close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 31. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-lleżîne keferû len nu/mine bihâżâ-lkur-âni velâ billeżî beyne yedeyh(i)(k) velev terâ iżi-zzâlimûne mevkûfûne ‘inde rabbihim yerci’u ba’duhum ilâ ba’din(i)lkavle yekûlu-lleżîne-stud’ifû lilleżîne-stekberû levlâ entum lekunnâ mu/minîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve kafir olanlar, biz dediler, ne şu Kur'an'a inanırız, ne de ondan önceki kitaplara. Bir görmeliydin zalimlerin, Rablerinin katında öylece kalakaldıkları ve birbirlerinin sözlerini kesip söylendikleri günkü hallerini; o zayıf ve aşağılık sanılanlar, ululuk satanlara derler ki: Siz olmasaydınız biz mutlaka inanırdık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Gerçekten) İnkâr eden ve küfre giren kimseler (şunlardır ki) onlar şöyle derler: "(İşimize gelmediği ve sıkıntıya sevk ettiği için) Biz (kesinlikle ve hiçbir şekilde) bu Kur’an’a da, ondan önce gelen kitaplara da inanmayacağız. (Çünkü biz gerçeği değil, keyfimizi ve dünyamıza gerekeni aramaktayız." Bu şeytani inatları ve bozuk fıtratları yüzünden akılları yattığı halde, bile bile Kur’an’ın adalet hükümlerini ve ahlâki prensiplerini inkâr ve itiraz eden) Zalimleri, Sen Rableri huzurunda (yaptıklarının hesabını vermek üzere) tutuklanmış vaziyette (iken) eğer bir görsen (ki o zalimler: a- İmkân ve iktidarlarıyla kibirlenip büyüklük taslayan yönetici tabakası, b- Ezilen, sömürülen ve sindirilerek zayıf ve çaresiz bırakılan, ama gaflet ve cehaletle yine de zalim yöneticilerin peşine takılan halk tabakası olarak iki kısımdır.) Bunlar birbirlerini (suçlayıp) karşılıklı söz döndürüp laf dalaşı yaparak; müstaz’af zalimler, müstekbir zalimlere derler ki; "Eğer siz (başımızda) olmasaydınız (iktidar konumunda iken adil ve ahlâki esaslara göre davransaydınız,) herhalde bizler de (Hakka inanan ve hayra uyan) mü’min kimseler olacaktık. (Hain güçlerden ve şeytani çevrelerden de destek alarak; faiz ve sömürüye dayanan ekonomik sisteminizle… Ahlâki ve manevi değerlerden yoksun eğitim düzeninizle… Baskıcı ve barbar yönetim ve yöntemlerinizle bizleri yoldan çıkardınız. Ey Rabbimiz, asıl suçlu ve sorumlu olan bu gaddar ve hilekâr idarecilerimizdir!" deyip kurtulmaya çalışacaklardır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler: “Biz ne bu Kur'ân'a inanırız, ne de önceki vahiylerden bu güne kalanlara” dediler. Sen hesap günü Rablerinin huzurunda, suçu birbirlerinin üzerine atıp durdukları zaman, bu yaratılış gayesi dışında yaşayan kimselerin halini bir görseydin. Yeryüzünde güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: “Siz olmasaydınız, kesinlikle inanmışlardan olurduk” diyeceklerdir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “Biz, bu Kur'ân'a ve Kur'ânın vahyine muhatap olan önündeki zata, Peygamber Muhammede asla inanmayacağız” derler. Sen inkârda, isyanda, baskı, zulüm ve işkencede, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engellemede devam eden güç ve iktidar sahibi zâlimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış halde, birbirlerine laf atarlarken bir görsen! Bir taraftan, temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilenler, büyüklük taslayan zorba, güç ve iktidar sahiplerine: “Siz olmasaydınız, elbette biz mü'min kimseler olurduk” derler.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkâr edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur'an'a ne de ondan öncekilere inanırız." Sen onları, Rablerinin huzurunda durdurulmuş halde birbirlerine söz atarlarken görsen. Zayıf düşürülenler büyüklenenlere: "Eğer siz olmasaydınız biz muhakkak mü'minler olurduk" derler.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnkâr edenler dedi ki: 'Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inanırız, ne ondan önceki (indirile)ne.' Sen o zulmedenleri, Rableri huzurunda tutuklanmış olarak görsen; sözü (suçlamaları) birbirlerine karşı evirip-çevirir (birbirlerine yöneltirler). Za'fa uğratılan (müstaz'af)lar, büyüklük taslayanlara derler ki: 'Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler mü'min (kimse)ler olurduk.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O küfre varanlar: “- Biz, asla ne bu Kur'an'a inanırız, ne de ondan öncekine (Tevrat ve İncil'e).” dediler. Fakat sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda durdurulurlarken sözü birbirlerine çevirerek, düşükler, o büyüklük taslıyanlara: “- Siz olmasaydınız muhakkak biz iman ederdik.” dedikleri zaman bir göreydin!...
