Mûsâ onlara: “Siz (göz boyamak üzere) ne atacak kimseler iseniz, atın(bakalım)!” dedi.(1)
(1)“Asâ-yı Mûsâ gibi çok hikmetleri ve fâideleri bulunan kıssa-i Mûsâ’nın (Hz. Mûsâ Aleyhisselâm'ın hayat hikâyesinin) ve sâir Enbiyânın (diğer peygamberlerin) kıssalarının çok tekrârında, risâlet-i Ahmediyenin (Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın peygamberliğinin) hakkāniyetine bütün Enbiyânın nübüvvetlerini bir hüccet (delil) gösterip, onların umûmunu inkâr edemeyen, bu Zât’ın (asm) risâletini hakīkat noktasında inkâr edemez. Hikmetiyle ve herkes her vakit bütün Kur’ân’ı okumaya muktedir ve muvaffak olamadığından, her bir uzun ve mutavassıt (orta büyüklükteki) sûreyi birer küçük Kur’ân hükmüne getirmek için, ehemmiyetli erkân-ı îmâniye (îmânın rükünleri) gibi o kıssaları tekrâr etmesi, değil israf, belki mu‘cizâne bir belâğattır.” (Şuâ‘lar, 11. Şuâ‘, 240)