close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Tâhâ Sûresi 121. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feekelâ minhâ febedet lehumâ sev-âtuhumâ vetafikâ yaḣsifâni ‘aleyhimâ min veraki-lcenne(ti)(c) ve’asâ âdemu rabbehu feġavâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İkisi de o ağacın meyvesından yediler de avret yerlerini gördüler ve cennetteki ağaçların yapraklarıyla avret yerlerini örtmeye koyuldular ve Âdem, Rabbinin emrine karşı geldi de umduğundan mahrum oldu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Böylece ikisi birden (Adem’le Havva bu yasağı unutuverdiler ve) ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Adem Rabbine karşı gelmiş olduğundan (pişmanlık ve utançla) şaşırıp-kalmıştı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve böylece her ikisi de, o ağacın meyvesinden yediler, cennet elbiselerinden soyuluverdiler de, çıplaklıklarının farkına vardılar, cennet bahçesinden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye başladılar. Böylece Adem Rabbinin emrine karşı gelmiş oldu da, ciddi bir hataya düşerek şaşırıp kaldı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine o bitkinin mahsulün-den yediler. Kendilerini ayıplatacak fiilleri akıllarına geldi ve edep yerleri açıldı. Üstlerini, Cennetten topladıkları yapraklarla örtmeye çalıştılar. Bu sebeple Âdem Rabbine âsi oldu, düzeni bozuldu, zarar gördü.
Ahmet Varol
swap_vert close
Böylece ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri açıldı ve cennet yapraklarıyla üstlerini örtmeye başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi ve yolu şaşırdı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri, kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından örtüb yamamağa başladılar. Adem Rabbine asi oldu da şaşırdı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine o ağaçtan (cinsellik ve nesil ağacından) yediler. Ayıp yerleri onlara göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerine yapıştırmaya başladılar. Âdem Rabbine isyan etti de yanlış bir işe düştü.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de ağaçtan yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Âdem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.
Besim Atalay
swap_vert close
İkisi de o ağaçtan yediler, utanç yerleri açıldı, cennet yaprağiyle örtüşmeye koyuldular, hemencek Âdem, Tanrısına karşı durdu, azgınlık etti
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yediler. Meyveyi tadar tatmaz (avret yerleri ortaya çıkınca) çıplaklıklarının farkına vardılar. Bunun üzerine cennetteki ağaçların yaprakları ile örtünmeye koyuldular. (Böylece) Âdem (yanılarak da olsa) Rabbine karşı geldi ve şaşırıp kaldı.
Cemil Said
swap_vert close
Ağacın meyvesinden yidiler derhâl çıplaklıklarını gördiler ve cennet ağaçlarından elbise yapmağa çalışdılar. Âdem rabbinin emrine muhâlefetle dalâlete sapdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Nihayet ikisi de o ağaçtan yediler. Bunun üzerine mahrem yerleri kendilerine göründü, üstlerini cennet yaprağıyla örtmeye çalıştılar. Böylece Âdem rabbine karşı gelmiş ve yolunu şaşırmıştı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Nihayet ondan yediler. Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeye çalıştılar. (Bu suretle) Âdem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı.
Edip Yüksel
swap_vert close
İkisi de ondan yediler ve bunun üzerine vucutları kendilerine göründü. Cennetin yaprakları ile örtünmeye çalıştılar. Adem Rabbine karşı geldi ve şaşırdı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de ondan yediler, derhal kendilerine kötü yerleri açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından yamamağa başladılar ve Âdem rabbına asîy oldu da şaşkın düştü
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O ağaçtan yemenin yasak olduğunu unutan Âdem ve Havvâ) ondan (o ağacın meyvesinden) yediler, böylece (üzerlerindeki cennet elbiseleri soyularak) avret yerleri kendilerine açıldı ve üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Âdem, Rabbinin buyruğuna, (unutarak bile olsa) karşı gelmiş (olmanın pişmanlığı ve mahcubiyeti ile) şaşırıp kalmıştı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de ondan yediler.¹ Hemen çirkinlikleri² kendilerine görünüverdi. Cennet yaprağından örtmeye başladılar. Âdem, Rabb'ine asilik edip yanıldı.
