Ama güçsüzler, küstahça büyüklük taslayanlara: “Hayır!” diyecekler. “[Bizi ondan alıkoyan, sizin] gece gündüz ⁴¹ [Allah’ın mesajlarına karşı] yanlış ve yanıltıcı itirazlar geliştirmenizdi; [tıpkı] Allah’ı tanımamaya ve O’na rakip güçler bulunduğuna ⁴² bizi ikna ettiğiniz (gibi)!” diyeceklerdir. Ve onlar [kendilerini bekleyen] azabı görünce [derin] pişmanlıklarını ifade etmeye ⁴³ imkan bulamayacaklar: çün-kü biz hakikati inkara şartlanmış olanların boyunlarına halkalar geçireceğiz. ⁴⁴ Bu, yaptıklarının [adil] bir karşılığı değil midir?
41 Yani, her zaman, daima. Mekr terimi (lafzen, “düzen” veya “düzen kurma”), burada, doğru olan şeye karşı “yanıltıcı ve yanlış itirazlar geliştirme” anlamını taşır. Bu örnekte, yukarıdaki 31. ayetin ilk paragrafında görüldüğü gibi, Allah’ın mesajlarına karşı bu itirazları geliştirmeleri sözkonusudur (karş. bu terimin 10:21 ve 35:43’deki benzer kullanımı ve aynı zamanda bkz. 86:15).42 Lafzen, “Allah’a eşler (endâd) koşmaya”. Bu ifadenin bir açıklaması ve bizim çevirimiz için bkz. sure 2, not 13.43 Eserru’n-nedâmeh ifadesinin bu şekilde çevrilmesinin gerekçeleri için bkz. sure 10, not 77.44 Bazı klasik müfessirlerin (örn. Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî) 13:5 ve 36:8’de geçen benzer ifadeler ile ilgili açıklamalarında işaret ettikleri gibi, bu günahkarların dünyada iken “boyunlarında” taşıdıkları, Hesap Günü de taşımaya devam edecekleri “halkalar” (ağlâl), teslim oldukları geçersiz ve düzmece değerlere ruhlarını esir etmelerinin ve bu teslimiyetin yol açtığı azabın bir simgesidir.