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Fakat o kâfirler dediler ki: “Biz, ne bu Kur’ana ne de ondan önceki kitaplara asla inanmayız.” Keşke o zalimlerin Rableri huzurunda bekletildikleri vakti bir görsen! Nasıl birbirlerine söz atarlar. Zayıf bırakılanlar, büyük olanlara: “Eğer siz olmasaydınız, biz inanacaktık” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, “Bu Kur'ân'a ve bundan önce gelen kitaplara asla inanmayacağız” dediler. Sen o zâlimleri, Rabblerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf durumda olanlar, büyüklük taslayanlara: “Sizler olmasaydınız, biz kesinlikle inananlardan olurduk” diyecekler.
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirler dediler ki: «Bizler, ne bu Kur'ana inanmaktayız, ne de öncekilere!», zalimlerin Tanrıları katında, nice durdukların bir görseydin, birbirine söz atarlar; böbürlenmiş olanlara zayıf sanılanlar diyecekler ki: «Eğer sizler olmasaydınız, bizler inanmış idik!»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar: “Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman, o zalimleri birbirlerine laf atıp tutarken bir görsen! (Yeryüzünde) güçsüz olanlar (vaktiyle körü körüne itaat ettikleri) o büyüklük taslayan (patron)lara: “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” diyecekler.
Cemil Said
swap_vert close
Küfür idenler: "Ne bu Kur’ân’a ne de ândan evvel gönderilen kitâblara inanmayız" dirler. Zâlimleri rablerinin huzûrına çıkdıkları ve biri birilerine isnâdâtda bulundukları vakit görsen! Za’îfler mütekebbir ruesâya "Siz olmaya idiniz biz mü’min olacak idik" dirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler: "Bu Kuran'a ve ondan öncekilere inanmayacağız" dediler. Sen bu zalimleri, Rablerinin huzurunda dikilmiş oldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen! Güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenler şöyle dediler: “Biz ne bu Kur’an’a inanırız ne de bundan öncekilere!” Sen o zalimleri rablerinin huzurunda, tutuklanmış halde birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Horlananlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: “Siz olmasaydınız, hiç kuşkusuz biz iman ederdik.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Kâfir olanlar dediler ki: Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara: Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler.  
