Şüphesiz biz dünya semasını (dünya ve güneş sisteminin de içinde bulunduğu uzay mekânı ışık yansıtan) kevakip (gezegenler, bunların uyduları, kuyruklu yıldızlar, asteroit kuşağı, Kuiper kuşağı, Oort bulutu ve milyarlarca küçük gök cisimleri) ile donattık. *
(*) Ayette yıldız ifadesi yoktur. Çünkü Arapça da Yıldızlara (نجوم) ‘’nücum’’, Gezegenlere de (كواكب)’’ kevakib’’ denir. Bu ayette de kevakib, yani gezegenler ifadesi geçmektedir. Ayrıca bu ayette ‘’dünyaya yakın gök…’’diye bir ifade de yoktur. Zaten dünyanın kendisi sema, yani Güneş sisteminin de içinde bulunduğu uzay içindedir, bu nedenle bu semaya dünya seması denilmiştir. Yani burada dünyanın da içinde bulunduğu Güneş Sistemi kastedilmiş olabilir. Çünkü burada (نجوم) ‘’nücum’’ yani yıldızlar sözcüğü değil, yıldızlar gibi parlayan ve ışık yansıtan (كواكب) ‘’kevakib’’ yani gezgenler sözcüğü kullanılmıştır. Demek ki burada Güneş sisteminde bulunan gezgenler, onların uyduları, cüce gezegenler, kuyruklu yıldızlar, "kirli kartopu" ya da "buzlu çamur topu" olarak anılırlar. İsimlerinde yer almasına rağmen yıldız değildirler, buz (su ve donmuş gazlar) ve (bir nedenle Güneş Sistemi’nin oluşumu sırasında gezegenlerde yoğunlaşamamış) kozmik toz karışımından oluşurlar.) ve Güneş sisteminde bulunan milyarlarca küçük gök cisimlerinden söz edilmiş olabilir. Kur’an yedi semadan (manyetik alandan) söz ediyor. Bu semalardan birincisi (1. ٍSema) dünyanın de içinde bulunduğu Güneş sistemidir. Bu birinci sema (yani Güneş sistemi ile birlikte temsil ettiğimiz uzay mekânı), yaklaşık olarak 6. 5 trilyon km’dir. Kaynak: (Kur’an-ı Kerim’den Ayetler ve İlmi Gerçekler) Dr. Nurbaki. İşte dünyamız da bu sema (manyetik uzay mekânı) içindedir, bu nedenle buna dünya seması denilmiştir. (الله اعلم) Ayrıca Kur’an’ın genel şiirsel ve edebi dili kapsamında bu gök cisimleri için süs benzetmesi yapılmasında sıradışı bir durum bulunmamaktadır. Kozmik gözden gök cisimleri devasa yapılar olsa da, dünyadan bakan insan açısından göze hoş gelen, adeta karanlık gökyüzünü süsleyen noktacıklar olarak görülebilir. Bu nedenle Kur’an da insana gönderilmiş bir kitap olduğundan, onun bakış açısına göre bir benzetme barındırmasında bir tuhaflık yoktur.
(إِنَّا زَيَّنَّا السَّماءَ الدُّنْيا بِزِينَةٍ الْكَواكِبِ) أي إنا جعلنا الكواكب زينة في السماء القريبة منكم بما لها من البهجة والجمال، وتناسب الأشكال وحسن الأوضاع، ولا سيما لدى الدارسين لنظامها، المفكرين في حسابها، إذ يرون أن السيارات منها متناسبة المسافات، بحيث يكون كل سيار بعيدا من الشمس ضعف بعد الكوكب الذي قبله (تفسير المراغي)