close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 71. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle âmentum lehu kable en âżene lekum(s) innehu lekebîrukumu-lleżî ‘allemekumu-ssihr(a)(s) feleukatti’anne eydiyekum veerculekum min ḣilâfin veleusallibennekum fî cużû’i-nnaḣli veleta’lemunne eyyunâ eşeddu ‘ażâben ve ebkâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Siz dedi Firavun, ben size izin vermeden inandınız mı ona? Şüphe yok ki o size büyü öğreten büyüğünüz. Ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hurma dallarına astıracağım sizi, o vakit bilir, anlarsınız hangimizin azabı daha çetin ve daha sürekli.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona (Musa’ya) inandınız öyle mi? Şüphesiz (her halde) o, size büyüyü öğreten (sihirbaz kesiminden) büyüklerinizden birisidir. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak kesip cezalandıracağım ve sizi hurma dallarında sallandırıp (asacağım). Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden önce O'na inandınız ha!” dedi. “Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız O olmalı. Bana karşı gelmenizden dolayı ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hurma dallarına astıracağım sizi, o vakit bilir, anlarsınız, hangimizin azabı daha çetin ve daha sürekli!”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden mi ona boyun eğip, güvendiniz? O, size sihiri öğreten büyüğünüzmüş meğerse. Andolsun ki ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi hurma dallarına asacağım. Böylece, hangimizin cezasının daha şiddetli ve daha kalıcı, daha sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız.” dedi.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 7/123.  
Ahmet Varol
swap_vert close
(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Muhakkak o size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve bacaklarınızı çaprazlama kesecek ve sizi hurma dallarına asacağım. Siz de hangimizin azabının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu bileceksiniz!"
Ali Bulaç
swap_vert close
(Firavun) Dedi ki: 'Ben size izin vermeden önce O'na inandınız öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Firavun, sihirbazlara şöyle) dedi: “- Ben size izin vermeden önce, ona (Mûsa'ya) iman mı ettiniz? O, muhakkak size sihir öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse çaresi yok, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. Böylece hangimizin azabı daha şiddetli ve devamlı olduğunu gerçekten bileceksiniz.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden ona inandınız. Demek o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim. Ve sizi hurma dallarına asacağım. Ve hangimizin azabının daha sert olduğunu ve hangimizin ebedî kalacağını bileceksiniz.” dedi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Firavun, “Ben size izin vermeden O'na nasıl inanırsınız? Şüphesiz O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Dönekliğinizden dolayı kesinlikle sizin ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim, sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu öğreneceksiniz” dedi.
Besim Atalay
swap_vert close
Firavun dedi ki: «Benden izin almadan ona inandınız mı? Size büyü öğreten büyüğünüz olmalı, sizin ellerinizle, ayaklarınızı verevine keseceğim, hurma kütüğüne asacağım, hangimiz azapça daha katıdır, daha da sürekli bileceksiniz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Firavun: “Ben size izin vermeden ona inandınız ha! O size büyücülüğü öğreten elebaşınızdır. Andolsun ki, bana karşı gelip döneklik yapmanız yüzünden işlerinizi/yetkilerinizi ellerinizden alacağım, özgürlüğünüzü kısıtlayıp sizi tutuklayacağım ve (sonra da) hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu öğreneceksiniz” dedi.  
Bkz. 7/124 ve dipnotu, 26/49Ayette geçen “hilaf” sözcüğüne “ters, çaprazlama” anlamı vermek yerine “döneklik yapmak, ters çıkmak” manası vermek daha doğru olur. Çünkü Firavun sihirbazlardan söz almıştı ve onları çok iyi hazırlatmıştı. Böyle bir şey hiç beklemediği gibi onların başarısız olacağını da ummuyordu. Ona göre sihirbazlar döneklik yapmış ve kendisini yarı yolda bırakmışlardı. Firavun’un onları cezalandırması gerekiyordu. Bunun için onlara ellerinin ve ayaklarının yani işlerinin ve seyahat özgürlüklerinin ellerinden alınacağını, arkasından da -ibreti âlem olsun diye- hurma ağaçlarına asılacaklarını söylüyordu. Böyle yapacaktı ki diğer insanlara ibret olsun ve Musa’nın taraftarları çoğalmasın.  
Cemil Said
swap_vert close
Fir’avn "Siz benim iznimi beklemeksizin îmân itdiniz mi? Şübhesiz o sizin başınızdır. Sihri size o öğretiyor, sizin el ve ayaklarınızı çaprazvârî kesdireceğim sizi hurma ağacına asacağım ’azâbda en şedîd ve en sâbit kim oldığını anlayacaksınız." didi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Firavun "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu size sihri öğreten, büyüğünüz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Firavun, “Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ’ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Firavun şöyle çıkıştı: “Ben size izin vermeden ona inandınız öyle mi? Anlaşılıyor ki o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ama ahdim olsun ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece hangimizin cezasının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu anlayacaksınız!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Firavun) Şöyle dedi: Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız.  
 Menfaate dayanan birlik ve beraberliklerin ömrü de menfaate bağlıdır. Menfaat bitince birlik dağılır, çıkarlar çatışınca görünüşte mevcut dostluklar düşmanlığa dönüşür. Sihirbazlar iman etmeyip Firavun’u desteklemeye devam etselerdi makbul kişiler olacak, nimetler içinde yüzeceklerdi. Ancak iman gözlerini açınca bâkiyi (ebedî nimeti) fâniye (geçici olana) tercih ettiler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten ustanız olmalı. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin cezası daha çetin ve sürekli imiş öğreneceksiniz," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğreten büyüğünüzdür. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. Böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya! Dedi: ben size izin vermeden ona iyman ettiniz ha? O her halde size sihri öğreten büyüğünüz, o halde ahdim olsun ben ve elbet sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette sizleri hurma dallarına asacağım, ve her halde bileceksiniz ki hangimiz azâbca daha şiddetli ve daha bakalı?
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Firavun) dedi ki: “Ben size izin vermeden önce, ona îmân ettiniz ha! Şüphesiz o size sihri öğreten büyüğünüzdür. (En başından beri bunu planlayıp bana oyun oynadınız.) Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesecek ve sizi hurma dallarına asacağım. Siz de hangimizin azabının daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu bileceksiniz!”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Firavun, “Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz.” dedi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Fir'avn) dedi: «Ben size izin vermeden ona îman mı etdiniz? Şübhesiz ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de elbette sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi muhakkak hurma dallarına asacağım. Siz de hangimizin azâbı daha çetin ve sürekli olduğunu elbet bileceksiniz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Fir'avun:) “(Ben) size izin vermeden ona îmân ettiniz, öyle mi? Şübhesiz ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Öyle ise (ben de), mutlaka ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi şübhesiz hurma dallarına asacağım! Böylece hangimizin azâbı daha şiddetli ve daha devamlıymış, kat'iyen bileceksiniz!” dedi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Firavun) dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona inandınız ha! “Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız o olmalı. (Sizin bana) muhalefet etmenizden (bana karşı gelmenizden) dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim (el ve ayaklarınızda yaralar açıp size işkence edeceğim) ve sizi hurma dallarına asacağım (sizi idam edeceğim) ve (o zaman) hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu öğreneceksiniz” dedi.*
(*) Sihirbazlar bir anda işkence ile ölümü göze alacak müthiş bir imana nasıl ulaştılar? Firavun sihirbazların yüzüne onları öldüreceğini söylediğinde sihirbazlar çok kısa sürede, Allah’ın esmasını, bağışlamasını, âhireti, cenneti, cehennemi, dünyanın fâniliğini bilmek gibi ayrıntılı bilgiyi nasıl edindiler? Dikkat edilirse Firavun’un sarayındakiler veya halkın tümü değil bilenler iman ediyor. Bu da onların pasif bir imana sahip olduklarının işaretidir. Aynı zamanda bu derin ve samimi imanın bir anda değil, belli bir süreçte oluştuğunu da daima göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü Kur’an, kıssa anlatımında daima sinematografik (yani kıssayı kendi bakış açısıyla yoğurup şekillendirerek ortaya koymak suretiyle) bir dil kullanır. Bu sebeple akış hızlı olsa da oluşum zaman alır. Usta sihirbazlar Firavun’dan izin almadıkları için inançlarını hür bir şekilde yaşayamayan İsrailoğullarından müminlerdir. Ancak baskı ve zulümden dolayı imanlarını ilan edemeyip gizliyorlardı. Tıpkı Firavun’un sarayında imanını gizleyen, Hz. Harun ve Hz. Musa’nın hayatını kurtaran mümin kişi gibi. Hz. Musa ve Harun’un dik duruşu, sürekli ölüm tehditleri ile sindirilen alim/bilgin/ usta sihirbazların imanlarını ilan etmeleri ile sonuçlanmıştır. Ayrıca ayette geçen) منْ خِلَافٍ) ‘’min hilafin’’hakiki manası üzerinde olup muhalefet etmek anlamında da olması caizdir. Yani çaprazlama şeklinde kesmek değil. Buna göre Firavun, onlara ‘’(Bana) muhalefet etmenizden (bana karşı gelmenizden) dolayı ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim (el ve ayaklarınızda yaralar açıp size işkence edeceğim) ve (idam etmek üzere) sizi hurma dallarına astıracağım.’ ’şeklinde bir tehdite bulunmuştur. Ayrıca ‘’min hilafin’’ ifadesiyle ilgili (روح المعاني) adlı Âlüsi tefsirine de bakılabilir. Bu nedenle gerek burada, gerekse Maide-33 vb. ayetlerdeki ( منْ خِلَافٍ) ‘’min hilafin’’ kelimesiyle ilgili mealin bu şekilde olması, yani kelimenin lugat anlamına bağlı kalınması daha isabetli olur. Ayrıca konuyla ilgili Cemal Külünkoğlu’nun meal açıklaması da şu şekildedir: Ayette geçen “hilaf” sözcüğüne “ters, çaprazlama” anlamı vermek yerine “döneklik yapmak, ters çıkmak” manası vermek daha doğru olur. Zira Firavun sihirbazlardan söz almıştı ve onları çok iyi hazırlatmıştı. Firavun’un böyle bir şey hiç beklemediği gibi onların başarısız olacağını da ummuyordu. Ona göre sihirbazlar döneklik yapmış ve kendisini yarı yolda bırakmışlardı. Firavun’un onları cezalandırması gerekiyordu. Bunun için onlara el ve ayaklarının yani işlerinin ve seyahat özgürlüklerinin ellerinden alınacağını, arkasından da -ibreti âlem olsun diye- hurma ağaçlarına asılacaklarını söylüyordu. Böyle yapacaktı ki diğer insanlara ibret olsun ve Musa’nın taraftarları çoğalmasın. Bkz: (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) İşte nasıl ki Yusuf suresi-31. ayette (وقطعن أيديهن) ‘’ve kattaa’ne eydiyehunne, ‘’Onlar Yusuf’u görünce ellerini kestiler’’ şeklindeki ayetin fiziksel anlamda ‘’ellerini kesip koparmak’’ değilse, Maide-33, 38 ve Ta-ha-20/71 vb. ayetlerde geçen aynı kelimenin de fiziksel anlamda el ve ayaklarının kesilip koparılmasından ibaret olmaması gerekir. (الله اعلم) ‘’Ama en doğrusunu yüce Allah bilir’’ Ayrıca (من خلاف) ‘’min hilafin’’ konusunda bir açıklama da aşağıya alınmıştır. فقال لأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلاف أي من أجل خلاف ظهر منكم ولأصلبنكم أجمعين كأنه أراد به ترهيب العامة لئلا يتبعوهم في الإيمان ( الشعراء 49) (تفسير النسفي)) ويجوز أن يبقى الخلاف على حقيقته أعني المخالفة ( 71 - تفسير سورة طه) ( تفسير الألوسي) )قوله ( من خلاف ) يحتمل أن يكون المعنى ( لاقطعن اىديكم وارجلكم من خلاف ) اى لاجل مخالفتكم أياى فتكون ( من ) تعليلية ( الاعراف-124 (الدر المصون في علوم الكتاب المكنون ) (والخلاف المخالفة – التوبة -81 ( القرطوبي) وقيل المعنى من أجل الخلاف الذي ظهر منكم والصلب التعليق على الخشب وهذا التوعد الذي توعده فرعون السحرة ليس في القرآن نص على أنه أنفذه وأوقعه بهم (البحر المحيط – أبو حيان) ويُحْتملُ أن يكون المعنى: لأقَطِّعَنَّ لأجْلِ مخالفتكم إيَّاي فتكون "مِنْ" تعليليةً وتتعلَّق على هذا بنفس الفعل، وهو بعيدٌ. (اللباب في علوم الكتاب) وكلمة (من خلاف) لا علاقة لها بمفهوم التبادل الضدي لمذكور بالتفسير من حيث بتر اليد اليمنى مع الرجل اليسرى، لأن هذا المعنى مستبعد من النص كله أصلاً غير أن لو كان هذا المعنى مراد لأتى حرف (على) بدل حرف (من) في جملة أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلافٍ) وتصير (أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم على خِلافٍ). المصدر (مفهوم القتل والصلب والقطع في القرءان - الباحث الاسلامي سامر اسلامبولي) {لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ} الشعراء 49.هنا لا يمكن أن يكون التقطيع للأيدي والأرجل بتراً وجزاً، وإلا لما تحقق له الصلب بعد التقطيع، إذ كيف تصلب جثة بلا أيدي ولا أرجل. وأي معنى لصلب جثة مات صاحبها بعد قطع أطرافه، نقول هذا لأن فعل الصلب في الآية معطوف على فعل التقطيع (حدالسرقة من القران قطع يد السارق لا يعني بترها)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavun “Ben size izin vermeden önce, Musa’nın Rabbine iman mı ettiniz? Demek ki Musa size sihir öğreten hocanızmış. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizleri hurma dallarında sallandıracağım ki, hangimizin verdiği azabın, daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu öğreneceksiniz” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Firavun dedi: "Benim uygunum olmadan siz Ona inandınız, öyle mi? Besbelli ki o size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse bende ne olursa olsun sizin ellerinizi, ayaklarınızı çaprazvari keseceğim, ne olursa olsun, sizi hurma dallarına asacağım. Artık sizde hangimizin azabının daha ağır, daha sürekli olduğunu iyice göreceksiniz."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Firavun, ben size izin vermeden evvel siz ona inandınız, çünkü o, size büyü öğreten ustanızdır. * Ben sizin ellerinizi ayaklarınızı bir sağdan, bir soldan keseceğim * Sizi hurma dallarına asacağım * Hangimizin [¹] azabı daha şiddetli, daha sürekli olduğunu anlayacaksınız.
[1] Musa ile benden veya Allah ile benden.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Firavun): “Demek ben size izin vermeden önce ona inandınız ha! Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzmüş. Andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim/kestireceğim ve mutlaka sizleri hurma ağaçlarına asıp sallandıracağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış mutlaka bileceksiniz” (dedi):¹⁴
14 Krş. El ve ayakların çaprazlama kesilmesi hakkında Mâide, 5/33, A’râf,7/124  
Kadri Çelik
swap_vert close
(Firavun) Dedi ki: “Ben size izin vermeden önce O'na inandınız, öyle mi? Kuşkusuz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Bu manzara karşısında öfkeden çıldıran Firavun, “Ben size izin vermeden ona inandınız, öyle mi?” diye homurdandı, “Durun hele, şimdi anladım! Demek siz, Mûsâ adına çalışan birer ajandınız. Aslında o, size büyücülüğü öğreten üstadınız oluyor. Nasıl da düşünemedim; ta başından beri bunu plânlayıp bana oyun oynadınız. Fakat bu size çok pahalıya mal olacak: Yemin olsun ki, kollarınızı ve ayaklarınızı çaprazlama kesecek, sonra da sizi hurma kütüklerinde sallandıracağım! Musa’nın Rabb’i mi, ben mi; ikimizden hangimizin azâbı daha çetin ve daha sürekliymiş, o zaman göreceksiniz!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Ben size izin vermeden onun için inandınız ha? O, size Sihr’i öğretmiş olan büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazına (hılaf’tan, ardı ardına) keserim; sizi Hurma’nın kütüklerinde çarmıha gererim. Elbette öğrenirsiniz; hangimiz azap bakımından en şiddetli ve en kalıcı (bâkî)?” dedi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Fıravun ise: " Ona, benden müsaade almadan inandınız. Bütün bunlar, sizin büyü hocanız Musa'nın başının altından çıkıyor olmalı, vallahi hepinizi elini ayağını çaprazlama kesip hurma kütüklerinde sallandıracağım." o zaman anlayacaksınız hangimizin cezası daha yaman ve daha kalıcı imiş."
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O size büyülü sözler söylemeyi öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha çetin, hangimizin azabı daha sürekli bileceksiniz!" dedi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Firavun) şöyle demişti: “Ben size izin vermeden ona iman ettiniz, (öyle mi)! Şüphesiz ki o (Musa), size büyü öğreten büyüğünüzdür (akıl hocanızdır). Dönekliğ(iniz)den dolayı elbette ellerinizi ve ayaklarınızı kestireceğim. [*] sizi elbette hurma dallarına asacağım! Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu elbette bileceksiniz.”
Burada mesaj, [min hılâfin] ifadesi gereği el ve ayakların “çaprazlama” kesilmesinden ziyade, “döneklik” nedeniyle bu cezanın verilmesidir. El ve ayakların kesilmesiyle ilgili olarak benzer mesajlar: Mâide 5:33; A‘râf 7:124; Şu‘arâ 26:49.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Firavun büyücülere): “Ben size izin vermeden siz, ona (Mûsa’ya) inandınız ha?¹ Demek ki size büyüyü öğreten büyüğünüz oymuş.² O halde ben de hangimizin azabı daha şiddetli ve daha sürekliymiş öğrenmeniz için sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım.” dedi.
1 Firavun’un bu ifâdesinden; Firavunlar ve benzerlerinin, insanların nelere inanacaklarına kadar onlara zulmettikleri ve bunun, onların genel mantığı olduğu anlaşılmaktadır. Bk. (A’raf: 123,Tâ Hâ: 71)2 Aslında firavun, büyücülerin büyü yapmayı Hz. Mûsa’dan öğrenmediklerini biliyordu. Zîrâ Hz. Mûsa firavuna gelmeden, o büyücüler zâten büyü yapıyorlardı.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Firavun:] “Ben size izin vermeden mi o’na ⁵² inandınız?” dedi, “Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız o olmalı! Ama bu ihanetinizden ötürü, hiç şüpheniz olmasın, çoğunuzun ellerini ayaklarını kesivereceğim; ve yine hiç şüpheniz olmasın ki, pek çoğunuzu ⁵³ da hurma kütüğüne asacağım ki, böylece hangimizin ⁵⁴ azapta daha zorlu ve daha sürekli olduğunu iyice anlayasınız!”
52 Yani, Hz. Musa’ya (karş. 7:123 hk. 91. not).53 Yukarıdaki ifadede “çoğunuzu” ya da “pek çoğunuzu” sözcükleriyle verilmeye çalışılan ve Firavun’un kullandığı fiillerin gramatik yapısından ileri gelen vurgunun anlamı için bkz. 7. sure, 92. not.54 Daha açık bir ifadeyle: “Ben mi yoksa sizin inandığınız Allah mı?”  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Firavun: – Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki size sihri öğreten büyük ustanız o imiş. Ben de sizin haklarınızı elinizden alacağım ve hurma kütüklerinde sallandıracağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcı imiş! 7/104...145
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Firavun) “Demek siz, benden izin almadan ona inandınız ha?” dedi; “Öyle anlaşılıyor ki size sihri öğreten baş ustanız bu olmalı. Fakat dönekliğinizden dolayı[²⁵⁹⁶] kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim; ve topunuzu götürüp hurma kütüklerine asacağım: böylece hangimizin cezasının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu iyice anlamış olacaksınız!”[²⁵⁹⁷]
[2596] Ya da: “çaprazlama olarak”. Tercihimiz için bkz: 7:124, not 90. [2597] Kendisi gibi düşünüp inanmayana hayat hakkı tanımama tavrının Firavun’ca versiyonu.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine Firavun sihirbazlara çıkışarak "Ben size izin vermeden Musa'ya inandınız ha.. Demek ki Musa. (Size büyü öğreten) elebaşınızmış? Öyleyse (siz görürsünüz) ben de elleriniz ile ayaklarınızı çaprazlama kestikten sonra sizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman sizler hangimizin (Musa'nın Rabbinin mi yoksa benim mi) azabımın daha çetin ve devamlı olacağını anlayacaksınız!" dedi. (Böylece onları tehdit etti. Fakat sihirbazlar bu tehdide hiç aldırış etmediler ve)
Osman Fırat
swap_vert close
(Fir’avn): "Ben size izin vermeden ona İnandınız ha? O, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım, hangimizin azâbı daha çetin ve sürekli imiş bileceksiniz!" dedi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Fir'avun) Dedi ki: «Ben Size izin vermeden evvel siz O'na imân ettiniz. O sizin büyüğünüzdür ki, size sihri öğretmiştir. Artık sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama olarak elbette keseceğim ve elbette ki, sizi hurma dallarına asacağım ve elbette ki, bileceksiniz ki hangimiz azapça daha şiddetli ve daha devamlıdır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Ya! ” dedi Firavun, “benden izin çıkmadan ona inandınız ha! Demek ki size sihri öğreten ustanız oymuş! Ellerinizi ve ayaklarınızı farklı yönlerden keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Kimin azabının daha şiddetli, daha devamlı olduğunu işte o zaman anlayacaksınız! ” [7, 123]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Fir'avn): "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım, hangimizin azabı daha çetin ve sürekli imiş bileceksiniz!" dedi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Fir'avn: "Ben size izin virmezden evvel ona îmân mı itdiniz? O, size sihir öğreden büyüğünüzdür. Ben sizin ellerinizi ve ayaklarınızı muhâlif tarafdan keseceğim ve sizi hurma ağaçlarının dallarına asacağım. O zamân hangimizin 'azâbı şiddetli ve devâmlıdır görirsiniz." didi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Firavun: “Benden izinsiz ona inandınız, öyle mi? Demek ki size bu sihri öğreten büyüğünüz oymuş. Öyleyse ben de tereddüt etmeden ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha ağır, daha kalıcı olduğunu iyice öğreneceksiniz.”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o sizi sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Firavun “Ben size izin vermeden iman ettiniz,” dedi. “Demek, bu size büyücülüğü öğreten büyüğünüzmüş. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlamasına kesip hepinizi hurma dallarında sallandıracağım! O zaman anlarsınız, kimin azabı daha şiddetli, daha sürekliymiş!”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Firavun dedi: "Ben izin vermeden ona inandınız öyle mi? O size, büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve yemin olsun sizi hurma ağaçlarına asacağım. O zaman iyice bileceksiniz, hangimizin azabı daha şiddetli ve sürekli."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti fir'avn “iy įmān getürdüñüz mi aña andan ilerü kim destūr virem size? bayıķ ol uluñuzdur ol kim ögretti size [166a] cādūlıġı. pes keseven hereyne ben ellerüñüzi daħı ayaķlaruñuzı şaşuru daħı aśavan sizi ħurma aġacı özdegiñe. daħı bilesiz ķanķımuz ķatıraķ 'aźābludur daħı śoñ ķalıcı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Fir‘avn eyitdi: İnanduñuz mı aña, ben size destūr virmeden burun? Olsizüñ uluñuzdur ki size siḥr ögretdi, didi. Uş keseyin sizüñ ellerüñüzi, ayaḳlaruñuzı daḫı biri birine muḫālif. Daḫı boġazuñuzdan aṣayın sizi ḫurmā aġaçlarına. Daḫı bilesiz ki ḳaysımuzuñ ‘aẕābı ḳatıdur ve bāḳīdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O (Fir’on) dedi: “Mən sizə izin verməmişdən əvvəl siz ona iman gətirdiniz, çünki o, əslində sizə sehr öyrədən böyüyünüzdür. (Heç eybi yoxdur). Mən də sizin əl-ayağınızı çarpaz kəsdirib xurma ağaclarının kötüklərindən asacağam. Onda hansımızın (mən Fir’onun, yoxsa Musanın Allahının) əzabının daha şiddətli və daha sürəkli olduğunu biləcəksiniz!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
(Pharaoh) said: Ye put faith in him before I give you leave. Lo! he is your chief who taught you magic. Now surely I shall cut off your hands and your feet alternately, and I shall crucify you on the trunks of palm trees, and ye shall know for certain which of us hath sterner and more lasting punishment.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(Pharaoh) said: "Believe ye in Him before I give you permission? Surely this must be your leader, who has taught you magic!(2593) be sure I will cut off your hands and feet on opposite sides, and I will have you crucified on trunks of palm-trees: so shall ye know for certain, which of us can give the more severe and the more lasting punishment!"
2593 Pharaoh accuses his sorcerers who have been converted, of having been in league with Moses all the time, and in fact of having been led and taught by him! So arrogance and evil cannot conceive of Allah s worlds and worlds of beauty and truth beyond its own narrow vision! It is truly blind, and its very cleverness deludes is to wander far from the truth.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
dedi
اٰمَنْتُمْ
iman mı ettiniz
لَهُ
ona
قَبْلَ
önce
اَنْ اٰذَنَ
izin ver-memden
لَكُمْۜ
size
اِنَّهُ
şüphe- siz o
لَكَب۪يرُكُمُ
elbette büyü- ğünüzdür
الَّذ۪ي
o ki
عَلَّمَكُمُ
size öğretti
السِّحْرَۚ
sihri
فَلَاُقَطِّعَنَّ
öyle ise mutla-ka keseceğim
اَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
وَاَرْجُلَكُمْ
ve ayaklarınızı
مِنْ خِلَافٍ
çaprazlamadan
وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ
ve sizi kesinlikle asacağım
ف۪ي جُذُوعِ
parçalarına
النَّخْلِۘ
hurma ağacı
وَلَتَعْلَمُنَّ
böylece bileceksiniz
اَيُّـنَٓا
hangi- miz
اَشَدُّ
daha şiddetlidir
عَذَاباً
azapca
وَاَبْقٰى
ve daha süreklidir
(Firavun) "Ben size izin vermeden önce siz ona iman ettiniz (öyle mi)! Şüphesiz o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Öyle ise (ben de) mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama (bağlayıp) keseceğim ve sizi kesinlikle hurma kütüklerine asacağım! Böylece hangimizin azabının (Mûsâ'nın Rabbinin mi, yoksa benim mi) daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız" dedi.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اَذِنَ
Fiil-I
ا ذ ن
İzin verdi, dinledi, kulak verdi
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
كَبِير
İsim
ك ب ر
Kebîr (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), pek büyük
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
عَلَّمَ
Fiil-II
ع ل م
Öğretti, talim etti
سِحْر
İsim
س ح ر
Sihir
قَطَّعَ
Fiil-II
ق ط ع
Kesti, ayırdı, böldü, parçaladı, biçti, kopardı
يَد
İsim
ي د ي
El
رِجْل
İsim
ر ج ل
Ayak
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خِلَافٌ
İsim
خ ل ف
Çaprazlama, muhalefet ederek, ardından
صَلَّبَ
Fiil-II
ص ل ب
Asıldı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
جِذْع
İsim
ج ذ ع
Parçası
نَخْل
İsim
ن خ ل
Hurma ağaçları, hurmalıklar
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
اَىّ
Soru eki
اَىّ
Hangi, hangisi, nasıl
اَشَدّ
İsim
ش د د
En şiddetli, daha güçlü, daha zor
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
اَبْقٰى
İsim
ب ق ي
Sürekli, bâki