DÂVÂCILARIN kıssasından haberin oldu mu? [Davud’un ibadet ettiği] mâbedin duvarlarına tırmanan [iki kişinin kıssasından]? ²²
22 Elimizdeki en eski kaynaklara göre, 21-26. ayetlerde anlatılan kıssa, Allah’ın seçtiği peygamberlerin -ki tümü, Hz. Davud gibi, “kararlarında hikmet ve basîret” ile donatılmışlardır- günah işleyip işleyemeyecekleri sorunu ile ilgilidir. Başka bir deyişle, insan tabiatında mevcut olan zaaflara o’nların da maruz kalıp kalmadığı, yahut o’nları “günahtan âri” (ma‘sûm) kılan karakter temizliğine baştan, ilke olarak (a priori) sahip olup olmadıkları sorunu ile ilgilidir. Kıssanın ilk kaynaklarından bugüne aktarılma biçimi (Taberî ve Beğavîye göre, Abdullah b. ‘Abbâs ve Enes b. Mâlik gibi sahâbîler ile hemen arkalarından gelen kuşağın öncü isimleri de dahil), bazı Müslüman ilahiyatçılar tarafından yüzyıllar içinde geliştirilmiş olan, peygamberlerin tabiatları gereği günah işleyemeyecekleri doktrini ile çelişmekte ve o’nların temizliğinin ve bunun gereği olan masumiyetlerinin, iç mücadelelerin ve sınanmaların bir sonucu olduğunu göstermektedir. Böylece, bu masumiyet, doğuştan edinilmiş (bahşedilmiş) bir nitelikten ziyade manevî/ahlakî bir kazanımı temsîl etmektedir. Taberî ve diğer bazı ilk dönem müfessirlerin detaylarıyla naklettiklerine göre, Hz. Davud, evinin damından zaman zaman gördüğü güzel bir kadına aşık oldu. Araştırınca, kadının Uriah adlı bir askerinin karısı olduğunu öğrendi. Kapıldığı tutkunun etkisiyle Hz. Davud, kendi ordu komutanına Uriah’ı kasden çıkarılmış bir savaşa göndermesini emretti. Ölmesi kesin olan bu savaşa gönderilen Uriah’ın savaşta öldürülmesinden hemen sonra Hz. Davud, dul kadınla evlendi (bu kadın daha sonra Hz. Süleyman’ı dünyaya getirdi) ... Bu kıssa, kadının adının Bath-Sheba (II Samuel xi) olduğunu bildiren Eski Ahid’in tasviri ile az çok uyuşur, fakat Hz. Davud’un Uriah’ın ölümünden önce karısı ile ilişki kurduğu şeklindeki iddiasını ise (aynı kaynak xi, 4-5) reddeder -bu iddialar Müslümanlar tarafından her zaman tezyif ve rencide edici bulunarak reddedilmiştir: karş. Dördüncü Halife Ali b. Ebî Tâlib’in sözleri (Zemahşerî’de Sa‘îd b. Museyyeb’den naklen zikredilmiştir): “Her kim Davud’un olayını efsanede belirtildiği şekilde anlatırsa ona yüzaltmış değnek vurun- bu ceza, peygamberlere iftiranın karşılığıdır.” (24:4’de belirtilen, herhangi bir kişiyi kesin bir delili olmaksızın zina ile suçlamanın cezasının seksen değnek olduğu hükmü dolaylı olarak hatırlatılmaktadır.) Müfessirlerin çoğuna göre âniden Hz. Davud’un önünde beliren iki “dâvâcı”, o’na günahını anlatmaları/hatırlatmaları için gönderilmiş iki melektir. Ancak, onların belirmesinde, Hz. Davud’un kendisinin, işlediği günahın farkına varmış olmasının mecazî anlatımını görmek de mümkündür: en azından, kendisini bir süre etkileyen tutkunun “duvarlarını yıkan” kendi vicdanının sesini duymasının.