close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fekûlâ lehu kavlen leyyinen le’allehu yeteżekkeru ev yaḣşâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ona yumuşak bir tarzda söz söyleyin, belki öğüt alır, yahut korkar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Her şeye rağmen) "Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alıp-düşünür veya içi titreyip korkar (siz görevinizi yerine getirin ve sorumluluğu ona yükleyin)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama O'nunla yumuşak bir dille konuşun, o zaman belki aklını başına toplar, yahut da olur ki korkar.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin, olur ki öğüt dinler, yahut içi titreyerek Allah'ın azabından korkar, azgınlığından vazgeçer.”
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/125.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya korkar.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Varın da, ona yumuşak söz söyleyin; olur ki nasihat dinler, yahud korkar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ona yumuşak bir söz söyleyin. Belki hatırlar, mesajları kabul eder veya gerçekleri görür, çekinir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin, belki düşünür veya saygı duyar.”
Besim Atalay
swap_vert close
Yumuşak söyleyin ona, ola ki öğüt ala, ya da, olur ki korka !»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
43-44. Firavuna gidin. Çünkü o azmıştır. Onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki öğüt alır yahut ürperir.”
Bkz. 26/20-22, 28/15Tebliğde esas olan, Allah’ın mesajının, ruhlara tesir edecek şekilde muhataplarına inanç ve tutumlarını, kabiliyet ve yeteneklerini dikkate alarak samimi bir tavır içerisinde ulaştırılmasıdır. Tarihsel süreçte tevhid gerçeğini toplumsal yaşama yaymakla ve kitlelere ulaştırmakla sorumlu kılınan bütün peygamberler bu esasa dikkat etmişlerdir. Bu ayetlerde görüldüğü gibi Firavuna gönderilen Hz. Musa ve Harun’a da aynı yolu takip etmeleri tavsiye edilmektedir. Nitekim yozlaşmanın ve yanlış algıların tavan yaptığı cahiliye çağında hayatının her safhasını mücadele ile geçiren Hz. Peygambere izleyeceği yol konusunda da “Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel yöntemlerle mücadele et!” (Nahl, 16/125) emri verilmiştir.  
Cemil Said
swap_vert close
"Âna mülâyemetle söz söyleyiniz. Belki düşünür, belki korkar."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine de ona söyleyeceklerinizi yumuşak bir üslûpla söyleyin, ola ki aklını başına toplar veya içine bir korku düşer.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Ona yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Varın da ona belki dinler veya korkar diye yumuşak dille söyleyin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Düşünüp) öğüt alır yahut (yaptıklarından ötürü, Allah’ın azabından) korkar ümidi ile ona (Firavun’a) yumuşak söz söyleyin.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki öğüt alır veya huşû¹ duyar.
1- Saygı duyar da azgınlıkta daha ileri gitmez.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Gidin de) ona yumuşak söz söyleyin. Olur ki nasıyhat dinler, yahud (Allahdan) korkar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Buna rağmen ona yumuşak söz söyleyin; belki ibret alır ya da (Allah'dan)korkar.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
İkiniz ona yumuşak bir sözle (lisanla mesajlarımı) söyleyin ki, tezekkür etsin (düşünsün) ve saygı duysun (daha ileri gitmekten çekinsin).*
(*) Burada (لعل)’’lealle’’ (كي)’’key’’, yani ‘’ta ki’’anlamındadır. (أو)’’ev’’ harfi ise (و)’’vav’’harfi gibi sadece atıf edatı olup veya anlamında değil. وقال آخرون : معنى لعل هاهنا كي (اذهبا إلى فرعون إنه طغى ) فادعواه وعظاه ليتذكر أو يخشى ، كما يقول القائل : اعمل عملك لعلك تأخذ أجرك ، بمعنى : لتأخذ أجرك ، وافرغ من عملك لعلنا نتغدى ، بمعنى : لنتغدى ، أو حتى نتغدى ، ولكلا هذين القولين وجه حسن ، ومذهب صحيح . كبراء النحويين : سيبويه وغيره (تفسير الطبري ( (معني أو ) فمن الأول - وهو ما يشي بشيء من بالتلازم والاقتران - قوله تعالى: ﴿ فَقُولَا لَهُ قَوْلًا لَيِّنًا لَعَلَّهُ يَتَذَكَّرُ أَوْ يَخْشَى ﴾ [طه: 44]، وكذلك قوله تعالى: ﴿ وَكَذَلِكَ أَنْزَلْنَاهُ قُرْآَنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا ﴾ [طه: 113]؛ فالمعنى الراجح في الآيتين لدى كثيرين تقديره: لعله يتذكر ويخشى، ولعلهم يتقون ويُحْدِث لهم ذكراً، أي: عظة وعبرة؛ ؛ انظر: (اللباب في علوم الكتاب، لأبي حفص عمر بن علي الدمشقي الحنبلي، تحقيق: الشيخ عادل أحمد عبد الموجود، والشيخ علي محمد معوض، دار الكتب العلمية - بيروت، ط 1 -)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavuna yumuşak bir lisanla söyleyin. Belki o düşünürde, korkar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ancak ona tatlı söyleyin. Belki söz dinlerler, belki ürkerler."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin, olabilir ki nasihat kabul eder veya Allah azabından korkar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Önce ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır veya korkar.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin; umulur ki o öğüt alıp düşünür ya da içi korkarak ürperir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Fakat onunla tatlı dille konuşun, hikmetle ve ibret verici güzel öğütlerle onu hakîkate dâvet edin. Tartışmak gerektiğinde, kaba ve kırıcı davranmadan, gönül incitmeden konuşarak ona ayetlerimi tebliğ edin ki, belki bu sayede öğüt alır; yâhut en azından ilâhî azaptan korkup zulüm ve haksızlık yapmaktan çekinir.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin! Belki öğüt alır veya çekinir”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Önce ona yumuşak davranın. Bakarsın düşünür ve içine bir ışık düşebilir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
“O’na güzelce iyi bir üslupla, tepkilerini silecek şekilde, tane tane, aklına duygularına hitap ederek söyleyin. Belki ayetlerimizden öğüt alır veya başına geleceklerden korkar.”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin; umulur ki (gerçeği) hatırlar veya saygı duyar!” [*]
Bu ayette verilen bilgilerden hareketle, muhatap her kim olursa olsun ona yumuşak ve etkili söz söylemek gerektiği anlaşılmaktadır. Çünkü Firavun bile kendisine bu şekilde davranılmaya değer ve layık görülmüşse, bu âlemde başka hiç kimsenin tebliğde bundan daha fazlasını hak etmediğini bilmeliyiz.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin,¹ belki o, aklını başına alır veya korkar.” buyurdu.
1 Bu âyetten, tebliğ yapan kimsenin insanlara karşı yumuşak ifâdeler kullanması gerektiği, anlaşılmaktadır. Ancak bu, inancından taviz vermesi anlamına gelmez. Zîrâ 42. âyette gevşeklik gösterilmesi yasaklanmaktadır. 47 ve 48. âyetlerde de tebliğin hangi ifâdelerle yapılacağı açıkça belirtilmektedir. Bu emrin uygulanma şekli ile ilgili olarak Bk. (Naziat: 18-19)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki aklını başına toplar, yahut [böylece, en azından kendisine] gözdağı verilmiş olur.” ²⁸
28 Lafzen, “yahut [olur ki] korkar” -yani, Hz. Musa’nın uyarılarında gerçek payı olduğunu hissederek geriler. Allah geleceği bütünüyle bildiğine göre, yukarıda, “belki (le‘allehû) aklını başına toplar...” şeklinde, olabilirlik üslubu içinde geçen ifadeler, açıktır ki, Firavun’un tepkileri konusunda Allah adına bir “şüphe”yi ya da “belirsizliği” îma etmemekte, fakat sadece mesajı taşıyana, günahkara hitap tarzını belirlerken, kendi adına aklında tutması gereken ihtimalleri işaret etmektedir. Yani, Hz. Musa’ya, Firavun’a hitab ederken, onun aklını başına getirecek ya da en azından onun gözünü yıldıracak bir üslup seçmesi öğütlenmektedir (Râzî). Öte yandan, her Kur’ânî anlatım değişmeyen bir gerçeği ya da gerçekleri ortaya çıkarmak, yahut insan davranışlarıyla ilgili evrensel bir ilkeye açıklık kazandırmak amacını taşıdığına göre, açıktır ki, Allah’ın Hz. Musa’ya belirli bir günahkar için yönelttiği “onunla yumuşak, ılımlı bir tarzda konuş ki, aklını başına toplamak için fırsatı olsun” emri bütün çağlar için ve ihtidâya vesile olabilecek bütün tebliğ çabaları için geçerlidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Fakat ona yumuşak bir üslupla hitap edin, belki aklını başına alır yahut Allah’a saygı duyar. 3/159, 4/63-148, 16/125, 29/46
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Fakat ona konuşurken yumuşak bir üslûp kullanın! (O zaman) belki söz dinler ya da en azından (daha ileri gitmekten) çekinir.”
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ona yumuşak sözle hitap edin (Allah'ın hem Gaffar, hem de Kahhar olduğunu bildirin) olur ki öğüt dinler veya (Rabbinden) korkuverir" buyurdu. (Böylece Rabbi, Musa’ya -bebeklikten o zamana kadar olan- hayat hikayesini hatırlatmış oldu.)
Osman Fırat
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ona yumuşakça söz söyleyin,belki öğüt dinler veya korkar.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitab edin. Olur ki aklını başına alır, yahut hiç değilse biraz çekinir. ” [16, 125]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Ona tezekkür itmesi veyâhud benden korkması emeliyle yumuşak sözlerle hitâb iyleyin" buyurdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin. Belki aklını başına alır veya korkar.”
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alır ve korkar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Ona yumuşak söz söyleyin; olur ki öğüt alacağı veya Allah'tan korkacağı tutar.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin; belki öğüt alır, yahut ürperir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyidüñ aña yumşaķ söz ümiddür ola kim ol aña ögüt duta yā ķorķa.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes aña yumuşaḳ söz söyleñüz, ola kim ol fikr eyleye, yā ḳorḳa, didi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onunla yumşaq danışın. Bəlkə, öyüd-nəsihət qəbul etsin, yaxud (Rəbbindən) qorxsun!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And speak unto him a gentle word, that peradventure he may heed or fear.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"But speak to him mildly; perchance he may take warning or fear (Allah)."(2568)
2568 So far Pharaoh, in his inordinate vanity, had forgotten himself and forgotten how small a creature he was before Allah. This was to be brought to his recollection, so that he might perhaps repent and believe, or at least be deterred by fear from "transgressing all bounds". Some men eschew wrong from sincere love of Allah and understanding of their fellow-men, and some (of coarser minds) from the fear of consequences. Even the latter conduct may be a step to the former.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَقُولَا
buna rağ-men söyleyin
لَهُ
ona
قَوْلاً
bir söz
لَيِّناً
yumu- şak
لَعَلَّهُ
belki o
يَتَذَكَّرُ
öğüt alır
اَوْ
ya-hut
يَخْشٰى
haşyet duyar
"Buna rağmen ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, öğüt alır yahut haşyet duyar."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
لَيِّن
Sıfat
ل ي ن
Yumuşak (söz)
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
تَذَكَّرَ
Fiil-V
ذ ك ر
Tezekkür etti, öğüt aldı, hatırladı, ibret aldı, idrak etti
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
خَشِىَ
Fiil-I
خ ش ي
Korktu, haşyet duydu, endişe etti, çekindi