Sonra da onun gönlüne, kötülük ve iyilik yapma kabiliyetini verene yemin olsun ki,¹
1 İlham: Bir şeyi bir defada yutturmak, bir manayı gönüle yerleştirmek demektir. Fücur; hak yoldan çıkmak, edepsizlik etmek, Takva ise, nefsi edepsizlikten kurtarmak ve korunmak demektir. Peygamberler dışındaki bazı kimselere Allah’ın zaman zaman gönderdiği ve din adına bir hüküm ifâde etmeyen, bir tür vahiydir. “Arıya vahiy” ise Allah’ın onu gizli bir şekilde terbiye ederek ona, o his ve sanatı mükemmel bir şekilde öğretmesi, demektir. Bütün varlıklardaki, bugün içgüdü denilen şey de aslında, Allah’ın arıya vahyi gibi, o varlığa bir vahyidir. (Nahl: 68) “Bir nefse fücurunu ve takvasını ilham etmek”; fücurun, nefse zarar vermek, takvanın nefsi korumak olduğunu duyurmak ve fücur olan işlerden sakınıp takva olan işleri yaparak korunmak lâzım geldiğini ilham etmek demektir. Bu ilham, fıtrî olarak her nefis için geçerlidir ve insan aklıyla bunları bilemez. (Elmalılı) Allah’ın, Peygamberlerle bunları bize kolayca öğretmesi, bizim için büyük bir lütuftur. Her ne kadar mutasavvıflarca bu ayet, “nefs-i mülhimeye” delil olarak gösterilirse de böyle bir nefis tasnifi tamamen keyfidir.