 Mekke kâfirleri, ehl-i kitaba Resûlullah’ı sorduklarında ehl-i kitap: Onun vasfını kitaplarda bulursunuz, demişler, bunun üzerine kâfirler öfkelenerek, inkârlarını böyle ifade etmişlerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcılar, "Biz ne bu Kuran'a ne de ondan öncekilere inanmayız," dediler. Zalimleri, Rab'leri huzurunda duruşma sırasında birbiriyle atışırken bir görseydin! (Öğrenim, araştırma, ekonomik, politik v.b. yönlerden) güçsüzleştirilenler, büyüklük taslamış olanlara, "Siz olmasaydınız biz inanan kişiler olurduk," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kâfirler: "Biz ne bu Kur'ân'a inanırız, ne de ondan öncekilere." dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine söz atarken bir görsen! Bir taraftan zayıf düşürülenler, o büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz mutlaka mümin olurduk" derler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bununla beraber o küfredenler: «biz ne bu Kur'ana inanırız, ne de önündekine» dediler, fakat görsen o zalimler yakalanıp rablarının huzuruna durduruldukları zaman ba'zısı ba'zısına söz atarken, ki taraftan zebun edilenler, o büyüklük taslıyanlara şöyle diyorlardır: siz olmasa idiniz her halde biz mü'min olurduk
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kâfirler dediler ki: “Biz, Kur’ân’a ve bundan önce gelen kitaplara asla inanmayacağız.” (Resûlüm, hesap günü) sen o zâlimleri, Rablerinin (manevi) huzurunda tutuklanmış, suçu birbirlerinin üzerine atarlarken bir görsen! (Dünyada iken, hakkı, hakikati araştırmadan, başkalarının peşinden körü körüne giden) zayıf (görüşlü) olanlar, (itaat ettikleri) o büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız, biz mutlaka îmân eden kimseler olurduk!” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler, “Biz ne bu Kur'an'a ne de ondan önce gelene asla inanmayacağız.” dediler. Sen bu zalimleri, Rabb'leri huzuruna çıkarıldıklarında nasıl birbirlerine sataştıklarını bir görsen! Güçsüzler, büyüklük taslayan kimselere, “Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle inananlar olurduk.” derler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O küfredenler. «Biz ne bu Kur'ana, ne de ondan öncekilere asla inanmayız» dedi (ler). O zaalimler Rablerinin dîvânında mevkuf dururlarken, sözü (kabahati) birbirine evirib çevirir (lerken, içlerinden) zâif sayılanlar o büyüklük taslayanlara: «Siz olmasaydınız muhakkak ki biz mü'minler (den) olmuşduk» derler (ken) sen bir görmelisin!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve inkâr edenler dedi ki: “(Biz) ne bu Kur'ân'a, ne de onun önündekilere (ondan önce gelen diğer kitablara) aslâ inanmayız!” Fakat (sen), o zâlimleri Rablerinin huzûrunda durdurulmuş kimseler olduklarında bir görsen! Birbirlerine söz çevirir (aralarında münâkaşa ederler). Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara: “Siz olmasaydınız elbette (biz de) mü'min kimseler olurduk” derler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve inkâr etmiş olanlar: “Biz bu Kur’an’a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız” dediler. Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman, o zalimleri birbirlerine laf atıp tutarken bir görsen! (Yeryüzünde) güçsüz bırakılanlar (dünyada körü körüne itaat ettikleri) büyüklük taslayanlara (zalim liderlere, efendilere, patronlara): “Siz olmasaydınız (bizi yanlış yola yönlendirmeseydiniz) biz mutlaka iman eden kimseler olurduk”derler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Doğruları inkâr edenler “Biz bu Kur’an’a ve ondan önce indirilene inanmayacağız” demişlerdi de, sen onları Rablerinin huzurunda durdurulduklarında bir görsen, o inkâr edenlerin bir kısmı, bir kısmına dönerek laf atarlar. Dünyada iken zayıf durumda olanlar kendilerine büyüklük taslayanlara “Siz olmasaydınız biz inananlardan olacaktık” derler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Tanımazlar dediler: "Biz ne bu Kur’an’a, ne de bundan öncekilere inanmayız." Kıyıcıları çalaplarının katından alıkoyunca bir görseydin. Suçu biribirinin üzerine atarak küçümsenenler büyüklük taslıyanlara derler: "Siz olmasaydınız, biz kesenkes inanır kimseler olacaktık."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfirler «— Biz, ne bu Kur/an/a, ne bundan evvel gelen Kitaplara inanmayız» dediler. Zalim olan müşrikleri Rableri huzurunda muhasebe zamanında durduruldukları zaman görseydik: Sözü birbirlerine çevirerek [³] âciz olan tâbiler imanı kibirlerine yediremeyen büyüklerine «— Siz olmasaydınız, biz elbette mü/min olacaktık» diyecekler.
