close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Şems Sûresi 8. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-elhemehâ fucûrahâ ve takvâhâ
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Derken ona kötülüğünü de, çekinmesini de ilham etmiştir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonra da (her nefse) fücurunu (imani ve ahlâki düşüklüklerini) ve takvasını (küfür ve kötülükten sakınma çarelerini) ilham edip (öğreten yüce Rabbe yemin olsun ki).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
sonra da o insana kötü ile iyiyi, doğruluk ile sapıklığı birbirinden ayıracak özellik ve ölçüyü öğretene veya insanlara hayrı ve şerri, itaat ve isyanı ilham ile öğreten Allah'a.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun nefsi, insanı, günah işleme, mantıklı düşünme ve dinin dışına çıkma zaaflarıyla, vicdan azabıyla; takva esaslarını-Kur'an esaslarını benimseme ve hayata geçirme, Allah'a sığınma, emirlerine yapışma, günahlardan arınma, azaptan korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetini geliştirme, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma kabiliyetiyle donatana!
Ahmet Varol
swap_vert close
Sonra ona kötülüğe eğilimini ve takvasını ilham edene.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonra da o nefse, isyanını ve itaatını öğretene ki,
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O nefse bozulma ve korunmayı yanlış ve doğruyu ilham edene (yapısına) andolsun ki
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4,5,6,7,8. Güneşe ve onun aydınlık veren parlaklığına; onu izlediğinde aya; güneşi açığa çıkardığında gündüze; güneşi örttüğünde geceye; göğe ve onu bina edene; yere ve onu döşeyene; nefse ve onu şekillendirene; nefse, kötülüğe ve korunmaya açık özelliklerini verene yemin olsun ki, [762][763]
[762] Şems sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 147.[763] Yemin edilen 11 varlık hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XXI, 149-156.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ona kötülüğü, ona iyiliği öğretene ant içerim ki
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sonra da ona kötülük ve iyilik kabiliyeti/eğilimi ilham edene andolsun ki,
Yani “insana doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneği veren Allah, onu günah işlemek, zararlı düşünmek, mantıksız davranmak, vefasızlık etmek, haddi aşmak gibi kötü zaaflarla donatırken aynı zamanda merhamet etmek, sevmek, saygı duymak, yardımlaşmak, dürüstlük, doğru sözlülük, sadakat, kötülüğe karşı çıkmak, mazlumun yanında yer almak gibi güzel hasletleri de ona ilham etmiştir. Bununla birlikte hakikatin bütün güzelliklerini ortaya koyan kitaplar göndermiştir. Bu kitaplardaki öğretileri benimseme ve hayata geçirme, günahlardan arınarak sorumluluk şuuruyla şahsiyetini geliştirme, sosyal bir varlık olarak doğaya, insanlara ve diğer canlılara karşı bilinçli davranma kabiliyeti vermiştir.”  
Cemil Said
swap_vert close
âna fücûr ve takvâyı ilhâm iyleyenin hakkı içün yemîn iderim.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
7,8,9. Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ona kötü ve iyi olma yeteneklerini yerleştirene ki,
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Sonra da ona kötülüğünü ve erdemliliğini bildirene andolsun ki;
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sonra da ona bozukluğunu ve korunmasını ilham eyliyene ki
Emrah Demiryent
swap_vert close
7-8. Ve insana, (yaratılış maksadına uygun akıl ve idrak melekesi vererek) onu düzenleyene ve kendisi için neyin kötü, neyin iyi olduğunu öğret (ip ikisinden birini tercih etme kabiliyeti ver) ene kasem olsun ki,
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sonra ona fücurunu¹ ve takvasını² ilham³ etti.
1. Kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımamak, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir. İmanın dışa yansıması nasıl ki birr, takva, sâlihâtı yapmak ise, küfrün dışa yansıması da “fucur”dur. 2 . Fucurdan/ Kötülükten korunma. 3- İlham, sözcük olarak “yutmak” demektir. Allah'ın kullarının kalbine attığı, ona ulaştırdığı şeyler için kullanılmaktadır. Bu ulaştırma içe yerleştirme anlamında “yutturma” gibidir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilham edene ki,
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Sonra da ona (o kişiye) günâhını ve takvâsını (neyin isyan, neyin itâat olduğunu bildirerek) ilhâm edene (yemîn olsun)!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ki, (o yaratıcı olan zatım) ona (nefse) kötülüğünü de (kötülükleri anlama ve kavrama yeteneği), takvasını da (iyilikleri anlama ve kötülükten sakınma yeteneği de) ilham etmiştir. *
(*) Ayetteki elheme fiilinin masdarı olan ilham, bu bağlamda fücûr ve takvâ kelimeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, “Allah Teâlâ’nın insanın fıtratına doğru ve yanlışı, iyilik ve kötülüğü, günah ve sevabı bilme, tanıma, ayırt etme, birini veya diğerini seçip yapma gücü ve özgürlüğü vermesi”; dolayısıyla “insanın her türlü deney ve öğrenimden önce, apriorik (bilginin kaynağı meselesinde akılda tecrübe öncesi doğuştan ve kendiliğinden var olup doğruluğu apaçık olan, önsel) olarak bu yeteneklerle donanmış bulunması” şeklinde açıklanabilir. Böylece Kur’an’ın insan anlayışının bir özeti sayılabilecek olan 7-8. âyetler, insanın ahlâkî bakımdan çift kutuplu bir varlık olduğunu, iyilik veya kötülük yollarından dilediğini seçebilecek bir tabiatta yaratıldığını ve onun kurtuluş veya mahvoluşunun bu seçime bağlı bulunduğunu göstermektedir. Tefsir (Kur’an Yolu)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nefse günah işlemeyi ve korunmayı (nefsin kendisi) ilham etmiştir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
sonra sapkınlığı da, sakınırlığı da onun gönlüne doğuran hakkı için,
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sakınma yollarını akılla ilham eden hakkı için [²],
[2] Veya yapması, düzeltmesi, ilham etmesi hakkı için.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Böylece ona hem kötülüğü ve hem de Allah’a karşı sorumluluk bilincini ilham edene.²
2 Bu iki ayette insanın zaaf ve meziyetleriyle beraber kişiliğinin oluşmasını sağlayan temel duygu, düşünce ve dürtülerin potansiyel olarak insana verildiğinin muhteşem bir tasviri söz konusudur. Kişi muhayyerdir; bu eğilimlerden hangisini geliştirirse kişiliğini o doğrultuda bina etmiş olur ve o doğrultuda bir insan olur.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sonra ona kötülüğü ve ondan sakınmayı ilham edene.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Sonra da ona doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etme yeteneği bahşeden; bununla birlikte hakîkati apaçık ortaya koyan ayetler göndererek, ona kendisi için neyin iyi, neyin kötü olduğunu öğreten yüce Rabb’e!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Derken ona fücurunu (kötülüğünü) ve takvâsını (sakınıp korunmasını) ilham etti.
Mehmet Çakır
swap_vert close
7,8. kişiye denge verene, // ona iyiliği ve kötülüğü yükleyene yemin ederim ki
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsan yaratılışından uzaklaşıp insanlığından çıktığı zaman, kötü yola düştüğü zaman, düzelmesi için kalbine iyiliği koyana, doğru yolu gösterene, düşünüp akıl etmesini sağlayana andolsun!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sonra da ona ([nefs]e), kötülük ve [takvâ] (duyarlılık) kabiliyetini verene ki [*]
Bu ayet A‘râf 7:172, Rûm 30:30 ve Hucurât 49:7. ayetlerle birlikte okunmalıdır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sonra da onun gönlüne, kötülük ve iyilik yapma kabiliyetini verene yemin olsun ki,¹
1 İlham: Bir şeyi bir defada yutturmak, bir manayı gönüle yerleştirmek demektir. Fücur; hak yoldan çıkmak, edepsizlik etmek, Takva ise, nefsi edepsizlikten kurtarmak ve korunmak demektir. Peygamberler dışındaki bazı kimselere Allah’ın zaman zaman gönderdiği ve din adına bir hüküm ifâde etmeyen, bir tür vahiydir. “Arıya vahiy” ise Allah’ın onu gizli bir şekilde terbiye ederek ona, o his ve sanatı mükemmel bir şekilde öğretmesi, demektir. Bütün varlıklardaki, bugün içgüdü denilen şey de aslında, Allah’ın arıya vahyi gibi, o varlığa bir vahyidir. (Nahl: 68) “Bir nefse fücurunu ve takvasını ilham etmek”; fücurun, nefse zarar vermek, takvanın nefsi korumak olduğunu duyurmak ve fücur olan işlerden sakınıp takva olan işleri yaparak korunmak lâzım geldiğini ilham etmek demektir. Bu ilham, fıtrî olarak her nefis için geçerlidir ve insan aklıyla bunları bilemez. (Elmalılı) Allah’ın, Peygamberlerle bunları bize kolayca öğretmesi, bizim için büyük bir lütuftur. Her ne kadar mutasavvıflarca bu ayet, “nefs-i mülhimeye” delil olarak gösterilirse de böyle bir nefis tasnifi tamamen keyfidir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve nasıl ahlakî zaaflarla olduğu kadar Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle de donatıldığını! ⁶
6 Lafzen, “ve [düşün,] ona hayasızca işlerini (fucûrahâ) ve Allah’a karşı sorumluluk bilincini (takvâhâ) aşılayanı” -yani, insanın hem üstün ruhî mertebelere yükselme hem de açık ahlakî zaaflar gösterebilme özelliğine aynı ölçüde sahip olduğu gerçeği, insan tabiatının temel bir karakteristiğidir. En derunî anlamıyla, insanın kötü/yanlış davranabilme özelliği, onun doğru davranma yeteneğinin bir eşidir: başka bir deyişle, her “doğru” seçime bir değer kazandıran ve böylece insanı ahlakî olarak serbest irade sahibi kılan şey, temelde mevcut bulunan bu eğilim kutupluluğudur (karş. bu bağlamda 7:24-25, not 16).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu çerçevede ona hem iyiyi hem de kötüyü ilham edecek olan iç donanıma. 30/30, 41/52-53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ve nihayet insan benliğine iyiyi ve kötüyü tanıyıp sorumsuz ve sorumlu davranma yeteneğini[⁵⁷⁵²] yerleştiren (şahit olsun) ki:[⁵⁷⁵³]
[5752] Takvânın muhtemelen iniş sürecinde ilk kullanıldığı yer burasıdır. Kök mânası, “biri diğerine zarar veren iki şey arasına engel koyarak zarar göreni zarar verenden korumak” demektir. İttekâ bi-teresihi “kalkanıyla kendini korudu/sakındı” denilir. Bir sahabi, savaşın en şiddetli anında Allah Rasûlü’nün ardına sığınarak korunduklarını ittekaynâ bi-rasûlillah cümlesiyle dile getirir. Allah Rasûlü takvâyı şöyle açıklar: “Birbirinize haset etmeyiniz! Kendiniz almak istemediğiniz halde diğerini zarara sokmak için bir malı methedip fiyatını arttırmayınız! Birbirinize buğzetmeyiniz! Birbirinize yüz çevirip arka dönmeyiniz! Sizden bazılarınız diğer bazılarınız üzerine alışverişe girişmesin! Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz! Müslüman müslümanın kardeşidir. Müslüman müslümana zulmetmez. Yardıma muhtaç olduğu zaman da onu yalnız ve yardımcısız bırakmaz. Onu hor ve hakir görmez. Takvâ işte budur/buradadır.” Rasulullah “takvâ işte buradadır” sözünü üç defa tekrarladı ve her seferinde eliyle göğsünü gösterdi.” (Müslim, Birr 32). Bu hadis ekonomik, sosyal, ahlâkî, dinî ve siyasal her alanda tavsiyeler içermektedir. Nebi bunların tümünü takvâ başlığı altında ele alabilmektedir. Bu da bizi “insanı sorumlu hareket etmeye götüren sorumluluk bilinci” tarifine ulaştırır. [5753] İlhâm, “bir şeyi yutmak” anlamındaki el-lihâmdan türetilmiştir. İmtihan sırrı gereği sanki iyi ve kötü, bir Tuba ve Zakkum tohumu gibi insana yutturulmuştur. İnsan bunlardan hangisini iradesiyle seçer ve sularsa o gelişecektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Sonra da ona (insana) hem kötülüğü hem de (kötülükten) sakınmayı (hayr ile şerri) ilham edene (âlemlerin Rabbine) ki;
Osman Fırat
swap_vert close
ona bozgunculuğun ve korunmanın (isyânının ve itâ’atinin) ilhâmını (verendir. )
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Sonra da ona günahını ve takvâsını ilham etmiş olana (andolsun ki),
Suat Yıldırım
swap_vert close
8, 9. Ona hem kötülük, hem de ondan sakınma yolu ilham eden hakkı için ki: Nefsini maddî ve manevî kirlerden arındıran, felaha erer. [90, 10; 76, 3]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ona bozukluğunu ve korunmasını (isyanını ve ita'atini) ilham edene andolsun ki:
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ona fücûr ve hakkı ilhâm iden hakkıyçün
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham[*] edene yemin olsun ki
[*] İlham, Allah'ın, kulunun kalbine bir şey do­ğur­masıdır  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sonra da ona kötülüğü ve korunmayı ilham edene..
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kötülüğünü de, iyiliğini de ona ilham edene:
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ardından da ona bozukluğunu ve takvasını ilham edene ki,
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
[316a] göñline bıraķdı anuñ ya'nį bildürdi buyruķdan çıķmaġını daħı śaķınıcılıġını
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
İlhām eyledi aña yamanlıġı ve yaḫşılıġı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Sonra da ona günahlarını və pis əməllərdən çəkinməsini (xeyir və şəri) öyrədənə ki,
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And inspired it (with conscience of) what is wrong for it and (what is) right for it.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And its enlightenment as to its wrong and its right;-
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَلْهَمَهَا
sonra ona ilham etti
فُجُورَهَا
fücurunu
وَتَقْوٰيهَاۙۖ
ve takvâsını
Sonra da ona (seçim yapması için) fücuru (hak yoldan sapmayı) ve takvâyı (hak yolda olmayı) ilham edene (andolsun ki),
اَلْهَمَ
Fiil-IV
ل ه م
İlham etti
فُجُور
İsim
ف ج ر
Fücur (hak yoldan sapma)
تَقْوَى
İsim
و ق ي
Takvâ