close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 37. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżîne yectenibûne kebâ-ira-l-iśmi velfevâhişe ve-iżâ mâ ġadibû hum yaġfirûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden kaçınanlara ve kızdıkları zaman, suçları örtenlere.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Gerçek mü’minler;) Büyük günahlardan ve çirkin utanmazlıklardan (fuhşiyattan) kaçınıp çekinenlerdir ve kızdıkları-gazaplandıkları zaman da affedip bağışlayabilen (kimse)lerdir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar büyük günahlardan ve her türlü kötülükten kaçınırlar, öfkelendiklerinde kolayca affederler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İman edenler, bilerek işlenen büyük günahlardan, meşrû olmayan şehevî fiillerden, gayri meşrû ilişkilerden, zinadan ve hayâsızlıktan, cimrilikten, haddi aşmaktan ve ahlâksızlıktan kaçınanlardır. Öfkelendikleri zaman kusurları bağışlayanlardır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 3/134.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar ki, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar. Kızdıkları zaman bağışlarlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin -utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kimselerdir ki, büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da, onlar kusur bağışlarlar;
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O müminler ki; büyük günahlardan ve fahiş şeylerden kaçınırlar, kızdıkları zaman da bağışlarlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar; kızdıklarında da hataları bağışlarlar.[522]
[522] Büyük günahlar hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 238-242.  
Besim Atalay
swap_vert close
36,37. Size verilmiş olan, dünya dirliğinin bir metaıdır; inanarak Tanrıya güvenenlerçin, büyük günahlardan, fuhuştan kaçınanlarçin, kızdıkları zaman, bağışlayan kimselerçin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(O inananlar,) büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar ve öfkelendikleri zaman (karşıdakinin kusurlarını) affetme (erdemini) gösterirler. 
Bkz. 3/134  
Cemil Said
swap_vert close
36,37,38,39,40. Dünyâda nâil oldığınız şeylerden istifâdeniz muvakkatdır. Allâh’ın âhiretde ihzâr iylediği, îmân ve tevekkül idenler, büyük günâhlardan ve fuhuşdan ictinâb iyleyenler ve hiddetine mağlûb olmayub ’afv itmesini bilenler, Allâh’ına itâ’at idüb namâz kılanlar ve umûrları içün meşveret idenler ve ihsân iylediğimiz rızıklardan sadaka virenler ve dûçâr oldukları küffârın zulümlerini def’ iyleyenler ve seyyiâta seyyiât ile mukâbele iyleyenler içün daha hayırlı ve daha devâmlıdır. Ma’mâfîh seyyiâtı ’afv ile sulh idenlere Allâh mükâfât virecekdir. Zîrâ Allâh zâlimleri sevmez.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
36,37,38. Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıklardan kaçınırlar, öfkelendiklerinde dahi bağışlarlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki büyük günahlardan çirkin işlerden kaçınırlar ve kızdıkları zaman bağışlarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O iman edenler, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve onlar ki günahın büyüklerine ve açık çirkinliklere uzak bulunurlar ve her gadablandıkları vakıt da onlar kusur örterler
Emrah Demiryent
swap_vert close
O îmân edenler, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Onlar (kendilerine haksızlık yapan bir kimseye) öfkelendikleri zaman da (karşıdakinin kusurlarını) bağışlarlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, büyük günahlardan ve fahşadan¹ kaçınan ve öfkelendikleri zaman bağışlayan kimselerdir.
