close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 38. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne-stecâbû lirabbihim ve ekâmû-ssalâte ve emruhum şûrâ beynehum ve mimmâ razeknâhum yunfikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve Rablerinin davetine icabet edenlere ve namaz kılanlara ve işlerini, aralarında danışarak yapanlara ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını ayırıp yoksulları doyuranlara, hayra harcayanlara.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar Rablerinin (her emrine) icabet ederler, namazı dosdoğru yerine getirirler, (devlet, millet ve hükümet) işlerinde meşveret ederler (ülkeyi danışma ve dayanışma sonucu alınan ortak kararla yönetirler.) Kendilerine verdiğimiz rızıktan da (Allah yolunda) harcayıp infak ederler.
[Not: Bu ayet, cumhuriyete ve demokratik yönetime işarettir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar Rablerinin davetine uyarlar. Namazlarına dikkatli ve devamlıdırlar. İşlerini aralarında danışarak yaparlar. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden başkalarına da harcarlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman edenler, Rablerinin davetini kabul edenler, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, işlerini, kurulu düzenlerini, devletlerini, ekonomilerini, savunmalarını, sosyal hayatlarını aralarında, meclislerinde istişâre ile karar vererek yürütenler, kararlarını istişâre ile alanlar, yönetime katılanlar, kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten, Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenlerdir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/159.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rablerinin çağrısına uyar ve namazı kılarlar. İşleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Rablerine icabet edenler, namazı dosdoğru kılanlar, işleri kendi aralarında şura ile olanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenler,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kimselerdir ki, Rablerine itaate icabet etmişler ve namazı gereği üzere kılmışlardır. İşleri de hep aralarında danışıklıdır. Kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ki; Rablerinin çağrısına icabet ederler, namazı doğruca kılarlar ve idareleri, aralarında şura iledir. Ve Bizim onlara verdiğimiz rızıktan nafaka verirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, Rabblerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. İşlerini birbirlerine danışarak yaparlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayırda harcarlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Allahın çağrısına uyup da namaz kılanlarçin, kendi aralarında işlerini danışanlarçin, verdiğimiz azıktan yedirenlerçin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar Rablerinin çağrısına kulak verirler ve namazı ikame ederler. İşlerini istişare ile yürütürler. Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (karşılık beklemeden ve başa kakmadan) infak ederler (hak sahiplerini bulup haklarını teslim ederler). 
Bkz. 3/159  
Cemil Said
swap_vert close
36,37,38,39,40. Dünyâda nâil oldığınız şeylerden istifâdeniz muvakkatdır. Allâh’ın âhiretde ihzâr iylediği, îmân ve tevekkül idenler, büyük günâhlardan ve fuhuşdan ictinâb iyleyenler ve hiddetine mağlûb olmayub ’afv itmesini bilenler, Allâh’ına itâ’at idüb namâz kılanlar ve umûrları içün meşveret idenler ve ihsân iylediğimiz rızıklardan sadaka virenler ve dûçâr oldukları küffârın zulümlerini def’ iyleyenler ve seyyiâta seyyiât ile mukâbele iyleyenler içün daha hayırlı ve daha devâmlıdır. Ma’mâfîh seyyiâtı ’afv ile sulh idenlere Allâh mükâfât virecekdir. Zîrâ Allâh zâlimleri sevmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
36,37,38. Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rablerinin çağrısına uyarlar, namazı özenle kılarlar. İşleri de aralarındaki danışma ile yürür. Kendilerine verdiğimiz rızıktan başkaları için harcarlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.  
 Bu âyet, İslâmî idare şeklinin, müslümanların kendi aralarından seçecekleri şûranın kararlarına dayandığına delil olarak gösterilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar, Rab'lerinin çağrısına karşılık verirler, namazı gözetirler, işlerini aralarında danışma ile kararlaştırırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan yardım için verirler.
