close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Sâd Sûresi 21. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vehel etâke nebeu-lḣasmi iż tesevverû-lmihrâb(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Sen, o davacılardan haber aldın mı? Hani Davud'un ibadet ettiği yerin duvarına tırmanmışlardı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Sana o davacıların (hasımların) haberi (ve hikâyesi) gelip (ulaşmadı) mı? Hani (Davud’un bulunduğu mekâna) mihraba (girmek için) yüksek duvarlardan tırmanmışlardı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve duvardan tırmanarak, Davud'un ibadet etmekte olduğu yere giren davacıların haberi sana ulaştı mı?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Davacı kılığındaki suikastçilerin kıssası geldi mi sana? Mâbedin duvarından atlayarak gelmişler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar yüksek duvardan tırmanarak mihraba girmişlerdi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de (Davûd mescidde ibadetle meşgul olduğundan kapısında bekçiler vardı. Kapıdan içeri giremiyen) davacıların haberi geldi mi sana? Hani duvardan çıkıb mescide inmişlerdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Hiç davacıların haberi sana ulaştı mı? Onlar kaleye tırmandıklarında,
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sana o davacıların öyküsü geldi mi? Hani mabedinin duvarına tırmanmışlardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Sana davacının haberi erişmedi mi? Hani, onlar mihrabı aşaraktan
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Davud'un ibadet ettiği) mabedin duvarlarına tırmanan (İki) davacının kıssasından haberin oldu mu?
Cemil Said
swap_vert close
Divarı aşarak ânın mihrâbına (çardağına) giren iki da’vâcı hasmın hikâyesini biliyor mısın?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
21,22. Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
21-22. Davalaşanlara dair bilgi sana ulaştı mı? Bu adamlar mâbedin duvarına tırmanıp Dâvûd’un yanına girmişlerdi. Dâvûd onları görünce telâşlanmıştı. “Korkma” dediler, “Birimizin diğerini haksızlık etmekle suçladığı iki davacıyız biz. Aramızda âdil bir hüküm ver; doğruluktan sapma, bize de doğru yolu göster.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
21, 22. (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp, Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.  
 Davud (a.s.), mescidde ibadet ettiği için, muhafızlar gelenlerin girmesine izin vermiyorlardı. Sözü edilen iki davacı, Hz. Davud’a suikastta bulunmak isteyen iki düşmandı. Çevrelerinde Hz. Davud’un muhafızlarını görüp, maksatlarına erişemeyeceklerini anlayınca bu yapmacık dâvayı uydurmuşlardı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Davacıların haberi sana ulaştı mı? Hani mabedine tırmanmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt
Emrah Demiryent
swap_vert close
21-22. (Resûlüm!) Sana davacıların haberi ulaştı mı? (Hani, onlar mabedin) duvarına tırmanarak (Dâvûd’un ibadet ettiği) mihraba girmişlerdi de Dâvûd, onlardan, (kapıdan değil de duvardan atlayarak, kendisinden müsaade istemeksizin, yanına giren bu iki kişiden) dolayı telaşa kapılmıştı. (Onlar,) “Korkma! (Endişelenme!) Biz birbiriyle davalı iki kişiyiz ve birimiz (in) diğerine haksızlık etti (ğini düşünüyoruz. Huzuruna da muhakeme olmak için geldik). Şimdi sen, adalet üzere aramızda hak ile hükmet ve bize doğru (bir çözüm) yolu göster!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Birbirleriyle davalıların haberi sana geldi mi? Duvarı aşarak mihraba gelmişlerdi!
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sana o da'vâcıların haberi geldi mi? Hani onlar dıvardan mescide tırmanmışlardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem sana o da'vâcıların haberi geldi mi? Hani ma'bed(in duvarın)a tırmanmışlardı.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Muhakkak ki, sana o davacıların haberi gelmiş bulunuyor (iyice dinle ki sana anlatalım)! Hani onlar (sesiz ve habersiz) mihraba (Davud’un bulunduğu mekâna girmek için) duvardan tırmanmışlardı. (*)
(*) Ayetin başında bulunan (هل)’’ hel’’istifham edatı değil, (قد)’’kad’’ harfi gibi muhakkak anlamındadır. Aşağıdaki tefsir metinlerine de bkz: قوله تعالى: {وهل أتاكَ نبأ الخَصْمِ} قال أبو سليمان: المعنى: قد أتاكَ فاسْتَمِعْ له نَقْصُصْ عليكك (زاد المسير في علم التفسير) قوله {وهل أتاك} أي وقد أتاك يا محمد {نبأ الخصم} أي خبر الخصم فاستمع له نقصصه عليك. (لباب التأويل في معاني التنزيل) ه {وه أتاكَ نبأ الخَصْمِ} قال أبو سليمان: المعنى: قد أتاكَ فاسْتَمِعْ له نَقْصُصْ عليكَ (زاد المسير في علم  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Davut ve emrindekiler mescidin duvarlarının şekillerini düzeltirlerken davalı olanın haberi sana geldi mi?
