close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 123. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâle-hbitâ minhâ cemî’an ba’dukum liba’din ‘aduvv(un)(s) fe-immâ ye/tiyennekum minnî huden femeni-ttebe’a hudâye felâ yadillu velâ yeşkâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hepiniz dedi, inin oradan; bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olsun. Fakat benden, size bir yol gösteren geldi mi onu kabul edip doğru yoluma uyan, ne dünyada yoldan çıkar, ne ahirette kutsuzluğa düşer.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Cenab-ı Hakk) Dedi ki: "Haydi, kiminiz kiminize (Hz. Havva ile birbirinize) düşman(lık yapmış) olarak, hepiniz oradan inin. Artık size Benden bir yol gösterici (Hakka ve hayra rehberlik edici) geldiğinde; kim Benim hidayetime uyarsa, artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmazdı."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yani onlara şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak, hepiniz topluca inin bu cennetten.” Bununla birlikte muhakkak ki, size benden doğru yol bilgisi gelecektir. Kim ki, benim doğru yoluma uyarsa, artık ne sapıtır, ne de sıkıntıya düşer.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah onlara: “İkiniz, hepiniz buradan ilişiğinizi keserek yeryüzüne göç edin. Birbirinize düşmanlığınız devam edecek. Artık benden size hidayet rehberi kitap geldiğinde, kim benim hak yoluma, kitabıma, peygamberime uyarsa, haktan uzaklaşmamış, bozuk düzene, helâke maruz kalmamış olur, dalâlete düşmez, bedbaht olmaz.” dedi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dedi ki: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Artık size benden hidayet geldiğinde kim hidayetime uyarsa o ne sapar ne de bedbaht olur.
Ali Bulaç
swap_vert close
Dedi ki: 'Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz oradan inin. Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah şöyle buyurdu: “- Birbirinize (dünyada nesliniz) düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennet'den) ininiz. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve ahirette zahmet çekmez.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Rabbi onlara dedi ki: “Hepiniz birbirinize düşman olarak Cennetten inin! İşte eğer, benden size bir hidayet gelip de, kim Benim hidayetime (gösterdiğim doğru yola) uyarsa, o ne sapar ne de mutsuz olur.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah onlara şöyle dedi, “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan ininiz. Elbet size benden bir yol gösteren gelir. Benim yoluma uyan ne sapar ne de mutsuz olur.”
Besim Atalay
swap_vert close
Allah buyurdu ki: «ininiz hepiniz ordan aşağı, düşmansınız artık birbirinize, imdi size herhalde katımızdan kılavuz gele, kim uyarsa benim kılavuzuma, o sapıtmaz, mutsuz dahi olamaz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Bu arada Allah) şöyle buyurdu: “(Şeytan ve siz) birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin (yeryüzüne göç edin!). Bununla beraber, tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber/kitap) geldiğinde kim benim yol göstericime uyarsa artık o ne sapar ne de sıkıntı çeker.”
Bkz. 2/34, 7/24 ve dipnotu  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlara: "İblîs ile cümleniz cennetden çıkınız ve biri birinize düşman olunuz size kitâb ve rasûl geldiği vakit rasûle ittibâ’ iden dalâlet ve şekâvete düşmez." buyurdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlara şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Şöyle buyurdu: “İkiniz birden inin oradan, birbirinize düşman olarak. Size benden bir hidayet geldiğinde bilesiniz ki hidayetime uyan artık ne sapar ne de bedbaht olur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Dedi ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde, kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.
Edip Yüksel
swap_vert close
Dedi ki, "Birbirinize düşmanlar olarak ordan aşağı inin. Size benden bir yol gösterici geldiğinde, kim benim yoluma uyarsa o sapmaz ve perişan olmaz."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah (onlara) şöyle dedi: "Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (ahirette) zahmet çekmez.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Buyurdu ki: inimiz ikiniz de oradan hepiniz, ba'zınız ba'zınıza düşman olarak, sonra ne zaman size benden bir hidayetçi gelir de her kim hidayetçime uyarsa işte o dalâlete düşmez ve bedbaht olmaz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Allah) buyurdu ki: “Kiminiz kiminize (şeytan ve siz birbirinize) düşman olarak, hepiniz oradan inin. Tarafımdan siz (in nesliniz) e bir hidâyet (rehberi/peygamber) gelir de (her) kim (göndermiş olduğum o) hidâyet (rehber) ime tâbi olursa, o (kesinlikle) sapkınlığa düşmez ve bedbaht olmaz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Dedi ki: “Hepiniz oradan ayrılın.¹” Bir kısmınız bir kısmınıza düşmansınız. Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, kim yol göstericime uyarsa; işte o sapkınlığa düşmez ve mutsuz olmaz.” dedi.
1- “İhbita” sözcüğünün “inin” anlamı olmakla birlikte, bu sözcüğün aynı zamanda “ayrılın” anlamı da bulunmaktadır. (Bakara, 61. ayet.) Söz konusu olan “inme”, seviye itibariyle yüksek bir yerden, alçak bir yere inmek anlamında değil, konum itibari ile bir inmeyi ifade etmektedir: Zenginken yoksul olmak gibi veya “köyden kente inmek” gibi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Şöyle) buyurdu: «Kiminiz kiminize düşman olarak hepiniz oradan inin. Artık ne zaman benden size hidâyet gelir de kim benim hidâyetime uyarsa o (dünyâda) sapmaz, (âhiretde de) bedbaht olmaz».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlara) şöyle buyurmuştu: “Birbirinize düşman olarak hep birlikte oradan inin!(2) Artık benden size bir hidâyet geldiğinde, kim benim hidâyetime tâbi' olursa, (o) ne dalâlete düşer, ne de bedbaht olur!”
(2)“Hz. Âdem (as)’ın Cennetten ihrâcı (çıkarılması) ve bir kısım benî Âdemin (Âdemoğlunun)Cehenneme idhâli (sokulması) ne hikmete mebnîdir (binâendir)? El-cevab: Hikmeti, tavzifdir (vazîfelendirmektir). Öyle bir vazîfe ile me’mûr edilerek gönderilmiştir ki, bütün terakkıyât-ı ma‘neviye-i beşeriyenin (insanlığın ma‘nevî yükselmesinin) ve bütün isti‘dâdât-ı beşeriyenin (insanlığın kābiliyetlerinin) inkişaf (ortaya çıkması) ve inbisatları (genişlemesi) ve mâhiyet-i insâniyenin (insanın kābiliyetlerinin) bütün esmâ-i İlâhiyeye bir âyine-i câmia (Allah’ın bütün isimlerini kendinde gösterebilen bir ayna) olması, o vazîfenin netâicindendir (netîcelerindendir). Eğer Hz. Âdem Cennette kalsa idi, melek gibi makāmı sâbit kalırdı, isti‘dâdât-ı beşeriye inkişâf etmezdi. Hâlbuki yeknesak (sâbit) makām sâhibi olan melâikeler çoktur, o tarz ubûdiyet (kulluk) için insana ihtiyaç yok. Belki hikmet-i İlâhiye, nihâyetsiz makāmâtı (makamları) kat‘ edecek (geçecek) olan insanın isti‘dâdına muvâfık (uygun) bir dâr-ı teklîfi (imtihan yerini) iktizâ ettiği (gerektirdiği) için, melâikelerin aksine olarak, muktezâ-yı fıtratları (yaratılışlarının gereği) olan ma‘lûm günahla Cennetten ihrâc edildi.” (Mektûbât, 12. Mektûb, 30)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bu arada Rabbi) buyurdu ki; (İblis ve) her ikiniz, topluca oradan (o yeryüzündeki has cenneten başka bir yere) intikal edin (oradan ayrılın). Bir kısmınız (neslinizin bir kısmı yaşam tarzı ve yaşam mücadelesi için) diğer bir kısmınıza düşman olursunuz! Ayrıca benden size bir kılavuz geldiğinde, kim kılavuzuma (inanıp) uyarsa, (doğru yoldan) sapmaz ve (ahirette de) sıkıntıya düşmez.*
(*) Hebeta’’ bir yerden bir yere geçti, intikal etti, iniverdi (هبَطَ مِنْ مَكَانٍ إلَي آخَرَ : اِنْتَقَلَ [عامة) قاموس عربي - تركي)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İkinizde o cennetten, bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak, topluca çıkın. Eğer benim tarafımdan size doğru yolu gösteren belgeler geldiğinde, benim gösterdiğim doğrulara kim uyarsa, asla doğru yoldan sapmaz ve başkaldıranlardan da olamaz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah buyurdu: "Biribirinize düşman olarak buradan gidin. Artık benden size doğru yolu gösteren biri gelir de herkim benim bu doğru yolumu tutacak olursa işte o şaşmıyacak, sıkıntı da çekmiyecektir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Dedi ki birbirinize düşman olduğunuz halde, hepiniz oradan inin. Tarafımdan hidayet [³] gelir de o zaman her kim benim yoluma tâbi olursa o, dünyada sapıtmaz, âhirette bedbaht da olmaz.
[3] Kitap, peygamber.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Allah şöyle) dedi: “İkiniz, birbirinize düşman olarak da hepiniz oradan ininiz. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici gelir de kim Ben’im yol göstericime tabi olursa artık o, ne sapıtır ne de mahrum kalır/bedbaht olur.
Kadri Çelik
swap_vert close
Dedi ki: “Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak, hepiniz oradan inin. Artık size benden bir hidayet gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve azgın da olmaz.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, insana ve şeytana seslenerek, “Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin!” dedi, “Göndereceğim elçiler ve kitaplar sayesinde sizlere doğru yolu göstereceğim. Artık Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, her kim Benim gösterdiğim yolu izlerse doğru yoldan sapmayacak ve dünyada da, âhirette de mutsuz olmayacaktır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dedi ki: “Topluca ikiniz oradan inin! Bazınız için bazınız düşmandır. Benden size bir hidayet / yol gösterici gelince, kim benim hidayetime uyduysa, artık sapıtmaz, sıkıntıya da düşmez”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Şimdi birbirinize düşman olarak aşağı inin " dedi. Eğer benim tarafımdan size bir önder gelir de bu önderime uyarsanız, yolunuzu şaşırıp zor durumda kalmazsınız.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara dedik ki; "hepiniz oradan inin! Birbirinize düşmansınız. Benden size bir hidayet geldiği zaman; kim benim hidayetime uyarsa, o sapmaz ve sıkıntıya düşmez."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Allah) şöyle demişti: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (bahçeden) inin! [*] Artık benden size bir hidayet geldiğinde, kim hidayetime uyarsa sapmayacak ve sıkıntı çekmeyecektir. [*]
Cennetten inişle ilgili bkz. A’râf 7:13, dipnot 1.,Bu pasaj (Tâhâ 20:115-123. ayetler) Bakara 2:34-38, A‘râf 7:11-25, Hicr 15:29-31, İsrâ 17:61-63 ve Sâd 38:72-78. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Allah): “(Haydi) ikiniz de¹ oradan (cennetten) birbirinize düşman olarak birlikte (dünyaya) inin. Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, kim Benim mesajıma uyarsa o, asla sapmaz ve sıkıntıya düşmez.” dedi.
1 Yani; ey Âdem ile eşi ve ey iblis, inananlar ve şeytanlar olarak. Bk. (A’raf: 24)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[yani onlara şöyle] dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz topluca ¹⁰⁸ inin bu [safiyet/arınmışlık] makamından! Bununla birlikte, muhakkak ki, size Benden doğru-yol bilgisi gelecektir: kim ki Benim doğru-yol öğretimi izlerse yoldan sapmayacak ve bedbaht olmayacaktır.
108 Bkz. 7. sure, 16. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve her ikisine de: – Hepiniz, birbirinize düşman olarak inin oradan. Benim katımdan size bir doğru yol gösterici geldiğinde kim benim doğru yol kılavuzuma uyarsa o asla yolunu şaşırmayacak ve asla bedbaht olmayacak. 2/30...39, 7/11...25, 15/28...44, 17/62...65, 18/50, 38/71...85
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
dedi ki: “O makamdan hep birlikte birbirinize düşman olarak inin![²⁶⁵⁰] Bundan böyle de, Benim katımdan size doğru yol bilgisi gelecektir: artık kim Benim gösterdiğim yolu izlerse, işte o ne sapacak ne de kendini yitirecektir.[²⁶⁵¹]
[2650] Âdem ve Havva’nın şahsında tüm insan soyuna bir hitaptır (Zemahşerî). Ebu Müslim’e göre bu tesniye zamiri Âdem ve İblis’in şahsında her iki türün tamamına yöneliktir (Nkl: Râzî). [2651] Yeşkânın muhtemel anlamları hakkında bir açıklama için 121’in ilgili notuna bkz. Bu pasajın ana fikri şudur: Âdem de şeytan da Allah’a asi oldu. Âdem’i adam eden hatasını itiraf etmesi, İblis’i şeytan eden de hatasını savunmasıydı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Daha sonra da Adem'in şahsında, onun soyundan türeyecek tüm Ademoğullarına hitab buyurarak) "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet rehberi (Peygamber) geldiğinde kim (o hidayet rehberinin göstermiş olduğu) Benim Yoluma tabi olursa o (dünyada doğru yoldan) sapmaz ve (ahirette de asla) bedbaht olmaz.
Osman Fırat
swap_vert close
Dedi ki: "Hepiniz oradan birbirinize düşman olarak çıkın. Eğer benden size bir hidâyet geldiğinde kim benim hidâyetime uyarsa o, sapmaz ve bedbaht da olmayacaktır"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Buyurdu ki: «Bazınız bazınıza düşman olarak hepiniz oradan ininiz, ne vakit size benden bir hidâyet getir de kim hidâyete tâbi olursa artık dalâlete düşmez ve şekavete uğramaz.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara hitaben buyurdu ki: Kiminiz kiminize düşman olarak cennetten yere ininiz. Sonra ne zaman Benden bir rehber gelir de, kim ona tâbi olursa, artık o ne yolu şaşırır, ne de bedbaht olur.
122 ve 123. âyetler bu konu bakımından çok önemlidir (Krş. 2,37-38). Allah Hz. Âdem ile Hz. Havva’nın tövbelerini kabul ettikten sonra dünyaya gönderiyor. Demek ki dünyaya göndermek cezalandırma değil, bir taltiftir. Allah insanı, böylece dünyaya, kendi halifesi olarak gönderiyor (2,30), dünyayı mâmur etme yetkisi ile donatıyor. Bu görevlendirme de gerekçesiz değildir. Gök, yer, dağlar gibi diğer yaratıklar bu görevi kabul etmemişler (33,72) sadece insan yüklenmiştir. Hz. Âdem’in ömrü, dünyanın ömrüne göre çok kısa olduğundan, onun evlatları kendisine halef olmuşlardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidayet geldiği zaman kim benim hidayetime uyarsa o, sapmaz ve sıkıntıya düşmez."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Birbirinize düşman oldığınız halde cennetden yere ininiz. Size tarafımda(n) rasûl geldikde ona tâbi' olan ne yolundan şaşar ve ne de zahmet çeker" didik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah:“Her ikiniz de biri birinize düşman olarak o bahçeden inin!” dedi. “Benim tarafımdan size doğru yolu gösteren bir rehber gelirde kim o rehbere uyarsa artık o ne sapar, ne de mutsuz olur.”
Şaban Piriş
swap_vert close
-Hepiniz, oradan inin, birbirinize düşman olarak. Benden size bir yol gösterici gelir de kim benim rehberime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Buyurdu ki: Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Benden size bir hidayet eriştiğinde Benim doğru yoluma uyan kimse asla sapmaz ve bedbaht da olmaz.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah dedi: "İkiniz birlikte inin oradan! Birbirinize düşmansınız. Benden size bir hidayet geldiğinde, benim o hidayetime uyan artık ne sapar ne de bedbaht olur."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyitti Tañrı “aşaġa inüñ bundan ya'nį uçmaķdan dükelüñüz. bir niceñüz bir niceñüze düşmāndur. eger gelür ise size benden ŧoġru yol uyar-ise ŧoġru yoluma azmaya ya'nį dünyede daħı bedbaħt olmaya ya'nį āħiretde .
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdi: Düşüñüz barçañuz cennetden, biri birüñüz[e] düşman iken. Peseger gelse size benden hidāyet, pes kim ki benüm hidāyetüme olsa azmaz,ta‘aba düşmez.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Allah Adəmə və Həvvaya) belə buyurdu: “Bir-birinizə (siz İblisə və nəslinə, İblis də sizə və nəslinizə) düşmən kəsilərək hamınız oradan (Cənnətdən yerə) enin. Məndən sizə doğru yolu göstərən bir rəhbər (kitab, yaxud peyğəmbər) gəldiyi zaman hər kəs Mənim haqq yolumu tutub getsə, nə (dünyada) yolunu azar, nə də (axirətdə) bədbəxt olar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He said: Go down hence, both of you, one of you a foe unto the other. But if there come unto you from Me a guidance, then whoso followeth My guidance, he will not go astray nor come to grief.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He said: "Get ye down, both of you,- all together,(2646) from the Garden, with enmity one to another: but if, as is sure, there comes to you Guidance from Me, whosoever follows My Guidance, will not lose his way, nor fall(2647) into misery.
2646 The little variations between this passage and 2:38 are instructive, as showing how clearly the particular argument is followed in each case. Here ihbita ('get ye down') is in the dual number, and refers to the two individual souls, our common ancestors: in 2:38 ihbitu is in the plural number, to include all mankind and Satan, for the argument is about the collective life of man. On the other hand, "all together" includes Satan, the spirit of evil, and the enmity "one to another" refers to the eternal feud between Man and Satan, between our better nature and Evil. 2647 For the same reason as in the last note, we have the consequences of Guidance to the individual, viz.: being saved from going astray or from falling into misery and despair. In 2:38, the consequences expressed, though they apply to the individual, are also appropriate taken collectively: "on them shall be no fear, nor shall they grieve."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالَ
buyur-du
اهْبِطَا
ikiniz inin
مِنْهَا
oradan
جَم۪يعاً
hep birlikte
بَعْضُكُمْ
bazınız
لِبَعْضٍ
bazısına
عَدُوٌّۚ
düşman olarak
فَاِمَّا
artık eğer
يَاْتِيَنَّكُمْ
size gelirse
مِنّ۪ي
Benden
هُدًى
bir hi-dâyet
فَمَنِ
ve kim
اتَّـبَعَ
tabi olursa
هُدَايَ
hidâyetime
فَلَا يَضِلُّ
böylece dalâ- lete düşmez
وَلَا يَشْقٰى
ve bedbaht olmaz
(Allah onlara) Buyurdu ki: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin! Artık Benden size bir hidâyet geldiğinde kim Benim hidâyetime tabi olursa o ne dalâlete düşer ne de bedbaht olur."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هَبَطَ
Fiil-I
ه ب ط
İndi, yuvarlandı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ضَلَّ
Fiil-I
ض ل ل
Saptı, şaşırdı, dalâlete düştü, kayboldu, boşa gitti, yanıldı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَقِىَ
Fiil-I
ش ق و
Şaki oldu, meşakkat çekti, bedbaht oldu