close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veḣuż biyedike diġśen fadrib bihi velâ tahneś(k) innâ vecednâhu sâbirâ(an)(c) ni’me-l’abd(u)(s) innehu evvâb(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Eline dedik, bir demet sap al da onunla vur ve yeminini.bozma. Şüphe yok ki biz onu, sabırlı bulduk, ne güzel bir kuldu ve şüphe yok ki o, daima Rabbine dönen, tövbe eden bir kuldu.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Ve eline bir deste (ekin sapı) al, onunla (hanımına bir kere) vur ve böylece andını bozmuş olma" (diyerek yemin kefaretini kolaylaştırdık). Gerçekten, Biz onu (Eyyub’u) sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah’a) yönelip-dönen biriydi. (Hep Rabbine sığınırdı.)
[Not: Yıllar süren hastalık ve darlık sırasında, Hz. Eyyub’un, hizmetinden usanıp sızlanan hanımına kızıp, ona 100 sopa vuracağına dair yemin lafı ağzından çıkmıştı. Bu ayetle hafif ve nahif (zayıf) olan 100 buğday sapını bağlayıp, eşine bir tane vurmasıyla bu yemininden kurtulacağı hatırlatılmıştı. Böylece tüm Müslümanlara da bu tür cezalarda bir kolaylık yolu açılmıştı.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hastalığı esnasında, yaptığı bir hatasından dolayı, hanımına yüz değnek vuracağına yemin eden Eyyub'a da sonunda dedik ki: “Şimdi eline bir demet sap al, onunla hanımına vur ve yeminini bozmuş olma, yerine getir!” Gerçekten biz O'nu her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı dirençli bulduk. O ne güzel bir kulumuzdu, daima bize yönelirdi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bir de: “Eline bir demet ot-çöp al da, onunla eşine vur. Yeminini bozmuş olma.” dedik. Gerçekten biz onu belâlara karşı sabırlı bulmuştuk. O ne iyi, bizi ilâh tanıyan, candan müslüman, saygılı bir kuldu. O daima, samimiyetle itaat ederek Allah'a yönelmekteydi.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kuldu! O (her tutumunda Allah'a) yönelen biriydi.
Ali Bulaç
swap_vert close
'Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma.' Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Eyyûb bir işten dolayı karısına kızmış ve hastalıktan kalktığı vakit ona yüz değnek vurmayı yemin etmişti. Hem yemini bozmamak, hem de hafifletmek için Allah ona şöyle buyurdu): “- Eline (yüz başaklı) bir demet sap al da, onunla (zevcene) vur; yemininden durmazlık etme.” Dorusu biz, onu sabırlı bulduk... O ne güzel kuldu! Gerçekten o, tamamen Allah'a teveccüh etmişti.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve ona: “Eline bir demet değnek al, onunla vur, yeminini bozma!” dedik. Gerçekten onu sabırlı bir kul olarak gördük. Ne iyi kuldur o! Her zaman bize yönelirdi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma” dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir demet ot al elinle, hemence onunla vur; bozmayasın andını, sabırlı bulduk onu, o ne güzel bir kuldur, Allaha da sığınır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ve sonunda o'na dedik ki:) “Eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve yeminini bozma!” Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü O, tam bir teslimiyetle sürekli Allah'a yöneliş halinde idi.
Hz. Eyüp, gittiği yerden gelmek için geciken karısına çok kızıp, iyileştiği zaman yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Hâlbuki gecikmeden dolayı karısı yüz değneği hak etmemişti ve üstelik kocasına karşı da hizmette ve saygıda kusursuzdu. Allah, yemininden dolayı günahkâr olmasın diye Hz. Eyüp’e kolaylık göstermişti. Yüz değneği (sapı) bir araya getirip eşine vurmakla yemin yerine gelecekti. Böylece, Hz. Eyüp’e gösterilen bu yol, ruhsat meselesi olarak içtihada dayanak olmuştur. Bazıları bu durumu Allah’a hile yapmayı yakıştırmak olarak değerlendirse de bu doğru değildir. Zira bu yol yeminleri yerine getirmenin farklı bir versiyonudur. Burada esas olan Hz. Eyyub’un şahsında olduğu gibi kişinin Allah’a karşı sorumluluğunda hassasiyet gösterdiğini ve insanî ilişkilerde duyarlı ve bilinçli olduğunu ortaya koymasıdır. Yeminlerdeki maksat da zaten budur. Allah’ın koyduğu kurallar ceza vermeye değil, öğretmeye, eğitmeye, terbiye etmeye, kemâle erdirmeye matuftur.  
Cemil Said
swap_vert close
Âna didik ki: "Eline bir demet yaş ve kurı ot al ânınla zevcene ur ki yemîninde halef itmesin biz seni sabırlı gördük.[1]" Eyyûb ne kadar iyi bir ’abdimizdi, bize rücû’ itmeği sever idi.
[1] Eyyûb ’aleyhisselâm zevcesine yüz değnek urmak içün yemîn itmişdi Cenâb-ı Hak yüz otdan mürekkeb bir demetle bir kere urmağı emr iyledi.  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.”[465] Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
Tefsir kaynaklarında ifade edildiğine göre, Eyyûb peygamber bir olay üzerine karısına yüz sopa vuracağına yemin etmiş, kendisine has bir ruhsat olmak üzere de âyetteki çözüm kendisine öğretilmişti.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Bir yemini vardı.) “Eline bir demet bitki sapı alıp onunla vur ve böylece yeminini yerine getirmiş ol” (dedik). Gerçekten biz onu sıkıntılara dayanıklı bulduk. O ne güzel bir kuldu! Yönü hep Allah’a dönüktü.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.  
 Rivayete göre Eyyûb (a.s.) hanımının bir hatasından ötürü sıhhate kavuşunca ona yüz değnek vurmaya yemin etmişti. Halbuki karısının, ona karşı hizmetleri, fedakârlıkları büyüktü. Onun için Cenab-ı Hak, yüz tâne ekin sapından oluşan bir demetle bir kere vurulmasını kâfi görmüştü. Bundan sonraki âyetlerde, peygamberlerin kıssalarından bölümler hatırlatılır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
"Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de al bir demet elinle de vur onunla hânis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Eyyûb, hanımına kızmış ve hastalıktan kalktığı vakit, ona yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Tarafımızdan sağlığına kavuşturulduktan sonra, hanımı hakkında ettiği yemin ile ilgili olarak ona şöyle bir çözüm yolu bildirmiştik:) “Eline (yüz adetten oluşan) bir demet (ekin) sap (ını) al ve onunla (zevcene, canını yakmayacak şekilde hafifçe) vur, (böylece hem vefakâr eşini incitmemiş hem de) yeminini yerine getir (miş olursun).” Gerçekten o çok sabırlı bir kulumuzdu. O ne güzel bir kuldu! Şüphesiz o (tam bir teslimiyetle) rızamıza yönelen ve daima rahmetimize sığınan bir kimse idi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve eline bir deste al, onunla yola çık¹ ve hanis² olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi.³
1- Ayette yer alan “darabe” sözcüğüne, çevirilerde “vur, döv” anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyûb Nebi'ye, “Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkânı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık.” denmektedir. 2- Kararsız olma, haktan ayrılma. 3- Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrâîliyyât kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'î bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyûb Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrâîliyyât'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyûb Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemîninde durmazlık etme» (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, dâima (Allaha) dönen (bir zât) idi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ona:) “Eline bir demet sap al da onunla (zevcene) vur ve yemînini bozma!”(dedik).(1) Gerçekten biz onu sabırlı bir kimse olarak bulduk. (O) ne iyi kuldu! Hakikaten o, dâimâ (Allah'a) yönelen bir kimse idi.
(1)Eyyûb (as) zevcesinin i‘tikāden yanlış bir konuşması sebebiyle, sıhhat bulduğu zaman, ona yüz değnek vuracağına yemîn etmişti. Fakat o hanımcağız, hastalık günlerinde kendisine gāyet fedâkârca hizmet ettiği için Allah-ü Teâlâ ona böyle, yüz fesleğen sapından oluşan bir demetle şeklî ve latîf bir cezâyı kâfî görmüştü. (Nesefî, c. 4, 66)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ayrıca ona,) “Eline bir demet sap al ve (hanımına) onunla vur ve yemininden dönen duruma düşme!” dedik. Biz O’nu (Eyyûb’u) gerçekten sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu O! Tam bir teslimiyet ve samimiyetle (bize) sürekli yöneliş hâlinde idi. (*)
(*) Rivayete göre, Hz. Eyyup bir işten dolayı hanımına kızmış ve hastalıktan kalktığı vakit ona yüz değnek vurmayı yemin etmişti. Hem yemini bozmamak hem de hafifletmek için yüce Allah ona bu şekilde bir çözüm yolunu önermiştir. Bazıları bu durumu haşa Allah’a hile yapmayı yakıştırmak olarak değerlendirse de bu doğru değildir. Zira bu yol yeminleri yerine getirmenin farklı bir versiyonudur. Zira yıllar süren hastalık ve darlık sırasında, hizmetinden usanıp sızlanan hanımına kızıp, ona yüz sopa vuracağına dair yemin lafı ağzından çıkmıştı. Bu ayetle hafif ve nahif (zayıf) olan yüz buğday sapını bağlayıp, eşine bir tane vurmasıyla bu yemininden kurtulacağı hatırlatılmıştı. Böylece tüm Müslümanlara da bu tür cezalarda bir kolaylık yolu açılmıştı.] İşte burada esas olan Hz. Eyyub’un şahsında olduğu gibi kişinin Allah’a karşı sorumluluğunda hassasiyet gösterdiğini ve insanî ilişkilerde duyarlı ve bilinçli olduğunu ortaya koymasıdır. Yeminlerdeki maksat da zaten budur. Allah’ın koyduğu kurallar ceza vermeye değil, öğretmeye, eğitmeye, terbiye etmeye, kemâle erdirmeye matuftur. İşte burada hastalığında kendisinin bütün cefa ve sıkıntılarını çeken bir hanımı incitmeyecek şekilde yeminini yerine getirme çaresi nezih bir şekilde Eyyup peygambere gösterilmiştir diyebiliriz. Çünkü böyle bir uygulama; vefa, zerafet şefkat ve merhamet dolu bir ders anlamına gelir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eline bir demet kuru ot al ve o’nun ile vur ve yeminini bozma. Biz Eyyüb’ü çok sabırlı bulmuştuk. O ne güzel bir kuldu ve samimi olarak Rabbine yönelirdi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Eline bir demet ot al da onunla yere vur. Sakın andından cayayım demiyesin. Biz onu gerçekten katlanıcı bulduk. O ne iyi kuldur. Çünkü o hep Allah’ına sığınırdı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Eyyup! Yaşı, kurusu karışık bir demet ot al, onunla zevcene vur da yemininde durmamazlık etme [¹]. Biz Eyyub/u sabırlı bulduk. O ne güzel kuldur! Çünkü daim Allah/a sığınır.
[1] Zevcesi bir iş için gitmiş, biraz gecikmişdi. Eyyup Aleyhisselâm da yüz değnek vurmağa yemin etmişti.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Şöyle dedik): “Eline (otlardan) bir demet (sap) al ve onunla vur, yeminini bozma!”¹⁶ Muhakkak ki onu Biz sabreden/göğüs geren biri olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! Muhakkak ki o Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
16 Rivayetlerde çok ihtimal ileri sürülmektedir. Bunlardan birine göre Hz. Eyyüb, bir sebeple hanımına yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Eğer bu ihtimal doğruysa, hastalığında kendisinin bütün cefa ve sıkıntılarını çeken bir hanımı incitmeyecek şekilde yeminini yerine getirme çaresi nezih bir şekilde Eyyüp peygambere gösterilmiştir diyebiliriz. Çünkü böyle bir uygulama; vefa, zerafet şefkat ve merhamet dolu bir ders anlamına gelmektedir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma.” Gerçekten biz onu sabredici bulduk. O, pek de güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelen biriydi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Daha sonra ona, hastalığı esnasında eşi hakkında ettiği yemin ile ilgili bir çözüm yolu gösterdik: “Eline, yüz adet çöpten oluşan bir demet sap al ve onunla eşine vur; böylece hem vefakâr eşini incitmemiş, hem deyeminini yerine getirmiş olursun. Çünkü yemin, mutlaka yerine getirilmelidir.” dedik. Doğrusu Biz onun, en büyük acılara karşı sabırla göğüs gerdiğini gördük. Eyyub gerçekten ne güzel bir kuldu; çünkü o, dâimâ Rabb’ine yönelirdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Eline bir demet al; onunla vur; yeminini bozma!”. Biz, onu sabırlı bulduk. Ne güzel Kul! O, (Allah’a) yönelen biridir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
" Eline bir demet sap al ve eşini onunla çırpıştır, yeminini bozmamış olursun " dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Dili dualı biri olarak ne iyi bir kuldu Eyyûb!...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Eyüp düşünmeden yemin etmişti. Pişmanlık içindeydi. Yaptığı haksızlığın farkına varmış tövbeyle bize yaklaşmıştı. Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al! Eşine onunla vur! Ama sakın yeminini bozma!" Gerçekten biz Eyüp’ü inancında azimli, inancında kararlı bir kimse bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi. Unutma ki; kim yaptığı hatalardan kurtulmak için kolaylaştırıcı bir yol arıyorsa Rabbine yönelsin! Rabbin hiçbir insana zorluk çıkarmaz. Gönülden, samimiyetle, Rabbine yaklaşanlara mutlaka yol gösterir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Eyüp’e) “Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma.” (demiştik). [*] Şüphesiz ki Eyüp’ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah’a) yönelen ne güzel bir kuldu.
Söylenmek istenen şudur: “Sen eline bir demet bitki al; onunla yola koyul; araman gereken şifayı Yüce Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul; böylece doğrudan sapmamış olursun.” Bu yaklaşıma göre Hz. Eyüp, eline bir demet bitki alıp peşinden yola çıkmış ve böylece yemin gerektirecek bir yanlışa düşmemiştir. Dolayısıyla bu durumda, ne önceden yapılmış bir yemin ne de onu bozmamak için başvurulmuş bir çıkış yolu söz konusudur. Zaten ayetin devamında gelen cümledeki “sabır” ifadesi de onun bu yoldaki sebatını ve kararlılığını göstermektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve ona: “Eline bir deste (sap) al ve onunla (eşine) vur ve sakın yeminini bozma.”¹ (dedik.) Gerçekten Biz, onu çok sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, çok doğru (ve azimli) birisiydi.
1 Rivâyetlere göre; Hz. Eyyub hasta iken, hanımını bir miktar sopa vurarak döveceğine yemin etmiş, ancak sağlığına kavuşunca, ettiği yeminden pişmanlık duymuştur. Allah da bu sorunu âyetteki gibi halletmiştir. Bu âyetten anlaşılan bazı kurallar da şunlardır: a- Hanefi ve Şafiilere göre, bir kimse hizmetçisine yüz sopa vurmaya yemin etse, yüz sopayı birleştirerek hizmetçinin vücuduna değmesi şartıyla vursa yemini yerine gelir. b- Yemin eden bir kimse, ettiği yemin doğru bir sebebe dayanmıyorsa bile yerine iyi bir iş yapmalıdır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Ve sonunda o’na dedik ki:] “Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!” ⁴¹ Gerçekten Biz o’nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük: o, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!
41 Kitâb-ı Mukaddes’in anlatımına göre (Eyyub’un Kitabı ii, 9), Hz. Eyyub’un çaresiz sıkıntılar içinde çırpındığı dönemde karısı, inancında direnmesinden dolayı kocasına kızdı: “Bu sadakatte direnecek misin hâlâ? Allah belanı versin, öl!” Klasik Kur’an müfessirlerine göre Hz. Eyyub, Allah kendisine sağlık verirse karısını sapkınlığından dolayı yüz sopa ile cezalandıracağına yemin etti. Fakat iyileşince acele ile yaptığı yeminden dolayı pişmanlık duydu, çünkü karısının “sapkınlığı”nın kendisine karşı sevgi ve şefkatinin bir ürünü olduğunu anladı; bunun üzerine kendisine inen vahiyde, karısına, “yüz veya daha fazla saptan oluşan bir deste ot” ile bir kere vurarak yeminini sembolik bir şekilde yerine getirmesi bildirildi. (Karş. 5:89 -“Allah sizi düşünmeden ağzınızdan kaçırıverdiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz”.)  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eline şu otlardan bir demet al ve onu bir ilaç olarak uygula ve sakın sözünden dönme. Gerçek şu ki biz Eyyub’u çok sabırlı bulduk. O, ne güzel bir kuldu zira o, hep Allah’a sığınır ve O’na yönelirdi. 2/155, 39/10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ve dedik ki): “Eline bir deste bitki al ve onunla yola koyul! Sakın doğrudan şaşma”[⁴⁰⁸⁴] Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da)[⁴⁰⁸⁵] her daim Allah’a yönelirdi.
[4084] Veya: (Ve dedik ki:) “Eline bir deste bitki al ve onunla vur!” Bu alternatif anlamın dayanağı, Hz. Eyyub’un, hastalığı sırasında eşine yüz sopa vuracağına yemin ettiğine dair Eski Ahid’de yer alan anlatımdır. Tercih ettiğimiz anlamda iki hususa dikkat çekmekte yarar var: 1) İlk cümlede yer alan ıdrıb bihi ibaresi. Bu ibare “vurmak”tan daha çok, Bakara 273, Tâhâ 77, Âl-i İmran 156 ve Müzemmil 20’de kullanıldığı anlamıyla “yola koyulmaya” delâlet eder. Zira Kur’an’da ıdrıb emir filînin “vur/döv” anlamına gelmesi için, vurucusu insan değil melek olan iki yer (8:40; 47:27) dışında, her geldiği yerde mutlaka iki tümleçle gelir: Biri “ne ile vurulacağı”, ikincisi “nereye vurulacağı” (Bkz: 2:60, 73; 7:160). Burada gelen ıdrıb emir fiili, vurulacak yeri sükut geçmekle, bu kurala uymamaktadır. 2) İkinci cümlede yer alan lâ tahnes kelimesi. “Günah, vebal, doğrudan sapmak, ihanet” gibi anlamlara gelen el-hins, bu vurgusuyla Vâkı’a 46. âyette de kullanılır. Bu durumda bu âyetteki vurgusu “doğrudan şaşma, vebale girme!” olur. Bu takdirde akla bir soru gelecektir: “Eline bir deste bitki al!” emrinin hikmeti nasıl izah edilecektir. Buna cevabımız şudur: Araman gereken şifayı Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul! M. Muhammed Ali bu âyete, dığsın “bir miktar dünya malı” (Tâc) anlamından yola çıkarak şu manayı vermiştir: “Eline bir miktar dünya malı al ve onunla iyilik kazan ve bâtıla sapma!” (The Holy Qur’an) Allahu alem. [4085] “O (da)”, yani sınava çekilen “Dâvud gibi” (Krş: 17. âyetin sonu).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
"Eline bir demet sap al da (hanımına) onunla bir kere vur, böylece (yüz deynek olan) yeminini bozma" diye de emrettik. Biz onu gerçekten çok sabırlı bulduk, o ne iyi bir kuldu, çünkü daima Allah’a yönelirdi.
Osman Fırat
swap_vert close
(Dedik ki): "Eline bir karışık demet al, onunla vur ve günaha girme. " Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o dâimâ bize yönelirdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
(Ve O'na emrolundu ki) Eline otlardan bir küçük demet al, sonra onunla vur ve yeminini bozmuş olma. Muhakkak ki, Biz O'nu bir sabredici bulduk. Ne güzel kul! Şüphe yok ki, o (Hakk'a) dönendir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bir de ona: “Eline bir demet sap al, onunla vur! Yemininden dönen durumuna düşme! ” dedik. Doğrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah'a yönelirdi. {KM, Eyub 2, 8; 1, 21-22}
Denildiğine göre, Hz. Eyyub (a.s.), bir hadise dolayısıyla eşine yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Böylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine bildirilmişti (Bu, belki de bu hususî durum ve benzeri durumlara mahsus bir fetvadır. Mesela eşi buna takat getiremezdi, yahut bu kadar ağır bir cezayı hak etmemiş olabilirdi).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve eline bir demet ot alub onunla (zevcene) ur ve yemîninde hânis olma." (Hastalığı esnâsında zevcesine yüz değnek urmağa yemîn itmişdi) didik. Biz Eyyûb'ı belâ ve mesâ'îbe sabır idici bulduk. Ne güzel kuldur. Çünki tamamıyla Cenâb-ı Hakk'a teslîm ve müteveccih olmuşdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona: "Eline bir demet ot al, onunla (tenine) vur da günaha girme[*]” dedik. Onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! Çok da saygılıydı."
[*] Eyyûb (a.s.), hastalığının nedeninin şeytan olduğunu iddia ediyordu. Oysa Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisi veya yeteneği olmadığını bir nebi olarak çok iyi bilmeliydi. İşte bu nedenle, 44. ayette ikaz edildiğini görmekteyiz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Eline bir demet alıp onunla vur; yeminini bozma” dedik.(6) Gerçekten Biz onu sabredici bulduk. Ne güzel bir kuldu o; doğrusu, Allah'a yönelmiş bir kimseydi.
(6) Bu konuda ileri sürülen ihtimallerin başında, Hz. Eyyub’un bir sebepten dolayı hanımına yüz değnek vurmaya yemin etmiş olması gelmektedir. Eğer bu doğru ise, hastalığı sırasında eşinin onca cefasını çeken bir hanımı incitmeyecek bir yolla Hz. Eyyub’a yeminini yerine getirmenin çaresi gösterilmiş olmalıdır. Böylece bir sadakat, vefa, şefkat ve zarafet dersi verilmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı dut elüñ-ile bir avuç çıbuķ pes urġıl anuñ-ile daħı and śıma” bayıķ biz bulduķ anı śabr ķılıcı. eyü ķuldur! bayıķ ol dönicidür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı al didük elüñ‐ile bir dutam çıbıḳ. Anuñla vur, anduñı bozma, didük.Taḥḳīḳ biz anı ḳatı ṣabrlu ṭapduḳ. Ne yaḫşı ḳuldur ol. Ol Tañrıya dönicidür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Əyyub xəstə olduğu zaman övrəti bir iş dalınca harasa getmiş, yubanıb çox gec gəlmişdi. Bundan hirslənən Əyyub sağaldıqdan sonra ona yüz çubuq vuracağına and içmişdi. Əyyubun öz andına əməl etməsi, həm də zövcəsinin cəsasının yüngülləşdirilməsi üçün ona belə buyurduq: ) “Əlinə (yüz yaş və ya quru çubuqdan ibarət) bir dəstə götür və onunla (övrətini) vur. Andını pozma. Biz onu (müsibətlərə) səbr edən gördük. Nə gözəl bəndə! O, (daim Allaha) sığınan bir kimsə idi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And (it was said unto him): Take in thine hand a branch and smite therewith, and break not twine oath. Lo! We found him steadfast, how excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (to his Lord).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"And take in thy hand a little grass, and strike(4202) therewith: and break not (thy oath)." Truly We found him full of patience and constancy. How excellent in Our service!(4203) ever did he turn (to Us)!
4202 In his worst distress Job was patient and constant in faith, but apparently his wife was not. According to the book of Job (2:9-10), "Then said his wife unto him, dost thou still retain thine integrity? Curse God, and die. But he said unto her, thou speakest as one of the foolish women speaketh. What? Shall we receive good at the hand of God, and shall we not receive evil? In all this did not Job sin with his lips." He must have said in his haste to the woman that he would beat her: he is asked now to correct her with only a wisp of grass, to show that he was gentle and humble as well as patient and constant. 4203 Cf. 38:30 above, where similar words are spoken of Solomon. Patience and constancy are also a form of service, if our attitude is due to an active faidth in Allah, and not mere passivity. So Milton in his Sonnet: "They also serve who only stand and wait."  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَخُذْ
ve al
بِيَدِكَ
eline
ضِغْثاً
bir demet sap
فَاضْرِبْ
ve vur
بِه۪
onun-la
وَلَا تَحْنَثْۜ
ve yeminini bozma
اِنَّا
hakika-ten Biz
وَجَدْنَاهُ
onu bulduk
صَابِراًۜ
sabreden olarak
نِعْمَ
ne güzel
الْعَبْدُۜ
kuldu
اِنَّهُٓ
şüphe-siz o
اَوَّابٌ
evvâb idi
(Akabinde, hastalığı esnasında hanımının yaptığı bir hatadan dolayı, eğer sağlığı yerine gelirse ona yüz değnek vuracağına yemin eden Eyyûb'a şöyle buyurduk) "Eline bir demet sap al ve onunla (hanımına) vur, yeminini bozma!" Hakikaten Biz onu sabreden (bir kul) olarak bulduk. O ne güzel kuldu; çünkü o da evvâb (daima Allah'a yönelen, bağrı yanık ve çokça tövbe eden biri) idi.
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
يَد
İsim
ي د ي
El
ضِغْث
İsim
ض غ ث
Karmakarışık, bir demet sap
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
حَنِثَ
Fiil-I
ح ن ث
Yeminini bozdu
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
وَجَدَ
Fiil-I
و ج د
Buldu
صَابِر
Etken fiil
ص ب ر
Sabreden
نِعْمَ
Fiil-I
ن ع م
Ne güzel!
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اَوَّابٌ
İsim
ا و ب
Çokça tövbe edenler, evvâb, daima yönelen