[3] Diğerlerini günahkâr sayarak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler: “Biz, ne bu Kur’an’a ne de bundan öncekilere inanırız” dediler. Sen o zalimleri Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman (hâllerini) bir görsen! Birbirlerine laf atar dururlar. Ezilenler/zayıflar, büyüklük taslayanlara, “Siz olmasaydınız biz mutlaka inanan kimselerden olurduk” derler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar dedi ki: “Biz kesin olarak, ne bu Kur'an'a inanırız, ne de ondan öncekine.” Sen o zulmetmekte olanları, Rableri huzurunda tutuklanmış olarak birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zaafa uğratılanlar, büyüklük taslayanlara derler ki: “Eğer sizler olmasaydınız, gerçekten bizler müminler olurduk.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hakikati inkâr edenler “Biz ne bu Kur’an’a inanırız, ne de ondan önceki kitaplara!” diyorlar. Bu zâlimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış bir hâlde, suçu birbirlerinin üzerine atarlarken bir görseydin: Yeryüzünde güçsüz bırakılan ve azgın yöneticiler tarafından yönlendirilen kalabalıklar, vaktiyle körü körüne itaat ettikleri o büyüklük taslayan liderlere, efendilere, patronlara seslenerek, “Siz olmasaydınız, biz kesinlikle Allah’ın kabul edeceği bir şekilde iman ederdik!” diyecekler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar dedi ki: “Bu Kur’ân’a da, bundan öncekilere de asla inanmayacağız!”. Bir görsen, Zâlimler rabb’leri huzurunda tutuklanmışlardır; Söz’ü birbirine atıyorlar. Zayıf düşürülmüş / ezilmiş olanlar, büyüklenmiş olanlara: “Siz olmasaydınız, elbette müminler olurduk” diyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcıların ise hep aynı şeyi söyler: " Biz bu Kuran’a da inanmayacağız, ondan öncekilere de... " Resulüm! O gün Tanrı huzurunda el pençe duran zalimlerin, suçu birbirleri üzerine atma çabalarını bir görsen! Hele hele zayıf konumluların güçlülere karşı: " Siz olmasaydınız biz inanmıştık " şeklindeki isyanlarını bir görsen!
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler; "Biz bu Kur’an’a ve önceden geldiğini iddia ettiğiniz kitaplara inanmayız!" dediler. Hesap günü tutuklanarak karşımıza getirildiklerinde hallerini bir görsen! Birbirlerine laf atar dururlar. Zayıflar ve güçsüzler büyüklük taslayanlara; "Siz olmasaydınız mutlaka iman edenlerden olurduk!" derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar şöyle demişlerdi: “Biz hiçbir zaman bu Kur’an’a ve bundan önce gelen (kitaplara) inanmayacağız.” [*] Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! [*] Zayıf bırakılanlar kibirlenenlere “Siz olmasaydınız elbette biz inananlar olurduk!” diyeceklerdir.
Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199.,Yüce Allah mahşerdeki sorgulama esnasında veya sonrasında haklarında kesin hüküm verdiği inkârcıların birbirlerini suçlayacaklarını haber vermektedir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:38-39; Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:21-22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Furkân 25:18-19; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe’ 34:41; Fâtır 35:14; Sâffât 37:27; Ahkâf 46:6; Kalem 68:30.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirler sana: “Biz kesinlikle, bu Kur’an’a da bundan önceki indirilenlere de inanmayız.” dediler. Sen o zâlimlerin, yakalanıp Rablerinin huzuruna durdurulduklarında, birbirlerine laf atarkenki hallerini bir görsen! Zayıflar büyüklük taslayanlara: “Eğer sizler olmasaydınız, biz kesinlikle îman ederdik.” derler.
