close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sebe Sûresi 21. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ kâne lehu ‘aleyhim min sultânin illâ lina’leme men yu/minu bil-âḣirati mimmen huve minhâ fî şek(kin)(k) verabbuke ‘alâ kulli şey-in hafîz(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onlar üzerinde hiçbir kudreti yoktu onun, ancak biz, ahirete inananla o hususta şüphe içinde kalanı ayırt etmek için yaptık bunu ve Rabbin, her şeyi adamakıllı korur, hiçbir şey, bilgisinden dışarı değil.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Oysa onun (şeytanın), kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı gücü (sultası) yoktu; ancak Biz ahirete (hesap vermeye ve işlediklerinin karşılığını görmeye) yakinen iman edenlerle, ondan (ölüm ötesinden) şüphe içinde olanları bilip belirlemek (ve birbirinden ayırt etmek) üzere (şeytana bu imkânı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde Gözetici-Koruyucudur.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Halbuki İblisin onlar üzerinde, hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. Zaten İblise inananları baştan çıkarma izni vermişsek, ahiretin varlığına gerçekten inananları, ona şüphe ile bakanlardan, kesin bir şekilde ayırt etmek için vermişizdir. Çünkü Rabbin, herşeyi görüp gözetendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Halbuki, şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak âhirete, ebedî yurda inananı, şüphe içinde kalandan ayırt edip bilelim diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi denetlemekte, kaydetmekte, koruyup kollamaktadır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onun, onların üzerinde bir nüfuzu yoktu. Ancak biz ahirete inananı ondan şüphe edenden (ayırıp) bilelim diye (ona fırsat verdik). Rabbin her şeyi koruyandır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Oysa onun, kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici-koruyucudur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Halbuki İblis'in insanlar üzerinde hiç bir kudreti yoktu; fakat biz ahirete imanı olanla, onda şübhe edeni ayırd etmek için (İblis'e bu müsaadeyi verdik). Senin Rabbin her şeyi gözetleyendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve şeytanın onlar üzerinde bir gücü yoktur. Meğer Biz, ahirete gerçekten inananları, şüphe içinde olanlardan ayıralım diye onu onlara musallat ederiz. (O şeytan ile onları deneriz.) Fakat sahibin olan Allah, her şeyi çok koruyandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Oysa şeytanın onlara karşı hiçbir gücü yoktu. Ancak âhirete inananlarla, ondan şüphe içerisinde olanları böylece biz biliriz. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar üzerinde, onun etkisi yoktur, ikircimlik içinde bulunan kimselerden, ahrete inananı ayırt etmek içindir, Allah gözetici her bir nesneyi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Aslında şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu, hiçbir yaptırım gücü yoktu. Ama biz ahirete inananları, o konuda kuşku içinde olanlardan ayırmak istedik. Her şey, senin Rabbinin gözetimi altındadır.
Cemil Said
swap_vert close
Halbuki ânların üzerinde hiç bir nüfûzı yok idi. Biz içlerinde âhirete inananlar ile şübhe idenleri bilmek istiyor idik, senin rabbin her şeye nezâret ider.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Oysa İblis'in onlar üzerinde bir nüfuzu yoktu; ama Biz ahirete inanan kimselerle ondan şüphede olanları, işte böylece ortaya koyarız. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Oysa onlar üzerinde onun hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. (Şeytana, kendine uyanları ayartma fırsatı vermemiz ise) sadece, âhirete inananı ona şüpheyle bakandan ayırt etmemiz içindir. Rabbin her şeyi görüp gözetir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Halbuki şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan ayırdedip bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Aslında onun onlar üzerine hiç bir otoritesi yoktu. Ancak, ahirete inananı ondan kuşku duyandan böylece ayırırız. Rabbin her şeyi kontrol etmektedir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Halbuki İblis'in onlar üzerinde hiçbir saltanat kudreti yoktu. Fakat biz ahirete imanı olanı belli edecek, ondan şüphe içinde bulunandan ayırt edecektik. Öyle ya Rabb'in her şeyi gözetleyendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Halbuki onun onlar üzerinde hiç bir saltanat kudreti yoktu, lâkin biz Âhırete iymanı olanı belli edecek, ondan şekk içinde bulunandan ayırd eyliyecektik. Öyle ya rabbın her şeye karşı hafîzdir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hâlbuki onun (iblîsin) onlar üzerinde, hiçbir zorlayıcı gücü yoktu. Ancak biz, âhirete îmân eden ile ondan kuşku içinde olanı (sizin de bilmeniz için) ayırt edip, ortaya çıkaracağız. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Aslında iblisin onlar üzerinde bir sultanlığı¹ yoktu. Fakat Biz, ahirete iman edenle ondan kuşku duyanı ayırt edeceğiz. Senin Rabb'in Her Şeyi Gözetip Koruyan'dır.
1- Yetkilendirilmiş değildi, zorlayıcı gücü yoktu.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Halbuki onun bunlar üzerinde (önceden) hiçbir nüfuzu yokdu. Ancak biz âhirete îman eden kimse ile ondan şübhede bulunan kişiyi ayırd etmek için (buna meydan vermişdik). Senin Rabbin her şey'in üstünde gerçek bir nigehbandır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hâlbuki onun (o İblisin), kendileri üzerinde hiçbir kuvveti yoktu; ancak (biz) âhirete îmân edeni, ondan şübhe içinde olan o kimseden ayıralım diye (ona bu mühleti verdik).(1)Çünki Rabbin, herşeyi (dilediği gibi) hakkıyla muhâfaza edendir.
(1)“Şeytanın vücûdunda (varlığında) cüz’î (küçük) şerlerle berâber çok makāsıd-ı hayriye-i külliye (çok hayırlı, büyük gāyeler) ve kemâlât-ı insâniye (insanın mükemmelleşmesi) vardır. Evet, bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var, mâhiyet-i insâniyedeki isti‘dadda (insanın yaratılışındaki kābiliyetlerde) dahi ondan daha ziyâde merâtib (mertebeler) var. Belki zerreden şemse (güneşe) kadar dereceleri var. Bu isti‘dâdâtın inkişâfâtı (kābiliyetlerin ortaya çıkmaları), elbette bir hareket ister, ve bir muâmele iktizâ eder (gerektirir). Ve o muâmeledeki terakkī (yükselme) zenbereğinin hareketi, mücâhede(mücâdele) ile olur. O mücâhede ise, şeytanların ve muzır (zararlı) şeylerin vücûduyla (varlığıyla) olur. Yoksa, melâikeler gibi insanların da makāmı sâbit kalırdı. O hâlde insan nev‘inde, binler envâ‘ (nev‘ler)hükmünde sınıflar bulunmayacak. Bir şerr-i cüz’î (küçük bir şer) gelmemesi için bin hayrı terk etmektir ki, bu da hikmete ve adâlete münâfîdir (zıddır). Çendan (gerçi) şeytan yüzünden ekser (pek çok) insanlar dalâlete giderler (haktan saparlar). Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete (nasıl olduğuna) bakar, kemmiyete (ne kadar olduğuna) az bakar veya bakmaz.” (Lem‘alar, 13. Lem‘a, 72)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa onun (iblisin), onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı (ve yaptırım) gücü yoktu! Ancak Biz; (kendi özgür iradesiyle) ahirete inanan kişiyi, (yine kendi özgür iradesiyle) ondan kuşku duyan kişiden (ezeli ve soyut ilmimizle değil, bilfiil imtihana tabi tutarak ilmi müşahede ile onu) bilip (fiilen) ayırmak (ve yaptıklarının karşılığını vermek) için böyle yaptık (bu imtihan sürecinden geçirdik). Senin Rabbin ise, her şeyin üzerinde gözetici, koruyucu olandır. *
(*) Yani yüce Allah kendi ezeli (soyut) ilmi ile değil, insanı hem sözlü hem de ameli yönden bilfiil imtihana tabi tutarak kendi iradesiyle kişinin yaptıklarının sonucuna bakarak müşahede ettiği ilmiyle muaheze etmek ve bunun karşılığını vermek için insanı böyle bir imtihan sürecinden geçirmek istemiştir. Yani insanı bilfiil imtihana tabi tutturmadan sırf ezeli ilmiyle onu muaheze etmez. Yine İbrahim - 14/ 22’de Ahiret günü geldiğinde benzer bir ifadeyle İblis şöyle diyecektir. “Sizin üzerinizde hiçbir nüfuzum yoktu: sizi vesvese yoluyla sadece çağırıyordum; siz de bu çağrıya icabet ediyordunuz.” Yani ahirette İblis de bunu hem itiraf edecek hem de ilan edecektir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İblisin onların üzerinde hiçbir yaptırım gücü olmamasına rağmen biz, kimin ahiret gününe kesin iman edip, kiminde ahiret gününden şüphe ettiğini bilelim (diye iblisi engellemedik). Hâlbuki senin Rabbin her şeyi gözetleyip kontrolü altına alandır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İblis’in onlar üzerinde hiç bir baskısı olmamıştır. Ancak, bu, Bizim öbür dünyaya inananlar ile ondan işkilleneni ayırt etmemiz içindi. Senin çalabın her nesne üstünde koruyucudur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İblisin onlar üzerinde hiçbir tasallutu yoktur. Şu kadar ki biz âhirete inananla onda şüphe içinde kalanı ayırdedeceğiz. Rabbin her şeye nâzır ve nigehbandır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hâlbuki (İblis’in) onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü [sultân] yoktu.¹³ Ancak ahirete inananları, onun hakkında ikilemde [şekkin] bulunanlardan ayırt edelim diye (ona izin verdik). Zira senin Rabbin her şeyi Hafîz’dir.¹⁴
13 Krş. Hicr, 15/36-38 14 El-Hafîz: Koruyan, muhafaza eden, gözetim altında tutan, dengede tutan, nezaret eden anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Oysa onun (şeytanın), kendilerine karşı hiç bir zorlayıcı gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırt etmek için (ona vesvese gücünü verdik). Senin Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Oysa İblîs’in, onlar üzerinde hiçbir otoritesi ve yaptırım gücü yoktu; Biz İblîs’e sadece, onları kötülüğe çağırma yetkisi verdik. Böylece, âhirete inananları, ona kuşkuyla bakanlardan ayırt etmek için onları imtihâna tâbi tuttuk. Hiç kuşkusuz Rabb’in, her şeyi koruyup gözetmektedir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Oysa onların üzerinde onun hiçbir etkileme gücü yoktu. Ancak, Âhiret’e inanan kimseyi, ondan şüphe içindeki kimselerden ayırıp bilmemiz için başka! Senin rabbin her şeyin üzerine koruyucudur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halbuki söylediği şeyin, öyle ciddiye alınacak bir yanı yoktu. Biz de bu kıriz ortamında, kimler ahrete inanıyor, kimler kuşkulu belirlemiş olduk. Çünkü Rabb’in, her şeyi kayda alıyordu...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hâlbuki İblis’in insanları inkâra zorlayacak gücü yoktu. Biz sadece kim İblis’in fısıltılarına kulak verecek kim vermeyecek diye İblis’e fısıldanma hakkı verdik. Onların çoğu fısıltılara inandılar. Rabbin insana baskı yapmasını kabul etmez. Baskı altında olan kim olursa olsun Rabbin onun yanındadır. O nedenle kim yolumuzdan sapar yasalarımızı çiğnerse, fısıltılara inanarak kendisi çiğner. Kaldı ki baskıyla zulümle yasalarımıza aykırı yaşamak zorunda kalanlar; yaptıklarından sorumlu değildir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Oysa) onun (İblis’in), onlar üzerinde hiçbir etkisi yoktu. [*] Ancak ahirete inananı, şüphe içinde kalandan bil(dir)ip (ortaya çıkaralım) diye [*] (ona bu fırsatı vermiştik). Rabbin her şeyi koruyandır.
Benzer mesajlar: A‘râf 7:12-18; Hicr 15:42; Nahl 16:99; İsrâ 17:61-63; Sâd 38:75-82.,“Yüce Allah’ın bilmesi” ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:140, dipnot 11.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hâlbuki onun, onlara karşı bir hâkimiyet kurma gücü yoktu. Ancak Biz (iblise bu imkânı) âhirete inananı, ondan şüphe edenden ayırt etmek için (verdik). Zîrâ senin Rabbin, her şeyi hakkıyla koruyandır.
Muhammed Esed
swap_vert close
Halbuki (İblis’in) onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücü yoktu: ³⁰ [zaten İblis’e insanları baştan çıkarma izni vermişsek,] ahiretin varlığına [gerçekten] inananları ona şüphe ile bakanlardan kesin bir şekilde ayırd etmek için [vermişizdir]: ³¹ çünkü Rabbin her şeyi görüp gözetendir.
30 Karş. 14:22’de İblis’in ağzından nakledilen benzer bir ifade (“Sizin üzerinizde hiçbir nüfûzum yoktu: sizi sadece çağırıyordum; siz de bu çağrıya icabet ediyordunuz.”) ve buna ait not 31; ayrıca 15:39-40’a ait not 30. Bu surenin 20-21. ayetleri, ilk bakışta Sebe halkına atıfta bulunuyorsa da gerçekte, (ayetlerin tertibinden de anlaşılacağı gibi) daha geniş kapsamlı olup genel olarak insan cinsinden söz etmektedirler.31 Bkz. 15:41 ve ilgili not 31.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Oysaki İblis’in onlar üzerinde hiçbir yaptırım gücü yoktu. Ona bu fırsatı vermemizin sebebi; ahirete gönülden inananlar ile bu konuda şüphe içinde olanları ortaya çıkarmaktı. Unutma ki her şey Rabbinin gözetimi altındadır. 16/98...100, 38/82- 83
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Oysa ki onlar üzerinde onun hiçbir yaptırım gücü yoktu; sadece âhirete inanan kimselerin, ondan kuşku duyanlardan farkını belirleyelim diye (ona izin verdik): nitekim senin Rabbin, her şeyi görüp gözetendir.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Oysa İblis'in onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu! (Ne onları sopayla dövdü, ne de bir zor kullandı, sadece aldattı, yalan va'adlerde bulunarak kendi yoluna çağırdı) Ancak ahirete gerçekten iman edenlerle, kuşkuda olanlar belli olsun diye ona bu fırsatı biz verdik. (Adem oğullarını da "Biliniz ki şeytan sizlerin en büyük düşmanınızdır" diyerek uyardık) Rabbin gerçekten her şeyi koruyandır. (O, ayetlerine iman eden, emir ve yasaklarına karşı gelmeyen has kullarını şeytanın tasallutundan korur.)
Osman Fırat
swap_vert close
Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Halbuki, onun onlar üzerinde hiçbir tasallutu yoktur. Fakat Ahirete imân eden kimseyi onda şekk içinde bulunan kimseden ayırdedelim diye (öyle şeytan musallat kılınmıştır) ve senin Rabbin her şey üzerine bir hafîzdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Aslında şeytanın onlar üzerinde bir sultası, zorlayıcı gücü yoktu. Ancak âhirete iman edeni, o konuda şüphe eden kimselerden ayırt edip ortaya çıkaralım diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi hakkıyla gözetlemektedir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onun onlar üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktu. Ancak ahirete inananı, ondan kuşkulanandan (ayırd edip) bilelim diye (ona bu fırsatı verdik). Rabbin her şeyi korumaktadır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
İblîs'in onlar üstüne tasallutı olmazdı. Ancak âhirete îmân idenlerle vukû'una şübhe ve şekde bulunanları fark itmemiz içün onlara tasallutı oldı. Rabbin her şey üzerine hâfızdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Oysa İblis onlar üzerinde bir üstünlüğe(sulta) sahip değildi. Bunun böyle olması, sadece ahirete inanıp güvenenler ile ondan şüphesi olanları bilmemiz içindi. Sahibin her şeyi korur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Oysa Onun, Onların üzerinde bir gücü yoktu. Ancak biz, ahirete inanan ile, ondan şüphe edeni belirlemek için böyle yaptık. Rabbim, herşeyin koruyucusudur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Aslında, İblis'in onlar üzerinde hiçbir gücü yoktur; âhirete iman edenlerle ondan şüphe edenleri Biz böylece ayırt ediyoruz. Rabbin ise herşeyi gözetip koruyucudur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Oysaki onun, onlar üzerinde hiçbir sultası yoktu. Sadece biz; âhirete inananı, onun hakkında kuşkuya düşenden ayırmak için böyle yapıyorduk. Rabbin her şey üzerinde Hafiz'dir, kollar, korur, gözetir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmadı anuñ anlaruñ üzere musallaŧ olmaķ illā tā bilevüz anı kim inanur āħirete andan kim ol andan gümān içindedür. daħı çalabuñ her nese üzere śaķlayıcıdur ya'nį bilür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı şeyṭānuñ musallaṭlıġı yoġ‐ıdı anlar üstine, illā bilmeg‐içün āḫireteīmān getürenleri ve aña şek idenleri daḫı. Daḫı senüñ Tañrıñ barça nesnele‐ri ṣaḳlar.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əslində (İblisin) onlar üzərində heç bir hökmü yoxdur. Lakin Biz axirətə inananla ona şəkk edəni ayırd edib bilmək üçün (İblisə bu imkanı verdik). Sənin Rəbbin hər şeyi hifz edəndir! (Mö’minlərin və kafirlərin əməllərini mühafizə edər, qiyamət günü hərəyə öz əməlinin cəzasını verər).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And he had no warrant whatsoever against them, save that We would know him who believeth in the Hereafter from him who is in doubt thereof; and thy Lord (O Muhammad) taketh note of all things.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But he had no authority over them,- except that We might test the man who(3821) believes in the Hereafter from him who is in doubt concerning it: and thy Lord doth watch over all things.
3821 Might test: the word in the original is might know. It is not that Allah does not know all. Why does He want to test? It is in order to help us subjectively, to train our will, to put us definitely the question, "Will you obey Allah or other than Allah?" (Cf. n. 467 to 3:154 and also 47:31).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا كَانَ
hâlbuki
olmadı
لَهُ
onun için
عَلَيْهِمْ
kendileri üzerinde
مِنْ سُلْطَانٍ
hiçbir hakimiyet
اِلَّا
an- cak
لِنَعْلَمَ
bilelim diye
مَنْ
o kim- seyi ki
يُؤْمِنُ
iman ediyor
بِالْاٰخِرَةِ
âhirete
مِمَّنْ
o kimse- den ki
هُوَ
o
مِنْهَا
ondan
ف۪ي شَكٍّۜ
bir şüphe içindedir
وَرَبُّكَ
ve Rabbin
عَلٰى
üze- rinde
كُلِّ شَيْءٍ
her şey
حَف۪يظٌ۟
Hafîz'dir
Hâlbuki iblisin onlar üzerinde hiçbir hakimiyeti (zorlayıcı hiçbir gücü) yoktu, ancak âhirete iman edeni ondan şüphe içinde kalan o kimseden (ayırt edip) bilelim diye (iblise bu fırsatı verdik). (Unutma!) Senin Rabbin her şey üzerinde Hafîz'dir (her şeyin yönetimini elinde bulundurandır).
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
سُلْطَان
İsim
س ل ط
Delil, yetki, güç, hakimiyet, kuvvet, hüccet, sultan, saltanat
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
شَكّ
İsim
ش ك ك
Şüphe
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
حَفِيظ
Etken fiil
ح ف ظ
Hafîz (Allah'ın esması, ismidir. Gözetleyen, muhafaza eden demektir). Ayrıca muhafaza edici, muhafız demektir.