1- Her türlü kötülük ve aşırılıktan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
36,37,38,39. Size verilen şey dünyâ hayaatının (geçici birer) fâidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) îman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günâhlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhîd ve ibâdete âid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha tâat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onlar ki, günahın büyüklerinden ve fuhşiyâttan kaçınırlar; onlar öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve onlar ki suçun büyüklerinden (şirk, zulüm, iftira, adam öldürmek vs. bütün büyük günahlardan) ve çirkinliklerden kaçınırlar; öfkelendiklerinde (ise karşı tarafı) bağışlarlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Büyük günahlardan ve çirkin davranışlardan kaçanlar, öfkelendikleri şeyleri hemen (yutarlar) bağışlarlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
büyük günahlardan, çirkin işlerden kaçınırlar, öfkelenince de bağışlarlar,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Şirk ve nifak gibi büyük günahlardan, hayasızlıklardan kaçınıp öfkelendikleri zaman öfkelerini yutup yarlıgayanlar hakkında;
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar; büyük günahlardan ve hayâsızlıktan/iffetsizlikten²¹ çekinenler ve kızdıklarında da bağışlayanlardır.²²
21 “El-fâhişe” çoğulu “el-fevâhiş” kelimesinin başında harf-i tarif yani belirlilik takısı olduğunda fuhuş, fuhşiyat anlamındadır. Biz onu hayâsızlık, iffetsizlik diye çevirdik. Belirlilik takısı olmadığı zaman da aşırılık, çirkin davranışlar gibi anlamlara gelir. 22 Krş. Âl-i İmrân, 3/134  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınırlar ve gazaplandıkları zaman bağışlarlar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, cinâyet, hırsızlık, yalancı şâhitlik, dolandırıcılık ve benzeri büyük günahlardan ve özellikle de zina, fuhuş gibi yüz kızartıcı suç işlemekten kaçınan ve öfkeye kapıldıkları zaman, haklı bile olsalar affetmesini bilenlerdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlar ki Günah’ın ve Fuhşiyat’ın (Açık Çirkin İşler’in) büyüklerinden kaçınıyorlar. Öfkelendikleri şeyler olduğu zaman bağışlıyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bu nimetlere ise: büyük günahlardan, her türlü kaba söz ve davranıştan kaçınanlar, öfkelenince bağışlayabilenler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
İman edenler hata yapıp günah işlemekten, ahlâksızlık edip Allah’ın yasalarına karşı gelmekten kaçınırlar. Bir şeye kızarlarsa kendilerinin de bir zamanlar hatalı olduğunu, Allah’a dönüp bağışlanma dilediklerini hatırlayarak kızdıkları kişileri bağışlarlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınır; [*] kızdıkları zaman da bağışlarlar. [*]
Benzer mesajlar: Nisâ 4:31; Necm 53:32.,Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:134.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(İşte bu kimseler) büyük günâhlardan¹ ve hayâsızlıklardan² kaçınır ve öfkelendikleri zaman da bağışlarlar.
1 Kebâir (Büyük Günâhlar): Kur’an’da ve Sünnette hakkında cezâ bulunan veya açıkça yasaklanan günâhlardır. Kebâir kelimesi; Nisâ: 31, Şurâ: 37, Necm: 32. ayetlerde geçmektedir. Âyet ve hadislerde zikredilen büyük günahlar şunlardır: Allah’a şirk koşmak, içki içmek, kumar oynamak (Bakara: 219), haram aylarda savaşmak (Bakara: 217), yetimin malını yemek (Nisa: 2, İsra: 34), fakirlik korkusuyla çocuğunu öldürmek (İsra: 31), insanlar arasında fitne çıkarmak (Bakara: 217), faiz yemek (Bakara: 275), ana-babaya isyan etmek (İsra: 23), akrabaya miras hakkını vermemek (Nisa: 7, 13, İsra: 26), zina yapmak (İsra: 32, Nisa: 15-16), haksız yere adam öldürmek (İsra: 33), ölçü ve tartıyı tam yapmamak (İsra: 35), kibirlenmek (İsra: 37), iffetli kadına zina isnat etmek (Nisa: 23), tesettüre riayet etmemek (Nur: 31 ), insanları diliyle ve hareketleriyle çekiştirmek, gıybet etmek (Hümeze: 1). Sihir yapmak, faiz yemek; düşmana hücum anında harpten kaçmak, hırsızlık yapmak, şarap içmek, kumar oynamak gibi… Büyük günahların; “Şer’i cezayı icap ettirmek, Cehennem