Biz onu (Yûnus’u, bedenen kuvvetlendirdikten sonra) yüz bin ve daha fazla insana (azabımızın alâmetlerini görüp de tövbe eden kavmine, îmânlarına şahit olsun, diye tekrar) gönderdik.
Ninova halkı, azabın alâmetlerinden biri olan kara bulutları görüp de kendilerine azabın geleceğini anlayınca, Hz. Yunus’un [aleyhisselâm] peygamberliğine ve tebliğ etmiş olduğu İslâm dinine îmân ettiklerini, yaptıkları günahlara da tövbe ettiklerini kalben ve dil ile ikrar ederek, Allah Teâlâ’ya yalvarmaya başladılar. Bu ikrarları üzerine Allah Teâlâ, azaba müstahak olmuş olan Ninova halkının, bu îmânlarını Hz. Yûnus’un [aleyhisselâm] huzurunda ikrar etme şartı ile tövbe ve dualarını kabul ederek, azabı kendilerinden kaldırmıştır. (bk. Sâffât Sûresi 147 ve 148. âyet-i kerîmeler.) Bu şekilde bir azabın kaldırılma meselesi sadece Hz. Yûnus’un [aleyhisselâm] kavminde vuku bulduğu âyet ile sabittir. (bk. Yûnus Sûresi 98. âyet-i kerîmesi.)