(Ve dedik ki): “Eline bir deste bitki al ve onunla yola koyul! Sakın doğrudan şaşma”[⁴⁰⁸⁴] Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da)[⁴⁰⁸⁵] her daim Allah’a yönelirdi.
[4084] Veya: (Ve dedik ki:) “Eline bir deste bitki al ve onunla vur!” Bu alternatif anlamın dayanağı, Hz. Eyyub’un, hastalığı sırasında eşine yüz sopa vuracağına yemin ettiğine dair Eski Ahid’de yer alan anlatımdır. Tercih ettiğimiz anlamda iki hususa dikkat çekmekte yarar var: 1) İlk cümlede yer alan ıdrıb bihi ibaresi. Bu ibare “vurmak”tan daha çok, Bakara 273, Tâhâ 77, Âl-i İmran 156 ve Müzemmil 20’de kullanıldığı anlamıyla “yola koyulmaya” delâlet eder. Zira Kur’an’da ıdrıb emir filînin “vur/döv” anlamına gelmesi için, vurucusu insan değil melek olan iki yer (8:40; 47:27) dışında, her geldiği yerde mutlaka iki tümleçle gelir: Biri “ne ile vurulacağı”, ikincisi “nereye vurulacağı” (Bkz: 2:60, 73; 7:160). Burada gelen ıdrıb emir fiili, vurulacak yeri sükut geçmekle, bu kurala uymamaktadır. 2) İkinci cümlede yer alan lâ tahnes kelimesi. “Günah, vebal, doğrudan sapmak, ihanet” gibi anlamlara gelen el-hins, bu vurgusuyla Vâkı’a 46. âyette de kullanılır. Bu durumda bu âyetteki vurgusu “doğrudan şaşma, vebale girme!” olur. Bu takdirde akla bir soru gelecektir: “Eline bir deste bitki al!” emrinin hikmeti nasıl izah edilecektir. Buna cevabımız şudur: Araman gereken şifayı Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul! M. Muhammed Ali bu âyete, dığsın “bir miktar dünya malı” (Tâc) anlamından yola çıkarak şu manayı vermiştir: “Eline bir miktar dünya malı al ve onunla iyilik kazan ve bâtıla sapma!” (The Holy Qur’an) Allahu alem.
[4085] “O (da)”, yani sınava çekilen “Dâvud gibi” (Krş: 17. âyetin sonu).