Göğün ve yerin ne kadar az kısmının önlerine serildiğini, ne kadarının da gizlendiğini anlamazlar mı? ⁶ [Yine anlamazlar mı ki] Biz dileseydik onları yerin dibine batırır, ⁷ yahut göğü başlarına geçirirdik? ⁸ Bütün bunlarda, [pişmanlık duyarak] O’na yönelen her [Allah’ın] kul[u] için bir ders vardır. ⁹
6 Lafzen, “...gökten ve yerden elleri arasında olan ile arkalarında olanın farkında değiller mi?”: sure 2, not 247’de açıklaması yapılan deyimsel bir ifade. Yukarıdaki ifade, bu bağlamda -ve 2:255’de- insanın ulaştığı yahut kendisine sunulan bilginin önemsizliğini vurgular; o halde insan, yeniden dirilmenin ve ölümden sonraki hayatın insan tecrübesinin ulaşamayacağı bir fenomen olduğunu, diğer taraftan, evrendeki her şeyin Allah’ın sınırsız yaratma gücünü isbatladığını gördüğü halde nasıl bu realiteleri inkar edecek kadar küstah olabilir?7 Yani, bir deprem sonucunda.8 Önceden kestirilemeyen jeolojik ve kozmik olaylara -yer sarsıntısı, meteor veya meteoritlerin düşüşü, kozmik ışınlar vb.- yapılan bu atıf, “göğün ve yerin ne kadar az bir kısmı önlerine serilmiştir ve ne kadarı da gizlenmiştir” ifadesini güçlendirmekte ve Allah’ın bilgisinin kuşatıcılığına ve yüceliğine nazaran insanın güçsüzlüğünü vurgulamaktadır.9 Bkz. 24:31’in son cümlesi ve buna ait not 41.