close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâffât Sûresi 77. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vece’alnâ żurriyyetehu humu-lbâkîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve soyunu, yeryüzünde kalan bir soy haline getirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve onun soyunu, (dünyada) onları da bâki kalanlar kıldık. (Kıyamete kadar yaşattık.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kavmini tufanla helak ettikten sonra, Nuh'un soyunu, yeryüzünde kalan ve O'ndan türeyip çoğalan bir toplum kıldık.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Biz onun neslini, işte onları payidar kıldık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Yalnız onun soyunu sürekli kıldık.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve onun zürriyetini, (dünyada) onları da baki kıldık.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Hem (Nûh'un kıyamete kadar) zürriyetini, bakî kalanlar kıldık.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz onun neslini (yeryüzünde) devamlı kıldık.(*)
(*) Bütün insanların Nuh’un zürriyetinden olmalarına dair olan bilgi, bölgesel anlamdadır, bütün dünya çapında değil.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sâdece onun soyunu geriye bırakmıştık.
Besim Atalay
swap_vert close
76,77. Biz onu, onun ailesini en büyük bir sıkıntıdan kurtardık, sürekli de kıldık onun neslini
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ve böylece onun) soyunu (yeryüzünde kıyamete kadar) kalıcı kıldık.
Cemil Said
swap_vert close
77,78,79. Zürriyetini idâme iyledik, âhir gelen enbiyâdan Nûh’a zikr-i cemîl bırakdık, cümle meyânında Nûh’a selâm vardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ve yalnız onun soyunu kalıcı kıldık.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık.  
 Hz. Nuh’un soyunun dışındakilerin hepsi helâk edilmiş ve Nuh tufanından sonra yeryüzündeki insanların nesli Hz. Nuh’tan gelmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onun soyunu ise yaşattık.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hem onun neslini bâki kalanlar kıldık.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem zürriyyetini bâkıy kalanlar kıldık
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve (yeryüzünde), yalnızca onun zürriyetini devam ettirdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onun soyunu kalıcı kıldık.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Zürriyyetini (yer yüzünde) devamlı kalanların ta kendileri kıldık.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (yeryüzünde) onun neslini gerçekten kalıcı kimseler kıldık.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve (kavmi arasında) onun (inanç) soyunu baki kalanlar kıldık. (*)
(*) Ne Kur’an da ne de sahih sünnette tufanın genel olduğuna, Hz. Nuh’a inananlar ve gemiye binenler dışında kalan herkesin suda boğulduğuna ve şu an dünyada yaşayanların tümü Hz. Nuh’un soyundan geldiğine dair hiçbir işaret ve kanıt yoktur. Bkz: (تفسير الألوسي -تفسير المراغي ) ‘’Alüsi ve el Meraği tefsirleri’’ Ayrıca Nûh’un, Hz. Muhammed gibi bütün insanlığa gönderilmediği, sadece kendi kavminin peygamberi olduğu, şu halde burada ve diğer ilgili âyetlerde tûfanla ilgili verilen bilgilerin de bu sınır dâhilinde anlaşılması gerektiği kanaatinde olan âlimler de vardır. Buna göre tûfan bölgeseldir; Nûh’un davetinin ulaşmadığı, tûfanın dışında kalan bölgelerdeki insanların nesilleri de devam etmiştir (Âlûsî, XXIII, 98; ayrıca bk. Hûd-42-43) Bizce de en doğru olan budur, ayetlerden de böyle anlaşılıyor. ... وليس في القرآن ولا في السنة نص قاطع على شيء من هذا (يعني علي ان جميع الناس من ابناء نوح الثلاثة)، كما أنه ليس في القرآن ما يشير إلى عموم دعوته لأهل الأرض قاطبة، ولا أن الغرق عمّ الأرض جميعا، وأن ما تفيده الآية من جعل ذريته هم الباقين إنما هو بالنسبة لذرية من معه في السفينة، وذلك لا يستلزم عدم بقاء ذرية من لم يكن معه وقد كان في بعض الأقطار الشاسعة من لم تبلغهم الدعوة، فلم يستوجبوا الغرق كأهل الصين وغيرهم من البلاد النائية (تفسير المراغي) وقالت فرقة: أبقى الله تعالى ذرية نوح - عليه السلام - ومد في نسله ولكن ليس الناس منحصرين في نسله بل من الأمم من لا يرجع إليه (حكاه في البحر،)وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ (هود:- 25) وَيَا قَوْمِ لَا يَجْرِمَنَّكُمْ شِقَاقِي أَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أَصَابَ قَوْمَ نُوحٍ (هود:89) وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ أَغْرَقْنَاهُمْ (الفرقان: 37) كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ (الشعراء:105) ))والواضح من هذه الأيات أن النبي نوح عليه السلام مرسل إلى قومه فقط، وما كان الله ليعذب قوما حتى يبعث فيهم رسولا، كما أن المقصود بزوجين إثنين هم المخلوقات الموجودة في البيئة التي كان يسكنها مع نوح عله السلام -- بمعنى أن ذرية نوح كانوا هم الباقين في قومه ولا علاقة للأمر ببقية أمم الأرض الغافلة (الإسلام من القرآن)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Nuh’un neslinin devamını sağladık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onun soyunu yeryüzünde sürekli kıldık.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onun zürriyetini yeryüzünde bâki kıldık.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Yalnız onun neslini kalıcı kıldık.
Kadri Çelik
swap_vert close
Hem onun neslini sürekli kalıcılar kıldık.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve yeryüzünde, yalnızca onun ve ona inananların soyunu devam ettirdik.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Soyunu da Bâkî kıldık / devam ettirdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
77,78. Nûh’un soyunu devam ettirdik. // Onu gelecek nesillere bayrak ettik.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenleri yok edip, yalnız Nuh’u ve soyunu kalıcılar yapmıştık.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz onun (Nuh’un) soyunu -işte onları- kalıcı kılmıştık.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve (dünyada) sadece onun soyunu, kalıcı kıldık.¹
1 Bazı rivayetlerde Hz. Nuh’un üç oğlu: “Sam, Ham, Yasef ve bunların eşlerinden başka gemide bulunanların hepsi zürriyet bırakmayarak vefat etti” denilmişse de bu görüş, “(Allah tarafından Nûh’a): “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden (verilecek) bir güven ve bereketlerle (gemiden) in…” (Hud: 48) ayetine uygun düşmemektedir. Bu iki ayetten, tûfândan sonraki insanların, sadece Hz. Nûh’un üç oğlunun soyundan ibaret olmadığı, anlaşılmaktadır. Hz. Nûh’un yanında bulunan diğer Mü’minlerin soyları da Allah’tan gelen berekete, ulaşmışlardır. Zîrâ onlar da Hz. Nûh’un ehline dâhildir. Bu konu ile ilgili olan tarihi rivâyetler, mutlak bir hakikat değil, sadece rivâyettir. Âlûsî de: “bu gark umumî olmayabilir. Nuh (a.s.) kâfirler aleyhinde dua etmiştir. Fakat Hz. Nuh (a.s.) ehl-i Arzın hepsine peygamber olarak gönderilmemiştir. Çünkü peygamberliğin umumî olması ilk ve son defa Hz. Muhammed (s.a.v.)’e aittir. Ama bu duayı genel manada görüp de, gark hadisesinin genel olması da câizdir.” demiştir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
soyunu [yeryüzünde] kalıcı yaptık;
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Böylece onun soyunu da devam ettirdik. 7/59...64
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
onun (inanç) soyunu da bâki kıldık:
Orhan Kuntman
swap_vert close
Soyunu da, yeryüzünde (kıyamete dek gelecek) kullarımızdan kıldık.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve onun neslini yeryüzünde kalıcı kıldık.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onun zürriyetini (evet onları) payidârlar kıldık.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hayatta kalıp payidar olmayı da onun soyuna has kıldık.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zürriyetini dünyâda bâkî iyledik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Soyunu devam ettirdiğimiz sadece onlar olmuştu.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onun soyunu da devam ettirdik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Yalnız onun neslini sağ bıraktık.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onun zürriyetini, evet onları kalıcılar yaptık.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķılduķ neslini anlar girü ķalmışlar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anuñ ẕürriyetini bāḳīlerden ḳılduḳ.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məhz onun nəslini (qiyamətə qədər yer üzündə) baqi etdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And made his seed the survivors,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And made his progeny to endure (on this earth);(4082)
4082 Noah's posterity survived the Rood in the Ark , while the rest perished.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلْنَا
ve kıldık
ذُرِّيَّتَهُ
onun zür- riyetini
هُمُ
onları
الْبَاق۪ينَۘ
kalıcı kimseler
Biz (yeryüzünde yalnız) Nûh'un zürriyetini kalıcı kıldık.
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
بَاقِين
Etken fiil
ب ق ي
Geride kalanlar, kalıcı kimseler