close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 3. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vekâle-lleżîne keferû lâ te/tînâ-ssâ’a(tu)(s) kul belâ verabbî lete/tiyennekum ‘âlimi-lġayb(i)(s) lâ ya’zubu ‘anhu miśkâlu żerratin fî-ssemâvâti velâ fî-l-ardi velâ asġaru min żâlike velâ ekberu illâ fî kitâbin mubîn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar dediler ki: Kıyamet kopmayacak; de ki: Hayır, gizli şeyleri bilen Rabbime andolsun ki kopacak kıyamet başınıza; zerre kadar bir şey bile gizli kalmaz ondan; göklerde olsun, yeryüzünde bulunsun, bundan da küçük olsun, bundan da büyük olsun, hepsi de apaçık kitaptadır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnkâr edenler dediler ki: "Kıyamet saati (asla) bize gelmez (ve bu dünya hayatı ve fırsatları bizden sonraki neslimizde de sonsuza kadar devam eder.)" De ki: "Hayır, gaybı (görünmeyen varlıkları ve olmuş ve ileride olacak bütün olayları ayrıntılarıyla) bilen Rabbime andolsun ki, o (kıyamet ve ahiret) muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O’ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız hepsi, kesinlikle apaçık bir kitapta (yazılı)dır." (İlahi bilgi merkezlerinde kayıtlıdır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'tan gelen gerçekleri inkâr edenler: Kıyamet saati bizi asla bulmaz diye düşünürler. De ki: “İnsan kavrayışının ötesindeki herşeyi bilen Rabbim hakkı için, o saat size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar birşey bile, O'nun bilgisinden kaçamaz ve bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki, O'nun apaçık kitabında yer almış olmasın.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Yeniden dirilişi inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “Bize, kıyametin kopacağı an gelmeyecek” dediler. “Evet, duyu ve bilgi alanı ötesini, gaybı bilen Rabbin hakkı için kıyametin kopacağı an mutlaka size de gelecek. Göklerde ve yerde, zerre kadar bir şey O'nun ilminden kaçmaz, O'na gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, şüphesiz doğruları, hakkı ortaya koyan kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler kitabında, bilgi işlem merkezinde Levh-i Mahfuz'dadır.” de.
bk. Kur’an-ı Kerim, 7/187; 10/53; 20/15; 64/7.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkâr edenler: "Bize kıyamet gelmeyecek" dediler. De ki: "Hayır. Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki o size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey O'ndan gizli değildir. Bundan küçük olsun büyük olsun ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.
Ali Bulaç
swap_vert close
İnkâr edenler, dediler ki: 'Kıyamet-saati bize gelmez.' De ki: 'Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanıda, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kâfir olanlar ise şöyle dediler: “- Bize, o kıyamet vakti gelmiyecek.” (Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “-Öyle değil, doğrusu gaybi bilen Rabbim hakkı için, kıyamet muhakkak size gelecektir. O'ndan (Rabbimin ilminden), göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa hepsi muhakkak bir Kitab-ı Mübîn'dedir= Levh-i Mahfuz'da yazılıdır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler: “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Evet.. Ve bütün gizlilikleri bilen Rabbime andolsun! O kıyamet gelecektir. Gökler ve yer içinde zerre miskal bir şey ve o zerre miskalden ne küçük ne büyük hiçbir şey, O Rabbinden kaybolmaz. Bütün bunlar, Kitab-ı Mübinde (ana rehberde) yazılıdırlar.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecek” dediler. De ki: “Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için, kıyamet mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ölçüsünde bir şey O'ndan gizli kalamaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık bir kitaptadır.”
Besim Atalay
swap_vert close
Kâfirler derler ki: «Bizim için kıyamet yok!», diyesin ki: «Evet! görünmezi bilen Tanrım hakkıyçin, o size gelecektir, göklerde, yerde zerre ağırlığında olan şey de, ondan ırak değildir, zerreden küçük de, büyük de hepsi belli olan kitap içredir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkârcılar: “Kıyamet bize gelmeyecek” dediler. De ki: “Hayır, insan kavrayışının ötesindeki her şeyi bilen Rabbimin hakkı için o mutlaka sizi bulacaktır! Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey O'ndan gizli kalmaz. Ve bundan daha küçük veya daha büyük (mikro âlemden makro âleme) hiçbir şey yoktur ki (O'nun) apaçık fermanında (bilgisinde) yer almasın.”
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirler "Sâ’at gelmeyecek" [1] dirler. Ânlara cevâben di ki: " ’Âlem-i gaybı bilen ve nazarından bir zerre vezni bile kaçmayan rabbin nâmına yemîn iderim ki sâ’at gelecekdir. Semâvâtda ve arzda kitâb-ı mübeyyende muharrer olmayan zerreden küçük veyâ büyük hiç bir şey yokdur."
[1] Yani kıyâmet kopmayacak  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler: "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim'e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O'nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap'tadır."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, “Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbime andolsun ki, Kıyamet size mutlaka gelecektir. Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenler, “Bize kıyamet gelmeyecek” dediler. De ki: “Bilâkis! Gaybı bilen rabbime andolsun ki o size mutlaka gelecektir.” Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey, O’nun bilgisi dışında kalamaz. Bundan daha küçük veya daha büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta kayıtlı olmasın.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkârcılar: Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır).
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkarcılar, "Saat, hiç bir vakit gerçekleşmeyecek," dediler. De ki, "Kesinlikle, Rabbime andolsun size gelecektir. O, geleceği Bilendir. Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı O'ndan gizli kalmaz. İster ondan küçük olsun, yahut büyük olsun... Hepsi apaçık bir kitaptadır."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Küfredenler ise «bize o saat gelmez» dediler, de ki hayır, rabbım hakkı için o size behemehal gelecek, gaybi bilen rabbım ki ondan Göklerde ve Yerde zerre mikdarı bir şey kaçmaz, ne ondan daha küçüğü, ne de daha büyüğü, hepsi mutlak bir «kitabı mübîn» dedir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Yeniden diriltilişi inkârda ısrar eden) kâfirler, “hesap günü (dediğiniz o şey) bize gelmeyecektir (yeniden diriltilecek değiliz)” dediler. (Resûlüm,) de ki: “Hayır! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o (hesap günü) size mutlaka gelecektir.” Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitapta (levh-i mahfûzda yazılı) dır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler: “Bize o Sa'at¹ gelmeyecek.” dediler. De ki: “Bilakis! Gaybı bilen Rabb'ime ant olsun ki, o kesinlikle size gelecektir. Göklerde olsun, yerde olsun zerre kadar da olsa hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. En küçüğünden en büyüğüne kadar her şey Kitab-ı Mubin'dedir.²
1- Kıyametin kopması. 2- Apaçık kitap. Allah'ın ezeli ilmi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Küfredenler: «O saat bize gelmeyecek» dedi (ler). Sen de ki (Habîbim): «Hayır, ğaybı bilen Rabbim hakkıyçün o, size mutlakaa gelecekdir. Ne göklerde, ne yerde bir zerre mıkdârı Ondan (Onun ilminden) kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) müstesna olmamak üzere (hepsi) muhakkak apaçık bir kitabda (yazılıdır).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
İnkâr edenler ise: “Bize kıyâmet gelmez” dedi(ler). De ki: “Hayır! Gaybı hakkıyla bilen Rabbime yemîn ederim ki, (kıyâmet) size mutlaka gelecektir!(2) Ne göklerde, ne de yerde zerre ağırlığınca (bir şey) O'ndan gizli kalmaz; ve ne bundan daha küçük, ne de daha büyük hiçbir şey yoktur ki, apaçık beyân eden bir kitabda (Levh-i Mahfûz'da) bulunmasın!”