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O iki davalının olaycasını sana anlatmadılar mı? Onlar tapınağın duvarına tırmanıp da içine girmişlerdi.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Sen dâvacıların haberini aldın mı? Hani onlar çardağa [⁶] tırmanıp çıkmışlardı [⁷].
[6] Veya ibadet ve ta'at ile meşgul olduğu ikametgâha.[7] Bekçi davacıları içeriye koymadığından onlar da duvardan aşıp yanma girmişlerdi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mihraba (Davud'un bulunduğu yere girmek için) yüksek duvardan tırmanmışlardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O’nun bu özelliklerini anlatan güzel bir örnek olarak Sen dâvâcılardan haber aldın mı? Onların kıssası sana anlatıldı mı? Hani ekonomik ve sosyal hayatta Allah’ın yasalarını hiçe sayan, dünyada nasıl imtihan olacaklarını —haşa— Allah yerine kendileri karar veren iki kişi, sarayında özel olarak ibadetle meşgul olduğu bir sırada, istenmeyen ve beklenmeyen bu konuylaaniden Davud’un makamına çıkagelmişlerdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sana Davacılar’ın olayı geldi mi? Hani, Mihrâb’a tırmanıp çıktılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Onun hasımlar öyküsünü duymuşsundur. Hani duvarı aşıp makamına yürümüşlerdi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Mabedin (duvarlarına) tırmanan davacıların haberi sana ulaştı (değil) mi?
Mehmet Türk
swap_vert close
Sana o davalıların¹ haberi geldi mi? Hani onlar, duvardan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
1 Hasım: Mastar olup Arapçada tekil, çoğul, erkek ve dişi için kullanılabilir. Burada ikil için kullanılmıştır. Bu davalıların, insan şeklinde gelen iki melek oldukları da rivâyet edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
DÂVÂCILARIN kıssasından haberin oldu mu? [Davud’un ibadet ettiği] mâbedin duvarlarına tırmanan [iki kişinin kıssasından]? ²²
22 Elimizdeki en eski kaynaklara göre, 21-26. ayetlerde anlatılan kıssa, Allah’ın seçtiği peygamberlerin -ki tümü, Hz. Davud gibi, “kararlarında hikmet ve basîret” ile donatılmışlardır- günah işleyip işleyemeyecekleri sorunu ile ilgilidir. Başka bir deyişle, insan tabiatında mevcut olan zaaflara o’nların da maruz kalıp kalmadığı, yahut o’nları “günahtan âri” (ma‘sûm) kılan karakter temizliğine baştan, ilke olarak (a priori) sahip olup olmadıkları sorunu ile ilgilidir. Kıssanın ilk kaynaklarından bugüne aktarılma biçimi (Taberî ve Beğavîye göre, Abdullah b. ‘Abbâs ve Enes b. Mâlik gibi sahâbîler ile hemen arkalarından gelen kuşağın öncü isimleri de dahil), bazı Müslüman ilahiyatçılar tarafından yüzyıllar içinde geliştirilmiş olan, peygamberlerin tabiatları gereği günah işleyemeyecekleri doktrini ile çelişmekte ve o’nların temizliğinin ve bunun gereği olan masumiyetlerinin, iç mücadelelerin ve sınanmaların bir sonucu olduğunu göstermektedir. Böylece, bu masumiyet, doğuştan edinilmiş (bahşedilmiş) bir nitelikten ziyade manevî/ahlakî bir kazanımı temsîl etmektedir. Taberî ve diğer bazı ilk dönem müfessirlerin detaylarıyla naklettiklerine göre, Hz. Davud, evinin damından zaman zaman gördüğü güzel bir kadına aşık oldu. Araştırınca, kadının Uriah adlı bir askerinin karısı olduğunu öğrendi. Kapıldığı tutkunun etkisiyle Hz. Davud, kendi ordu komutanına Uriah’ı kasden çıkarılmış bir savaşa göndermesini emretti. Ölmesi kesin olan bu savaşa gönderilen Uriah’ın savaşta öldürülmesinden hemen sonra Hz. Davud, dul kadınla evlendi (bu kadın daha sonra Hz. Süleyman’ı dünyaya getirdi) ... Bu kıssa, kadının adının Bath-Sheba (II Samuel xi) olduğunu bildiren Eski Ahid’in tasviri ile az çok uyuşur, fakat Hz. Davud’un Uriah’ın ölümünden önce karısı ile ilişki kurduğu şeklindeki iddiasını ise (aynı kaynak xi, 4-5) reddeder -bu iddialar Müslümanlar tarafından her zaman tezyif ve rencide edici bulunarak reddedilmiştir: karş. Dördüncü Halife Ali b. Ebî Tâlib’in sözleri (Zemahşerî’de Sa‘îd b. Museyyeb’den naklen zikredilmiştir): “Her kim Davud’un olayını efsanede belirtildiği şekilde anlatırsa ona yüzaltmış değnek vurun- bu ceza, peygamberlere iftiranın karşılığıdır.” (24:4’de belirtilen, herhangi bir kişiyi kesin bir delili olmaksızın zina ile suçlamanın cezasının seksen değnek olduğu hükmü dolaylı olarak hatırlatılmaktadır.) Müfessirlerin çoğuna göre âniden Hz. Davud’un önünde beliren iki “dâvâcı”, o’na günahını anlatmaları/hatırlatmaları için gönderilmiş iki melektir. Ancak, onların belirmesinde, Hz. Davud’un kendisinin, işlediği günahın farkına varmış olmasının mecazî anlatımını görmek de mümkündür: en azından, kendisini bir süre etkileyen tutkunun “duvarlarını yıkan” kendi vicdanının sesini duymasının.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sana birbiriyle davalı o iki kişi ile ilgili kıssanın haberi geldi mi? Hani o iki kişi mabedin duvarına tırmanıp. 38/26
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
SEN dâvâcıların kıssasından haberdar oldun mu? Hani onlar duvardan tırmanıp özel odasına[⁴⁰⁶⁰] sızmışlardı.[⁴⁰⁶¹]
[4060] Mihrâb için bkz: 19:11, not 18. [4061] Zemahşerî, bu kıssadaki diyalogların tamamen “temsili” olduğunu, temsilî anlatımın etkili bir tarz olduğunu, kıssanın ahlâkî öğüdü üstü örtülü bir biçimde aktardığını dile getirir (Keşşaf; krş: Ebussuud).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Sana o davacıların haberi geldi mi? ki onlar duvardan mescide tırmanıp,
Osman Fırat
swap_vert close
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sana o davacıların haberi geldi mi? O vakit ki, ibadetgâha tırmanıp çıkmışlardı.
Suat Yıldırım
swap_vert close
21, 22. O mahkemeleşen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mâbedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına birden girince o, onlardan ürktü. Onlar da “Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı geçen iki dâvalıyız. Senden dileğimiz: Aramızda adaletle hükmet, haktan uzaklaşma ve bize tam doğruyu göster. ” {KM, II Samuel 11; Mezmurlar 2, 7}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı,
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed, sana Dâvûd'un hüküm virdiği mihrâba çıkan iki hasmın haberi geldi mi?
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Davacıların haberi sana geldi değil mi? Hani surlardan iç odaya sızmışlardı.
Şaban Piriş
swap_vert close
Sana o davacıların haberi gelmedi mi? Hani duvara tırmanmışlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Peki, o dâvâcıların haberi sana ulaştı mı? Hani onlar duvardan tırmanarak mâbede girmişlerdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Geldi mi sana, o çekişme hikâyesinin haberi? Hani, o hasımlar, duvarı aşarak mihraba ulaşmışlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı geldi mi saña ŧartışıcı ħaber? ya'nį biri cebreyil biri mįkāyil ol vaķt kim aġdılar köşk dįvarına.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı hīç geldi mi saña yā Muḥammed ḫaberi iki ḫaṣmuñ? Ol vaḳt ki miḥrābdīvārından gitdiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbər!) Sənə (Davudun padşahlığı vaxtı) dava edənlərin xəbəri gəlib çatdımı? O zaman onlar (Davuda məxsus) mə’bədə (ibadət vaxtı ora daxil olmaq qadağan edildiyi üçün) divardan aşıb gəlmişdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And hath the story of the litigants come unto thee? How they climbed the wall into the royal chamber;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Has the Story of the Disputants reached thee?(4171) Behold, they climbed over the wall of the private chamber;
4171 This story or Parable is not found in the Bible, unless the vision here described be considered as equivalent to Nathan's parable in II Samuel, 11 and 12. Baydawi would seem to favour that view, but other Commentators reject it. David was a pious man, and he had a well-guarded private chamber (mihrab) for Prayer and Praise.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَهَلْ اَتٰيكَ
ve sana geldi mi
نَـبَؤُا
haberi
الْخَصْمِۢ
davacıların
اِذْ
hani
تَسَوَّرُوا
tırman-mışlardı
الْمِحْرَابَۙ
mâbede
(Resulüm!) Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mâbed(in duvarın)a tırmanmışlardı.
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
نَبَأ
İsim
ن ب ا
Haber
خَصْم
İsim
خ ص م
Hasım, davacı
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
تَسَوَّرَ
Fiil-V
س و ر
Tırmandı
مِحْرَاب
İsim
ح ر ب
Mâbed, mihrâb