Eğer (onların zorla iman etmelerini) dileseydik onlara semadan öyle (açık) bir belge indirirdik ki, onun karşısında (mecburen) boyun büker, baş eğerlerdi. *
(*) Ayette ifade edildiği üzere Allah isteseydi inkârcıları iman ettirecek bir belge veya bir felâket göndererek onların boyun eğmelerini sağlardı. Ancak böyle bir zorlama imtihan hikmetine aykırıdır. Allah dünyayı, hayatı ve ölümü imtihan için yaratmıştır. İnsanın bu imtihanı kazanması serbest ve özgür iradesiyle Allah’a inanmasına ve itaat etmesine bağlıdır. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 144) ...Elçinin sözlerine inanmayan hatta sözleriyle küstahça alay edip onu aşağılayan yalancıların inanması için olağanüstü mucizeler sergilemekten Allah münezzehtir. Dileyen inanır, dileyen inanmaz. Allah’ın hiç kimsenin inanmasına ihtiyacı yoktur... Allah gönüllü kul olmayı, gönülsüz köle olmaktan üstün tutmuştur… İslam’a göre imânın manevî değeri, zorlamanın değil, özgür irade ve serbest seçimin ürünü olmasından ileri gelmektedir. Eğer bir peygamber Allah’ın elçisi olduğunu mucizeyle gösterip kanıtlıyorsa orada gayba imândan söz edilemez. Sadece gelen kişinin Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik edilir. Bu durum da imtihanı bitirirdi. Zira doğru seçenek, artık ayan beyan görülmektedir. Dolayısıyla buradaki kabul değerli değildir. Bu olsa olsa imtihanda öğretmen eliyle zorunlu kopya çekmek gibidir. Allah zorlama yöntemini dilemiş olsaydı, imtihanın amacı ortadan kalkmış olurdu. (Kurandan Hayata)