e)(s) ve-inne leke mev’iden len tuḣlefeh(u)(s) venzur ilâ ilâhike-lleżî zalte ‘aleyhi ‘âkifâ(en)(s) lenuharrikannehu śümme lenensifennehu fî-lyemmi nesfâ(n)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Git hadi dedi Musa, hiç şüphe yok ki hayatta cezan, rastladığına yaklaşma, dokunma bana demendir ve sana bir de azap vaadedilmiştir ki değişmesine imkan yok; kulluğunda bulunup durduğun mabuduna bak da gör, onu biz yakacağız, sonra da kaldırıp denize atacağız.
Rivâyetlere göre Samirî, bu olaydan sonra İsrailoğulları arasından çıkarılmıştır. Bir rivâyete göreyse kendisi korkup çöllere kaçmıştır  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Hz. Musa Samiri’ye) Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hak ettiğin ceza:) ’Aman bana dokunulmasın!’ demen (şüphe ve endişe içinde kıvranıvermen ve insanlarla münasebetten engellenmen)dir. Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azap dolu) bir buluşma zamanı da vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin (altın buzağı heykeli) ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip deryaya savuracağız."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Musa Sâmirî'ye: “Öyle ise defol git. Senin dünya hayatında cezan, her rastladığın kimseye bana yaklaşma, bana dokunma! demendir. Ve şüphesiz senin için, kendisinden asla kaçınamayacağın azap dolu bir buluşma zamanı vardır. Şimdi bak, kendini herşeyinle adayarak tapındığın şu düzmece ilahına, onu nasıl yakacağız ve sonra toza toprağa çevirip, külünü de denize savuracağız.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mûsâ: “Git! Artık hayatın boyunca sen, bana yaklaşmayın, benimle ilişki kurmayın diyerek, insan içinden kovulmuş ve terkedilmiş bir vaziyette, soyun kuruyarak tek başına yaşayacaksın. Ayrıca senin için kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun, başında bekleyip durduğun tanrına da bak. Yemin ederim biz onu ateşte eriteceğiz. Sonra da onu parçalayarak toz duman halinde denize savuracağız.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Musa) dedi ki: "Git! Senin hayat boyunca yapacağın "bana dokunulmasın" demek olacaktır. Senin için kendisinden kaçınamayacağın bir buluşma vakti de vardır. Şimdi kendisine tapındığın şu ilâhına bak! Andolsun biz onu yakacak sonra da darmadağın edip denize savuracağız.
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: “Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: 'Bana dokunulmasın') deyip yerinmendir.' Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Hz. Mûsa ona şöyle) dedi: “- Haydi çekil git. Çünkü senin için hayat boyunca; benimle temas yok” diye söylemen ve (yalnız başına vahşice yaşamaya mahkûm kalacaksın). Hem sana (Kıyamet günü) bir ceza var ki, asla ondan kurtarılamıyacaksın. Bir de ibadet edip durduğun ilâh'ına bak, elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edib muhakkak onu denize savuracağız.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa: “Defol! Artık hayatın boyunca, sen “Bana dokunmayın,” diyeceksin. Ve senin için, onu geçemeyeceğin bir gün vardır. Ve başında beklediğin bu ilahına da bak! Andolsun, biz onu yakacağız, sonra onu denize savuracağız” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mûsâ, “Defol!” dedi; “Artık hayatın boyunca sen; ‘bana dokunmayın!' diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız. Sonra da onu parça parça edip denize savuracağız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Musa dedi: «Hemen yıkıl, git; dirliğinde cezan, bana «Dokunmayın» demekliğindir, senin için başkaca ceza dahi var, sen onu hiç savamazsın, kendisine tapındığın putunu bir gör, onu yakıp denizlere külünü savuracağız»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Musa: “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) ‘bana dokunmayın, benden uzak durun!' diyeceksin, yalnız yaşamaya mahkûm olacaksın. Ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza günü var. Şimdi tapınıp durduğun tanrına bak! Biz onu yakacağız, sonra da ufalayıp denize savuracağız” dedi.
Ayette ifade buyrulduğu gibi, Hz. Musa’nın: “Sen hayatın boyunca yalnız yaşamaya mahkûm olacaksın” şeklindeki söyleminden sonra Samiri, ağır bir bulaşıcı hastalığa yakalanmış ve bu hastalık sebebiyle herkesten uzak durmak ve toplumdan soyutlanmak zorunda kalmıştı. Hayatta en ağır cezalardan bir tanesi de kişiyi toplumdan soyutlamak ve onu yalnız yaşamaya mahkûm etmektir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır, yalnız yaşamak ve münferit takılmak insanın doğasına uygun değildir. Onun için hapishanelerde verilen en ağır ceza hücre cezasıdır.  
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ: "Def’ ol git bu dünyâdaki cezân şu olacakdır: Kime rast gelir isen ’Bana dokunma’ diyeceksin [1] Bütün hayâtında bu mücâzâtdan kurtulamıyacaksın. Senin o kadar harâretle tapdığın ma’bûda bir bak, biz ânı yakacağız ve küllerini denize atacağız." didi.
[1] Yahud sana kim rast gelse "Bana dokunma" diyecekdir.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Musa: "Defol! Doğrusu artık hayatta, "Bana dokunmayın!" demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ, “Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) “Bana dokunmak yok!” diyeceksin.[360] Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız.
Tefsir bilginlerinin açıklamasına göre; Sâmirî, yakalandığı bulaşıcı bir hastalık sebebiyle kimseye dokunamıyor, kimse de ona dokunamıyordu. Biri ona dokunacak olsa, “dokunmak yok” diye uyarıda bulunuyordu. Âyet, “Artık sen hayatın boyunca benimle temas yok! (herkes benimle ilişiğini kesti) diyeceksin. (Hayatın boyunca yapayalnız yaşayacaksın)” şeklinde de tercüme edilebilir.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Mûsâ) şöyle dedi: “Haydi git! Artık hayatın boyunca sana düşen ‘Bana dokunmak yok!’ demekten ibarettir. Ve bil ki asla kaçıp kurtulamayacağın bir hesap günü de seni beklemektedir. Şimdi şu tapıp durmakta olduğun tanrına bir bak; biz onu iyice yakacağız, sonra da küllerini denize savuracağız!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: «Bana dokunmayın!» diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız; sonra da onu parça parça edip denize savuracağız!  
 Rivayete göre, Hz. Musa’nın, «Artık hayatın boyunca sen: Bana dokunmayın! diyeceksin» şeklindeki bedduasından sonra Sâmirî, hakikaten, ağır bir bulaşıcı hastalığa yakalanmış ve ömrü boyunca insanlardan uzak durmak zorunda kalmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki, "Defol! Hayatın boyunca yakına bile gelme. Sana söz verilen bir an var ki ondan kaçamıyacaksın. Tapmakta olduğun tanrına bak, biz onu yakıp denize savuracağız."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Haydi, dedi, defol, çünkü sana hayatta şöyle demek var, temas yok, hem sana bir vaîd var ki ona aslâ hulfedilmiyeceksin, o başını bekleyip durduğun ilâhına da bak, her halde biz onu yakacağız da yakacağız, sonra da kül edip onu muhakkak deryaya dökeceğiz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Mûsâ dedi ki: “Derhal çık git buradan! Hayatın boyunca (rastladığın herkese,) ‘Bana dokunmayın! (Benden uzak durun)’ diyeceksin! (Bu, işlediğin suçun dünyadaki cezasıdır.) Ayrıca senin için (âhirette) asla kurtulamayacağın bir azap vadedilmiştir. Şimdi, tapıp durduğun (şu sözde) ilâhına bir bak! Kesinlikle onu yakacağız, sonra da ufalayıp denize savuracağız!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mûsâ: “Çek git karşımdan! Artık sen, hayatın boyunca toplumdan dışlanacaksın. Ayrıca senin için, asla kurtulamayacağın bir buluşma günü var. Bir de kendini adadığın ilahına bak! Onu kesinlikle yakacağız. Sonra da savurup suya saçacağız.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Musa) dedi: «Haydi (defol) git. Çünkü senin hayaatın boyunca (nasıybin, benimle) temas etmeyin demendir. Sana, senin için şübhesiz asla vaz geçilemeyecek bir ceza günü dahi vardır. Üstüne düşüb tapdığın tanrına bak, biz onu (cayır cayır) yakacağız, sonra onu parça parça edib denize atacağız».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Mûsâ:) “(Haydi) git! Artık muhakkak ki sana, (cezâ olarak) hayat boyunca, '(Aman, birbirimize) dokunmak yok!' diyecek olman vardır!(1) Ve elbette sana va'd edilen bir (cezâ) yer(i olan Cehennem) de var ki, ondan (o tehdidden) aslâ döndürülmeyeceksin! Şimdi, ona tapan bir kimse olup durduğun ilâhına bak; elbette (biz) onu cayır cayır yakacağız; sonra da onu kül edip muhakkak denize savuracağız” dedi.
