close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şuarâ Sûresi 45. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feelkâ mûsâ ‘asâhu fe-iżâ hiye telkafu mâ ye/fikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken Musa da sopasını attı, sopa, hemen onların düzüp meydana getirdiği şeyleri yutmaya başladı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Bunun üzerine) Hz. Musa da asasını (yere) bıraktı ve bir anda onların uydurdukları (hayali canavarları)nı yutmaya başladı. (O zaman halk ve sihirbazlar şaşkınlığa düşmüşlerdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onların ardından Musa da asâsını yere atınca, bir de ne görsünler, onların bütün düzenbazlıklarını yutmasın mı!
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sonra Mûsâ asâsını attı. Bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor.
Ahmet Varol
swap_vert close
Musa da asasını attı. Birden onun, onların uyduruverdikleri şeyleri yuttuğunu gördüler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bunun üzerine Mûsa asâsını bırakıverdi; bir de ne görsünler, o, bütün uydurduklarını yutuyor!
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Musa, asasını atınca, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
43,44,45. Mûsâ onlara: “Ne atacaksanız atın!” dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz” dediler. Sonra Mûsâ asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.
Besim Atalay
swap_vert close
Musa dahi değneğini atınca, hemen yalanları sildi süpürdü !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa asasını bırakıverdi. Bir de (gördüler ki) o, bütün uydurduklarını yutuyor!
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ ’asâsını atdı. ’Asâ derhâl diğerlerinin atdıklarını yutdı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Sonra Mûsâ da değneğini yere attı; bir de ne görsünler, onların düzmece nesnelerini yutuveriyor!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sonra Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuveriyor!
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra Musa değneğini attı; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Mûsâ da Asasını koyuverdi, bir de baktılar ki o, her ne dolap çeviriyorlarsa yutuyor
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Sonra) Mûsâ asasını (yere) attı ve birden o (asa, büyük bir yılan oldu da) onların uydurduğu şeyleri yutmaya başladı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra Mûsâ asasını attı. Birde ne görsünler! Uydurdukları şeyleri yutuyor.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Bunun üzerine Muusâ da asaasını bırakıverdi. Bir de (ne görsünler) o, (büyücüler) in düzer olduklarını yutuyor!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra, Mûsâ asâsını bıraktı; bir de baktılar ki o, onların uydurmakta oldukları şeyleri yutuyor!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Derken Musa da değneğini (yere) bıraktı; bir de ne görsünler: O, büyücülerin (göz boyayarak) uydurup ortaya koydukları şeyleri yutuveriyor (onların gözbağcılıklarını bir bir silip süpürüyor)!
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sonra Musa değneğini yere attığında, birden bire onların uydurduğu sihirlerin hepsini yuttu.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Musa değneğini yere atınca değnek onların bütün yılanlarını yutuverdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa da asasını bıraktı. Hemen asa büyücülerin uydurma takımlarını yuttu.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine Musa asâsını attı. Bir de ne görsünler, o/ asâ onların uyduruk sihirlerini yutuyor.
