(Firavun) dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona inandınız ha! “Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız o olmalı. (Sizin bana) muhalefet etmenizden (bana karşı gelmenizden) dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim (el ve ayaklarınızda yaralar açıp size işkence edeceğim) ve sizi hurma dallarına asacağım (sizi idam edeceğim) ve (o zaman) hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu öğreneceksiniz” dedi.*
(*) Sihirbazlar bir anda işkence ile ölümü göze alacak müthiş bir imana nasıl ulaştılar? Firavun sihirbazların yüzüne onları öldüreceğini söylediğinde sihirbazlar çok kısa sürede, Allah’ın esmasını, bağışlamasını, âhireti, cenneti, cehennemi, dünyanın fâniliğini bilmek gibi ayrıntılı bilgiyi nasıl edindiler? Dikkat edilirse Firavun’un sarayındakiler veya halkın tümü değil bilenler iman ediyor. Bu da onların pasif bir imana sahip olduklarının işaretidir. Aynı zamanda bu derin ve samimi imanın bir anda değil, belli bir süreçte oluştuğunu da daima göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü Kur’an, kıssa anlatımında daima sinematografik (yani kıssayı kendi bakış açısıyla yoğurup şekillendirerek ortaya koymak suretiyle) bir dil kullanır. Bu sebeple akış hızlı olsa da oluşum zaman alır. Usta sihirbazlar Firavun’dan izin almadıkları için inançlarını hür bir şekilde yaşayamayan İsrailoğullarından müminlerdir. Ancak baskı ve zulümden dolayı imanlarını ilan edemeyip gizliyorlardı. Tıpkı Firavun’un sarayında imanını gizleyen, Hz. Harun ve Hz. Musa’nın hayatını kurtaran mümin kişi gibi. Hz. Musa ve Harun’un dik duruşu, sürekli ölüm tehditleri ile sindirilen alim/bilgin/ usta sihirbazların imanlarını ilan etmeleri ile sonuçlanmıştır. Ayrıca ayette geçen) منْ خِلَافٍ) ‘’min hilafin’’hakiki manası üzerinde olup muhalefet etmek anlamında da olması caizdir. Yani çaprazlama şeklinde kesmek değil. Buna göre Firavun, onlara ‘’(Bana) muhalefet etmenizden (bana karşı gelmenizden) dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim (el ve ayaklarınızda yaralar açıp size işkence edeceğim) ve (idam etmek üzere) sizi hurma dallarına astıracağım.’ ’şeklinde bir tehdite bulunmuştur. Ayrıca ‘’min hilafin’’ ifadesiyle ilgili (روح المعاني) adlı Âlüsi tefsirine de bakılabilir. Bu nedenle gerek burada, gerekse Maide-33 vb. ayetlerdeki ( منْ خِلَافٍ) ‘’min hilafin’’ kelimesiyle ilgili mealin bu şekilde olması, yani kelimenin lugat anlamına bağlı kalınması daha isabetli olur. Ayrıca konuyla ilgili Cemal Külünkoğlu’nun meal açıklaması da şu şekildedir: Ayette geçen “hilaf” sözcüğüne “ters, çaprazlama” anlamı vermek yerine “döneklik yapmak, ters çıkmak” manası vermek daha doğru olur. Zira Firavun sihirbazlardan söz almıştı ve onları çok iyi hazırlatmıştı. Firavun’un böyle bir şey hiç beklemediği gibi onların başarısız olacağını da ummuyordu. Ona göre sihirbazlar döneklik yapmış ve kendisini yarı yolda bırakmışlardı. Firavun’un onları cezalandırması gerekiyordu. Bunun için onlara el ve ayaklarının yani işlerinin ve seyahat özgürlüklerinin ellerinden alınacağını, arkasından da -ibreti âlem olsun diye- hurma ağaçlarına asılacaklarını söylüyordu. Böyle yapacaktı ki diğer insanlara ibret olsun ve Musa’nın taraftarları çoğalmasın. Bkz: (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) İşte nasıl ki Yusuf suresi-31. ayette (وقطعن أيديهن) ‘’ve kattaa’ne eydiyehunne, ‘’Onlar Yusuf’u görünce ellerini kestiler’’ şeklindeki ayetin fiziksel anlamda ‘’ellerini kesip koparmak’’ değilse, Maide-33, 38 ve Ta-ha-20/71 vb. ayetlerde geçen aynı kelimenin de fiziksel anlamda el ve ayaklarının kesilip koparılmasından ibaret olmaması gerekir. (الله اعلم) ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’ Ayrıca (من خلاف) ‘’min hilafin’’ konusunda bir açıklama da aşağıya alınmıştır.
فقال لأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلاف أي من أجل خلاف ظهر منكم ولأصلبنكم أجمعين كأنه أراد به ترهيب العامة لئلا يتبعوهم في الإيمان ( الشعراء 49) (تفسير النسفي)) ويجوز أن يبقى الخلاف على حقيقته أعني المخالفة ( 71 - تفسير سورة طه) ( تفسير الألوسي) )قوله ( من خلاف ) يحتمل أن يكون المعنى ( لاقطعن اىديكم وارجلكم من خلاف ) اى لاجل مخالفتكم أياى فتكون ( من ) تعليلية ( الاعراف-124 (الدر المصون في علوم الكتاب المكنون ) (والخلاف المخالفة – التوبة -81 ( القرطوبي) وقيل المعنى من أجل الخلاف الذي ظهر منكم والصلب التعليق على الخشب وهذا التوعد الذي توعده فرعون السحرة ليس في القرآن نص على أنه أنفذه وأوقعه بهم (البحر المحيط – أبو حيان) ويُحْتملُ أن يكون المعنى: لأقَطِّعَنَّ لأجْلِ مخالفتكم إيَّاي فتكون "مِنْ" تعليليةً وتتعلَّق على هذا بنفس الفعل، وهو بعيدٌ. (اللباب في علوم
الكتاب) وكلمة (من خلاف) لا علاقة لها بمفهوم التبادل الضدي لمذكور بالتفسير من حيث بتر اليد اليمنى مع الرجل اليسرى، لأن هذا المعنى مستبعد من النص كله أصلاً غير أن لو كان هذا المعنى مراد لأتى حرف (على) بدل حرف (من) في جملة
أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلافٍ) وتصير (أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم على خِلافٍ). المصدر (مفهوم القتل والصلب والقطع في القرءان - الباحث الاسلامي سامر اسلامبولي) {لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ} الشعراء 49.هنا لا يمكن أن يكون التقطيع للأيدي والأرجل
بتراً وجزاً، وإلا لما تحقق له الصلب بعد التقطيع، إذ كيف تصلب جثة بلا أيدي ولا أرجل. وأي معنى لصلب جثة مات صاحبها بعد قطع أطرافه، نقول هذا لأن فعل الصلب في الآية معطوف على فعل التقطيع (حدالسرقة من القران قطع يد السارق لا يعني بترها)