1- Aşındırmak, zenginleşmek, küpünü doldurmak, azık, aş. 2- Ayette; “sev'atu-huma” sözcüğüne, “avret yerlerinin açığa çıkması” veya “ayıp yerlerinin gözükmesi” şeklinde anlam verilmesi İsrâîliyyât'tan kaynaklanmaktadır. İnsanın yaradılış itibariyle “bizatihi” çirkin olan bir organı yoktur. Bu nedenle cinsel organlar için çirkin nitelemesi yapmak doğru değildir. Ayette geçen “sev'ete” sözcüğü “sue” sözcüğünden türemiştir. “Sue” sözcüğü; kötü ve çirkin olan iş, söz ve durum demektir. Dolayısıyla; “örtülmüş çirkinliklerin gösterilmesi, avret yerlerinin açığa çıkarılması değil, olsa olsa insanın fıtratında bulunan “hasenenin (iyiliğin)” karşıtı olan “kötülük” egosunun harekete geçmesi, açığa çıkması şeklinde anlaşılmalıdır. Dikkat edilirse, “ağaç yaprakları” değil, “cennet yaprakları” denmektedir. “Varak” sözcüğü, burada “yaprak” anlamında değil, “mal varlığı” anlamındadır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
İşte bunun üzerine ikisi de ondan yediler. Hemen kötü yerleri açılıverdi. Üstlerini cennet yaprağından yamamıya başladılar. Âdem Rabbine karşı geldi de şaşıb kaldı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bunun üzerine ondan (o ağacın meyvesinden) yediler; böylece (Cennet elbiseleri üzerlerinden hemen alınmakla) avret yerleri kendilerine göründü ve derhâl (bir pişmanlık ve utançla) Cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Böylece Âdem, Rabbi(nin emri)ne âsî oldu da şaşırdı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Böylece ikisi birden (Âdem ile eşi bu yasağı unutuverdiler ve) ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet (bahçe) yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Böylece Âdem, (yanılarak da olsa) Rabbine asi oldu (Rabbinin emrine aykırı davrandı) da yaşayışı (hayat düzeni) bozuldu.*
(*) Ayette; "fe bedet lehuma sev’atuhuma" cümlesine, "ikisine avret yerlerinin açığa çıkması" veya "ayıp yerlerinin gözükmesi" şeklinde anlam verilmektedir. Oysa burada bir kinaye de söz konusu olabilir. Buna göre; " avret yerlerinin açığa çıkmasının anlamı; ‘’ikisinin içinde bulunduğu konum ve saygınlığının yitirmesi’ ’anlamında olabilir. Ama en doğrusunu Allah bilir. Er- Razi’nin (مفاتيح الغيب) adlı tefsirinde geçen aşağıdaki ilgili görüşe bakılabilir. Ayrıca aşağıya metinleri alınan tefsirlerdeki bazı görüşlere göre (فغوي) nın anlamı ‘’Âdem’in yaşayışı/huzuru bozuldu’’ şeklindedir. Yine meallerde (وعَصَى) cümlesiyle ilgili’’ Âdem Rabbine karşı geldi, Rabbine isyan etti veya Rabbine başkaldırdı’’ gibi şeklinde kullanılan ifadeler asla doğru değildir. Haşa Hz. Âdem yüce Allah’ın emrine karşı mı gelecek, ona baş mı kaldıracak? Böyle bir şey nasıl düşünülebilir? Yoksa (عصي)‘’âsa’’ kelimesinin birkaç anlamı olduğunu ve burada olduğu gibi bunlardan biri de Allah’ın verdiği emre aykırı davranmak olduğunu bilmiyorlar mı? Zaten söz konusu meyveyle ilgili yasak, günah olduğundan değil, Âdem’in yemesi hâlinde o has cennetin/bahçenin dışında başka bir yaşamı sürdürmeye mahkûm olacağından dolayı ilahi bir uyarıdır. Aşağıdaki açıklamalara bakılabilir. =فيه وجهان: أحدهما: أن يجعل بدو العورة كناية عن سقوط الحرمة وزوال الجاه، والمعنى: أن غرضه من إلقاء تلك الوسوسة إلى آدم زوال حرمته وذهاب منصبه (مفاتيح الغيب )، الخامسة: قوله تعالى: {فَغَوَىٰ } أي ففسد عليه عيشه، حكاه النقاش واختاره القشيري.( تفسير المر المراغي) وقال ابن الأعرابي: أي فسد عليه عيشه، وصار من العزِّ إلى الذل، ومن الراحة الى التعب (معالم التنزيل) والثاني: فسد عليه عيشه، لأن معنى الغيّ: الفساد.( زاد المسير في علم التفسير).ما هي جنة ادم ؟ إنها غابة من تلك الغابات الكثيفة، التي تكثر فيها الفاكهة والظلّ والماء تلك- فى رأينا- هى جنة آدم، وهى جنة أرضية، وآدم فى هذه الجنة، أو الغابة لم يكن إلا الثمرة الأولى التي نضجت على هذه الأرض، من شجرة الحياة..( التفسير القرآن.للقرآن) فإن الظاهر من القرآن و معاجم اللغة أنّ العصيان هو خلاف الطاعة، قال ابن منظور: العصيان خلاف الطاعة عصي العبد ربه: إذا خالف ربّه، و عصي فلان أميره، يعصيه، عصيا و عصيانا و معصية: إذا لم يطعه ،و علي ذلك فيجب علينا أن نلاحظ الأمر الذي خولف في هذا الموقف، فإن كان الأمر مولوياً إلزامياً كان العصيان ذنباً، و إذا كان م.أمراً إرشادياً أو نهيا تنزيهيا لم تكن المخالفة ذنبا في‏المصطلح، لأجل ذلك لا يصلح التمسّك بهذا اللفظ و إثبات الذنب علي آدم عليه السلام و إمّا اللفظة الثانية: أعني (فغوي) فالجواب عنها: انّ الغي يستعمل بمعني الخيبة - إذا عرفت ذلك فنقول: إنّ المراد من الغي في الآية هو خيبة آدم و خسرانه و حرمانه من العيش الرغيد الذي كان مجردا عن الظمأ و العري، بل من المنغصات و المشقات، و ليس كل خيبة تتوجه الي الإنسان ناشئة من الذنب المصطلح، كما أنّه يحتمل أن يكون المراد منه هو الفساد، و بذلك فسر ابن منظور المصري في لسانه قوله سبحانه (وَ عَصي‏ آدَمُ رَبَّهُ فَغَوي) أي فسد عليه عيشه (معني قوله تعالي; (و عصي آدم ربّه فغوي) إن الأمر الإلهي الذي أمر به آدم بعدم الأكل من الشجرة لم يكن أمراً مولوياً بحيث لو خالفه لقدح ذلك الفعل بعصمة آدم بل كان أمراً إرشادياً فإن التكاليف الدينية المولوية لم تكن مجعولة على آدم في الجنة بعد. (تفسير الميزان)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Âdem ve eşi yasaklanmış o ağaçtan yediler. Bundan sonra her ikisinin çıplaklıkları da meydana çıktı ve ikisi de cennette bulunan ağaçların yapraklarından çıplaklıklarını örtmeye çalıştı. Böylece Âdem Rabbine isyan edip, azgın oldu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Derken ikisi de ondan yediler. Hemen ut yerleri açılıverdi. Üzerlerini Cennet yapraklarıyla örtmiye başladılar. Adem çalabına karşı geldi, yolunu şaşırdı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bunun üzerine Âdem ile zevcesi ondan yediler, hemen utanacak yerleri kendilerine görünüyordu, üzerlerine Cennet yaprağını yapıştırmaya koyuldular. Âdem Rabbine karşı geldi de matlubuna eremedi [²].
[2] Ağaçtan yedi, yine matlubuna eremedi. İşi olmayan işi işledi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece ikisi de ondan yediler de edep yerleri kendilerine görünüverdi. Üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye çalıştılar. Âdem, Rabbine âsi oldu ve yolunu şaşırdı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine uyumsuzluk gösterdi de kemalinden oldu.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Böylece, her ikisi de şeytanın yalanlarına kanıp o ağacın meyvesinden yediler ve meyveyi yer yemez, derhal çıplaklıklarının farkına varıp, cennetteki ağaçların yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar. Böylece Âdem, Rabb’inin emrine karşı gelerek günah işlemiş oldu.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İkisi de ondan yediler. Avret yerleri kendilerine açıldı. Üzerlerine Cennet yaprağından yamamaya başladılar. Âdem, kendi rabbine âsi oldu; şaşkına döndü.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ağaçtan yer yemez, ikisinin de ayıp yerleri görünüverdi. Hemen cennet yapraklarından koparıp örtünme telaşına düştüler. Adem, Sahib'ine karşı gelmiş ve şaşırıp kalmıştı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ölümsüz ve ebedi olmak gibi bir düşüncenin cazibesine kapılan Âdem’le eşi, ağacın meyvesinden yediler. Baktılar bir şey değişmiyor. Şeytanın tuzağına düştüklerini anladılar. Allah’ın emrettiği yasağı çiğneyince; içlerindeki suç işleme duygusu ortaya çıkmıştı. Onlar ebedi olup yok olmamak için suç işlemişlerdi. İşledikleri suçla Allah’ın hükmüne karşı çıkıp; arzularına göre hüküm verme aklı iradesi ortaya çıkmıştı. Allah’a verdikleri sözü hatırladılar. Yollarını şaşırarak İblise (Şeytana) uydular ve Allah’ın yasasına aykırı davrandılar. Ne yapacaklarını bilmeyerek korku içinde cennet ağaçlarının yaprakları arkasına gizlendiler. Sanki Allah onları orada göremeyecekti. Suçluluk duygusu o kadar ağır basmıştı ki ne yaptıklarını bilmiyorlar, yanlıştan yanlışa düşüyorlardı. Allah’tan kaçış olmayacağını anlayarak tövbeye yöneldiler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Âdem ve eşi yasak ağaçtan) yemiş ve edep yerleri görünmüştü. (Ardından) bahçenin yapraklarından üzerlerine örtmeye başlamışlardı. (Böylece) Âdem (unutarak) Rabbine karşı gelmişti ve şaşmıştı. [*]
Benzer mesaj: A‘râf 7:22.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Bunun üzerine) ikisi birden ondan yiyince derhal ayıp yerleri kendilerine açılıverdi¹ ve hemen üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar.² Böylece Âdem, Rabbine karşı geldi ve yolunu şaşırdı.
1 Bk. (A’raf: 22)2 Bazıları, 118. Ayeti sanki okumamış gibi Âdem ve eşinin cennette çıplak olduklarını var sayarak, “onların ağacın meyvelerinden yiyince cinselliklerinin farkına vardıklarını ve ayıp yerlerini örtmeye başladıklarını” ifade etmektedirler. Öncelikle (بَدَتْ) fiilinin faili Âdem ve eşi değil (سَوْاٰتُهُمَا)kelimesidir ve Âdem ve eşi o fiilin mef’ulüdür. Yani o zamana kadar Âdem ve eşi cennette ayıp yerleri açıkta mı dolaşıyorlardı? Ayrıca Allah’ın kendisine her türlü bilgiyi verdiği Âdem (a.s.)’ı cehaletle suçlamaya gerek yoktur. Bunların tamamı, Allah’ın Âdem kıssasını akılcıklarına uydurma gayretkeşliğinden başka bir şey değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve böylece her ikisi de o ağac[ın meyvesin]den yediler; bunun üzerine çıplaklıklarının farkına vardılar ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye çalıştılar. Ve [böylece] Âdem Rabbine karşı geldi ve dolayısıyla ciddî bir hataya düşmüş oldu. ¹⁰⁷
107 Hz. Âdem ile Havvâ’nın “kendi çıplaklıklarının farkına varmaları” şeklindeki sembolik anlatım hakkında bkz. yukarıda 105. not ve ayrıca 7:26-27’de, kaybedilmesi insanın atalarını “kendi çıplaklıkları”nın, yani mutlak çaresizliklerinin ve dolayısıyla Allah’a karşı bağımlılıklarının farkına vardıran “takvâ (Allah’a karşı sorumluluk bilinci) giysisi”ne ilişkin atıf.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Nihayet her ikisi de şeytanın vesvesesine uyarak kötülüğü/günahı işlediler, yaptıklarının farkına varınca da yanlışlarını örtmeye başladılar. 2/30...39, 7/11...25, 15/28...44, 17/62...65, 18/50, 38/71...85
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Derken o ikisi ondan yediler. Bunun ardından kendi cinselliklerinin farkına vardılar ve başladılar has bahçenin yapraklarından topladıklarıyla üzerlerini örtmeye: sonuçta Âdem Rabbine karşı gelmiş ve huzurunu bozmuş oldu.[²⁶⁴⁸]
[2648] Ğavâ, “bâtıl inançtan kaynaklanan cehalet” anlamına gelen el-ğayyu kökünden türetilmiştir. Kelimeye “kaybetti, kendini yitirdi, günah işledi” anlamları yanında, “hayat düzenini bozdu” (fesede ‘ayşuhu) anlamı da verilmiştir (Râğıb).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Bunun üzerine ikisi de ondan yediler, hemen onların ayıp yerleri açıldı, üzerlerine cennet yapraklarından yamamaya başladılar. Adem, Rabbine karşı geldi; şaşkın bir duruma düştü.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine ayıp yerleri göründü. Üstlerini bahçe yapraklarıyla örtmeğe başladılar. Ve Âdem Rabbinine asi olup şaşırdı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık ikisi de ondan yediler, hemen ikisi için avret mahalleri açılıverdi. Üzerlerine cennetin yaprağından yapıştırmaya başladılar. Ve Âdem Rabbine âsi oldu da şaşırdı kaldı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken ikisi de o ağacın meyvesinden yediler. Bunun üzerine edep yerlerinin açık olduğunu fark ettiler. Derhal cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar. Böylece Âdem Rabbine karşı geldi de şaştı kaldı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü (üreme organları ortaya çıktı). Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı.
Ölümlülükten kurtulup ebedî yaşamak arzusunda olan insanın ataları, şeytânın ölümsüzlük ağacı diye sunduğu ağaçtan yediler. Bu konuya işâret eden âyetin sözgeliminden bu ağacın cinsel üremeden kinâye olduğu anlaşılır. Demek ki bireysel varlıklarının sonlu olduğunu gören insanın ataları: Âdem ile Havvâ, varlıklarını, kendilerinden üreyecek çocuklarda sürdürebilmek için cinsiyet ağacının meyvasından yemek zorunluluğunu hissettiler. Muhakkak ki bu meyvadan ilk yiyen onlar da değildi. Kendilerinden önceki canlılar da bu yolla ürüyorlardı. Ancak hilâfet düzeyine getirilmiş olan insanın ataları, rastgele değil, evlenmeyi, edep yerlerini kapatmayı gerekli görmüşler ve böylece medeniyetin temellerini atmaya başlamışlardır.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Âdem'le Havvâ ondan yediler. Derhâl 'avret yerleri açıldığından (örtünmek içün) cennetin yapraklarından toplamağa başladılar. Âdem şeytân tarafından iğvâ olundığı cihetle rabbine 'âsî olub aldandı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonunda ikisi de o ağaçtan yediler ve her birine diğerinin edep yerleri göründü. Üzerlerini bahçenin yapraklarıyla örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine karşı geldi ve yanlış bir yola girdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
İkisi de ondan yediler, hemen avret yerleri açıldı. Üzerlerine cennet yapraklarıyla kapatmaya çalıştılar. Adem Rabbine asi olmuş ve şaşkına dönmüştü.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O ağaçtan yediklerinde kendilerine çirkin yerleri görünüverdi de Cennet yapraklarıyla örtünmeye çalıştılar. Böylece Âdem Rabbine karşı geldi ve şaşıp kaldı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Nihayet, ikisi de ondan yediler. Bunun üzerine, çirkin yerleri kendilerine açıldı; üzerlerine cennet yapraklarından örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etmiş, azmış, ziyana uğramıştı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[168b] pes yidiler ol iki ol aġaçdan pes görindi ol ikiye sitirleri. daħı ŧurdılar irişdürürlerdi yapraķları biribirine anlaruñ üzere uçmaķ yapraķından. ma'śįyet eyledi ādem çalabı’sına azdı dileginden.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes yidiler andan, ẓāhir oldı kendülerde oyatlıḳları. Kesmege başladılaroyatlıḳların örtmeg‐içün cennet yapraḳlarından. Daḫı ‘āṣī oldı ĀdemTañrı Ta‘ālāya, pes azdı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Adəm və Həvva) ondan (həmin ağacın meyvəsindən) yedilər və dərhal hər ikisinin ayıb yerləri göründü. Onlar (lüt bədənlərinə) cənnət ağaclarının yarpaqlarından yapışdırmağa başladılar. Beləliklə, Adəm Rəbbinin əmrindən çıxdı, amma mətləbinə yetmədi. (Adəm Rəbbinə asi oldu və yoldan çıxdı. Qadağan olunmuş ağacın meyvəsindən yemək heç də onu Cənnətdə əbədi qalmaq arzusuna çatdırmadı, əksinə, Həvva ilə birlikdə yer üzünə endirildi).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then they twain ate thereof, so that their shame became apparent unto them, and they began to hide by heaping on themselves some of the leaves of the Garden. And Adam disobeyed his Lord, so went astray.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
In the result, they both ate of the tree, and so their nakedness appeared(2644) to them: they began to sew together, for their covering, leaves from the Garden: thus did Adam disobey his Lord, and allow himself(2645) to be seduced.
2644 Hitherto they were clothed in the garb of Innocence and knew no evil. Now, when disobedience to Allah had sullied their soul and torn off the garment of their Innocence, their sullied Self appeared to themselves in all its nakedness and ugliness, and they had to resort to external things (leaves of the Garden) to cover the shame of their self-consciousness. 2645 Adam had been given the will to choose, and he chose wrongly, and was about to be lost in the throng of the evil ones, when Allah's Grace came to his aid. His repentance was accepted, and Allah chose him for His Mercy, as stated in the next verse.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَكَلَا
ve ikisi yediler
مِنْهَا
ondan
فَبَدَتْ
böylece göründü
لَهُمَا
ikisine
سَوْاٰتُهُمَا
avret yerleri
وَطَفِقَا
hemen baş- ladılar
يَخْصِفَانِ
yamıyorlar
عَلَيْهِمَا
üzerlerine
مِنْ وَرَقِ
yaprağından
الْجَنَّةِۘ
cennet
وَعَصٰٓى
ve karşı geldi
اٰدَمُ
Âdem
رَبَّهُ
Rabb-ine
فَغَوٰىۖ
ve şaşırdı
Bunun üzerine (Âdem ve eşi Havva) ikisi de o (ağaç)tan yediler. Böylece (takvâ elbiseleri üzerlerinden soyuldu da) kendilerine ayıp yerleri göründü ve hemen cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. (iblise uymakla) Âdem, Rabbin(in emrin)e karşı geldi ve (yolunu) şaşırdı.
اَكَلَ
Fiil-I
ا ك ل
(Yemek) Yedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَدَا
Fiil-I
ب د و
Taştı, açıkladı, zuhur etti, ortaya çıktı, karşılarına çıktı, belirdi
لَهُمَا
Zamir
لَهُمَا
(İki erkek için kullanılır) Onlara, onlar için
سَوْاٰت
İsim
س و ا
Avret yeri
طَفِقَ
Fiil-I
ط ف ق
Başladı
خَصَفَ
Fiil-I
خ ص ف
Yamadı, örttü
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
وَرَق
İsim
و ر ق
Yapraklar
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
عَصَا
Fiil-I
ع ص ي
İsyan etti, asi oldu, karşı geldi
اٰدَم
Özel isim
اٰدَم
Hz. Âdem (a.s.)
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
غَوٰى
Fiil-I
غ و ي
Azdı