(2)“Mekke’de birinci safta Kur’ân’ın muhâtab ve muârızları (karşısına çıkanlar), Kureyş müşrikleri ve ümmîleri (okuma-yazma bilmeyenleri) olduğundan belâgatça (edebî yönden) kuvvetli bir üslûb-ı âlî (yüksek bir üslûb) ve îcazlı (vecîz), mukni‘ (iknâ edici), kanâat verici bir icmâl ve tesbît (hulâsa etmek ve yerleştirmek) için tekrar lâzım geldiğinden ekseriyetce Mekkiye sûreleri erkân-ı îmâniyeyi (îmânın şartlarını) ve tevhîdin mertebelerini gāyet kuvvetli ve yüksek ve i‘cazlı bir îcâz (mu‘cizeli vecîz bir ifâde) ile tekrâr edip ifâde ederek mebde’ ve meâdî (kâinâtın başlangıç ve sonunu), Allah’ı ve âhireti, değil yalnız bir sahîfede, bir âyette, bir cümlede, bir kelimede; belki bazen bir harfte ve takdim, te’hir ve ta‘rif ve tenkir (belirsizleştirme) ve hazf ve zikir (kelimeyi aradan çıkarmak veya çıkarmayıp söylemek) gibi hey’etlerde (hâllerde) öyle kuvvetli isbât eder ki, ilm-i belâgatın (güzel söz söyleme san‘atının) dâhî imamları (âlimleri) hayretle karşılamışlar.” (Şuâ‘lar, 11. Şuâ‘, 236)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve o inkâr etmiş olanlar; «Kıyamet anı bize hiç gelmeyecek» dediler. Onlara de ki: Bilakis, gaybı (insan kavrayışının ötesindeki her şeyi) bilen Rabbimin hakkı için o an mutlaka gelecektir. Göklerde (uzayda) ve yerkürede zerre (atom) ağırlığınca hiçbir şey O’ndan gizli kalmaz. Bundan (atomdan) daha küçük olanı da (elektron, proton, nötron ve atomaltı parçacıklar gibi) ve daha büyük olanı da, istisnasız hepsi, kesinlikle (her şeyi) açıklayan bir kitapta (kâinatın kayıt sicilinde yazılı)dır." *
(*) Kur’an da 1400 sene önce, bundan daha küçüğü” ifadesiyle, atomdan daha küçük birimlerdeki bilginin, “Bundan daha büyüğü” ifadesiyle ise moleküller gibi bileşimlerin bilgisinin önemine dikkat çekildiği anlaşılmaktadır… Atomun en kısa tarihi! Atom, daha fazla bölünemeyecek en küçük madde parçası anlamında doğdu. Onun bölünebilir yapıda olduğu 19. yüzyıl sonunda J.J Thomson’un elektronu bulmasıyla ve H. Becquerel’in radyoaktifliği keşfiyle anlaşıldı. Atomdan küçük, atomu da oluşturan maddeler. En çok bilinenleri, alt parçacıklardan (kuarklardan) oluşan proton, elektron, nötrondur. J.J.Thomson 1897 yılında elektronu keşfetti. 1900’lü yılların başlarında Ernest Rutherfort (1871 1937) günümüz atom modelinin temelini teşkil eden esas yapıyı ortaya koydu. Atom’un; kütlesinin büyük bir kısmını oluşturan çekirdek ve bu çekirdek etrafında dönen elektronlardan yapıldığını ortaya koydu. Rutherfort çekirdeği oluşturan pozitif yüklü parçaya “proton” adını verdi. 1932 yılında Chadwick nötronu buldu. Daha sonra Kuantum teorisi doğrultusunda Niels Bohr (1883 1962) Bohr atom modelini ortaya attı ve elektronların belli yörüngelerde bulunabildiğini ve bunun plank sabiti ile ilgili olduğunu ifade etti. Evet burada yüce Kur’an ima ile “proton, nötron, elektron, kuark, lepton, bozon, glion, sicim” hususlarına işaret etmekte… İşte 1897 yılına kadar da varlığı bilinmeyen ve henüz keşf edilmemiş olan atomdan daha küçük atomaltı parçacıklarının varlığından (أصغر)’’asġar’’ ifadesiyle Kur’an-ı Kerim’in 1400 seneden beri söz etmiş olması, bu kitab’ın 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin/Hz.Muhammed’in sözü olamayacağının açık bir göstergesidir. Ayrıca ayette geçen (مبين) ‘’mubin’’ ismi fail olup anlamı,‘’ her şeyi açıklayan’’ demektir. Aşağıdaki lügat kitabının metnine bakılabilir. (مبين) اسم فاعل من أبان (تعريف و معنى كتاب مبين في معجم المعاني الجامع)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Doğruları inkâr edenler “Kıyamet saati bize gelmeyecek” dediler. Tam tersine, bilinmeyenleri (gaybı) bilen Rabbim, o kıyamet saatini size mutlak getirecektir. Göklerde ve yerde olan en ufak bir zerre, gerek ondan daha küçük veya ondan daha büyük olsa dahi, o saatten kaçamaz. Onların hepsi açıkça bir kitapta kayıtlıdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Tanımazlar derler: "Kalkış günü gelmiyecek" onlara de ki: "Yok, görünmiyen çalabıma ant olsun ki kalkış günü kesenkes gelecektir. Yerlerde olsun, göklerde olsun çimge kadar bir varlık bile Onun bilgisi dışında kalamaz. Bundan daha küçük, daha büyük hiçbir nesne yoktur ki apaçık Kitap’ta yazılı bulunmasın.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfir olanlar «— Kıyamet bize gelmeyecek» dediler, sen onlara de ki gaybi bilen Rabbim hakkı için elbette kıyamet size gelecektir. Ne göklerde, ne yerde zerre kadar bir şey O/nun ilminden gizli kalamaz. Bundan daha küçük veya daha büyük hiçbir şey yoktur ki açık Kitapta bulunmasın.
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler, “Kıyamet [es-sâ’at] bize gelmeyecektir” dediler. De ki: “Bilakis, algılanamayan gerçeği [ğayb] bilen Rabbime andolsun ki, o mutlaka size gelecektir?” Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O’ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve büyük bir şey yoktur ki, hepsi apaçık bir kitapta olmasın.²
2 Krş. Âl-i İmrân, 3/5; En’âm, 6/59; Yûnus, 10/61  
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar dediler ki: “Kıyamet bize gelmez.” De ki: “Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da daha büyük olanı da istisnasız mutlaka apaçık bir kitaptadır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hakikati inkâr edenler, “Kıyâmet asla kopmayacak!” diyorlar. Ey Müslüman, onlara de ki: “Hayır, evrende insanların bildiği ve kimsenin bilemeyeceği herşeyi, bütün gaybı bilen Rabb’ime yemin olsun ki, kıyâmet mutlaka kopacaktır! Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O’ndan gizli kalmaz; bundan daha küçük ve daha büyük hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir Kitapta olmasın. Sizin bildiğiniz ve bilmediğiniz her şey Allah’ın ilminde vardır. Allah her şeyi bilir”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr emiş kimseler dedi ki: “Saat bize gelmez”. De ki: “Evet! Gayb’ı / Görülmeyen’i bilen rabbime yemin olsun ki size elbette gelir! Yer’de de, Gökler’de de zerre ağırlığı O’ndan kaçmaz. Bundan daha küçüğü de, daha büyüğü de ancak açıkça bir kitaptadır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar: " kıyamet falan yok " demişler. Resulüm! de ki: " göze görünmeyeni bilen Tanrı hakkı için kıyamet kesinkes gelecektir. " Göklerde ve yeryüzünde en ufak bir toz zerresi bile Allah'ın gözünden kaçmış ve kaçacak değildir. Hatta, daha küçük ya da büyük her ne varsa hepsi Allah'ın kütüğünde kayıtlıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler: "Kıyamet günü bize gelmez" dediler. Onlara de ki: "Hayır! Bütün bilinmeyenleri bilen Rabbim hakkı için kıyamet başınıza mutlaka gelecektir. Göklerde yerde olan zerre miktarda bile olsa Rabbim onu bilir. Küçük büyük ne varsa Rabbimin katındaki kitapta açıkça yazılıdır!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar, “O (Son) Saat bize gelmeyecektir!” demişlerdi. De ki: “Hayır! [Gayb]ı (bilinemeyeni) bilen [*]Rabbime yemin olsun ki o (Son Saat) mutlaka size gelecektir.” Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O’ndan uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) yoktur ki apaçık bir kitapta (ilahi kanunda) bulunmasın. [*]
Benzer mesajlar: En‘âm 6:73; Tevbe 9:94, 105; Ra‘d 13:9; Mü’minûn 23:92; Secde 32:6; Fâtır 35:38; Zümer 39:46; Haşr 59:22; Cum‘a 62:8; Teğâbun 64:18; Cinn 72:26.,Burada verilmek istenen mesaj her şeyin bir yasasının bulunduğunu bildirmektir. Benzer mesaj: Yûnus 10:61.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirler: “O kıyamet vakti bize gelmez.” dediler. (Sen de onlara): “Hayır ğaybı¹ (sadece kendisi) bilen² Rabbime yemin olsun ki, o (kıyamet) size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar³ bir şey bile Ondan saklı kalamaz ve bundan daha küçük veya daha büyük olan her şey, istisnasız, o apaçık kitapta (levh-i mahfuz’da⁴ yazılı)dır.” de.