En önemli işlerden biri başkan/lider seçimidir. Son peygamberin vefatından otuz yıl kadar sonra müşrikler, seçim yerine babadan oğula geçen şeytani bir halifeliği Tanrı adına egemen kıldılar. 1923 yılına kadar süren bu şeytani hilafet süresince sayısız zulüm ve cehalet Tanrı adına işlendi. Güçlerin ayırımı ilkesiyle uygulanan bir demokrasi, bazı zaaflarına rağmen şu ana kadar öğrendiğimiz en elverişli bir danışma sistemidir. Federal sistemler farklı hukuk, din ve kültürlere sahip toplumların ve etnik azınlıkların bir arada barış ve dayanışma içinde özgürce yaşamalarını mümkün kılmaktadır.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler ve namazı dosdoğru kılarlar. Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan onlar Allah yolunda harcarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve onlar ki rabları için da'vete icâbet etmekte ve namazı kılmaktadırlar, buyurukları da aralarında şurâdır (danışıklıdır), kendilerine kısmet ettiğimiz rızıklardan onlar masraf da verirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar, Rablerinin îmân davetine icabet ederler ve namazı dosdoğru kılarlar, onlar işlerini kendi aralarında birbirlerine danışarak, istişare ile yaparlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (bir kısmını, Allah rızası için, yoksullara) harcarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Rabb'lerinin çağrısına uyarlar ve salatı ikâme¹ ederler. Onlar, işlerini birbirlerine danışarak² yaparlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan infak³ ederler.
1- Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek. İbadete layık yegâne ilahın Allah olduğuna inanmak. Yardımlaşmayı, dayanışmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak. 2- Ortak/kolektif akılla. 3- Harcarlar; hayırlı işlere ve ihtiyaç sahiplerine yardım ederler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
36,37,38,39. Size verilen şey dünyâ hayaatının (geçici birer) fâidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) îman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günâhlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhîd ve ibâdete âid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha tâat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve onlar ki, Rablerin(in da'vetin)e icâbet ederler ve namazı hakkıyla edâ ederler. Onların işleri ise, aralarında şûrâdır (istişâre iledir).(1) Ve (onlar) kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf ederler.
(1)“Müslümanların hayât-ı ictimâiye-i İslâmiyedeki (İslâmî cem‘iyet hayâtındaki) saâdetlerinin anahtarı meşveret-i şer‘iyedir (İslâmî ölçüler dâhilindeki fikir alış-verişidir). وَاَمْرُهُمْ شُورٰي بَيْنَهُمْ [Onların işleri ise, aralarında şûrâdır (istişâre iledir)] (meâlindeki) âyet-i kerîmesi şûrâyı (fikir alış-verişini) esas olarak emrediyor. Evet, nasıl ki nev‘-i beşerdeki (insanlardaki) telâhuk-ı efkâr (fikirlerin birbiri üzerine eklenmesi)ünvânı altında asırlar ve zamanların -târih vâsıtasıyla- birbirisiyle meşvereti, bütün beşeriyetin terakkıyâtı(insanlığın ilerlemesi) ve fünûnunun (fenlerinin) esâsı olduğu gibi, en büyük kıt‘a olan Asya’nın en geri kalmasında bir sebebi, o şûrâ-yı hakīkıyeyi yapmamasıdır. Asya kıt‘asının ve istikbâlinin keşşâfı (keşfedicisi)ve miftâhı (anahtarı) şûrâdır. Yani nasıl ferdler, birbiriyle meşveret eder. Tâifeler, kıt‘alar dahi o şûrâyı yapmaları lâzımdır ki, üç yüz, belki dört yüz milyon İslâm’ın ayaklarına konulmuş çeşit çeşit istibdadların(baskıların) kayıdlarını, zincirlerini açacak, dağıtacak meşveret-i şer‘iye ile şehâmet (kahramanlık) ve şefkat-i îmâniyeden tevellüd eden (doğan) hürriyet-i şer‘iyedir (meşrû‘ hürriyettir) ki; o hürriyet-i şer‘iye, âdâb-ı şer‘iye(İslâmî ahlâk ölçüleri) ile süslenip, garb medeniyet-i sefîhânesindeki (batının ahlâksız medeniyetindeki)seyyiâtı (günahları) atmaktır.