azabıyla tehdit olunmak, yapana fasık denilmek ve lanet olunmak” gibi bazı alâmetleri vardır. Âlimlerin çoğunluğuna göre; günahlar büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılır. Beş vakit namaz, Ramazan orucu, hac, umre, abdest gibi hayırlı amellerin kendilerine keffaret olabileceği günahlar, “küçük günah”lardır. Bu tür ibadetlerin keffâret olamadığı günahlar ise “büyük günah”lardır. Meselâ: hiç bir ibadet adam öldürmeye, zina yapmaya, içki içmeye ve benzeri günahlara keffaret olarak kabul edilmez. Bunlara ancak Şerîat’ın, haklarında takdir ettiği cezalar tatbik edilir. Ehl-i Sünnet’e göre; büyük günah, mü’mini imandan çıkarmaz ve onu küfre sokmaz. Ancak böyle bir mü’min âsî sayılır. Ameller imandan bir cüz (parça) değildir. Ancak işlenen günahı, “helâl saymak, onu hafife ve alaya almak”, kesinlikle küfürdür. Hasan el-Basrî’ye göre; büyük günah işleyen kimse münafıktır. “Asr-ı Saadet”ten bugüne kadar büyük günah işlemiş ve tövbe etmemiş olsa bile (gizli halleri Allah’a ait olmak üzere), ölen her Müslüman için, günahkâr veya günahsız ayrımı yapılmaksızın cenaze namazı kılınmış ve Müslüman kabristanına defnedilmiştir. Peygamber (s.a.v.)’in tatbikatı böyle olmuştur ve İslâm âlimleri bu konuda icmâ’ etmişlerdir.2 Fahşâ (Fevâhiş): İslâm şerîatının yasakladığı çirkinliği açık ve aşırı olan arzular, düşkünlükler ve yüz kızartıcı söz veya davranış şeklinde olan günahlardır. “Hakîkate ve normal ölçülere uymayan her aşırı işe “fahşâ” denilir. “Fâhişe” kelimesi, Kur’an-ı Kerîm’de on üç yerde geçmektedir. Ayrıca dört yerde de çoğulu olan “fevâhiş” zikredilmiştir. Genelde fahşâ ve fâhişe kelimesi, zinadan kinaye olarak kullanılmıştır. (Nisâ: 19) Fahşâ ve fahişe kelimeleri, Kur’an-ı Kerîm’de; şeytanın emrettiği kötü davranış ve hayâsızlık, evlilikten sonra fuhuş yapma, Kâbe’yi çıplak olarak tavâf etme, Allah’a şirk koşma, Hz. Lût Kavmi’nin yaptığı çirkin iş ve zinâ fiili anlamlarında kullanılmıştır. Ayrıca fâhişe kelimesinin namuslarını satan zâniye kadınlar hakkında da kullanıldığı bilinmektedir. Şeytan, fahşâyı emrederken (Bakara: 169, 268) Allah, açığı ve gizlisiyle her türlü fahşâyı haram kılmıştır (A’râf: 33) ve namazın insanı fahşâdan uzaklaştırıcı bir amel olduğunu da vurgulamıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
bağışlanmaz günahlardan ve hayasızlıktan kaçınanlar ve öfke bastığında da kolayca affedenler [için];
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar ki büyük günahlardan ve hayâsızlığın her türünden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da öfkelerini yener ve bağışlarlar. 3/133...136, 42/43
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İşte onlar, büyük günahlardan ve hayasızca davranışlardan kaçınırlar,[⁴³⁴⁹] dahası öfkeli zamanlarında bile affetme (erdemini) gösterirler.[⁴³⁵⁰]
[4349] Kötülüğü ortadan kaldırmanın iyilikten önce geldiğinin delili. [4350] Krş: “öfkelerini kontrol altında tutarlar” (3:134). İbaredeki mâ edatının mânaya kattığı yan anlamla birlikte: O kızgın ve sinirli durumda dahi hemen affederler...  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar, kızdıkları anlarda kusurları bağışlarlar,
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar büyük günâhlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar ve kızdıkları zaman da onlar, affederler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve o kimseler için ki, günahın büyüklerinden ve fâhiş kötülüklerden kaçınırlar. Ve gazaba geldikleri zaman onlar bağışlarlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar öyle kimselerdir ki büyük günahlardan ve hayasız çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman öfkelerini yutar, karşıdakinin kusurlarını affederler. [3, 134]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da onlar, affederler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu (ni'am-ı uhreviye), büyük günâhlardan ve fuhuşlardan ictinâb iden ve gadabları hâlinde 'afv iyleyenlere de vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar, büyük günahlardan ve fuhuş çeşitlerinden[*] uzak duran kimselerdir. Öfkelendikleri zaman da affederler.
[*] Fuhuş çeşitleri, cinsellik kapsamına giren her türlü gayrimeşru ve sapık ilişkilerdir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Günahın büyüğünden ve ahlaksızlıklardan kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlarlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar büyük günahlardan ve fuhşiyattan(16) kaçınırlar; öfkelendiklerinde ise kusurları bağışlarlar.
(16) Genel anlamıyla, çirkinliği aşikâr olan kötü davranışlar. Büyük günahlar, bu sözcüğün kapsamına girmekle birlikte, fuhuş yahut fuhşiyat denince ilk akla gelen anlam gayrı meşru cinsel ilişkilerdir ki, 17:32’den de bu anlaşılmaktadır.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar, günahın büyüklerinden ve tüm iğrençliklerinden uzak dururlar. Öfkelendikleri zamansa, affedenler onlar olur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı anlar kim ıraķ olurlar yazuķ ulularından daħı zişt işlerden daħı ķaçan ķaķıyalar anlar 'afv eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol kişiler ki ıraḳ olurlar yamanlıḳlaruñ ulusından. Daḫı zişt işlerden veḳaçan ḫışm eyleseler ‘afv iderler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər üçün ki, böyük günahlardan rəzil işlərdən (zinadan) çəkinər, (birinə) qəzəbləndikləri zaman (onun günahını) bağışlayarlar;
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who shun the worst of sins and indecencies and, when they are wroth, forgive,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who avoid the greater(4577) crimes and shameful deeds, and, when they are angry even then forgive;
4577 Here we are speaking of the ordinary man or woman who tries to follow Allah's Law: he or she is not perfect, but at least eschews the major breaches of conduct. For those higher in spiritual degree there is of course a stricter standard. But all are entitled to the blessing of Islam, whatever their degree.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ينَ
ve onlar ki
يَجْتَنِبُونَ
kaçınırlar
كَـبَٓائِرَ
büyükle- rinden
الْاِثْمِ
günahın
وَالْفَوَاحِشَ
ve fuhşiyattan
وَاِذَا مَا
ve o şey vakti ki
غَضِبُوا
öfkelendiler
هُمْ
onlar
يَغْفِرُونَۚ
bağışlarlar
Onlar ki büyük günahlardan ve fuhşiyattan (aşırılıktan) kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da (karşıdakinin hatalarını) bağışlarlar.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِجْتَنَبَ
Fiil-VIII
ج ن ب
Kaçındı, sakındı
كَبِيرَة
İsim
ك ب ر
Büyük
اِثْم
İsim
ا ث م
Günah, suç, kusur
فَاحِشَة
İsim
ف ح ش
Aşırılık, fuhuş, hayâsızlık, fuhşiyat
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
غَضِبَ
Fiil-I
غ ض ب
Gazap etti, öfkelendi
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
غَفَرَ
Fiil-I
غ ف ر
Mağfiret etti, bağışladı