1 Ğayb için Bk. (Hûd: 31)2 Geleceği haber verilen kıyametin ne zaman geleceğini, ölmüş, toprağa gömülmüş varlıkların ne zaman toplanacağını bilen...3 Zerre: Bir şeyin en küçük parçası (mikrop veya molekül) demektir. Zerreden daha küçüğü ise atom, elektron veya bölünemeyen en küçük parçadır. 4 Bk. (En’am: 59, Yûnus: 61, Hûd: 6, Neml: 75)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, “Kıyamet Saati bizi asla bulmaz!” diye düşünürler. ² De ki: “Hayır, insan kavrayışının ötesindeki her şeyi bilen Rabbimin hakkı için o mutlaka sizi bulacaktır!” Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O’nun bilgisinden kaçamaz; ve bundan daha küçük veya daha büyük bir şey yoktur ki [O’nun] apaçık fermanında yer almasın;
2 Tanrıtanımazların bu iddiası ikili bir anlam taşır: (1) “Evren, öncesiz ve sonrasızdır; yalnızca değişebilir, ama hiçbir zaman yok olmaz!” -ki bu, Allah’ın ebedî/sonsuz olduğu gerçeğini inkara kadar gider; ve (2) “Kıyamet Saati’nin sembolize ettiği yeniden dirilme ve ilahî yargılanma/hesap verme yoktur;” bu da, ölümden sonraki hayatın ve böylece insan hayatına atfedilen bütün değerin ve anlamın inkarına varır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O saat bu dünyanın sonunun geleceği gerçeğine inanmayan kâfirler dediler ki: – Başımıza o saat falan gelmeyecek. Onlara de ki: – Hayır! Tüm geleceği bilen Rabbime andolsun ki o saat mutlaka başınıza gelecektir. Zira göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile onun bilgisi dışında değildir. İster bundan daha küçük olsun isterse daha büyük hepsi apaçık bir yasayla kayıt altındadır. 18/36, 27/4, 40/59, 18/49, 58/6
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama küfürde direnenler “(Kıyamet) Saati asla gelip bizi bulmayacak!” dediler. De ki: “Hayır, Rabbime andolsun ki o mutlaka gelip sizi bulacaktır!” O, idraki aşan hakikatleri bilendir.[³⁸⁰⁶] Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile O’nun bilgisinden kaçıp kurtulamaz:[³⁸⁰⁷] İster bundan daha küçük olsun, ister daha büyük; bütün bunlar kesin ve net bir yazılım ve yasayla kayıt altına alınmıştır.[³⁸⁰⁸]
[3806] İlk âyetin sonundaki Allah’ı gösteren zamirin ikinci haberi olarak. Yok eğer Rabbî’nin sıfatı olarak okunursa, bu durumda bir önceki cümlenin anlamı şöyle olur: “Hayır, idraki aşan hakikatleri bilen Rabbime andolsun ki…” Ğaybın “idraki aşan hakikatler” anlamı için krş: 27:65, not 67. [3807] Âyette geçen zerre, maddenin en küçük parçası ne ise odur. Zerre ile gerçekte neyin ifade edildiği, insanlığın bilgisi geliştikçe anlaşılmıştır. Benzer bir âyet için bkz: 10:61. [3808] Fî kitâbin mubinindeki lugavî belirsizlik ve lafzî apaçıklığın izahı için bkz: 11:6.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ahireti) İnkâr edenler, "kıyamet bize gelmeyecek" dediler. (Ey Muhammed) De ki: Gaybı bilen Rabbime andolsun ki o, mutlaka size gelecektir!.. Göklerde ve yerde bir zerre bile O'nun ilminin dışında kalamaz, ondan daha küçük ve büyüğü de kuşkusuz (katındaki) kitaptadır. (Orada yazılıdır)
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenler: "O Sâ’at/kıyamet bize gelmez, " dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yelde zerre ağırlığınca bir şey, O’ndan gizli kalmaz. Ne bundan küçük ne de bundan büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta bulunmasın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kâfir olanlar dedi ki: «Bize o saat gelmeyecektir.» De ki: «Hayır, gaybı bilen Rabbime andolsun ki elbette size gelecektir.» Ondan ne göklerde ve ne de yerde bir zerre miktarı ve ondan daha küçük ve daha büyük bir şey uzaklaşamaz; hepsi de ancak apaçık gösteren bir kitaptadır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kâfirler: “Başımıza gelecek kıyamet (dirilme ve duruşma) diye bir şey yok! ” diye iddia ettiler. De ki: “Hayır! Rabbim hakkı için o gelecektir! O gaybları bilen öyle bir Zattır ki O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre miktarı birşey bile kaçamaz. ”Zerreden daha küçük ve daha büyük hiç bir şey yoktur ki her şeyi açıklayan kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın. [7, 187; 20, 15; 10, 53; 64, 7]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler: "O Sa'at bize gelmez," dediler. De ki: "Hayır, gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey, O'ndan gizli kalmaz. Ne bundan küçük, ne de bundan büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitapta bulunmasın.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler: "Bize kıyâmet gelmez" didiler. Di ki: "Evet. Rabbim hakkıyçün kıyâmet gelecekdir. Allâh gaybı bilir, göklerde ve yerde zwerre kadar bir şey O'ndan gizli kalmaz. Zerreden daha küçük ve daha büyük hiç bir şey yokdur ki kitâb-ı mübînde yazılı olmasun (Levh-i Mahfûz)."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Görmezlikten gelenler şöyle derler: "Kıyamet saati bize dokunmaz". De ki: "Hayır, görülmeyeni bilen Sahibim'e yemin olsun ki, o, size de dokunacaktır. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şey bile ondan kaçmaz. Onun daha küçüğü ve daha büyüğü de her şeyi beyan eden bir Kitap’tadır."
Şaban Piriş
swap_vert close
İnkar edenler:-Kıyamet bize gelmeyecek, dediler. De ki:-Hayır, Rabbi'me yemin ederim ki, o size mutlaka gelecektir. Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile gaybı bilenden gizli kalmaz. Bundan daha küçük veya daha büyük birşey yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler “Kıyamet başımıza gelmez” dediler. De ki: Evet, gaybı bilen Rabbime and olsun ki o sizin başınıza gelecek. Ne göklerde ve ne de yerde, zerre ağırlığında birşey bile Ondan uzak kalamaz. Ondan küçük olsun, büyük olsun, ne varsa hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.(1)
(1) Zerre, bütünün özelliklerini taşıyan en küçük parça olarak alındığında, bundan molekül anlaşılır ki, ondan daha küçüğü de atom demek olur. Eğer zerreyi bugünkü anlayışa uygun şekilde atom olarak anlarsak, ondan küçük olan şey de atom-altı parçacıklar olur. Her iki şıkta da, Kur’ân’ın “zerreden daha küçük” olarak haber verdiği şeyin altında geleceğe ait bir haberin varlığı belli olmaktadır. Ayrıca, “atom ağırlığı” olsun, “molekül ağırlığı” olsun, bunlar birer birim olarak bilimde yer almıştır ki, âyetteki “zerre ağırlığı” deyimi, bu açıdan da dikkat çekmektedir. Açıkçası, Kur’ân, indirilişinden yüzyıllarca sonra gelecek insanlarla konuşurken onların dilini kullanıyor. Dinliyor ve tasdik ediyoruz.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Küfre sapanlar şöyle dediler: "Kıyamet saati bize gelmez!" De ki: "Hayır, öyle değil! Gaybı bilen Rabbime yemin olsun ki, o size mutlaka ve mutlaka gelecektir! Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile Rabbimden gizli kalmaz. Zerreden daha küçük veya daha büyük hiçbir istisna olmamak üzere, her şey apaçık bir Kitap'ta belirlenmiştir;
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar “gelmeye size ķıyāmet.” eyit “evet çalabum ḥaķķıyiçün bayıķ gele size bilici ġaybı.” ıraķ olmaz andan zerre ķadarı göklerde ne daħı yirde ne daħı giçirek andan ne daħı uluraķ illā kitābdadur ya'nį lavħ bellü eyleyici
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı kāfirler eyitdi ki: Bize ḳıyāmet gelmez, didiler. Eyit: Beni yaradan ḥaḳḳı‐çun size gelicidür ki ġaybı bilicidür, ġāyib olmaz anuñ ‘ilminden bir ẕerreaġırınca nesne, göklerde ne daḫı yirlerde, ne daḫı andan kiçilere, ne daḫıandan ulu, illā levḥ‐i maḥfūẓdadur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ayələrimizi) inkar edənlər: “Qiyamət bizə gəlməyəcəkdir!” – dedilər. (Ya Peyğəmbər! Sən onlara) de: “Xeyr, qeybi bilən Rəbbimə and olsun ki, qiyamət sizə gələcəkdir. Nə göylərdə, nə də yerdə zərrə qədər bir şey Ondan gizli qalmaz. Bundan kiçik, yaxud böyük elə bir şey yoxdur ki, açıq-aydın kitabda (lövhi-məhfuzda) olmasın!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those who disbelieve say: The Hour will never come unto us. Say : Nay, by my Lord, but it is coming unto you surely. (He is) the Knower of the Unseen. Not an atom's weight, or less than that or greater, escapeth Him in the heavens or in the earth, but it is in a clear Record,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Unbelievers say,(3788) "Never to us will come the Hour": Say, "Nay! but most surely, by my Lord,(3789) it will come upon you;- by Him Who knows the unseen,- from Whom is not hidden the least little atom in the heavens or on earth: Nor is there anything less than that, or greater, but is in the Record Perspicuous:(3790)
3788 The last two verses prepared us to realise the positions of Unbelievers in Allah's great Universe. They are the discord in the universal harmony of Prayer and Praise. Their existence is due to the grant of a limited free will, the Trust which the Unbelievers have betrayed (see 33:72 and notes). But they must and will be eliminated: see verse 5 below. For there is nothing more certain in the world, physical, moral and spiritual, than that every cause, great or small, must have its corresponding consequences. 3789 The strongest emphasis and the most perfect assurance of certainty are indicated by reference to the authority of Allah Himself, the Ruler of the Day of Judgement 3790 In the symbolical language of our own human experiences, a record is more enduring than memory: in fact (if properly preserved) it is perpetual. If, further, it is expressed in clear language, without any obscurity, it can always be read with perfect precision and without any doubt whatever. Apply these qualities, free from human defects, to Allah's laws and decrees. They are unerring and enduring. Everything, great or small, will receive due recognition—a Reward for Good and Punishment for Evil (Cf. n. 3843).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لَا تَاْت۪ينَا
bize gelmeyecek
السَّاعَةُۜ
saat
قُلْ
de ki
بَلٰى
hayır
وَرَبّ۪ي
Rabbim hakkı için
لَتَاْتِيَنَّكُمْ
mutlaka size gelecektir
عَالِمِ
bilen
الْغَيْبِۚ
gaybı
لَا يَعْزُبُ
gizli kalmaz
عَنْهُ
ondan
مِثْقَالُ
ağırlığınca
ذَرَّةٍ
zerre
فِي
içinde
السَّمٰوَاتِ
göklerin
وَلَا فِي
ve ne içinde
الْاَرْضِ
yerin
وَلَٓا اَصْغَرُ
ve daha küçük yoktur
مِنْ ذٰلِكَ
bundan
وَلَٓا اَكْبَرُ
ve ne daha büyük
اِلَّا
an- cak
ف۪ي كِتَابٍ
bir kitaptadır
مُب۪ينٍۙ
apaçık
Kâfirler dediler ki: "(Kıyamet) Saat(i) bize gelmeyecek." De ki: "Hayır (öyle değil)! Gaybı bilen Rabbim hakkı için o, mutlaka size gelecektir. Gökte, yerde zerre ağırlığınca bir şey O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de yoktur ki apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bulunmasın."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
بَلٰى
Edat
بَلٰى
Bilakis, tabi ki, evet, hayır (inandım)
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَالِمُ
Etken fiil
ع ل م
Bilen, âlim
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَزَبَ
Fiil-I
ع ز ب
Gizli kaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مِثْقَال
İsim
ث ق ل
Her türlü ağırlık ölçüsü, miktar
ذَرَّة
İsim
ذ ر ر
Zerre
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَصْغَر
İsim
ص غ ر
Daha küçük, en küçük
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَكْبَر
İsim
ك ب ر
Daha büyük, ekber
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan