(Ey insanlar!) “O, (Rab olan zatım ki) yeryüzünü sizin yaşamanız, (üzerinde yaşayıp geçinmeniz) için, işlevli hale getirmiş, orada (yerde) sizin için yollar açmış ve gökten (bulutlardan) su indirmiş olandır.” (İşte ardından da) o su ile türlü türlü bitkilerden (erkekli, dişili olarak) çiftler halinde çıkarmaktayız .” *
(*) Not: Bu ayet Hz. Mûsa’nın konuşmasının devamı değil, yüce Allah’ın Hz. Mûsa ve Firavun örneği üzerinden verdiği nimet ve nankörlük karşıtlığının gözler önüne serilmesi içindir. Bundan sonraki âyetlerde Allah’ın tüm insanlara hitabı devam edecektir. Zaten Razi’ye göre de 53. ayetin tümü yüce Allah’ın sözü olup Hz. Musa’ya ait değildir. Çünkü sonraki ayetler bunun böyle olduğunu gösterir. Bu nedenle Hz. Musa’nın sözü 52. ayetle bitmiştir. Konuyla ilgili aşağıdaki Razi’nin tefsir metnine bakılabilir. İşte biz de bu ayetin mealini bu tefsire göre yaptık… Ayrıca ayetin son cümlesinde bitkide dişi ya da erkek çiçeğin varlığından, yani bitkinin dişi ya da erkek olduğundan da söz edilir. Bu tür bitkilerde meyve sadece dişi bireylerde oluşur, erkek ağaçlar sadece çiçek tozu üretmekle görevlidirler. Bu ilmi gerçeği bilmeyen bazı insanlar diktikleri meyve ağaçlarından neden meyve alamadıklarını bir türlü çözemezler. Oysa bitkilerde üremenin olabilmesi için erkek üreme hücrelerinin yani çiçek tozlarının rüzgâr ya da böcek gibi çeşitli vasıtalarla dişi organa taşınması gerekir. Eğer tozlaşma gerçekleşmez ise meyve oluşmaz ya da oluşan meyvenin içi boş olur. Aynı şekilde, bahçelerine sadece erkek çiçeklere sahip olan erkek ağacı dikmişlerse elbette o ağaçtan meyve alamazlar. Bitkilerin çiftler halinde yaratılması Kur’an’da özellikle vurgulanmaktadır. İşte bazı ayeterde bitkilerde cinsiyetin varlığından haber verilmektedir…(Bitkilerde Cinsiyet Var Mı? –Büyükşehir…) Bütün ömrünü biyolojiyle ve botanik ilmiyle geçirmiş bilim adamlarının ancak bundan 100 sene önce keşfedebildiği bir gerçeği, bundan 1400 sene önce yaşamış bir zatın tek başına keşfetmesini ve bunu bir kitapta yazmasını hiçbir akıl kabul edemez. Bunu kabul edene de akıl sahibi denilemez. Aklın kabul edebileceği tek bir cevap vardır. O da: Kur’an’ın Allah’ın kitabı olmasıdır. (Bitkilerde erkeklik ve dişilik İlme davet) Ayrıca yer kabuğundaki rakım farklılıkları, yükselti ve alçaltılar, iklim ve yağışı etkileyip muazzam bir bitki çeşitliliği sağlamaktadır. Bu âyet kesinlikle rastgele nimetlerin sayıldığı bir cümle değil, sebep-sonuç barındıran bilinçli bir cümledir. Bu ve devamındaki cümleler Hz. Mûsa’nın konuşmasının devamı değil Allah’ın Hz. Mûsa ve Firavun örneği üzerinden verdiği nimet ve nankörlük karşıtlığının gözler önüne serilmesi içindir. Bundan sonraki âyetlerde Allah’ın tüm insanlara hitabı devam edecektir. İşte bitkilerin de çiftli: erkekli, dişili olduğunu bildiren bu âyet de Kur’ân’ın bilimsel mucizelerinden biridir. (الله اعلم) İşte bu ayetin Hz. Musa’nın sözü değil, yüce Allah’ın Kur’an muhatabına olan mesajıdır.
{فَأَخْرَجْنَا } إما أن يكون من كلام موسى عليه السلام أو من كلام الله تعالى والأول باطل لأن قوله بعد ذلك: {كُلُواْ وَٱرْعَوْا أَنْعَـٰمَكُمْ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لأيَـٰتٍ لأُوْلِى ٱلنُّهَىٰ مِنْهَا خَلَقْنَـٰكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ } لا يليق بموسى وأيضاً فقوله: {فَأَخْرَجْنَا بِهِ أَزْوَاجاً مّن نَّبَـٰتٍ شَتَّىٰ } لا يليق بموسى لأن أكثر ما في قدرة موسى عليه السلام صرف المياه إلى سقي الأراضي وأما إخراج النبات على اختلاف ألوانها وطبائعها فليس من موسى فثبت أن هذا كلام الله ولا يجوز أن يقال كلام الله ابتداؤه من قوله: {فَأَخْرَجْنَا بِهِ أَزْوَاجاً مّن نَّبَـٰتٍ شَتَّىٰ } لأن الفاء يتعلق بما قبله فلا يجوز جعل هذا كلام الله تعالى وجعل ما قبله كلام موسى عليه السلام فلم يبق إلا أن يقال: إن كلام موسى عليه السلام تم عند قوله: {لاَّ يَضِلُّ رَبّي وَلاَ يَنسَى } (مفاتيح الغيب )