“Sonraki (ümmet)ler içinde benim için bir lisân-ı sıdk (güzel bir medihle anılmayı)nasîb eyle!”(1)
(1)“Rızâ-yı İlâhî (Allah’ın rızâsı) kâfîdir. Eğer o yâr ise, herşey yârdır. Eğer O yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş para değmez. İnsanların takdîri, istihsânı, eğer böyle işte, böyle amel-i uhrevîde(âhirete yönelik amelde) illet (asıl sebeb) ise, o ameli ibtâl eder. Eğer müreccih (tercîh ettirici) ise, o ameldeki ihlâsı (samîmiyeti) kırar. Eğer müşevvik (teşvîk edici) ise safvetini izâle eder (sâfîliğini giderir). Eğer sırf alâmet-i makbûliyet olarak, istemeyerek Cenâb-ı Hakk ihsân etse, o amelin ve ilmin insanlarda hüsn-i te’sîri (güzel te’sîri) nâmına kabûl etmek güzeldir ki, وَجْعَلْ ل۪ي لِساَنَ صِدْقٍ فِي الْأٰخِرِينَ[Sonraki (ümmet)ler içinde benim için bir lisân-ı sıdk (güzel bir medihle anılmayı) nasîb eyle!] (âyeti) buna işarettir.” (Barla Lâhikası, 82)