Ama onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki aklını başına toplar, yahut [böylece, en azından kendisine] gözdağı verilmiş olur.” ²⁸
28 Lafzen, “yahut [olur ki] korkar” -yani, Hz. Musa’nın uyarılarında gerçek payı olduğunu hissederek geriler. Allah geleceği bütünüyle bildiğine göre, yukarıda, “belki (le‘allehû) aklını başına toplar...” şeklinde, olabilirlik üslubu içinde geçen ifadeler, açıktır ki, Firavun’un tepkileri konusunda Allah adına bir “şüphe”yi ya da “belirsizliği” îma etmemekte, fakat sadece mesajı taşıyana, günahkara hitap tarzını belirlerken, kendi adına aklında tutması gereken ihtimalleri işaret etmektedir. Yani, Hz. Musa’ya, Firavun’a hitab ederken, onun aklını başına getirecek ya da en azından onun gözünü yıldıracak bir üslup seçmesi öğütlenmektedir (Râzî). Öte yandan, her Kur’ânî anlatım değişmeyen bir gerçeği ya da gerçekleri ortaya çıkarmak, yahut insan davranışlarıyla ilgili evrensel bir ilkeye açıklık kazandırmak amacını taşıdığına göre, açıktır ki, Allah’ın Hz. Musa’ya belirli bir günahkar için yönelttiği “onunla yumuşak, ılımlı bir tarzda konuş ki, aklını başına toplamak için fırsatı olsun” emri bütün çağlar için ve ihtidâya vesile olabilecek bütün tebliğ çabaları için geçerlidir.