Eğer Allah [bu dünyada] kullarına bol rızık vermiş olsaydı, yeryüzünde küstahça davranırlardı: ³¹ halbuki O, [rahmetini] gereği kadar dilediğince ihsan etmektedir: çünkü O, kullarının [ihtiyaçlarından] tamamiyle haberdardır ve onları görmektedir.
31 Bu pasaj, önceki ayette geçen, “Allah iman edip doğru ve yararlı işler yapanların dileklerini kabul eder” ifadesi ile bağlantılı olup onu açıklayıcı niteliktedir. Bu ifade, ilk bakışta, birçok zalimin mutlu ve müreffeh olduğu, buna karşılık birçok iyi insanın da yoksulluk ve sıkıntı içinde kıvrandığı gerçeğine ters gibi görünmektedir. Ancak yukardaki ayet, bu itiraza cevap verirken, insanın yaratılış gereği “daima daha fazlasını istediği”ne (bkz. 102:1), bunun da onu “ne zaman kendisini yeterli görse çabucak azdırdığı”na (bkz. 96:6) işaret eder. Kur’an, bu eğilimi dengelemek için Allah’ın iyilere -ve aynı zamanda, kötülük yapanlara- vereceği “karşılığın”, mutlaka, her şeye rağmen insan varlığının ilk ve kısa bir safhasını oluşturan bu dünyada değil, ancak öteki dünyada tam olarak ortaya çıkacağını tekrar tekrar vurgulamaktadır.