Bunun üzerine biz onu hemen o (kısacık bir an balığın ağzında) hâlsiz bir vaziyette iken sahile attık. (*)
(*) Saffât Suresi 145. ayetin başındaki “fe” harfine dikkat edildiğinde Zennun’un (Yunus’un) balığın ağzında çok kısa bir süre kaldığı anlaşılacaktır. Buradaki “fe”, harfi takibiyedir. Yani atıf adetı olup cümleye ‘’hemen akabinde’’ anlamını katmaktadır. Bu nedenle ayetin anlamı: ‘’Balık Yunus’u ağzına aldıktan hemen sonra onu sahile attık’’ şeklinde olur. Yani Hz. Yunus balığın ağzında kısa bir süre kalmıştır. Bu da bize, ağzıyla kapma ve fırlatılmanın hemen art arda olduğu, arada çok kısa sürenin geçtiği ifade etmektedir. Yani yüce Allah, onun orada ölebilecek kadar bir süre kalmasına müsaade etmemiştir. Ayrıca birçok tefsire göre Hz. Yunus’un nefes alabilmesi için sahile gelene kadar balık da hep başını sudan çıkarmış ve kısa bir süre sonra onu sahile atmıştır. Bu nedenle ayetin başında bulunan‘’ فنبزناه‘’Fenebeznahu‘’ hemen onu sahile attık’’ ifadesinden de kesin anlaşılıyor ki, Hz.Yunus balığın ağzında çok kısa bir süre kalmıştır. Çünkü ‘’Fenebeznahu’’fiil kipi üzerinde bulunan (ف ) ‘’Fe’’harfi, cümleye ‘’hemen, çok kısa bir süre sonra’’gibi anlamları katmaktadır. Arapçada buna فاء تعقيب))‘’Fai takib’’denir. İşte Hz. Yunus balığın karnında şu kadar gün ve gece kalmıştır diyenlerin ne Kur’an’dan, ne de sahih bir hadisten delilleri vardır. Bunlar tamamen gayba dayalı masal ve rivayetler olup gerçeği yansıtmadığı gibi ayetin siyak ve sibakıyla da uyumlu değildir. Yani Hz. Yunus o büyük balığın/balina ağzında çok kısa bir süre kalmıştır. Böylece Hz. Yunus boğulup ölmekten kurtulmuştu.
واختلفوا في أنه كم لبث في بطن الحوت، ولفظ القرآن لا يدل عليه. قال الحسن: لم يلبث إلا قليلاً وأخرج من بطنه بعد الوقت الذي التقمه (مفاتيح الغيب – تفسير الكبير)، فعن الحسن أنه لم يلبث إلا قليلاً (غرائب القرآن و رغائب الفرقان) وقيل لم يلبثْ إلا قليلاً (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم -- فسير الكشاف) يروى أن الحوت سار مع السفينة رافعاً رأسه يتنفس ويونس يسبح حتى انتهوا إلى البر فلفظه.( روح المعاني - الالوسي) الله اعلم