Kadri Çelik
swap_vert close
Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuveriyor.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Derken Mûsâ, Allah’tan aldığı emirle, sopasını meydanın ortasınaattı; bir de ne görsünler; Mûsâ’nın asâsı, korkunç bir yılana dönüşmüş,büyücülerin gerçek gibi gösterdiği yılan, çıyan türünden ne varsa, hepsini birer birer yalayıp yutuyor!Ama yine de ne Firavun, ne de adamları hakîkati kabule yanaşmadılar. Öte yandan, hakîkati görür görmez iman edenler de vardı:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken Musa asâsını attı. O anda ne uyduruyorlarsa, o yutuyordu.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ardından Musa da değneğini yere attı. Aaa. Onların sahte yapıtlarını yutuvermesin mi!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar sözlerini bitirince Musa söze başladı. Yavaş yavaş tane tane dayandığı esasları (asasını) ortaya koyuyordu. "Ben sizin dediklerinizden uzağım. Sizin dedikleriniz gerçeklere dayanmıyor. Siz yalanlarınızla gerçeklerin üzerini örtüyorsunuz. Hâlbuki bana Rabbimden değişmez gerçekler gelmiş, Rabbim beni hidayetiyle aydınlığa ulaştırmıştır. Ben sizin gibi hiç bir insandan farkı olmayan Firavuna üstünlük, şeref, izzet vermem. En büyük şeref, izzet Rabbime aittir. Benim Rabbim bilip bilmediğiniz, görüp görmediğiniz bütün varlıkları yaratmıştır. Onları nimetlendirmiştir. İnsanları dünyaya göndererek belirli bir müddet yaşamalarına izin vermiş. Verdikleri söz üzerinde durup durmayacaklarına bakmaktadır. Ey bilginler! Ey ahali! Size ne oluyor ki sizin gibi doğarak dünyaya gelen, sizin gibi bir gün ölecek olan, sizin gibi hastalanan, sizin gibi yiyip içen, sizin ihtiyaç duyduğunuz her şeye hatta daha fazlasına ihtiyaç duyan Firavuna üstünlük veriyor, O’nu ilahlaştırıyorsunuz. Allah’ın yasalarını bırakıp Firavunun yasalarına uyuyorsunuz. O da sizin gibi ölümlüdür. Kendi başına hiçbir gücü yoktur. Unutmayın ki Firavunun sizden hiç bir farkı yoktur. O’na dünyada ilahlık makamı vererek üstün hale getiren sizlersiniz. Eğer sizler; Firavuna üstünlük, mevki, makam vermezseniz, yersiz korkularla kendinizi korkutmazsanız, Firavun hiçbir şey olamaz. O’na bütün değerleri veren sizsiniz. O sizin bilgisizliğinizden yararlanıyor. Sizin mallarınızla, sizin canınızla kuvvet buluyor. Siz kendi malınıza, kendi canınıza sahip olsanız, Firavuna vermezseniz, O’nun kendine ait neyi var? Hâlbuki benim Rabbim yarattığı her şeye sahiptir. Firavun kendine bile sahip değildir. Firavun da Rabbime aittir. Firavun da sizler gibi günü gelince ölecek. Dünyada yaptıklarının hesabını verecek. Firavunun dünyada şişinmesine böbürlenmesine aldanmayın! İlahımız diye yücelttiğiniz, bilgisizliğinizle şereflendirdiğiniz Firavun hesap günü sizin gibidir. Rabbini inkâr edenlerden olarak ölürse cehenneme atılacaktır. Ey bilginler! Ey ahali! Size ne oluyor ki; sizin gibi bir insanın sizi nimetlendireceğine, nimetlendirdiğine inanıyorsunuz? O’nun size nimet olarak sunduğu bütün şeyleri siz kazanıyorsunuz. Kazancınızı yeryüzünün gökyüzünün mutlak sahibi olan Allah veriyor. Allah size vermezse Firavun nereden bulup verecek? Yeryüzüne diktiklerinizi Firavun mu yetiştiriyor? Gökyüzünden suyu Firavun mu indiriyor? Denizlerden avladıklarınızın Firavunla ne ilgisi var? Savaşları siz yapıyor, namını şanını Firavuna veriyorsunuz. Ülkeleri sizler fethediyor, zaferini hâkimiyetini Firavuna veriyorsunuz. Toprakları siz ekip biçiyor, ürünlerinizi Firavuna veriyorsunuz. Bu nasıl iş ki Firavun hiç bir şey yapmaz, sarayında oturur, eğlenirken, size muhtaçken, sizin üzerinize ilahlık iddia ediyor? Bilin ki benim Rabbim, hiç bir şeye muhtaç değildir. Ey bilginler! Sizler O’nu yüceltmek için, O’nun adına halka bir sürü yalan söyleyerek, halkı kandırmazsanız Firavun kendi kendine ne söyleyebilir? Firavun aslında hiç bir şey bilmez. Bilmediği için sizin yalanlarınıza başvuruyor. Firavun kendini bile bilmez. Bütün bildikleri sizin O’na öğrettiklerinizdir. Firavun sizin öğrettiklerinizi bile tam anlamış, tam kavramış değildir. Sizin onun lehine söylediğinizi bildiği için anlamış gibi davranıyor. Onun için söylediğiniz her şey O’nun hoşuna gidiyor. Ey bilginler! Sizler Firavunun zulmüyle, hem kendinizi, hem de halkı korkutmaya çalışıyorsunuz. Şunu bilin ki; eğer korkmanız ve korkutmanız gereken, güçlü, hesabı çetin bir varlık varsa O’da Rabbimdir. Rabbimin hesabı kesindir. Rabbimin gücü karşısında hiç bir güç duramaz. Eğer aklınız varsa Rabbimin cezalandırmasından korkmanız gerekir!" dedi. Bu sözler Firavunun adamlarının uydurduğu bütün yalanları yutarak yokluğa mahkûm etti. Firavunun adamları uydurdukları yalanların gerçekler karşısında kaybolup gittiğini görünce hatalarını anladılar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Musa da asasını atmıştı. Bir de ne görsünler, (Musa’nın asası) onların uydurduklarını yutuyor. [*]
Bu ayetler A‘râf 7:117. ayetle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra Mûsa âsâsını (yere) atınca bir de ne görsünler, onların meydana getirdikleri düzmece şeyleri, yutuyor!
Muhammed Esed
swap_vert close
(Onların) ardından Musa da asâsını atınca, bir de ne görsünler, onların bütün o düzenbazlıklarını ²⁴ yutmasın mı!
24 Bkz. 7:117 hk. 89. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Derken Musa da asasını yere bıraktı o da ne! Asa, onların aldatıcı sihir malzemelerini yutuyor. 20/9...72
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Derken, Musa asasını bıraktı. Fakat o da ne! O onların gözbağcılıklarını bir bir silip süpürmesin mi!
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onların ardından, Musa asasını attı; bir de ne görsünler!.. O asa, ejderha gibi gösterdikleri nesneleri tek tek yutuvermiyor mu?
Osman Fırat
swap_vert close
Mûsâ da asâsını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bunu müteakip Mûsa da asasını bırakıverdl, hemen o zaman o (asası) onların uydurdukları şeyleri süratle yutar oldu.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Derken Mûsâ da değneğini yere attı; bir de ne görsünler: O, büyücülerin göz boyayarak uydurup ortaya koydukları şeyleri yutuveriyor!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mûsâ 'asâsını yere bırakdıkda ejderhâ oldı ve sihirbazların iftirâ itdikleri şeyleri yutdı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Arkasından Musa değneğini attı. O da onların gözbağı için yaptıklarını beklenmedik bir şekilde yutuverdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Musa da değneğini attığı zaman, onların uydurdukları şeyleri yutmaya başladı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Musa da asâsını attı; ve asâ, onların uydurduğu şeyleri yutmaya başladı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Mûsa da asasını attı. Bir de ne görsünler, o onların hüner olarak ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes bıraķdı mūsā 'aśāsını pes ol vaķt ol yudarıdı anı kim yalan eylerlerdi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ol vaḳtda Mūsā ‘aṣāsın bıraḳdı, pes yuddı ‘aṣā anlar yalan taḫyīl eyledük‐leri siḥri.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bundan sonra Musa da əsasını (yerə) atdı. (Əsa) dərhal (bir əjdaha olub) onların hoqqabazlıqla düzəltdiyi şeyləri uddu.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then Moses threw his staff and lo! it swallowed that which they did falsely show.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Then Moses threw his rod, when, behold, it straightway swallows up all the falsehoods which they fake!(3164)
3164 The sorceres' ropes and rods seemed to have become serpents, but the rod of Moses was mightier than all of them and quickly swallowed them up. So truth is more powerful than tricks and will expose and destroy them.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَلْقٰى
sonra attı
مُوسٰى
Mûsâ
عَصَاهُ
asasını
فَاِذَا
hemen birden
هِيَ
o
تَلْقَفُ
yutuyor
مَا
o şey-leri ki
يَاْفِكُونَۚ
uyduru-
yorlar
Sonra Mûsâ asasını attı. Bir de ne görsünler o, onların (sihirbazların) uydurdukları şeyleri (yakalayıp) yutuyor.
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
عَصَا
İsim
ع ص و
Asa
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
هِيَ
Zamir
هِيَ
O (bayanlar için kullanılır)
لَقِفَ
Fiil-I
ل ق ف
Yuttu
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَفَكَ
Fiil-I
ا ف ك
Çevirdi, döndürdü, uydurdu, vazgeçirdi