(1)Sâmirî, bu bedduâya uğradıktan sonra ağır bir bulaşıcı hastalığa yakalanmış ve sürekli insanlardan kaçmış ve kendisine dokunduklarında çok acı çektiğinden, biri yaklaşmak istediğinde âyette zikredildiği gibi hemen: *لَا مِساَسَ yani “(Aman, birbirimize) dokunmak yok!” demiştir. (Nesefî, c. 3, 99)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Musa) dedi ki: ’Git! Senin hayat boyunca yapacağın ’bana dokunulmasın’ demek olacaktır. Ve senin için kendisinden kaçınamayacağın bir buluşma vakti de vardır. Şimdi kendisine tapındığın şu ilâhına (buzağı heykeline) bak! Muhakkak ki biz onu yakacak sonra da ufalayıp yemm’e (Nil nehrine) savuracağız.*
(*) Dikkat edilirse Sâmirî’ye dokunulmamıştır. Zira asla şirkin dünyevî bir cezası olamaz. Ancak âyette hiç geçmemesine rağmen Sâmirî’nin bir anda cüzam hastalığına kapıldığı ve bu bulaşıcı hastalıktan dolayı ölene kadar onun yanına kimsenin yaklaşmadığı ve tedriç edildiği rivayet edilmektedir. Kur’an her zaman inanç özgürlüğünü savunur. Kâfirun sûresindeki ‘’sizin dininiz size benim dinim de bana’’ vurgusu bunu tesis içindir. Burada Sâmirî’nin ölene kadar inancından dolayı herhangi bir müdahaleye, baskıya uğramayacağı ifade edilerek aslında Hz. Mûsa’nın kişiyi değil onun düşüncesini hedefe koyduğunu göstermektedir. Şirk düşüncesi yaptığı put idi. Onu yakıp küllerini savuracağından bahseder. Aslında bu Hint kültüründe ve bazı uzak doğu kültürlerinde ölen birinin cesedinin yakılarak külünün Nil’e veya Ganj nehrine savrulmasına bir gönderme içerir. Yani ‘’Âciz ilahın kendini bile savunamadı ve bu şirk düşüncesi öldü.’’ mesajı İsrailoğullarına verilmiştir. Aksi halde gönüldeki şirk kültürüne duyulan sevgi sönmeyecektir. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Musa Samiri’ye “Defol git, bundan sonra senin hayatta karşı çıkamayacağın ve bana dokunmayın demekten başka diyeceğin bir sözün yoktur. Şimdi içinden gelerek samimi bir şekilde ibadet ettiğin şu ilahına bak bakalım. O’nu nasıl ateşin içine atıp erittikten sonra, parça parça edip denizin içine atacağım” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Musa dedi: "Haydi yıkıl git! İşte yaşadığın sürece senin cezan bana dokunmayın demek olacaktır. Senin için öbür dünyada da ceza vardır. Ondan cayılmıyacaktır. Tanrını gör işte. O tanrı ki sen ona durmadan tapıyordun. Biz onu, ne olursa olsun ateşte eriteceğiz. Ondan sonra da ne olursa olsun denize savurdukça savuracağız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa ona dedi: Çık git, hayatta kaldıkça ceza olarak «— Dokunma bana» diyesin [⁵]. Senin için âhirette bir vâde ve ceza vardır ki ondan asla kurtulamazsın, ibadetine devam edip durduğun mabuduna bak ki * biz onu yakacağız, sonra külünü denize savurup atacağız.
[5] «Bana kimse dokunmasın, ben de kimseye dokunmayayım» diyesin, yani ihtilât memnu olacak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Musa), “Git/defol! Artık hayatın sürekli ‘Bana dokunmayın’ demekten ibaret olacak. Ayrıca senin için asla kaçamayacağın bir ceza var. Hele şu tapınıp durduğun tanrına bak! Onu elbette yakacağız sonra da ufalayıp denize savuracağız” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Defol! Artık hayatın boyunca sana, “Bana dokunmayın!” demek düşer. Şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın bir de (azap dolu) bir buluşma zamanı vardır. O (ibadet amacıyla) başında bekleyip durduğun ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denize savuracağız.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsâ, “Öyleyse, derhal çık git buradan!” dedi, hayatın boyunca rastladığın herkese ‘Yanıma yaklaşma, bana dokunma!’ demen senin cezan olacaktır. Bu toplumdan tamamen dışlanacak, bir vahşî gibi yapayalnız yaşamaya mahkûm olacaksın. Bu, işlediğin suçun dünyadaki cezasıdır. Ayrıca sana, öte dünyada asla kurtulamayacağın bir azap vaadedilmiştir! Şimdi, ısrarla tapınıp durduğun şu sözde ilâhına bir bak; onu ateşte eriterek yakacak ve parçalarını denize savuracağız.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
(Musa) dedi ki: “Hadi, git! Artık sana, Hayat’ta ‘Dokunma yok!’ demen yaraşır. Senin için asla aykırı davranmayacağın bir vaad zamanı ve yeri vardır. Senin, başında beklemeye ısrar ettiğin ilahına bak! Onu elbette yakarız; sonra kül olarak onu Büyük Deniz (Okyanus) Suları’nda savururuz”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa: " Defol! Bundan böyle hayatta ' bana dokunmayın ' dan başka laf edemeyesin! Ama Tanrı ile buluşma saatini asla iptal edemeyeceksin. Başını bekleyip durduğun şu tanrı bozuntusuna bak! Şimdi hep birlikte onu cayır cayır yakıp, deryaya savuralım da gör. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
Musa; "Defol git. Artık hayatın boyunca bana dokunmayın diyeceksin. Sana söz verilen bir ceza var ki ondan asla kurtulamayacaksın. Şimdi taptığın tanrına bak! Biz onu yakacağız! Sonra onu ufalayıp denize savuracağız.” Dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Musa) şöyle demişti: “Çık (git)! Artık hayatın boyunca sen sadece ‘Bana dokunmayın!’ [*] diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir sözleşme (ceza) günü daha var. Tapmakta olduğun ilahına bir bak! Elbette onu (heykelini) yakacağız; sonra da elbette onu parçalayıp denize savuracağız!
Ayetteki [lâ misâse] ifadesi “insanlarla ilişkisinin kesilmesi”, “aile ve arkadaşlardan yoksun bırakılması”, “soyunun tükenmesi” manalarını içermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Mûsa da): “Derhal (buradan) git! Bundan böyle senin hayatta (hak ettiğin cezâ); ‘aman bana dokunmayın’¹ diyerek (toplumun dışına) atılmandır. (Ayrıca) senin için asla kurtulamayacağın bir cezâ günü de var. İbadet edip durduğun şu ilâhına bir bak! Biz onu kesinlikle yakacağız, sonra parça parça edip denizde atacağız.” dedi.
1 Hz. Mûsa’nın dinindeki cezâlardan biri de; “suçlunun toplumdan soyutlanarak, boykot edilmesi ve insanın kendisinin de kovulmuşluğunu ilân ederek hiç kimsenin kendisine yaklaşmamasını, söylemesi cezâsı” idi. Samiri’nin Hz. Musa tarafından kovuluşu hakkında da değişik görüşler vardır. Bu âyeti yorumlayan müfessirlerden bazısı onun hummaya yakalandığını bildirirken diğer bir kısmı cüzzam hastalığından söz etmektedir. Tevrat olduğu söylenen kitaptaki saçma sapan rivayetleri ise Müslümanların kafalarını yormamak için buraya almaya değerde görmedik.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Musa:] “Git artık” dedi (ona), “ama şunu bil ki, bundan böyle hayat boyunca ‘Bana dokunmayın!’ ⁸³ demekten ibaret olacaktır senin payına düşen! [Öte dünyada ise] hiç kuşkusuz, kaçıp kurtulamayacağın bir yazgı beklemektedir seni! ⁸⁴ Şimdi bak, kendini her şeyinle adayarak tapındığın şu düzmece tanrına: onu nasıl yakacağız ve sonra toza toprağa çevirip nasıl denize savuracağız!
83 Lafzen, “dokunma yok/dokunmak yasak” -Sâmirî’nin bundan böyle kendini içinde bulacağı yalnızlık ve toplumsal soyutlanmışlık durumunu mecaz yoluyla dile getiren bir ifade.84 Lafzen, “senin için katılmaktan kaçınamayacağın bir buluşma var”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Musa: – Defol git! Artık sen hayatın boyunca toplumdan dışlanacak ve yalnızlığa mahkûm olarak sapık inancınla baş başa kalacaksın. Bir de hiç kaçıp kurtulamayacağın bir azap seni bekliyor. Şimdi de ısrarla önünde saygıyla eğildiğin şu ilahına bir bak onu yakacağız sonra da küllerini denize savuracağız, dedi. 7/104...156, 19/51...53, 23/45...49, 25/35, 26/10...48, 28/30...35, 37/116...122
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Musa): “Defol, git!” dedi, “Ama iyi bil ki bundan böyle senin hayatın ‘(Ben) tecrit edildim’ demekten ibâret olacaktır.[²⁶²²] Bir şeyi daha unutma ki, seni (öte dünyada) asla atlatamayacağın bir buluşma daha beklemektedir. Şimdi, kendisine tapınmakta bunca ısrar ettiğin ilâhına dön de bir bak: onu cayır cayır yakacak, ardından da külünü suya savuracağız!”[²⁶²³]
[2622] Lafzen: “Dokunma, elleme yok”. Hz. Musa’nın ona verdiği toplumdan dışlanmışlık ve tecrit cezasına bir atıf. [2623] İneğe kutsallık atfeden Hinduların ölülerini yakma ve külünü ırmağa savurma uygulamalarına kinayeli bir atıf gibi gözükmektedir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Fakat Musa: "Haydi defol git. (Bil ki sen ancak bir cüzzamlı gibisin) Bundan sonra ömrün boyunca nasibin ancak "Sakın bana dokunmayın" demek olacaktır! (Elbette bulunla da kalmayacaksın) Ayrıca senin kaçıp kurtulamayacağın bir ceza günü de var. Gönülden benimseyip tapınıp durduğun ilahına (buzağıya) gelince; andolsun ki, onu ilkin yakacağız, sonra da paramparça edip denize atacağız" diyerek onu huzurundan kovdu. (Sonra da kavmini şöyle uyardı.)
Osman Fırat
swap_vert close
(Mûsâ): ’’Çekil git karşımdan, Artık hayât boyunca sen: ’Bana dokunmayın!’ diyeceksin ve sana va’dedilen (bir cezâ var ki) asla ona zıtlaşamayacaksın (mutlaka o cezânı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın ilaha bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız. " dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Hazreti Mûsa da) dedi ki: «Çık git. Çünkü artık sana hayatta (bulundukça mukadder olan) dokunma yok demektir. Ve muhakkak ki, senin için bir va'de mahalli de vardır ki, ondan asla ayrılmayacaksın. Ve kendisine tapınıp durduğun tanrına da bak. Biz onu elbette ki yakacağız, sonra da onu denizde parça parça edip savuracağız.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Defol! ” dedi Mûsâ, artık ömür boyunca sen: “Bana dokunmayın, benden uzak durun! ” diyeceksin, yalnız yaşamaya mahkûm olacaksın. Ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza günü var. Şimdi tapınıp durduğun tanrına bak! Biz onu yakacağız, sonra da ufalayıp denize savuracağız. ” {KM, Tesniye 9, 21}
Samirî’nin bundan sonra ağır bir bulaşıcı hastalığa yakalanması sebebiyle yalnızlığa terk edilmiş olması mümkündür. Bir kısım oryantalistler Samiri’yi, Hz. Mûsâ’dan birkaç asır sonra kurulan Sameriyye şehrinden sanıp, Kur’ân’ın tarihî bir noksanlık yaptığını, iddia ederler. Onlara kalsa (hâşa) Hz. Peygamber (a.s.), Yahudi kaynağından aldığı bilgiyi böyle anlatmış olmaktadır. Oysa Samirî özel isim olmayıp, Samirî ırk ve bölgesine mensubiyet bildirir. Mezepotamya’nın en meşhur halklarından olan Sümerler vardı. Mısırlıların, bu konumda olan şahıslara Samirî veya Samerî demiş olmaları rahatlıkla düşünülebilir (Mevdudî, Tefhim). Mevcut Tevrat nüshalarında bu konu “Çıkış” kitabı boyunca anlatılır. Bu arada, peygamberlik hakkında iftiralara da rastlanır (Mesela; güya Harun (a.s.) buzağı heykelini yapıp İsrailoğullarını ona tapmaya çağırmıştır (Çıkış, 32,1-6). Bunların tahrifat kabilinden olduğunu söylemeye gerek yoktur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: 'Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refüze edilip yalnız başına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla şaşırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın tanrına bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mûsâ: "Haydi karşımdan def' ol. Sen müddet-i hayâtında "Bana dokunmayın" diyeceksin. Senin içün bir mev'id 'azâb vardır ki kat'iyyen halef itmez. 'İbâdet iylediğin ve tapdığın rabbine bak, biz onı nasıl yakacağız ve külünü de denize saçacağız" didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Musa: “Öyleyse def ol!” dedi. “Yaşadığın sürece senin cezan'Bana dokunmayın![*]' demendir. Senin için kaçamayacağın bir gün de var. Yanından ayrılamadığın ilahını gör şimdi. Onu ateşte eritecek sonra da toz halinde denize serpeceğiz.”
[*] Bu ceza nasıl bir cezadır?  
Şaban Piriş
swap_vert close
Musa:-Defol, artık senin için hayatta bana dokunmayın demekten başka bir şey yoktur? Bir de senin için hiç kaçamayacağın bir azap günü var. Sarılıp üzerine titrediğin ilahına bak, şimdi onu yakacağız sonra küllerini denize savuracağız, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa “Def ol!” dedi. “Artık hayatın boyunca 'Bana dokunmayın' deyip duracaksın. Ayrıca sana vaad edilen bir azap var ki, ondan asla kurtulamayacaksın. Şimdi tapmakta olduğun tanrına bak: Onu yakacağız, sonra da ufalayıp denize savuracağız.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mûsa dedi: "Defol, çünkü sen, hayatın boyunca "Bana dokunmayın!" diyeceksin! Ve senin için asla kurtulamayacağın bir hesap zamanı da var. O başını bekleyip durduğun tanrına bir bak! Onu kesinlikle yakacağız, sonra da un-ufak edip denize dökeceğiz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti mūsā “pes gitgil bayıķ senüñdür dirliķ içinde kim eyidesin yoķanmaķlıķ yoķdur. daħı bayıķ senüñdür bir va'de kim ħilāf eylemeyesin anı. daħı baķ Tañrı’na ol kim [167b] oldunıdı anuñ üzere muķım ya'nį ŧapmaķlıġına her eyne göyündürevüz anı andan śavuravuz anı deñiz içinde śavurmaķlıķ.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Mūsā aña: Var git, didi. Vardur saña dirlikde lā‐misās dimek ıṣıtmaḳdan.Daḫı saña va‘de vardur āḫiretde, aña Tañrı Ta‘ālā ḫilāf eylemez. Daḫı baḳol senüñ Tañrıña ki dāyim ṭaparduñ, anı yandurur‐biz od‐ıla, andanṣoñra anı deñize bıraḳur‐biz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Musa) dedi: “Çıx get burdan. Həyatın boyu (cəza olaraq): “Bir kəs mənə toxunmasın (mən də bir kəsə toxunmayım)!” – deməli olacaqsan. (Heç kəs səni dindirməyəcək, süfrəsinə buraxmayacaq, səninlə alış-veriş etməyəcək. Heç kəslə ünsiyyət etməyib tamamailə təcrid olunmuş bir vəziyyətdə yaşayacaqsan. Dəhşət səni bürüyəcək). Hələ səni əsla qaçıb canını qurtara bilməyəcəyin daha bir və’də (qiyamət günü) gözləyir. İndi tapınıb durduğun tanrına (bütünə) bax. Biz onu yandıracaq, sonra da (külünü) dənizə atacağıq!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(Moses) said: Then go! And lo! in this life it is for thee to say: Touch me not! and lo! there is for thee a tryst thou canst not break. Now look upon thy god of which thou hast remained a votary. Verily we will burn it and will scatter its dust over the sea.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(Moses) said: "Get thee gone! but thy (punishment) in this life will be that thou wilt say,(2622) ´touch me not´; and moreover (for a future penalty) thou hast a promise that will not fail:(2623) Now look at thy god, of whom thou hast become a devoted worshipper: We will certainly (melt) it in a blazing fire and scatter it broadcast in the sea!"(2624)
2622 He and his kind were to become social lepers, untouchables; perhaps also sufficiently arrogant to hold others at arm's length, and say "Noli me tangere" (touch me not). 2623 Namely, the promised Wrath of Allah: see 20:81; 89:25. 2624 The cast effigy was re-melted and destroyed. Thus ends the Samiri's story, of which the lessons are indicated n. 2620 above. It may be interesting to pursue the transformations of the word Samiri in later times. For its origin see notes 2605 and 2608 above. Whether the root of Samiri was originally Egyptian or Hebrew does not affect the later history. Four facts may be noted. (1) There was a man bearing a name of that kind at the time of Moses, and he led a revolt against Moses and was cursed by Moses. (2) In the time of King Omri (903-896 B.C.) of the northern kingdom of Israel , there was a man called Shemer, from whom, according to the Bible, was bought a hill on which was built the new capital of the kingdom, the town of Samaria . (3) The name of the hill was Shomer ( = watchman, vigilant guardian), and that form of the name also appears as the name of a man (see 2 Kings 22:21); some authorities think the town was called after the hill and not after the man ( Hastings 's Encyclopedia of Religions and Ethics}, but this is, for our present purposes, immaterial. (4) There was and is a dissenting community of Israelites called Samaritans, who have their own separate Pentateuch and Targum, who claim to be the true Children of Israel, and who hold the Orthodox Jews in contempt as the latter hold them in contempt: they claim to be the true guardians (Shomerim) of the Law, and that is probably the true origin of the name Samaritan, which may go further back in time than the foundation of the town of Samaria. I think it is probable that the schism originated from the time of Moses, and that the curse of Moses on the Samiri explains the position.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
فَاذْهَبْ
hemen git
فَاِنَّ
artık şüphesiz
لَكَ
sana var
فِي الْحَيٰوةِ
hayatta
اَنْ تَقُولَ
demen
لَا مِسَاسَۖ
dokunmak yok
وَاِنَّ
ve şüp-hesiz
لَكَ
sana var
مَوْعِداً
vaad edilen
لَنْ تُخْلَفَهُۚ
ona asla halife olunmayacak
وَانْظُرْ
şimdi bak
اِلٰٓى اِلٰهِكَ
ilâhına
الَّذ۪ي
o ki
ظَلْتَ
devam ettin
عَلَيْهِ
ona
عَاكِفاًۜ
ibadet eden biri olarak
لَنُحَرِّقَنَّهُ
onu mutlaka yakacağız
ثُمَّ
son-ra
لَنَنْسِفَنَّهُ
onu savuracağız
فِي الْيَمِّ
denize
نَسْفاً
bir savur-ma ile
(Mûsâ) "(Gözümün önünden kaybolup defol) Git! Artık hayatın boyunca sen (öyle bir derde müptela olacaksın ki) 'bana dokunmayın!' diyeceksin. Şüphesiz sana vaad edilen (bir ceza) daha vardır ki (hiç kimsenin o cezaya çarptırılıp sana) halife olamayacağı (bir ceza). Şimdi, ibadet edip durduğun ilâhına bak! Biz onu mutlaka yakacağız sonra da onu elbette paramparça edip denize savuracağız" dedi.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ذَهَبَ
Fiil-I
ذ ه ب
Gitti, giderdi, götürdü
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
مِسَاس
Emir fiili + İsim
م س س
Dokunma, temas etme
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
مَوْعِد
İsim
و ع د
Vaad edilen yer veya zaman
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
اَخْلَفَ
Fiil-IV
خ ل ف
Döndü, caydı, muhalefet etti, halife oldu
نَظَرَ
Fiil-I
ن ظ ر
Baktı, gözledi, gördü, bakınıp durdu, nazar etti, seyretti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اِلٰه
İsim
ا ل ه
İlâh, Mabud edinilen
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ظَلَّ
Fiil-I
ظ ل ل
Oldu, devam etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
عَاكِف
Etken fiil
ع ك ف
İbadet eden, itikafta bulunan
حَرِّق
Fiil-II
ح ر ق
Yaktı
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
نَسَفَ
Fiil-I
ن س ف
Savurdu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
يَمّ
İsim
ي م م
Deniz
نَسْف
İsim
ن س ف
Savurmak