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 422)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Yine onlar ki (iman ederek Rablerine dayanıp, güvenenler) Rablerinin çağrısına uyar ve namazı (dosdoğru) kılarlar, işleri (yönetimleri) ise, aralarında danışma iledir (devlet, millet, hükümet ve bütün toplumsal işlerini hava ve heveslerine göre değil, haktan ve halktan aldıkları güçle danışma ve dayanışma sonucu ortak kararla yönetirler). Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (toplumun yoksul, işsiz ve muhtaçlarına) harcarlar. *
(*) Bu âyet, İslâmî idare şeklinin, müslümanların kendi aralarından seçecekleri şûranın kararlarına dayandığına delil olarak gösterilmiştir. Çünkü en önemli işlerden biri başkan/lider seçimidir. Hz. peygamberin vefatından otuz yıl kadar, (dört Hulefai Raşidin dönemleri) bügünün tabiriyle seçme ve seçilme sistemi mevcut idi, yani yönetici ve lider halk tarafından seçilirdi. Ama maalesef Hz Ali’nin şehadetinden sonra Emeviler, Kur’an’ın ön gördüğü bu şûrâ sistemine /devlet ve yönetim işlerinde halkın birlikte karar verme, yönetime katılma ve lider seçimi gibi vs./ son vererek, babadan oğula geçen şeytani bir sistem olan monarşi rejimini haşa Allah adına egemen kıldılar…  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rablerinin çağrısına uyanların ve namazlarını kılanların işleri, aralarında danışma iledir. Onlara verdiğimiz rızıklardan da ihtiyaç sahiplerine dağıtırlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
çalaplarının çağrısına gelirler, yalvarıya dururlar, işlerini hep biribirlerine danışarak görürler, kendilerini azıklandırdıklarımızdan başkalarına da harcarlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rablerinin dâvetine icabet edip namazı dosdoğru kılanlar, işlerini birbirine danışarak görenler, rızk olmak üzere verdiğimiz şeylerden hayra harcedenler hakkında;
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar, Rablerinin çağrısına uyanlar, namazları dosdoğru kılanlar, işlerini de aralarında istişare/danışarak [şûrâ]²³ yapanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah için harcayanlardır.
23 “Şûrâ” kelimesi Ş-V-R kökünden gelir. Bu; kök toplamak, ortaya çıkarmak anlamındadır. Aslında gizli olanı, örtülü olanı açığa çıkarmaktır. Buradan da insanın edep yerini açığa çıkarmasına da denir. Klasik Arapçada arının çiçeklerin özünü çıkarıp bal toplamasına, çiçekten bal çıkarmasına verilen addır. Kovandan bal peteklerini (meşar) çıkarmak için de kullanılır. (Bkz. İbn Fâris, Mekâyis; Ragıp, Müfredât, Belot, Ed-Durretu’l-Fâhire”). Nitekim istişare yapmak için yapılan danışmaya “şûrâ” denmesi adeta çiçeğe benzetilen akıllardan fikirlerin ve düşüncelerin çıkartılıp toplanmasıdır. Tıpkı arının çiçeklerin içinde gizli olan balı çıkarıp toplamasında olduğu gibi, hatta kovanlardan toplanmış balları almak gibi akıl çiçeklerinden danışarak fikir çıkarmaya veya danışılan kişilerdeki fikir ballarını çıkarıp almaya da “şûrâ” veya “meşveret” denmiştir. Ayrıca, arılardaki iş birliği ile bal yapmaya da işaret vardır. Etimolojiden çıkarılan semantik anlamlar bunlardır. Şûrâ kelimesinin bu semantik anlam ve yorumları ekseri meâllerde yoktur. Ancak, M. İslamoğlu Meal-Tefsir’inde bu ayetteki semantik anlamı yakalamış. Ayrıca Krş. Âl-i İmrân, 3/159  
Kadri Çelik
swap_vert close
Rablerine icabet ederler, dosdoğru namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, Rablerinin iman çağrısına kulak veren, namazı dosdoğru kılan,işlerini aralarında danışarak karara bağlayan ve kendilerine bahşettiğimiz nîmetlerden bir kısmını Allah için yoksullara harcayanlardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rabb’lerinin çağrısına koştular, Namaz’ı kıldılar; Onların işleri kendi aralarında ŞÛRÂ / Danışmalı’dır; Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden harcıyorlar;
Mehmet Çakır
swap_vert close
Rablerine olumlu yanıt verenler, namaza devam edenler, birbirilerine danışarak karar verenler, bizim verdiğimizden verenler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edenler Allah’ın çağrısına uyarlar. Salat-ı ikame ederek ayetlerin ışığında bilgiyle, bilinçle güçlenirler. Allah’ın huzuruna durarak özeleştirilerini yapar, hatalarına karşılık bağışlanma dilerler. Onların işleri insanlar arasında görüşme, karşılıklı fikirleri istişare iledir. Kavgayı, dövüşü, savaşı seçmezler. Barışı, huzuru, esenliği, sevgiyi, saygıyı, paylaşımı insanlar arasında sağlamaya çalışırlar. Verdiğimiz servetlerden bolca dağıtarak insanlar arasında bozulan ekonomik dengesizlikleri ortadan kaldırmaya çaba harcarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar Rablerinin çağrısına cevap verir ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. [*] Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler (verirler).
Bu ayet Âl-i İmrân 3:159. ayetle birlikte okunmalıdır. Sureye adının verildiği [şûrâ] kelimesinin geçtiği bu ayette insanların kendi aralarındaki işlemlerde birbirlerine danışmaları gerektiği, istişareye dayalı bir hayat sürdürmelerinin çok önemli olduğu ifade edilmek istenmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Rablerinin davetini kabul eder, namazı dosdoğru ve devamlı kılar, işlerini kendi aralarında birbirlerine danışarak (istişare ile) yaparlar¹ ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de Allah yolunda harcarlar.²
1 Yani; işlerini kendi aralarında zorbalıkla yapmazlar. Bu âyete göre; şûra, İslâm’da sosyal olayların çözümünde esastır. Ancak, İslâm tarihinde ve fıkıhta, maalesef bu temel prensibe sahabe döneminden sonra gerekli önem verilmemiştir. Bunun müsebbibi de Peygamberimizin, “ısırıcı melikler” olarak nitelediği krallar, bunlardan korkan âlimler ve onlara toplum mühendisliği yapan dönmelerdir. Daha sonra bazı sözde âlimler de demokrasideki seçim ve meclisi, şura ile ya karıştırmışlar ya da bunları müslümanlara şûra diye pazarlamaya kalkmışlar ve bunlara eserlerinde yer vermekten bile çekinmişlerdir. 2 Şûra’dan sonra infaktan bahsedilmesi, sanki şûra ile verilen kararların uygulanması için lâzım olan masrafların, infakla teminini veya Müslümanların infaklarını dahi aralarında istişare ederek yapmalarını ima etmektedir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Rablerinin [çağrısına] karşılık verenler ve namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar [için]; ve [bütün ortak meselelerini] aralarında danışma ile karara bağlayanlar [için]; ³⁸ ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden başkalarına harcayanlar ³⁹ [için];