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ama] hakikati inkara şartlanmış olanlar, “Biz ne bu Kur’an’a inanırız, ne de önceki vahiylerden bugüne kalanlara!” dediler. ³⁸ Sen [Hesap Günü] Rablerinin huzurunda suçu birbirlerinin üzerine atıp durdukları zaman bu zalimleri[n halini] bir görseydin! [Yeryüzünde] güçsüz olanlar küstahça böbürlenenlere: ³⁹ “Siz olmasaydınız kesinlikle inanmışlardan olurduk!” diyeceklerdir.
38 Mâ beyne yedeyhi ifadesinin, Kur’an’a kıyasla “önceki vahiylerden bugüne kalanlar” şeklinde çevrilmesi konusunda bkz. sure 3, not 2. Önceki ve sonraki ifadelerden açıkça anlaşıldığı gibi, vahyin tamamının “hakikati inkara şartlanmış olanlar” tarafından reddedilmesi, bunların öldükten sonra dirilmeye ve Allah’ın yargılamasına inanmamaları ve dolayısıyla, her yüksek inanç sisteminin varsaydığı mutlak ahlakî standartların geçerliliğini kabul etmemelerinden kaynaklanmaktadır.39 Yani, toplumlarının “öncü aydınları” olarak.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: – Biz, bu Kuran’a da ondan önce gelen vahiylere de asla inanmıyoruz dediler. Sen bu vahye inanmayan zalimleri Rablerinin huzurunda tutulduklarında birbirlerini suçladıkları o anı bir görmeliydin. Zayıf bırakılıp kandırılanlar büyüklük taslayıp kandıran liderlerine: – Siz olmasaydınız biz kesinlikle müminlerden olacaktık derler. 10/15-16, 22/72
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İnkârda ısrar edenler dediler ki: “Bizler ne bu Kur’an’a inanırız ne de geçmiş vahiylerden geriye kalanlara.” Sen o haddini bilmezlerin,[³⁸⁴⁸] Rablerinin huzuruna tutuklanmış olarak getirildikleri zaman suçu (nasıl) birbirlerine attıklarını bir görmeliydin! Mustaz’aflar[³⁸⁴⁹] büyüklük taslayanlara “Siz olmasaydınız eğer biz kesinlikle inananlardan olacaktık” diyecekler.[³⁸⁵⁰]
[3848] Zâlimûnun bağlama en uygun vurgusu (Bkz: 21:29, not 37). [3849] Filîn kalıbı gereği hem toplumun zayıf görme isteğini ve zayıf bırakanların zulmünü hem de zayıflıklarını kendilerinin kabullenmişliğini ifade eder. [3850] Kötüyü izlemek onların kendi tercihleriydi. Belli ki, kendilerini ezenlerin sahip oldukları güç ve servete gıpta ediyorlar, buna kavuşmanın yolunun onları izlemekten geçtiğini düşünüyorlardı. Onları böyle bir akıbetin beklediği hiç akıllarına gelmemişti. Bu nedenle mazeretleri geçersizdi. Kur’an’da üç tip mustaz’af yer alır: Sorumluluğunu yerine getirdikleri için övülenler (28:5), buradaki gibi yerilenler, nötr olarak söz edilenler (4:75). Buradaki mustaz’aflar, sırf sorumluluktan kaçmak için haklarından vazgeçenlerdir. Bu onları sadece ezilen değil, aynı zamanda onursuzlar sınıfına dahil etmiştir Ayrıca bkz: 14:21, not 23).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve (Ey Muhammed) O kafirler: "Biz, ne Kur'an'a inanırız, ne de ondan önce gelen kitaplara" dediler. Sen o zalimlerin Rablerinin huzurunda tutuklu hallerini bir görsen! (Ki ne kadar pişman olmuşlardır) Birbirlerini kınarlar. Güçsüz sayılanlar büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız, biz iman edenlerden olurduk" derler.
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur’ân’a, ne de bundan öncekilere inanırız. " Sen o zâlimleri, Rablerinin huzûrunda tutuklanmış, birbirlerine laf atarlarken bir görsen: Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız, elbette biz iman eden insanlar olurduk. " diyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kâfir olanlar dediler ki: «Elbette biz ne Kur'an'a inanırız ve ne de onun önündekine.» Eğer o zalimleri Rablerinin huzurunda tevkif edilmiş oldukları zaman görecek olsan, (pek acaib bir manzara görmüş olursun) bazısı bazısına söz çevirir. Zayıf sayılmış olanlar kendilerini büyük görmüş olanlara der ki: «Eğer siz olmasa idiniz, elbette biz mü'minler olmuş olurduk.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kâfirler: “Biz ne bu Kur'ân'a, ne de bundan öncekilere inanırız. ” derler. O zalimleri; sen, Rab'lerinin huzuruna duruşma için getirildiklerinde, birbirlerine laf atarken bir görseydin! Zebûn edilen, dünyada güçsüz bırakılanlar o kibirli olan önderlerine: “Ah! Sizin yüzünüzden bu hallere düştük, siz olmasaydınız biz de iman edecektik! ” diyecekler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler dediler ki: "Biz ne bu Kur'an'a, ne de bundan öncekilere inanırız." Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen: Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk." diyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler: "Biz bu Kur'ân'a ve ondan evvel olan kitâblara îmân itmeyiz" didiler. Kâfirleri rablerinin huzûrunda ayakda durur ve birbirlerine 'atf-ı kelâm iderken görseydin. Za'îfleri ('avâm ve fukarâsı) büyüklük taslayanlara: "Eğer siz olmaya idiniz biz mü'minlerden olurduk." dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Görmezlikten gelenler(kafirler[*]) şöyle derler: "Bu Kuran'a da bundan önceki kitaplara da güvenecek değiliz". Yanlışlar içindeki bu kişileri, Sahiblerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen! Etkisizleştirilmişler büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız biz kesin mümin olurduk".
[*] kendini gerçeklere kapatanlar  
Şaban Piriş
swap_vert close
İnkar edenler:-Biz, bu Kur'an'a da ondan öncekilere de asla inanmayız, derler oysa o zalimler, Rab'lerinin huzurunda durdukları zaman bir görsen, suçu nasıl birbirlerine atıyorlar. Sömürülenler, büyüklük taslamış olanlara:-Eğer siz olmasaydınız, biz kesinlikle mü'min olurduk derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler, “Ne bu Kur'ân'a inanırız, ne de ondan öncekilere” dediler. Sen o zalimleri Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman bir görsen! Birbirlerine söz yetiştirmektedirler. Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara derler ki: “Siz olmasaydınız biz mü'min olmuştuk.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre sapanlar dedi ki: "Biz, bu Kur'an'a da bundan öncekine de asla inanmayacağız!" Ah, bir görsen o zalimleri Rableri huzurunda, tutuklanmış halde! Bir kısmı da bir kısmına söz atar durur. Basit görülüp horlananları, büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Siz olmasaydınız, vallahi biz inanacaktık!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar “hergiz inanmayavuz uşbu ķur’ān’a ne daħı aña kim ileyindedür” ya'nį tevrįt, incįl. daħı eger göresin ol vaķt kim žālim ŧurınılmışlar çalabı’ları ķatında! döndürür bir nicesi bir niceye sözi eydür anlar kim ża'if śayıldılar anlara kim boyun virmezlik eylediler “eger degül-misseñüz oladuķ mü’minler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdi kāfirler ki: Biz inanmazuz bu Ḳur’āna, ileyince gelen kitāblaradaḫı. Eger görseñ ẓālimleri durduġı vaḳt Tañrıları ḥażretinde, biri birinesöz ḳaytarup eydür ża‘īf olunanlar, ya‘nī tābi‘ler ulularına: Siz olmasa‐y‐duñuz biz mü’min olurduḳ, diyeler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Kitab əhlinin mö’minləri məkkəlilərə: “Biz sizin peyğəmbərinizin vəsflərini öz kitablarımızda görmüşük”,- söylədikləri zaman) kafir olanlar dedilər: “Biz nə bu Qur’ana, nə də ondan əvvəlkilərə (Tövrata və İncilə) inanırıq!” (Ya Rəsulum!) Kaş sən o zalımları (haqq-hesab üçün) Rəbbinin hüzurunda saxlanılıb bir-birinə söz qaytardıqları (bir-birini təqsirləndirib məzəmmət etdikləri) və acizlərin (dünyada) özlərini yuxarı tutanlara (tabe olanların öz rəislərinə): “Əgər siz olmasaydınız, biz mütləq mö’min olardıq!” – dedikləri zaman görəydin.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who disbelieve say: We believe not in this Qur’an nor in that which was before it; but oh, if thou couldst see, when the wrong doers are brought up before their Lord, how they cast the blame one to another; how those who were despised (in the earth) say unto those who were proud: But for you, we should have been believers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Unbelievers say: "We shall neither believe in this scripture nor in (any) that (came) before it."(3834) Couldst thou but see when the wrong-doers will be made to stand before their Lord, throwing back the word (of blame)(3835) on one another! Those who had been despised will say to the arrogant ones:(3836) "Had it not been for you, we should certainly have been believers!"
