[Allah:] “Öyleyse bil ki” dedi, “senin yokluğunda Biz kavmini sınadık; ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.” ⁷⁰
70 Sâmirî tabirinin, söz konusu kişinin soyunu ya da kökenini gösteren bir sıfat ismi olduğunda şüphe yoktur. Taberî ve Zemahşerî’nin verdiği açıklamalardan birine göre, bu tabir “Yahudilerin Sâmire kabilesine”, yani, sonraları Samarîler olarak anılan etnik ve dinsel bir gruba (ki bu gruptan küçük bir kalıntı Filistin’de, Nablus çevresinde hâlâ varlığını sürdürmektedir) mensup birini işaret etmektedir. Ne var ki, böyle bir grup Hz. Musa zamanında henüz mevcut olmadığına göre, İbni ‘Abbâs’ın ileri sürdüğü gibi (Râzî), mümkündür ki, sözkonusu kişi Hz. Musa’nın dinini benimseyen ve Mısır’dan çıkışlarında İsrailoğulları’na katılan pek çok Mısırlı’dan biridir (karş. 7:124 hk. 92. not), ki bu durumda sâmirî tabirinin de eski Mısır dilinde “ecnebi” ya da “yabancı” anlamına gelen shemer sözcüğüyle akraba olması mümkündür. Bu görüşü, kıssada geçen kişinin, Mısır dinindeki Apis figürünün bir yankısı/bir uzantısı olarak işe altın buzağıya tapınma eylemiyle başlaması da desteklemektedir (bkz. 7:148 hk. 113. not). Her hâlükârda, sonraki dönemlerin Samarîleri’nin, ister İbranî, ister Mısır kökenli olsun, bu kişinin soyundan geliyor -ya da öyle sanılıyor- olmaları hiç de imkansız değildir; bu durum, onlarla İsrailli öteki topluluklar arasındaki sürekli çatışmayı da kısmen açıklamaktadır.