close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 85. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle fe-innâ kad fetennâ kavmeke min ba’dike ve edallehumu-ssâmiriyy(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Şüphe yok ki dedi, biz senden sonra kavmini sınadık ve doğru yoldan çıkardı Samiri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Cenab-ı Hakk) Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini bir deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah: “Öyleyse bil ki” dedi. “Senin yokluğunda biz kavmini sınadık, Sâmirî onları baştan çıkardı, doğru yoldan saptırdı.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Biz, senin ardından kavmini imtihan ettik. Sâmirî, onların hak yoldan uzaklaşarak dalâleti tercihlerinin yolunu açtı.” buyurdu.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 17/138.  
Ahmet Varol
swap_vert close
(Allah) dedi ki: "Biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı."
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah buyurdu: “- Biz, senden sonra (kavminden ayrılıp yerine Harûn'u bıraktıktan sonra) kavmini fitneye düşürdük (imtihana çektik). Samirî, onları (buzağıya taptırmakla) saptırdı.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah: “Senden hemen sonra, onları fitneye (denemeye) attık. Samiri onları saptırdı.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, “Doğrusu, biz, senden sonra toplumunu imtihan ettik. Sâmirî onları yoldan çıkardı” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah buyurdu ki: «Senden sonra ulusunu sınadık; onları Sâmiri yoldan çıkardı»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu ki: “Sen öyle biliyorsun ama onlar senin izinde değiller. Zira biz senin ayrılmandan sonra halkını sınadık ve Samiri onları yoldan çıkardı.” 
Bkz. 2/51, 7/150Samiri, İsrailoğullarının Samire kabilesine mensup, Hz. Musa’nın dinini benimseyen ve Mısır’dan çıkışlarında İsrailoğullarına katılan biridir. Bu kişi, Mısır dinindeki Apis figürünün bir uzantısı olarak bir altın buzağı heykeli yapmış ve çevresindekilere onun tanrı olduğunu telkin etmişti. Hz. Musa’nın arkasından İsrailoğullarından bir kısmı, aralarında Hz. Harun olmasına rağmen Samiri’nin yaptığı altın buzağıya tapmaya başlamıştı. Burada alınacak en önemli ders; insanların inançlarında samimi olmaları, maddi çıkarlar uğruna inandıklarından taviz vermemeleri gerektiğidir.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh "Biz senin kavmini imtihâna çekdik Yâ Mûsâ sen gitdikden sonra Sâmirî ânları iğfâl itdi." buyurdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah: "Doğrusu Biz, senden sonra milletini sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, “Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı” dedi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah, “Fakat” dedi, “Biz senden sonra kavmini sınadık ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah buyurdu: Senden sonra biz, kavmini (Harun ile kalan İsrailoğullarını) imtihan ettik ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.  
 Rivayete göre Sâmirî, İsrailoğullarının Sâmire kabilesine mensup idi. Bu kişi, bir buzağı heykeli yapmış ve halka, onun tanrı olduğunu telkin etmek suretiyle onları, Musa ve Harun’un hak dininden uzaklaştırmaya çalışmıştı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Halkını, senden sonra sınadık. Samiri onları saptırdı," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah: "Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Amma dedi: biz senin ardından kavmini fitneye düşürdük, Sâmirî onları şaşırttı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah) buyurdu ki: “Biz, senden sonra (kavminden ayrılıp yerine Hârûn’u bıraktıktan sonra) kavmini imtihân ettik. Sâmirî, onları (buzağı heykeline taptırmakla) saptırdı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah: “Biz, halkını sınadık. Senden sonra Sâmirî onları saptırdı.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Buyurdu: «Biz senden sonra kavmini imtihaan etdik. Sâmiriy onları sapdırdı».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Allah:) “Fakat muhakkak ki biz, senden (yola çıkmandan) sonra kavmini gerçekten imtihân ettik; Sâmirî onları dalâlete düşürdü” buyurdu.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Rabbi:) Buyurdu ki, muhakkak biz, senden (yola çıkmandan) sonra kavmini gerçekten sınadık; Sâmirî ise onları (yoldan) saptırmış bulunmaktadır.*
(*) Sâmirî kelimesi tıpkı Mekkî/Mekkeli, Rumî/Romalı kelimeleri gibi Sâmirli demektir. Buna göre “Sâmir” ya bir ülkenin ya bir kentin ya da bir kavmin (oymağın) adıdır. Ayrıca bu kelimenin “Sümer”kelimesinden bozulmuş olduğu ihtimali de vardır. Sâmirî kelimesi, Tevrat’ta “Sâmiriye” şeklinde geçmektedir. Ayrıca Sâmiri’nin, Filistin’de yaşayan Sâmire kabilesine mensup bir kişi olduğu belirtilir. Etnik ve dinsel gruplardan oluşan bu kabile, sonraları Sâmiriler olarak anılmıştır. Bunlardan küçük bir grubun, Filistin’de Nablus çevresinde hâlâ varlığını sürdürdükleri söylenir. Ayrıca Sâmiri’nin Kirmanlı veya Samerralı olduğu da bildirilir. Sâmiri, Hz. Mûsa’nın dinini benimseyen ve Mısır’dan çıkışlarında İsrailoğullarına katılan pek çok Mısırlı’dan biridir. Zira İsrailoğulları kavramı, Yahudiler tarafından olabildiğince kullanıma açık hâle getirildiği için yaygın olarak sanılanın aksine tek bir ırkı değil karma bir grubu ifade eder ve o dönemde mevcut Firavun yönetimine muhalif Mûsevilerin ortak ismidir. Âyetteki imtihan süresini şu âyette ayrıntılı olarak okumaktayız: “Mûsa’ya otuz gece vaad ettik ve onu on ile tamamladık. Böylece onun Rabbinin kararlaştırdığı zaman, kırk geceye tamamlandı. Ve Mûsa, kardeşi Harun’a şöyle dedi: “Kavmimde bana halef ol ve ıslâh et ve müfsidlerin yoluna tâbi olma.”(Araf:142). Otuz geceye on gece daha eklenmesinin sebebi ve bu âyetin günümüze verdiği mesaj bizce şöyledir: Hz. Mûsa’nın kavmi tam inanmış bir kavim değildi. Bir ayı devirince imtihan başlamıştır. “Biz Mûsa ve Harun’a inandık, yurdumuzdan çıktık, çölün ortasında bize kim yardım edecek?” duygusu ve terk edilmişlik psikolojisi, on günlük gecikmeyle sığınılacak bir put arama zeminini oluşturmuştur. Kişi bazlı din algısı; lider gidince kendi ayakları üzerinde duramayan, hep velisine muhtaç çocuk zihniyetine bir örnektir. Günümüzde bile evham ve suizanlar insanı sahte dayanakların tutsağı ederek insanın gücünü azaltmaktadır. Sâmirî, yaptığı put ile bu konjonktürü kullanarak efendisini arayan köle zihniyetlere ikinci Firavun olma hevesindedir. (Kurandan Hayata)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah “Biz senden sonra kavmini imtihana tabi tuttuk ve Samiri onları saptırdı” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah dedi: "Biz senden sonra ulusunu sınadık. Samiri ise onları yoldan çıkardı."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah buyurdu: Biz senden sonra kavmini mihnete düşürdük. Samiri de onları yoldan çıkardı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Allah) “Muhakkak ki Biz, senden sonra senin kavmini sınadık. Sâmirî onları saptırdı” dedi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Biz senden sonra kavmini sınadık, Samiri onları şaşırtıp saptırdı.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Gerçek şu ki, senin buraya gelişinden sonra, halkını ağzı iyi lâf yapan birkaç münâfıkla karşılaştırarak sınadık ve eski dinindeki bâtıl inançları tevhid dinine taşıyan Sâmirî adındaki bir Mısırlı, yaptığı buzağı heykeline tapmalarını sağlayarak onları kolayca kandırıp doğru yoldan çıkardı.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Biz, gerçekten senin ardından kavmini sınadık. Sâmiriyy onları saptırdı” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah: " biz senin yokluğunda halkını ufaktan bir sınadık. Samirî onları baştan çıkardı. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Biz sen ayrıldıktan sonra seninle birlikte onları sınadık. Samiri senin toplumunu saptırdı."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah) şöyle buyurmuştu: “Elbette senden sonra biz kavmini imtihan etmiştik; Samiri [*] onları yoldan çıkarmıştı.”
[es-Sâmiriyy] kelimesi, Sâmiralı veya Sâmirî adlı bir kişi demektir. Bu kişi Hz. Musa kavminden ayrıldıktan sonra onları saptırmış, bir buzağıya tapmalarını sağlamıştı. A‘râf 7:138’de Hz. Musa’dan böyle tapınılacak bir ilâh isteyen İsrailoğulları, onun arkasından hemen böyle bir arayışa girmişler, ilk fırsatta da emellerine ulaşmışlardı. Sâmirî adlı kişi bu fırsatı değerlendirmiş, A‘râf 7:148 ve Tâhâ 20:88. ayette de ifade edildiği üzere onlara “ses çıkaran bir buzağı” yapmıştı.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah): “(Ey Mûsa!) Biz senden sonra toplumunu imtihan ettik ve Sâmirî¹ onları saptırdı.” buyurdu.
1 Sâmirî: Hz. Mûsa’nın kavmine Mısır’dan katılan ve Hz. Mûsa, Sina dağında iken bir buzağı heykeli yapıp insanları ona tapmaya çağıran şahıstır. Kur’an-ı Kerim’in dört ayrı süresinde Samiri’den ve yaptığı “altın buzağı”dan söz edilir; ancak Hz. Peygamber’in hadis-i şeriflerinde onun hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Müslümanların itibar edebileceği başka herhangi bir kaynak olmadığı için, Tevrat olduğu söylenen kitaptaki onunla ilgili -tamamı İslâm’ın ruhuna aykırı- bilgilerin İslam nazarında bir değeri yoktur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Allah:] “Öyleyse bil ki” dedi, “senin yokluğunda Biz kavmini sınadık; ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.” ⁷⁰
70 Sâmirî tabirinin, söz konusu kişinin soyunu ya da kökenini gösteren bir sıfat ismi olduğunda şüphe yoktur. Taberî ve Zemahşerî’nin verdiği açıklamalardan birine göre, bu tabir “Yahudilerin Sâmire kabilesine”, yani, sonraları Samarîler olarak anılan etnik ve dinsel bir gruba (ki bu gruptan küçük bir kalıntı Filistin’de, Nablus çevresinde hâlâ varlığını sürdürmektedir) mensup birini işaret etmektedir. Ne var ki, böyle bir grup Hz. Musa zamanında henüz mevcut olmadığına göre, İbni ‘Abbâs’ın ileri sürdüğü gibi (Râzî), mümkündür ki, sözkonusu kişi Hz. Musa’nın dinini benimseyen ve Mısır’dan çıkışlarında İsrailoğulları’na katılan pek çok Mısırlı’dan biridir (karş. 7:124 hk. 92. not), ki bu durumda sâmirî tabirinin de eski Mısır dilinde “ecnebi” ya da “yabancı” anlamına gelen shemer sözcüğüyle akraba olması mümkündür. Bu görüşü, kıssada geçen kişinin, Mısır dinindeki Apis figürünün bir yankısı/bir uzantısı olarak işe altın buzağıya tapınma eylemiyle başlaması da desteklemektedir (bkz. 7:148 hk. 113. not). Her hâlükârda, sonraki dönemlerin Samarîleri’nin, ister İbranî, ister Mısır kökenli olsun, bu kişinin soyundan geliyor -ya da öyle sanılıyor- olmaları hiç de imkansız değildir; bu durum, onlarla İsrailli öteki topluluklar arasındaki sürekli çatışmayı da kısmen açıklamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah: – Sen ayrıldıktan sonra kavmini sınadık ve Samiri onları doğru yoldan saptırdı, dedi. 2/51...54, 7/142...156, 20/83-84
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Allah): “O halde haberin olsun ki” dedi, “senin ardından Biz kavmini sınadık; ve Sâmirî[²⁶⁰⁹] onları yoldan çıkardı.”
[2609] Sâmirî’nin özel isim olmadığı açık. Kelimenin sonundaki nisbet yâ’sı, kişinin kavim ya da ülke kökenine işaret eder. Filistin’de Nablus civarındaki bir yerleşim birimi olan “Sâmire’ye (Samaritain) veya Sâmiriyye’ye mensup” anlamında bir nisbet ismi olabilir. Veya eski Mısır dilinde “yabancı” anlamına gelen şimir’in Arapçalaşmış şekli de olabilir. Bu veriler, sözkonusu kişinin, İsrailoğullarıyla birlikte çıkan Mısır yerlisi mü’minlerden biri olmadığını, daha farklı bir etnik kimliğe ait olduğunu akla getirmektedir. O, farklı düşündüğünü ve inandığını, Hz. Musa’nın getirdiği inanca itibar etmediğini ifade etmektedir (96. âyet). Buna rağmen İsrâiloğullarının arkasına takılarak Mısır’ı terk etmiş olması, onun Mısırlıların baskısından kurtulmak isteyen küçük bir göçmen azınlık mensubu oluşuyla açıklanabilir. Zira o doğrudan Mısırlıların tanrısı Apis öküzü heykeli yapmak yerine, onun bir alt türevi olan ve Hindularca da kutsal sayılan inek yavrusu heykeli (Hotor) yapmıştı. İşte bu noktada, Eski Mısır’daki Apis öküzü ve onun alt türevi olan inek kültünün, Hind putperestliğiyle bağlantısı gündeme gelmektedir. İlk Batılı sömürgecilerin dili olan Portekizce’de eski Kalküta/Hind hükümdarlarına “Sâmirî” adı verildiği bilinmektedir. Mısır’daki en eski kavramların Hint kökenli olduğunu söyleyen Hamidullah Mısr-ji kelimesinin Hintliler tarafından “din adamı sınıfına verilen isim” olduğunu tesbit eder. Mısır adının Araplardan önce de kullanıldığının delili, Eski Ahid’de özel bir isim olarak yer almasıdır (Mısrayim, Yaratılış 10: 6). Daha ilginç olan ise Güney Hind dillerinde Nil’in “su” anlamına gelmesidir. Taberî de eski çağlarda eski Hind ile İsrâiloğulları (dolayısıyla Eski Mısır) arasındaki ilişkilerden söz eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(O zaman Rabbi onu) "Ey Musa, biz senden sonra kavmini sınadık.. (Bakalım sen yokken imanlarını koruyacaklar mı? diye.. ne yazık ki sen onlardan ayrılınca) Sâmiri onları doğru yoldan saptırdı!" diyerek uyardı.
Osman Fırat
swap_vert close
(Allah) dedi ki: Şüphesiz, biz senden sonra kavmini sınadık; Sâmirî de onları saptırdı. ?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Buyurdu ki: «Biz senden sonra kavmini fitneye düşürdük ve onları Sâmirî saptırdı.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah buyurdu: “Sen öyle biliyorsun amma onlar senin izinde değiller, Zira Biz senin ayrılmandan sonra halkını sınadık ve Samirî onları yoldan çıkardı. ” [17, 138] {KM, Çıkış 32, 4. 24; Hoşea 8, 5-6; I Krallar 1, 28}
Tevrat’a göre (Çıkış, 32,4 ve 24) bu altın buzağı heykelini yapan bizzat Harun (a.s.)’dır. Halbuki Kur’ân-ı Kerim gerçeği ifade eder. Bunu yapanın, Samirî olduğunu bildirip, Hz. Harun’un bundan berî olduğunu ilan eder.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Allah): "Ama biz senden sonra kavmini sınadık. Samiri onları saptırdı" dedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ: "Biz kavmini senden sonra fitneye düşürdük, onları Sâmirî azdırub yollarından şaşırtdı" buyurdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah dedi ki: “Senden sonra halkını fitneye [*] (kendilerini yakan bir imtihana) soktuk. Samiri onları yoldan çıkardı.”
[*] Harun aleyhisselama rağmen Mısırlıların tanrı edindiği Apis'i hatırlatan buzağı heykeline tapmaları, Firavun'unun servetine konmalarından sonra olmuştu. (Bkz. Zümer 49, Araf 137 vd)  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Biz, senden sonra kavmini imtihan ettik. Samiri onları saptırdı, dedi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah buyurdu ki: “Biz senden sonra kavmini imtihan ettik; Sâmirî de onları saptırdı.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Buyurdu: "Biz senden sonra toplumunu tam bir biçimde imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
Tañrı eyitti “bayıķ biz fitneye bıraķduķ ķavmuñı senden śoñra daħı azdurdı anları sāmirį.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā eyitdi: Taḥḳīḳ biz azdurduḳ ḳavmüñi senden ṣoñra. Sāmirīazdurur anları.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah: ) “Səndən sonra ümmətini imtahana çəkdik. Samiri onları yoldan çıxartdı (buzova sitayiş etdilər)”, - deyə buyurdu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: Lo! We have tried thy folk in thine absence, and As-Samiri hath misled thee
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(Allah) said: "We have tested thy people in thy absence: the Samiri has led them(2605) astray."
2605 Who was this Samin ? If it was his personal name, it was sufficiently near the meaning of the original root word to have the definite article attached to it: Cf. the name of the caliph Mu'tasim (Al-Mu'tasim). What was the root for "Samiri"? If we look to old Egyptian, we have Shemer = A stranger, foreigner (Sir E. A. Wallis Budge's Egyptian Hieroglyphic Dictionary. 1920, p. 815 b). As the Israelites had just left Egypt , they might quite well have among them an Egyptianised Hebrew bearing that nickname. That the name Shemer was subsequently not unknown among the Hebrews is clear from the Old Testament. In I Kings, 16:24 we read that Omri, king of Israel, the northern portion of the divided kingdom, who reigned about 903-896 B.C., built a new city, Samaria, on a hill which he bought from Shemer, the owner of the hill, for two talents of silver. See also Renan: History of Israel , 2:210. For a further discussion of the word, see n. 2608 below.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
buyur- du
فَاِنَّا
ama Biz
قَدْ
doğru-su
فَتَنَّا
imtihan ettik
قَوْمَكَ
kavmini
مِنْ بَعْدِكَ
senden sonra
وَاَضَلَّهُمُ
ve dalâlete düşürdü
السَّامِرِيُّ
Sâmiri
(Allah) "Ama Biz, sen(in yola çıkman)dan (hemen) sonra doğrusu kavmini imtihan ettik ve Sâmiri onları dalâlete düşürdü" buyurdu.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
سَامِرِىٌّ
Özel isim
س م ر
Sâmiri (Hz. Musa (a.s.) döneminde ziynet eşyalarını eritip onlardan buzağı heykeli yapan bir putperest)