3834 To the Pagans all scriptures are taboo, whether it be the Qur'an or any Revelation that came before it. The people of the Book despised the Pagans, but in their arrogant assumption of superiority, prevented them, by their example, from accepting the latest and most universal Scripture when it came in the form of the Qur'an. This relative position of men who fancy themselves on their knowledge, and men whom they despise but exploit and mislead, always exists on this earth. I have mentioned the people of the Book and the Pagan Arabs merely by way of illustration. 3835 One disbelief is as bad as another. There is little to choose between them. But when the final account will be taken, there will be mutual recriminations between the one and the other. 3836 The Pagans will naturally say to the people of the Book; 'You misled us; you had previous Revelations, and you should have known how Allah sent His Messengers; had it not been for your bad example, we should have received Allah's Revelation and become Believers." Or the humble followers will say this to their leaders, or those less gifted will say to those by whom they were misled and exploited. The dichotomy is between such as pretentiously held their heads high in the world and such as they profited by but held in contempt.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لَنْ نُؤْمِنَ
iman etmeyiz
بِهٰذَا
buna
الْقُرْاٰنِ
Kur'ân'a
وَلَا بِالَّذ۪ي
ve ne o şeye ki
بَيْنَ يَدَيْهِۜ
onun önündedir
وَلَوْ
ve eğer
تَرٰٓى
görsen
اِذِ
o za- manı ki
الظَّالِمُونَ
zalimler
مَوْقُوفُونَ
tutuklanmış- lardır
عِنْدَ
huzu- runda
رَبِّهِمْۚ
Rabb- lerinin
يَرْجِعُ
döndürür
بَعْضُهُمْ
bazıları
اِلٰى بَعْضٍنِ
bazısına
الْقَوْلَۚ
lafı
يَقُولُ
derler
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اسْتُضْعِفُوا
zayıf düşürüldüler
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اسْتَكْبَرُوا
büyüklük tasladılar
لَوْلَٓا
eğer ol- masaydı
اَنْتُمْ
siz
لَكُنَّا
mutlaka olurduk
مُؤْمِن۪ينَ
iman eden kimseler
Ama kâfirler dediler ki: "Biz ne bu Kur'ân'a ne de ondan önceki (kitap)lara asla iman etmeyiz." (Resulüm!) Sen (kıyamet günü), Rabblerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine laf at(ıp birbirlerini suçl)arlarken o zalimleri bir görsen! (O gün) Zayıf düşürülenler, büyüklük taslayanlara, "siz olmasaydınız biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَن
Harf-i nefi
لَن
Asla, kesinlikle, hiç
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
يَد
İsim
ي د ي
El
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden
مَوْقُوفُون
Edilgen fiil
و ق ف
Tutuklananlar
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
رَجَعَ
Fiil-I
ر ج ع
Döndü
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَضْعَفَ
Fiil-X
ض ع ف
Zayıf görüldü, güçsüz bırakıldı, zayıf düşürüldü
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَكْبَرَ
Fiil-X
ك ب ر
Kibirlendi, büyüklük tasladı
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan