close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâffât Sûresi 107. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve fedeynâhu biżibhin ‘azîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve onun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç ihsan ettik.
Bkz. 262. Dipnota  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ve ona büyük bir kurbanı fidye (oğlu İsmail’i kesmekten kurtuluş bedeli) olarak gönderdik.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz kurban edeceği oğluna bedel, büyük bir kurban koç verdik.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kurban edilecek yaşa gelmiş bir kurban kesme sorumluluğu karşılığında oğlunu kurban edilmekten kurtardık.
Ahmet Varol
swap_vert close
Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ve ona büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Oğlunu kesmeğe karşılık) ona büyük bir kurbanlık, (semiz koç) fidye verdik.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Biz, büyük bir kurban ile fidyesini verdik.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz ona kurtuluş bedeli olarak büyük bir kurban verdik.
Besim Atalay
swap_vert close
Ona, büyük bir de kurban gönderdik !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Biz ona (İsmail'in) kurtuluş fidyesi olarak büyük bir kurban verdik.”
İşte o günden beri inananların her şeylerini Allah yolunda feda edebileceklerine dair kararlılıklarını göstermek üzere kurban kesiyorlar. Ancak bu iş sadece senede bir defa kurban kesmekle olmaz. Hz. İbrahim ve İsmail örneğinde olduğu gibi sevilen her şeyin yeri ve zamanı gelince Allah için verilebilmesiyle olur.  
Cemil Said
swap_vert close
Biz ânın oğlunı büyük bir koç ile tebdîl itdik.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona iri bir kurbanlık verdik.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
107, 108, 109, 110, 111. Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık: İbrahim'e selam! dedik. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.  
 Son Peygamber’in ümmeti ona salâtü selam okurken Hz. İbrahim’i de anar, onu hayırla yâdederler.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ve biz ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Emrah Demiryent
swap_vert close
Biz (İsmâil’in) kurtuluş fidyesi olarak, ona (İbrâhîm’e, kesmesi için) büyük bir kurbanlık (koç) verdik.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ona fidye¹ olarak büyük bir kurbanlık verdik.²
1- Bedel. 2- 100'den 107'ye kadar olan ayetlerde anlatılan olay, 106'ncı ayette de açıklandığı gibi bir beladır, yani denemedir, sınavdır. Bu sınav, Allah'ın emri olarak değil, İbrâhîm'ın rüyası bağlamında gerçekleşmiştir. Bu sınavla Allah'a olan bağlılığın ne denli güçlü ve samimi olduğu; bir babanın oğlunu dahi feda edecek boyutta bir teslimiyet ortaya konmaktadır. Yoksa Allah'ın İbrahim'e oğlunu kurban etmesi gibi bir emri yoktur. Bir kimsenin en çok sevdiği bir varlıktan bile tereddüt etmeden vaz geçmesinin teslimiyeti anlatılmaktadır. Allah ise bu teslimiyeti bir kurbanlıkla karşılamıştır. Üzerinde durulması gereken İbrahim'in oğlunu kurban etmeye niyetlenmesi değil, teslimiyeti ve Allah'ın bu teslimiyete verdiği karşılıktır. Bu ayetlerin bu olay üzerinden verdiği mesaj Allah'a teslimiyet ve sadakattir. Yoksa Allah'ın nedensiz olarak bir cana kıyılmasını istemesi düşünülemez. Bu tarz bir düşünce Allah'a atılmış en büyük iftira olur.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve (oğluna bedel) ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
İhsan Aktaş
swap_vert close
106, 107. “Şüphesiz bu, (İbrahim’in kendi oğlunu kesmeye imkân vermememiz) açık bir nimet (ihsandır). Ve ona (bu fedakârlığına karşılık) fidye olarak büyük bir kurban verdik. *
(*) Burada geçen (الْبَلَاء) kelimesi imtihan değil, lütuf ve ihsan anlamındadır. Yani yüce Allah’ın İbrahim’in kendi oğlunu kesmeye imkân vermemesi Hz. İbrahim ve oğlu için büyük bir lütuf ve ihsandır. Zaten yüce Allah onu test etmiyor, buna gerek de yoktu, çünkü yüce Allah onların samimi niyetilerini zaten biliyordu. Ayrıca burada olduğu gibi Bakara-49. ayette de geçen {وَفِى ذَٰلِكُمْ بَلاَۤءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ)‘’bela’’kelimesi de yine ihsan ve nimet anlamındadır. Aşağıdaki tefsier metinlerine bakılabilir. {إِنَّ هذَا لَهُوَ الْبَلآءُ الْمُبِينُ} أي: النعمة البيّنة عليك من الله إذ لم تذبح ابنك.( تفسير كتاب الله العزيز) وذهب القرطبي إلى أن (البلاء) في الآية بمعنى النعمة، {إِنَّ هذا لَهُوَ البلاءُ المُبِينُ} في ذلك قولان:أحدهما: النِّعمة البيِّنة، قاله ابن السائب، ومقاتل.( زاد المسير في علم التفسير) إن هذا لهو البلاء المبين أي النعمة الظاهرة ، يقال : أبلاه الله إبلاء وبلاء إذا أنعم عليه . وقد يقال بلاه . قال زهير وقيل : المعنى : إن هذا لهو النعمة الظاهرة حيث سلم الله ولده من الذبح وفداه بالكبش( تفسير القرطبي- تفسير فتح القدير) ويقول بعض أهل التأويل: {إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلاَءُ ٱلْمُبِينُ}، أي: النعمة العظيمة، أي: في الفداء الذي فدى لإبراهيم - عليه السلام - نعمة عظيمة.( تأويلات أهل السنة)... او هذا الصّبر والتّوفيق لامتثال مثل هذا الامر العظيم لهو النّعمة العظيمة من الله.( تفسير بيان السعادة) {إنَّ هذا لهو البلاءُ المبين} فيه وجهان ...الثاني: النعمة البينة، قاله الكلبي ومقاتل وقطرب (النكت والعيون) ويحتمل أن يشير إلى ما في القصة من سرور بالفدية وإنقاذ من تلك الشدة في إنفاذ الذبح، فيكون {البلاء} بمعنى النعمة قال القاضي أبو محمد: وإلى كل احتمال قد أشارت فرقة من المفسرين (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز) وقوله تعالى: {وَفِى ذَٰلِكُمْ بَلاَۤءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ} قال ابن جرير: وفي الذي فعلنا بكم من إنجائنا آباءكم مما كنتم فيه من عذاب آل فرعون بلاء لكم من ربكم عظيم، أي: نعمة عظيمة عليكم في ذلك، وقال علي بن أبي طلحة عن ابن عباس: قوله تعالى: {بَلاَۤءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ} قال: نعمة، وقال مجاهد: {بَلاَۤءٌ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌ} قال: نعمة من ربكم عظيمة، وكذا قال أبو العالية وأبو مالك والسدي وغيرهم (تفسير القرآن العظيم) وقيل: المعنى: إن هذا لهو النعمة الظاهرة حيث سلم الله ولده من الذبح، وفداه بالكبش( فتح القدير) ويحتمل أن يشير إلى ما في القصة من سرور بالفدية وإنقاذ من تلك الشدة في إنفاذ الذبح، فيكون {البلاء} بمعنى النعمة. (المحرر الوجيز في تفسير الكتاب العزيز )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Fidye olarak o’na büyük bir hayvan kesmesini emrettik.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ona kurtulmalık olarak büyük bir koç verdik.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ona oğluna bedel büyük bir koç verdik [²].
[2] Bu civan Hazret-i İsmail veya Hazret-i İshak'tır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Biz de bedel/fidye olarak ona büyük bir kurbanlık [zibhin] verdik.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Biz de, İsmail’in kurtuluş fidyesi olarak İbrahim’e büyük bir kurbanlık koç verdik. İşte o günden beri müminler, Allah yolunda her şeylerini seve seve fedâ etmeye hazır olduklarını göstermek üzere, kurban bayramında kurban keser, böylece ataları İbrahim’in izinden gittiklerini gösterirler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona çok büyük bir kurbanı, fidye verdik.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Büyük bir kurbanlık ile İbrahim’i kurtardık.
Mehmet Çoban
swap_vert close
O’na oğlunun yerine fidye olarak büyük bir kurbanlık gösterdik.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Biz (oğlunun yerine) ona büyük bir kurban fidye vermiştik.
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve ona büyük bir kurbanlığı da fidye olarak¹ verdik.
1 Yani; “İbrahim’e oğlunun yerine kesilmek üzere bir kurbanlık verdik.” Zîrâ İbrahim (a.s) bir oğlu olursa Allah yolunda kurban edeceğini adamıştı. Adak yerine gelmeyince, bu fidye onun yerine getirilmesi için Allah tarafından gönderilmiş ve böylece adak da yerine getirilmiştir. Bu âyete dayanarak Ebû Hanife: “Çocuğunu kurban etmeyi adayana bir koyun kesmek vacip olur.” kanaatine varmıştır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve fidye olarak o’na büyük bir kurban ⁴³ verdik,
43 ‘Azîm (“muazzam” veya “kudretli”) sıfatı, bu kurbanın, Hz. İbrahim’in daha sonra bulup Hz. İsmail’in yerine kestiği (Tekvîn xxii, 13) bir koç olduğu yorumunu zayıflatmaktadır. Bana göre, burada sözü edilen kurban, her yıl yüzbinlerce müminin Mekke’ye yaptıkları hacc ziyaretinde tekrarladıkları kurbandır ki, bu, Hz. İbrahim ve İsmail’in yaşadıkları tecrübenin anılması demek olup İslam’ın “beş esası”ndan birini oluşturmaktadır. (Bkz. 22:27-37, ayrıca 2:196-203.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Biz ona çocuğun yerine fidye olarak büyük bir kurban kesmesini emrettik. 22/26.30
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ve Biz ona fidye olarak muhteşem bir kurban verdik;[⁴⁰²⁴]
[4024] Yani bir sonraki âyetle birlikte: Allah-insan ilişkisinde mesafe bulunduğu sahte duygusunun geçersizliğini ifade eden kurban ibadetini teşri kılarak, İbrahim ve oğlunun anısını ebedîleştirdik.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ve ona (oğluna bedel) büyük bir kurbanlık verdik.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve fidye olarak ona azim bir kurbanlık verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve O'na bir büyük kurbanlık bedel verdik.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Oğluna bedel ona büyük bir kurbanlık verdik.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve ona büyük bir kurbân ile bedel gönderdik.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona, onun yerine kurban edeceği büyük bir koç verdik.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık koç vermiştik.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Oğlunun yerine, ona büyük bir kurbanlık verdik.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ve ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı fidā eyledük aña [240a] ulu ķoçı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı aña fidā virdük, ulu ḳurbānlıġ‐ıla.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz ona böyük bir qurbanlıq (Habilin qurbanlıq qoçunu) əvəz verdik.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then We ransomed him with a tremendous victim.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And We ransomed him with a momentous sacrifice:(4103)
4103 The adjective qualifying "sacrifice" here, 'azim, (great, momentous) may be understood both in a literal and a figurative sense. In a literal sense it implies that a fine sheep or ram was substituted symbolically. The figurative sense is even more important. It was indeed a great and momentous occasion, when two men, with concerted will, "ranged themselves in the ranks" of those to whom selfsacrifice in the service of Allah was the supreme thing in life. In this sense, said Jesus, "he that loseth his life for my sake shall find it", (Matt. 10:39 ). (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَفَدَيْنَاهُ
ve ona fid- ye verdik
بِذِبْحٍ
bir kur- banlık ile
عَظ۪يمٍ
büyük
Ve Biz ona, büyük bir kurbanı fidye olarak verdik.
فَدَي
Fiil-I
ف د ي
Fidye verdi
ذِبْح
İsim
ذ ب ح
Kurbanlık
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam