close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şûrâ Sûresi 34. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ev yûbikhunne bimâ kesebû ve ya’fu ‘an keśîr(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yahut da, kazandıkları suçlar yüzünden fırtınalarla helak eder gemileri ve çoğunu da bağışlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ya da (Allah kullarının) kazandıkları (kötülük ve zulümler) dolayısıyla onları yok edebilir, (zaten) birçoğunu da affetmektedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yahut da gemidekileri veya yeryüzündekileri yapıp ettiklerinden dolayı yok eder, çoğunu da affedebilir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yahut da, yüklendikleri günahlar yüzünden onları helâk eder. Başlarına gelecek felaketlerin, cezaların çoğunu da bertaraf eder.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yahut kazandıklarından dolayı onları batırır. Çoğunu da affeder.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ya da kazandıkları dolayısıyla onları yok eder, bir çoğunu da affeder.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahud dilerse, kazandıkları günah yüzünden, onları denizde helâk eder. Fakat Allah, (onlardan günahların) çoğunu bağışlar (da kendilerini cezalandırmaz).
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Veya yaptıkları kötü işlerinden dolayı onları batırır. Fakat çoklarını affediyor.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yahut yaptıkları yüzünden onları helâk eder, birçoğunu da bağışlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Ya da, yaptıkları şeyler yüzünden, onları yok eder, çoğunu da bağışlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Yahut (gemilerdekileri) işledikleri (günahlar) yüzünden (fırtına ile batırıp) helak eder. (İçlerindekilerden) birçoğunu da bağışlar (kurtarır).
Titanic Gemisi bunun en somut örneğidir.1912'de yapımı tamamlandığında dünyanın en büyük buharlı yolcu gemisiydi. 269 metre uzunluğuna, 28,2 metre genişliğine, 52,310 ton ağırlığa sahipti. Batışı 1.514 kişinin (yolcuların yarıdan fazlasının) ölümüyle sonuçlanmış ve en büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Hakkında “bu gemiyi tanrı bile batıramaz” denmişti. Ama öyle olmadı. Allah’ın orada beklettiği bir buzdağına çarparak su ile dolan gemi saatler içinde insanoğlunun kibri ve şımarıklığı ile suya gömülüp gitti.  
Cemil Said
swap_vert close
İstese ânları gark ider idi. Fakat merhameti çokdur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yahut yaptıklarına karşılık onları ortadan kaldırır, bir çoğunu da bağışlar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helâk eder, birçoğunu da affeder.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yahut yapıp ettiklerinden dolayı onları batırıp içindekileri helâk eder; birçoğunu da bağışlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yahut yaptıkları yüzünden onları helâk eder. Birçoğunu da affeder (kurtarır).
Edip Yüksel
swap_vert close
Yahut, yaptıkları yüzünden onları yok eder. Bunun yerine bir çoğunu da bağışlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Yahut da Allah kazandıkları günahlar yüzünden onları helâk eder ve birçoğunu da bağışlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Yâhud da onları içindekilerin kazançlarıyle helâke sürükler, bir çoğundan da afiv buyurur
Emrah Demiryent
swap_vert close
Yahut işledikleri (günahlar) yüzünden (onları, şiddetli bir fırtına ile batırıp) helâk eder. (Fakat Allah) birçoğunu affeder (de kendilerini cezalandırmaz).
Erhan Aktaş
swap_vert close
Veya yaptıkları şeylerden dolayı onları yok eder veya birçoğunu bağışlar.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Yahud (Allah bu gemileri, binenlerin) kazandıkları (günâhlar) yüzünden (fırtına ile batırıb) helak eder. (İçlerindekilerden) bir çoğunu da bağışlar (kurtarır).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Veya kazandıkları (günahlar) yüzünden onları helâk eder; bununla berâber (Allah)birçoğunu affeder.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Veya (özellikle gemidekilerin) işledikleri (kötülükler ve günahlar) sebebiyle o gemileri batırır; bununla birlikte (İçlerindekilerden) birçoğunu da bağışlar (kurtarır).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Yahut yaptıklarının karşılığında onları yok eder veya onların çoğunu da affeder.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ya da o gemileri kazandıkları günahtan dolayı yokeder. İçlerinden çoğunu da bağışlayıp batırmayız.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Yahut O, gemidekilerin kazandıkları günahların cezası olarak gemileri batırıp onları helak eder ve birçok günahtan vaz geçer de bunları batırmaz.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yahut (içindekilerin) kazandıklarından dolayı onları yok eder [yûbikhunne] ama çoğunu da affeder.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ya da kazanmakta oldukları dolayısıyla (rüzgârı şiddetli estirir de) onları yok eder, birçoğunu da affeder.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Evet, Allah dileseydi, gemileri denizin ortasında hareketsiz bırakabilirdi. Yahut içindekilerin işledikleri suçlar yüzünden, o gemileri batırıp yok edebilirdi. Fakat öyle yapmıyor, bir kısmını derhal cezalandırsa da, bir çoklarını bağışlıyor.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yahut onları, kazandıkları sebebiyle helâke sürüklüyor; birçoğundan da vazgeçiyor (affediyor).
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ya da Allah, kötü edinimleri sebebiyle onları batırıp birçoklarına af imkanı sağlayabilirdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah insanları yaptıkları yanlışlardan dolayı dilerse hemen cezalandırır. Ancak insanlara zaman verir. Düşünsünler, öğüt alsınlar, yanlışlarından dönsünler ister. Yanlışlarından dönerek samimiyetle af dileyenleri affeder.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Veya (Allah)yaptıkları yüzünden onları helak eder; pek çoğunu da affeder. [*]
Bu son ifade “Allah pek çok kez de insanların yapıp ettiklerinden vazgeçer, onları cezalandırmaz” demektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
34,35. (Allah) dilerse (o gemileri) âyetlerimizle mücadele edenlerin, kendilerinin kaçacak bir yerleri olmadığını bilmeleri için, içerisindeki mallarıyla birlikte yok eder veya birçoğunu da (batmaktan) kurtarır.¹
1 Bu iki âyet: “Yahut yaptıkları (işler) sebebiyle onları helâk eder veya birçoğunu da affedip kurtarır. Âyetlerimizle mücadele edenler bilsinler ki kendileri için kaçacak bir yer yoktur” şeklinde de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ya da yapıp-ettiklerinden dolayı ³⁶ onları yok eder: [her şeye rağmen] Allah çok bağışlayıcıdır.
36 Yani, işledikleri kötülükler yüzünden. Yukarıdaki pasajın öteki dünyadaki üç muhtemel seçeneğe temsîlî bir atıf olduğuna inanıyorum: ruhsal gelişme ve mutluluk (deniz üzerinde serbestçe gezen gemiler), ruhsal donuklaşma/durgunluk (deniz yüzünde hareketsiz duran gemiler ile sembolize edilmekte); manevî çöküş ve azap ise (yok olma/yok etme kavramında özetlenmektedir). Bu üç seçeneğin ikincisi 7:46’da ve devamında dile getirilen ve buna ait 37. notta açıklanan ârâf’ta (‘ale’l-a‘râf) olanların durumuna işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ya da Allah dilerse bu gemileri içindekilerin yaptıklarından dolayı batırıp helak eder, ama çoğu zaman da affeder. 10/22-23, 29/65
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir ihtimal onları kazançlarıyla birlikte helâk da edebilir;[⁴³⁴⁵] ne ki birçoğunu affetmektedir.
[4345] Allah’a rağmen yol almaya çalışmak şiddetli rüzgâra karşı yol almak gibidir ki sonu batıştır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
34,35. (Her zaman onları denizde durdurmakla kalmaz) Bazen de, kazandıkları günahlardan ötürü onları helak eder ve birçoğunu da bağışlar (kurtarır) ki, ayetlerimiz hakkında tartışanlar, (bundan ibret alsınlar, katımızdan bir belâ geldiğinde) kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlasınlar!
Osman Fırat
swap_vert close
Veya onları yapıp ettiklerinden dolayı yok eder, Ve Allah çoğundan geçer
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Yahut onları kazandıkları ile helâk eder ve birçoğundan da af buyurur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
32, 33, 34, 35. Denizlerde dağlar gibi akıp giden gemiler de O'nun kudretinin ve hikmetinin delillerindendir. Eğer O dilerse rüzgârı durdurur, gemiler de denizin üstünde durakalır. Elbette bunda sabrı ve şükrü bol olanlar için alacak ibretler vardır. Yahut işledikleri günahlar sebebiyle o gemileri batırır, günahların birçoğunu da affeder. Böyle yapmasının bir sebebi de, âyetlerimiz hakkında tartışanların kaçacak bir yerleri olmadığını onlara bildirmektir.
Kureyşliler ticaret amacıyla Hind okyanusuna, Afrika’nın sahil ülkelerine gemilerle yolculuk yapıyor, Kızıl Deniz’den geçiyorlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yahut yaptıkları (işler) yüzünden gemileri(n içindekileri) helak eder. Birçoğunu da affeder (kurtarır).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Veyâ dilemiş olsa onları günâhları sebebiyle gark iderdi. Allâh günâh ve kabahatlerin çoğını 'afv ider.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ya da yaptıklarına[*] karşılık yönlerini kaybettirirdi. Ama bir çoğunu da bağışlar.
[*] Geminin veya herhangi bir aracın bakım tutumu, seyir planlaması ve eğitimi gibi gerekliliklerin yerine getirilmemesi durumunda ne olacağı Yasin 36/41-46'te anlatılmıştır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Veya işledikleri sebebiyle onları helak eder, bir çoğunu da affeder.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Veya kazandıkları günahlar yüzünden onları batırır; birçoğunu da affeder.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yahut onları, içindekilerin kazançları yüzünden mahveder. Ama birçoğunu affediyor;
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yā helāk eyleye anları andan ötürü kim işlediler daħı 'afv eyleye çoķdan.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ya helāk ide anları günāhları sebebi‐y‐le ve ‘afv ider çoġından.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yaxud onları (gəmi əhlini) qazandıqlarına (günahlarına) görə məhv edər və bir çoxunu bağışlayar!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Or he causeth them to perish on account of that which they have earned And He forgiveth much
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Or He can cause them to perish because of the (evil) which (the men) have earned; but much doth He forgive.
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوْ
yahut
يُوبِقْهُنَّ
onları mahveder
بِمَا
o şeyler yüzünden ki
كَسَبُوا
kazandılar
وَيَعْفُ
ve affeder
عَنْ كَث۪يرٍۘ
birçoğundan
Yahut (yapıp) kazandıkları yüzünden (rüzgârı şiddetli estirir de) onları (batırır) mahveder ve birçoğunu da (boğulmaktan kurtarıp) affeder.
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اَوْبَقَ
Fiil-IV
و ب ق
Mahvetti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَسَبَ
Fiil-I
ك س ب
Kazandı
عَفَا
Fiil-I
ع ف و
Affetti, bağışladı, çoğaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
كَثِير
İsim
ك ث ر
Çok, pek çok, çokça