close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 48. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-in a’radû femâ erselnâke ‘aleyhim hafîzâ(an)(s) in ‘aleyke illâ-lbelâġ(u)(k) ve-innâ iżâ eżaknâ-l-insâne minnâ rahmeten feriha bihâ(s) ve-in tusibhum seyyi-etun bimâ kaddemet eydîhim fe-inne-l-insâne kefûr(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yüz çevirirlerse artık biz, seni onları korumaya göndermedik ki; sana ancak tebliğ etmek düşer ve şüphe yok ki biz, insana, katımızdan bir rahmet tattırdık mı sevinir, övünür onunla, fakat elleriyle hazırlayıp kazandıkları bir kötülüğe uğrarlarsa da gerçekten insan, pek nankördür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Şayet onlar Senden ayrılıp sırt çevirecek olurlarsa (aldırma), artık Biz Seni onların üzerine bir muhafız, (bekçi ve zorla hidayete getirici) olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör kesiliverir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama ey peygamber! Onlar senden yüz çevirip uzaklaşırlarsa, bil ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik, sana düşen yalnızca emanet edilen mesajı iletmektir. Şüphesiz biz insana, kendi katımızdan bir rahmet, bir nimet tattırsak onunla sevinir ve şımarır. Kendi ellerinin yapıp öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman da cidden Allah'tan gelen nimet ve gerçekleri örtbas eden bir nankör oluverir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Eğer Rablerinin davetinden yüz çevirirler, tebliği engelleme tedbirleri alırlarsa, bilesin ki, biz seni onlar üzerinde denetim, zabıta görevi yapmaya göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Biz insana, tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda sevinir. Ama geçmişte elleriyle, bizzat yaptıkları kötülükler, işledikleri günahlar sebebiyle, başlarına bir felâket gelirse, işte o zaman insan şükürden uzaktır, pek nankördür, nimeti unutup bela okur.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/272; 13/40.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse biz seni onların üzerlerine koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir. Ama ellerinin öne sürdüklerinden dolayı başlarına bir kötülük gelse o zaman insan pek nankördür.
Ali Bulaç
swap_vert close
Şayet onlar, sırt çevirecek olurlarsa, artık Biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Gerçek şu ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda insan bir nankör kesiliverir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yine (iman etmekten) yüz çevirirlerse, biz de seni üzerlerine (amellerini gözetecek) bir bekçi göndermedik ya!... Sana düşen ancak tebliğdir. Doğrusu biz, insana, tarafımızdan bir nimet taddırdık mı; o, bununla ferahlanır. Fakat insanlara kendi ellerinin kazancı yüzünden başlarına bir fenalık gelirse, o vakit insan (nimetlerin) hepsini unutan bir nankördür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık eğer yüz çevirirlerse, (bil ki) Biz seni, onlar üzerinde koruyucu olarak göndermedik. Senin görevin yalnızca tebliğdir. Ve (bil ki) Biz, insana bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinir. Eğer ellerinin yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet gelirse, işte o zaman insan nankör (olur.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğ etmektir. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür.[524]
[524] Hz. Peygamber’in asıl görevi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 259-260.  
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar yüz çevirirlerse, biz seni onlara gözcü göndermemişiz, sana düşen ancak eriştirmektir, biz insana katımızdan, rahmet tattırınca ona sevinmektedir, yaptıkları iş yüzünden, bir kötülük gelince, insanlar iyiliği unutuyorlar!
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Şayet onlar yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan hemen nankörleşir (inkâra düşer ya da şükürden uzaklaşır).
Cemil Said
swap_vert close
Eğer kâfirler yüz çevirirler ise sen ânların muhâfızı değilsin sen yalnız teblîğa me’mûrsın. İnsâna rahmet itdiğimiz vakit ferah buluyor fakat kendi ’amelleri netîcesi olarak seyyiâta uğradığı vakit küfür idiyor.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, bil ki biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Şu bir gerçek ki, biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman ona sevinir; yapıp ettiklerinden ötürü başlarına bir fenalık geliverse, o zaman da insan pek nankör olur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse, bilesin ki biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece duyurmaktır. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, işte o zaman insan pek nankördür!  
 Âyette, inkâr edenlerin durumuna Hz. Peygamber’in üzülmemesi istenmiş, ayrıca insanların zenginlik ve sıhhat gibi nimetler karşısındaki tutumları ile işledikleri günahlardan dolayı uğradıkları sıkıntılar karşısındaki olumsuz tavırlarına dikkat çekilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yüz çevririrlerse, biz seni onlara bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece bildirmektir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet taddırdığımız zaman onunla sevinir; ama kendi yaptıklarının bir sonucu olarak başlarına bir kötülük gelse, o zaman insan nankörleşir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yine aldırmıyorlarsa biz de seni üzerlerine mürakıb göndermedik a, sana düşen ancak tebliğdır, fakat biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız vakıt onunla ferahlanır ise de kendi ellerinin takdim ettiği sebeblerle başlarına bir fenalık gelirse o vakıt insan hepsini unutan bir nankördür
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Eğer (o müşrikler, îmân etmekten) yüz çevirirlerse (üzülme, zira) Biz seni onlara muhafız olarak göndermedik. (İnsanların cüz’î irâdeleriyle yaptıkları tercihlerden ve tercihlerinin sonuçlarından, sen sorumlu değilsin.) Sana düşen (vazife) sadece tebliğdir. Gerçek şu ki, biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir, ama elleriyle (cüz’î irâdeleriyle) yaptıkları işler (günahlar) yüzünden onlara bir kötülük/musibet isabet ederse, (işte) o zaman insan hemen nankörleşir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Buna rağmen eğer yüz çevirirlerse, Biz, seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Senin üzerine düşen yalnızca çağrıda bulunmaktır. Biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, insan ona sevinir. Kendi yaptıklarından dolayı başına bir kötülük gelse, işte o zaman insan kâfir¹ kesilir.
1- Nankör.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Eğer onlar (îmandan) yine yüz çevirirlerse biz seni (zâten) onların üzerine bir bekçi göndermedik ya. Sana âid olan (vazîfe), tebliğden başkası değildir. Hakıykat biz insana tarafımızdan bir ni'met tatdırdığımız vakit o, bununla ferahlanır. Eğer onlara, kendi ellerinin öne sürdükleri (ihtiyârlariyle irtikâb etdikleri) şeyler (günâhlar) yüzünden, bir fenalık isaabet ederse o zaman da insan cidden bir nankördür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen yüz çevirirlerse, artık (biz) seni onlara muhâfız olarak göndermedik. Şübhesiz sana düşen ancak tebliğdir! Bununla berâber doğrusu biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinir. Fakat ellerinin takdîm ettiği (işlediği günahlar)yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, o takdirde gerçekten insan çok nankör bir kimse olur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Şayet onlar yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlar üzerine muhafız (koruyucu) göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğtir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları (kötü) işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan hemen nankörleşir (şükürden uzaklaşır).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer insanlar senin bu davetinden yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine muhafız göndermedik. Sana düşen yalnızca açıkça onlara bildirmendir. İnsana kendimizden bir rahmet verdiğimizde ona sevinir. Elleriyle yaptığı bir yanlış yüzünden, ona bir kötülük dokunduğunda, hemen inkârcı kesilir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar yine de yüzçevirecek olurlarsa çevirsinler. Biz seni onların üzerine gözetici koymadık. Sana düşen, yalnız bir bildiridir. Doğrusu şu ki Biz esirgeyiciliğimizi insana tattırdık mı, O bundan dolayı sevinir. Bilerek işlediği kötülüklerden dolayı başına bir kemlik de geldi mi, bu kez de iyilik bilmez olur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Eğer onlar senden yüz çevirirlerse üzülme, çünkü biz seni görüp gözetici [²] göndermedik. Sana yalnız risaleti tebliğ etmek düşer. Biz, ne zaman tarafımızdan insana bir rahmet ve nimet tattırsak onunla şımarır, şâyet elleriyle yaptıkları işten dolayı başlarına bir musibet gelse hemen nankör kesilir. Çünkü insan nankördür.
[2] Kendilerinden sâdır olan amelleri meyanında matlup olacak veçhiyle muvafık kılmaya memur değilsin. Kalblerinde iman ve ta'at yapacak değilsin.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Eğer (yine) yüz çevirirlerse, Biz seni onların üzerine bekçi olarak [hafîzân] göndermedik. Senin üzerine tebliğden başka bir şey düşmez. Muhakkak ki Biz, insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, ona hemen sevinir. Fakat elleriyle yaptığı şeyler yüzünden ona bir kötülük isabet ettiğinde de işte o zaman insan pek nankördür.²⁶
26 Krş. Yûnus, 10/21; Hûd, 11/9; İsrâ, 17/67; Hac, 22/66  
Kadri Çelik
swap_vert close
Şayet onlar sırt çevirecek olurlarsa, artık biz seni onların üzerine bir gözetleyici olarak göndermiş değiliz. Sana düşen, yalnızca tebliğdir. Şüphesiz biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinç duyar. Eğer onlara kendi ellerinin takdim ettikleri dolayısıyla bir kötülük isabet ederse, bu durumda da insan bir nankör kesiliverir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Bütün bunlara rağmen, inkârcılar yine de ayetlerimizden yüz çevirecek olurlarsa, sen hiç üzülme, onları imana getireceğim diye de kendini yiyip bitirme! Çünkü Biz seni onların başına bekçi olarak göndermedik. Dolayısıyla, sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin. Senin görevin, yalnızca Kur’an mesajını onlara açık ve net olarak duyurmaktan ibarettir.Eğer insana, katımızdan bir parçanîmet ve rahmet tattırsak, bunu kendi yetenek ve zekâsına bağlayarak onunla gurur duyar, şımarır. Bütün mutluluğun maddî servet ve rahatlıktan ibaret olduğunu zannederek, kendisine bu nîmetleri bahşeden Allah’ı unutur. Fakat kendi elleriyle yaptığı günahlar yüzünden başına bir kötülük gelse, hemen ümitsizliğe düşüp sızlanmaya başlar. Müthiş bir sarsıntı geçirerek yaşama ümidini tamamen kaybeder. Böylece, âhiret gerçeğini hesaba katmadan, Allah’ın adâletini sorgulamaya kalkışır. Çünkü insanoğlu, gerçekten çok nankördür.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yüz çevirdilerse, seni onlara korucu (koruma görevlisi) göndermedik. Sana düşen görev ancak Tebliğ Etmek’tir / Bildirim’dir. Biz, İnsan’a bizden bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir. Kesinlikle elleriyle sundukları yüzünden onlara bir kötülük isabet ederse, gerçekten İnsan, çok nankördür.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Eğer kabul etmezlerse, biz seni onların başına bekçi göndermedik. Senin görevin sadece duyurudur. Allah insanoğluna ufacık bir iyilik tattırdı mı aman ne sevinir. Ama, kendi hatası yüzünden başına bir iş geldi mi, hatasını kabullenmez, çünkü insanoğlu, pek nankördür…
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen onlara ayetlerimizi okuduğunda inkâr ederek, yalanlayarak yüz çevirirlerse; bil ki biz seni onlara bekçi göndermedik. Sen onlara kefil de değilsin. Onlardan sorumlu da değilsin. Onların yaptıkları kendilerine, senin yaptığın kendine, onları hiçbir şeye zorlayamazsın. Sana düşen sadece ayetlerimizi onlara açıklamandır. İnsana katımızdan bir rahmet, bir iyilik verirsek sevinir; ama kendi iradeleriyle yaptıkları işler yüzünden başlarına bir kötülük gelirse hemen isyan eder. İnsanların çoğu iyiliklere karşı nankördür.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. [*] Sana düşen (görev), sadece tebliğdir. [*] Biz insana katımızdan bir rahmet (bolluk) tattırdığımız zaman ona sevinir. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, [*] şüphesiz ki insan çok nankördür! [*]
Benzer mesajlar: Kâf 50:45; Ğâşiye 88:22.,Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Ra‘d 13:40; Nahl 16:35, 82; Nûr 24:54; ‘Ankebût 29:18; Yâsîn 36:17; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.,Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:62, 79, Kasas 28:47, Rûm 30:41 ve Şûrâ 42:30. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; ‘Ankebût 29:65; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şâyet onlar, sana sırt çevirecek olurlarsa (şunu iyi bil ki) Biz, seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Senin görevin, sadece duyurmaktır. Gerçek şu ki; Biz insanlara bir rahmet (bolluk, bereket) tattırdığımız zaman onunla sevinirler. Kendi elleriyle yaptıkları sebebiyle onlara bir sıkıntı isabet ettiğinde ise (görürsün ki) insan çok nankördür.
Muhammed Esed
swap_vert close
AMA onlar, [ey Peygamber, senden] yüz çevirip uzaklaşırlarsa [bil ki] Biz seni onların bekçisi olarak göndermedik: sana düşen, yalnız [emanet edilen] mesajı iletmektir. Ve bakın, [Bizim mesajlarımıza yüz çevirmek, insan tabiatının zayıflığı ve kaypaklığından kaynaklanır; ⁴⁸ böylece,] Biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman onunla övünç duyar, ⁴⁹ ama kendi eliyle yaptıklarının sonucu olarak başına bir bela gelirse, o zaman, şükürden ne kadar uzak olduğunu gösterir. ⁵⁰
48 Bu parantez içi açıklama -ki, metnin daha doğru şekilde anlaşılması için zorunludur- Râzî’nin bu pasajın önceki ile bağlantısı konusundaki ikna edici açıklamasına dayanmaktadır. İnsan, kural olarak, maddî servet ve rahatlık içinde kendini kaybetmekte ve bu başarısını “mutluluk” ile özdeşleştirmektedir: bu nedenle manevî amaçları ve değerleri küçümsemekte, özellikle bireysel/bencilce çıkarlarının ardından koşmayı bırakıp -kendisi için hâlâ farazî olan- öteki dünya hayatına yönelmeye çağrıldığında bu tavrı göstermektedir.49 Yani, Allah ona belli maddî kazançlar bağışladığında insan bu “başarı” ile övünür ve onu bilhassa kendi yeteneklerine ve zekasına bağlar (karş. 41:50’nin ilk cümlesi).50 Yani, geçmişteki mutluluğunu şükranla anmak yerine Allah’ın varlığını sorgulamaya çalışır ve Allah gerçekten var olsaydı bu kadar çok şanssızlığın ve mutsuzluğun yeryüzüne hakim olmasına “izin vermezdi” iddiasında bulunur: bu yanıltıcı/saptırıcı bir itirazdır, çünkü öteki dünya realitesini dikkate almamakta ve Allah kavramına sadece beşerî düşünceler ve beklentiler açısından yaklaşmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer yüz çevirecek olurlarsa bil ki biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece mesajı apaçık tebliğ etmektir. Biz insana ne zaman katımızdan bir ikramda bulunsak hemen sevinip şımarır. Yaptığı yanlışlar yüzünden başına bir sıkıntı geldiği zaman da nankör kesilir. 6/104-107, 46/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
NE Kİ eğer onlar yüz çevirirlerse, unutma ki seni onların muhafızı olarak göndermedik: sana düşen sadece mesajı ulaştırmaktır. Ve Biz ne zaman insana katımızdan bir ikramda bulunsak onunla gurur duyar, ne zaman da yaptıkları yüzünden başına bir musibet gelse, bu kez de insan kıymet bilmez bir nankör olup çıkar.[⁴³⁵⁷]
[4357] Yani: Varlıkla sınandığında hak ettiğini düşünür, darlıkla sınandığında isyan eder. Her ikisinin temelinde de tek dünyacı bir bakış ve servetin emanet olduğunu unutan bir akıl yatar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, hak davetten) Eğer onlar yine yüz çevirirlerse (boşuna uğraşma) biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. (Onların yaptıklarından sen sorumlu değilsin) Sana düşen görev (Rabbinden vahyolunanı) onlara tebliğ etmektir. Gerçekten biz (çok) insana katımızdan bir rahmet tattıracak olursak o bununla sevinir. Ama kazandıkları günahlar yüzünden başlarına bir felaket gelecek olursa, (bir de bakarsın ki) o kimseler (Rablerine) nankörlük ederler!
Osman Fırat
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan nankör kesilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık kaçınılırsa seni onların üzerine bir muhafız göndermedik. Senin üzerine düşen, tebliğden başka değildir ve şüphe yok ki, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman onunla ferahlanır ve eğer onlara ellerinin takdim etmiş olduklarından bir kötülük isabet ederse artık şüphe yok ki, insan nankördür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Eğer bu çağrıya sırtlarını dönerlerse, hoş biz de seni üzerlerine bekçi göndermedik ya! Senin görevin sadece tebliğdir. Biz insana tarafımızdan bir nimet tattırırsak o ferahlar, şımarır. Ama başlarına, yine kendi işledikleri hatalar sebebiyle bir sıkıntı gelirse insan hemen nankörleşir. [2, 272; 13, 40]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer yüz çevirirlerse (üzülme); biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, yalnız duyurmaktır. Biz insana, bizden bir rahmet taddırdığımız zaman ona sevinir. Ama ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlerden dolayı başlarına bir kötülük gelirse, insan hemen nankör olur.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer (müşrikler) da'vete icâbetden i'râz iderlerse (kendileri bilir) biz, seni onların üstüne hâfız göndermedik. Senin üzerine vâcib olan teblîğdir. Biz insâna tarafımızdan bir rahmet tatdırır isek onunla ferahlanır ve eğer onlara, günâhları sebebiyle bir musîbet isâbet itse evvelki ni'metleri unudurlar. İnsân ni'mete küfrân ider oldı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yüz çevirirlerse çevirsinler; seni onları koruyasın diye göndermedik. Sana düşen, açık açık anlatmaktır. Biz insana ikramımızdan tattırırsak onunla rahatlar. Kendi elleriyle yaptıklarından ötürü başlarına bir sıkıntı gelse, o insan, yapılan iyilikleri görmezlikten gelir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer sırt çevirirlerse, seni onlara bekçi olarak göndermedik. Sana düşen ancak tebliğ etmektir. Biz insana kendimizden bir rahmet tattırdığımız zaman, ona sevinir. Eğer, kendi eliyle işledikleri sebebiyle bir kötülük dokunursa, insan hemen nankör kesilir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Eğer arkalarını dönerlerse, Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen, tebliğ etmekten ibarettir. Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımızda onunla şımarır. Kendi elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir kötülük gelince de insan nankörleşiverir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üzerine bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka bir şey değildir. Biz insana, bizden bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinip şımarır. Kendi ellerinin hazırladığından bir kötülük başlarına sarılınca, bakarsın insan, alabildiğine nankörleşmiştir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes eger yüz döndürürler-ise viribimedük seni anlaruñ üzere śaķlayıcı degül üzerüñe illā degürmek. daħı bayıķ biz ķaçan daduravuz ādemiye bizden raḥmet ya'nį ni'met sevine aña daħı eger deġirse anlara yavuz iş ilerü ŧuttuġından ötürü elleri pes bayıķ ādemį kāfir olıcıdur ya'nį ni'met lere.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes eger i‘rāż itseler biz seni anlar üstine ṣaḳlayıcı göndermedük. Senüñvācib degüldür, illā risāleti degürmek. Daḫı ḳaçan biz daddursavuz ādemoġlına bizden raḥmeti, anuñla sevinür ve ḳaçan özlerine ziyān degsegünāhları sebebi‐y‐ile, pes ādem oġlanı ḳatı kāfirdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Əgər (bu müşriklər sənin də’vətindən) üz döndərsələr (əsla ürəyini qısma). Biz səni onlara gözətçi göndərməmişik. Sənin öhdənə düşən ancaq (risaləti) təbliğ etməkdir. Əgər Biz insana Öz dərgahımızdan bir mərhəmət (ne’mət) daddırsaq, ona sevinər; yox, əgər onlara öz əlləri ilə etdikləri əməllərin ucbatından bir pislik toxunsa, (görərsən ki) insan, həqiqətən, nankordur!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But if they are averse, We have not sent thee as a warder over them. Thine is only to convey (the message). And lo! when We cause man to taste of mercy from Us he exulteth therefor. And if some evil striketh them because of that which their own hands have sent before, then lo! man is an ingrate.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
If then they run away, We have not sent thee as a guard over them.(4593) Thy duty is but to convey (the Message). And truly, when We give man a taste of a Mercy(4594) from Ourselves, he doth exult thereat, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, truly then is man ungrateful!
4593 The warning is now given, that men may repent and do good, and pray for Allah's Mercy and Grace. If the warning is not heeded or is rejected, the prophet of Allah is not responsible for bringing about the Penalty or for forcing people to come to the right Path. He is not a guard set over them to free them from the need of exercising their limited free will. (R). 4594 Cf. 30:36. It is a sad reflection that men, when they receive some gift out of Allah's Mercy, exult in their good fortune and attribute it to some merit in themselves, instead of to the Grace and Mercy of Allah, thus missing the real lesson of Life. On the other hand, when they are in trouble, due to their own errors and shortcomings, they fall into despair and blame Allah, instead of blaming themselves. This is rank ingratitude. So they miss the true lesson of Life in that case also.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِنْ
ve eğer
اَعْرَضُوا
yüz çevirirlerse
فَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ
artık seni göndermedik
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
حَف۪يظاًۜ
bir bekçi olarak
اِنْ
değil
عَلَيْكَ
senin üzerine
اِلَّا
ancak
الْبَلَاغُۜ
bir tebliğ
وَاِنَّٓا
ve doğ- rusu Biz
اِذَٓا
o za- man ki
اَذَقْنَا
tattırdık
الْاِنْسَانَ
insana
مِنَّا
Bizden
رَحْمَةً
bir rahmet
فَرِحَ
sevindi
بِهَاۜ
onun- la
وَاِنْ
ama eğer
تُصِبْهُمْ
onlara isa- bet ederse
سَيِّئَةٌ
bir kö- tülük
بِمَا
o şeyler yüzünden ki
قَدَّمَتْ
taktim
etti
اَيْد۪يهِمْ
elleri
فَاِنَّ
o takdirde şüphesiz
الْاِنْسَانَ
insan
كَفُورٌ
pek nankördür
(Resulüm! Bu anlatılanlardan sonra) Eğer onlar (yine de) yüz çevirirlerse (bilesin ki), Biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. Sana düşen sadece (hakkı) tebliğdir. Biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinir (ve şımarır), ama elleriyle yaptıkları (işler) yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, işte o zaman insan pek nankör olur!
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَعْرَضَ
Fiil-IV
ع ر ض
Yüz çevirdi, çekindi, döndü
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَرْسَلَ
Fiil-IV
ر س ل
Gönderdi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
حَفِيظ
Etken fiil
ح ف ظ
Hafîz (Allah'ın esması, ismidir. Gözetleyen, muhafaza eden demektir). Ayrıca muhafaza edici, muhafız demektir.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَلَاغ
İsim
ب ل غ
Tebliğ
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
اَذَاقَ
Fiil-IV
ذ و ق
Tattırdı
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَحْمَة
İsim
ر ح م
Rahmet, merhamet
فَرِحَ
Fiil-I
ف ر ح
Sevindi, ferahladı, neşelendi, şımardı, böbürlendi
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
سَيِّئَة
İsim
س و ا
Kötülük, fenalık
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
قَدَّمَ
Fiil-II
ق د م
Takdim etti, hazırlık yaptı, sundu
يَد
İsim
ي د ي
El
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
كَفُور
İsim
ك ف ر
Çok nankör, kâfir, inkâr edici