38 Gerçek müminlerin bu özel vasıfları -ki Hz. Peygamber’in arkadaşları tarafından o kadar önemsenmiştir ki, bu sureyi daima “şûrâ” anahtar kelimesi ile anmışlardır- ikili bir anlama sahiptir: birinci olarak, Kur’an’ın bütün izleyicilerine bir tek topluluk (ümmet) içinde bir araya gelmelerini hatırlatmakta; ikinci olarak da, toplumu ilgilendiren bütün işlerini aralarında danışma ile yürütmeleri gerektiği prensibini koymaktadır. (Bu prensibin politik sonuçları için bkz. State and Government, s. 44 vd.)39 Bkz. 2:3, not 4. Toplumsal bütünlük ve danışma/katılım çağrısının hemen ardından gelmesi sebebiyle “başkaları için harcama” burada genel bir sosyal adalet yüklemi taşımaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Yine onlar Rabblerinin çağrısına uyarak namazlarını hakkıyla kılarlar, bütün işlerini aralarında istişare ile yürütürler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcarlar. 13/18, 22/78
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine onlar Rablerinin (davetine) koşarlar, namazı hakkını vererek eda ederler, toplumsal işlerini aralarında danışma yoluyla görürler[⁴³⁵¹] ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden harcarlar;
[4351] Şûrâ kelimesi arının bal yapma süreciyle ilgilidir. Şevru’l-‘asel, “bal toplamak”, el-meşar, “petek” anlamındadır. Arıların işbirliği ve dayanışmasını ifade eder (Lisân ve Tâc). Şûrâ, kolektif bir çabayla akıl çiçeklerinden toplanan özün bir petekte bala dönüşmesidir. “Toplumsal iş” bağlamında “danışma” prensibine yapıcı muhalefeti de ilave eden bir âyet için bkz: 24:62, not 106. Namazla yan yana anılan şûrâ, akılların saf tutması, bir bakıma akılların cemaatle namaz kılmasıdır. Ortak akla Allah cemaat sevabı verir. Sonuçta mevcudun kat kat üstünde bir bereket hasıl olur. Zira akıllı insan, başkalarının aklından yararlanandır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Rablerinin davetini (emir ve yasaklarını) yerine getirirler, namazı dosdoğru kılarlar. (Memleket işlerinde doğruyu bulmak için) aralarında görüşüp danışırlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da (Rablerinin rızasına ermek için) harcarlar.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onlar Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da hayır için harcarlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler için ki Rablerine icabette bulundular ve namazı dosdoğru kıldılar ve onların işleri aralarında meşveret iledir ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden infakta bulunurlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki Rab'lerinin çağrısına kulak verip, namazı hakkıyla ifa ederler. İşlerini istişare ile yürütürler, kendilerine nasib ettiğimiz imkânlardan hayırlı işlerde sarf ederler [3, 159]
İstişare şunlardan dolayı gereklidir: 1.Eğer bir mesele iki veya daha fazla kişiyi ilgilendirdiği halde, o konuda bir kişi karar verirse, diğerlerine haksızlık edilmiş olur. 2.Müşterek işlerde bir kimse tek başına karar vermek istiyorsa bu, ya kendi çıkarını gözetmesinden, ya da kendisini öbür kişilerden üstün görmesinden ileri gelir. Her iki durum da geçerli olamaz. 3.Müşterek işler hakkında karar vermek büyük sorumluluktur. Âhirette hesap vereceğine inanan hiç kimse, bu yükü tek başına yüklenmemelidir. Hz. Peygamber (a.s.) ashabı ile istişare ettiği gibi, ondan sonra ashab da bunu yapmıştır. Mesela: halife seçimi, mürtedlerle savaş, şarap içenlere verilecek ceza, Irak arazisinin durumu gibi birçok konuda müşavere yapmışlardır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rablerinin çağrısına gelirler, namazı kılarlar. İşleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve rablerinin da'vetine icâbetle namâzlarını kılan ve işlerini aralarında meşveret iden ve kendilerine rızık iylediğimiz şeylerden infâk iyleyenlere de o ni'metler vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, Sahiplerinin çağrısına olumlu karşılık veren ve namazı tam kılan kimselerdir. İşlerini birbirlerine danışarak[*] yapar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da hayra harcarlar.
[*] 'Birbirine danışarak' anlamı verdiğimiz kelime ŞURA'dır. Bu sureye ismini veren kelime bu ayette geçmektedir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Rab'lerinin çağrısına koşarlar, namazlarını kılarlar ve onların işleri aralarındaki şûrâ iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan da infak ederler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar Rablerinin çağrısına uyarlar ve namazı dosdoğru kılarlar. Aralarındaki işleri ise istişare iledir. Onlara rızık olarak verdiğimiz şeylerden de bağışta bulunurlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rablerinin çağrısına cevap verirler, namazı/duayı yerine getirirler. İşleri/yönetimleri, aralarında bir şûradır. Kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim uy virdiler [260a] çalabı’larına daħı ŧururdılar namāzı daħı işleri ŧanışıķ eylemekdür aralarında daħı andan kim rūzį virdük anlara nafaķa eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ve ol kişiler ki icābet iderler Tañrılarına ve namāzı durġururlar ve her iş kiişlerler meşveret iderler. Daḫı özlerine virdügümüz rızḳdan ṣadaḳa iderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər üçün ki, Rəbbinin də’vətini qəbul edər (iman gətirər), namaz qılar, işlərini öz aralarında məsləhət-məşvərətlə görər, onlara verdiyimiz ruzidən (Allah yolunda) sərf edərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who answer the call of their Lord and establish worship, and whose affairs are a matter of counsel, and who spend of what We have bestowed on them,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who hearken(4578) to their Lord, and establish regular Prayer; who (conduct) their affairs by mutual Consultation;(4579) who spend out of what We bestow on them for Sustenance;
4578 Continuing the enumeration of the characteristics described in n. 4576. above, we have the following further qualities in those who wish to serve Allah. (5) They are ready at all times to hearken to Allah's Signs, or to listen to the admonitions of prophets of Allah, and to follow the true Path, as they understand it: (6) they keep personal contact with Allah, by habits of Prayer and Praise; (7) their conduct in life is open and determined by mutual Consultation between those who are entided to a voice, e.g., in private domestic affairs, as between husband and wife, or other responsible members of the household: in affairs of business, as between partners or parties interested: and in State affairs, as between rulers and ruled, or as between different departments of administration, to reserve the unity of administration: (8) they do not forget Charity, or the help due to their weaker brethren, out of the wealth or gifts or talents or opportunities, which Allah had provided for themselves: and (9) when other people use them despitefully, they are not cowed down or terrorised into submission and acceptance of evil, but stand up for their rights within the limits mentioned in verse 40. (R). 4579 Consultation. This is the keyword of the Surah, and suggests the ideal way in which a good man should conduct his affairs, so that, on the one hand, he may not become too egotistical, and, on the other, he may not lightly abandon the responsibilities which devolve on him as a Personality whose development counts in the sight of Allah. See the points in head (7) under n. 4578 above. This principle was applied to its fullest extent by the Prophet in his private and public life, and was fully acted upon by the early rulers of Islam. Modern representative government is an attempt-by no means perfect-to apply this principle in State affairs. See my Religion Polity of Islam,  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve onlar ki
اسْتَجَابُوا
icabet ettiler
لِرَبِّهِمْ
Rabblerine
وَاَقَامُوا
ve ikâme ettiler
الصَّلٰوةَۖ
namazı
وَاَمْرُهُمْ
ve işleri
شُورٰى
şura (iledir)
بَيْنَهُمْۖ
aralarında
وَمِمَّا
ve o şey- lerden ki
رَزَقْنَاهُمْ
onları rızık- landırdık
يُنْفِقُونَۚ
infak ederler
Yine onlar, Rabblerin(in davetin)e icabet ederler ve namazı ikâme ed(erek her anda Allah'ın huzurunda durmaya çalış)ırlar. Onların işleri, aralarında istişare iledir. Onlar kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de (Allah yolunda) infak ederler.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَجَابَ
Fiil-X
ج و ب
İcabet etti, cevap verdi, kabul oldu
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
صَلٰوة
İsim
ص ل و
Namaz, salât, dua
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
شُورٰى
İsim
ش و ر
Şura
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَزَقَ
Fiil-I
ر ز ق
Rızıklandırdı, rızık verdi, yedirdi
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi