close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rûm Sûresi 7. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ya’lemûne zâhiran mine-lhayâti-ddunyâ vehum ‘ani-l-âḣirati hum ġâfilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Dünya yaşayışının yalnız dış yüzünü bilirler ve onlar, ahiretten gafil olanlardır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlar dünya hayatının sadece dış (görünüşü)nü bilirler (maddenin gerçeğinden ve içyüzünden habersizdirler). Ahiretten ise onlar (daha da) gafildirler.
[Not: Dünya’nın, Kâinat’ın ve tüm varlıkların; -Cenab-ı Hakkın "Nur"unun farklı yoğunluktaki enerji dalgaları, -Esma ve sıfatlarının tezahür ve tecelli yansımaları -Ve her an İlahi sanat ve kudretle yaratılan görüntü boyutları olduğu gerçeğine dikkat çekilmektedir.]  
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar bu dünya hayatının, yalnız görünen tarafını tanırlar, ahiretten ise tamamen habersizdirler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Âhiretten, ebedî yurttan ise, onlar hep gafildirler, habersizdirler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar dünya hayatından sadece dış görünüşü bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı (zahiri) bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(O Mekke halkı) dünya hayatından bir dış görünüşü bilirler, (geçimleri için çalışırlar). Ahiretten ise hep habersizdirler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Yalnızca) dünya hayatının dış görünüşünü bilirler. Ahiretten ise tamamıyla gaflet içindedirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının sadece görünen kısmını bilirler. Oysa onlar, gerçekten âhiretten habersizdirler.
Besim Atalay
swap_vert close
Dünya dirliğinin dışın bilirler, ahrettense haberleri yok !
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler.
Cemil Said
swap_vert close
Dünyâ hayâtının yalnız zâhiriyâtını bilürler ve âhiretden gâfildirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlar dünya hayatının sadece görünen yüzünü kısmen bilirler; âhiret hakkında ise tamamen gaflet içindedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar dünya hayatının dış yüzünü yanını bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar, sadece bu dünya hayatının dış yüzünü bilirler. Ahiretten ise onlar hep gafildirler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir zâhir bilirler Dünya hayattan, Âhıretten ise hep gafildirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
(O kâfirler) dünya hayatının (sadece) görünen dış yüzünü (nün, bir kısmını) bilirler ve onlar, âhiretten büsbütün gafillerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Onlar, ahiret hayatının bilincinde değildirler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlar (bu) dünyâ hayâtından (yalınız) bir dış (taraf) ı bilirler. Ahiretden ise onlar gaafillerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar) dünya hayâtından (yalnız) görünüşte olanı bilirler;(1) çünki onlar, âhiretten gafil olanların ta kendileridir.
(1)“Dünyanın üç yüzü var. Birinci yüzü: Cenâb-ı Hakk’ın esmâsına (isimlerine) bakar. Onların nukūşunu (nakışlarını) gösterir. Ma‘nâ-yı harfiyle (varlıkların Allah’ı gösteren cihetiyle), onlara âyinedarlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektûbât-ı Samedâniyedir (Allah’ı ta‘rîf eden mektûblardır). Dünyanın bu yüzü gāyet güzeldir. Nefrete değil, aşka lâyıktır. İkinci yüzü: Âhirete bakar. Âhiretin tarlasıdır, Cennetin mezraasıdır, rahmetin mezheresidir (çiçekliğidir). Şu yüzü dahi evvelki yüzü gibi güzeldir. Tahkīre değil, muhabbete lâyıktır. Üçüncü yüzü: İnsanın hevesâtına (heveslerine) bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel‘abe-i hevesâtı (heveslerinin oyuncağı) olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünki fânîdir, zâildir(geçicidir), elemlidir, aldatır. İşte hadîsde vârid olan (gelen) tahkīr ve ehl-i hakīkatin ettiği nefret bu yüzdedir. Kur’ân-ı Hakîm’in kâinâttan ve mevcûdâttan (varlıklardan) ehemmiyetkârâne (ehemmiyet vererek), istihsankârâne (güzel bularak) bahsi ise; evvelki iki yüze bakar. Sahâbelerin ve sâir ehlûllahın (Allah dostlarının) merğub (rağbet edilen) dünyaları, evvelki iki yüzdedir.” (Sözler, 32. Söz, 290)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (sadece) dünya hayatının görünen yüzünü bilirler (varlığın sadece maddî yönüyle ilgilenirler. Evrenin değişmez ilkelerini ve temel yasalarını kavramaz, eşya ve olayların ardında yatan hikmet ve hakîkatleri düşünmezler. Onun içindir ki, her şeyin dünyada başlayıp dünyada bittiğini sanırlar; asıl yaşanacak hayat olan) âhiretten (görünmeyen öteki hayattan) ise, tamamen habersiz ve ona karşı ilgisizdirler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar dünya hayatı içerisinde görünenleri biliyorlar. Ancak ahiret hayatı hakkında hiçbir bilgileri yok.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar dünya yaşayışının görünüşüne aldanırlar da öbür dünya ile ilgilenmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar dünya diriliğinde aşikâr olan ticaret ve ziraat hususlarım bilirler. Halbuki âhirette gafildirler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar dünya hayatının görünen tarafını bilirler. Onlar ahiretten de habersizdirler [ğâfilûn].
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, dünya hayatından (yalnızca) zahirde olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Çünkü onlar, Allah’ı hiç hesaba katmadan kendilerince plânlar, projeler kurar, tüm olup bitenleri yalnızca sebep sonuç ilişkisi içinde değerlendirirler. Çünkü tek bildikleri, bu dünya hayatının dış görünüşüdür. Varlığın sadece maddî yönüyle ilgilenirler. Evrenin değişmez ilkelerini ve temel yasalarını kavrayamaz, eşya ve olayların ardında yatan hikmet ve hakîkatleri düşünemezler. Onun içindir ki, her şeyin dünyada başlayıp dünyada bittiğini sanırlar; asıl yaşanacak hayat olan âhiretten ise, tamamen habersiz ve ona karşı ilgisizdirler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Dünya Hayatı’ndan görüneni biliyorlar. Onlar Âhiret’ten gâfildir (habersizdir / tedbirsizdir).
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnsanlar, dünya hayatının sadece göze görünen yüzünü bilirler. Öbür dünyadan ise tamamen habersizdirler
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar dünya hayatının ancak dış görünüşü olan maddi yanını bilirler. Ahiret konusundan tamamen habersizdirler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. [*] Onlar ahiretten tamamen habersiz(miş gibi davranır)lar.
Yüce Allah inkarcıların bilebildiği şeylerin dünya hayatının sadece görünen kısmı olduğunu, onu da tam anlamıyla bilemediklerini, sadece gündelik hayatla ilgili kısmıyla yetindiklerini haber vermektedir. Kâfirler dünyanın olduğu gibi insanın da sadece zahirini bilirler; insanın hakikatini bilmezler.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (kâfirler) dünya hayatının (sadece) görünen kısmını bilirler ve (dünyanın) sonunun (ne olacağını ise) asla bilemezler.¹
1 Bütün bunlar, Allah’ın vadidir ve mutlaka gerçekleşecektir. Burada açık olarak iki va’d vardır. Birisi Rumların mağlubiyetlerinden sonra galip gelecekleri, birisi de Müslümanların Allah’ın yardımı ile ferahlayacaklarıdır. Bu iki va’d çok geçmeden tahakkuk etti. Bu suretle de bunun Peygamberimizin nübüvvetini ispat eden ilâhî bir mucize olduğu ortaya çıktı. Bu yüzden de birçoklarına hidayet nasip oldu. Buna rağmen bu iki açık va’d arasında “Eninde sonunda emir Allah’ındır.” ifadesi ile anlatılan başka bir va’d daha vardır ki o da; Rumların İranlılara galip olduktan sonra ileride Müslümanlara mağlup olacaklarına işaret eder. Nitekim Ebû Said el-Hudrî ve bazılarından rivayet edilen şâz kıraete göre baştaki (غُلِبَتِ) ma’lûm, (سَيَغْلِبُونَ) meçhul okunduğu takdirde ayetin manası; “Rum galip geldi fakat onlar bu galebelerinden sonra ileride mağlup olacaklar” şeklinde olur. Bu ise evvelkilerden daha uzak ve geleceğe ait olmak itibariyle daha mühim bir mucizedir. Zira İranlılara galip gelen Herakl’in kendi hayatında Rum orduları Hz. Ebu Bekr’in hilâfetindeki “Yermûk Savaşından” itibaren İslâm mücahitleri karşısında mağlup olmaya başlayarak Hz. Ömer zamanında Şam’ın fethiyle başlayıp ta İstanbul’un fethine kadar devam etmiş ve bu suretle bu mucize tamamen tahakkuk etmiştir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar bu dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedî ve nihaî olandan ⁴ ise tamamen habersizdirler.
4 Âhiret terimi, burada, hem bu dünya hayatının iç gerçekliğini, hem de öteki dünyanın nihaî gerçekliğini anlatır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının sadece görünen dış yüzünü bilirler ve onlar, ahiretteki hayattan büsbütün gafillerdir. 50/22, 57/20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
onlar sadece bu dünya hayatının[³⁵⁶³] görünür yüzünü tanırlar, ama onlar (görünmeyen) öteki hayattan gafildirler.[³⁵⁶⁴]
[3563] Veya: “hayatın en aşağı mertebesinin” (Tamlamanın açılımı için bkz: 87:16). [3564] Krş: “Onların bilgi ufku da işte bu (dünya ile) sınırlıdır” (53:30). Buradaki âhiret, hem bu dünya hayatının iç yüzünü hem de bu hayatın arka yüzü olan öte dünyayı çağrıştırmaktadır. Zımnen: Hayatın iç yüzünü görmek için, insanın iç gözünü kör etmemiş olması gereklidir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının yalnız görünen yüzünü bilirler! (Dünya işlerinde çok başarılı olurlar) Ama, ahiret yurdundan (kendilerine ahirette yarar sağlayacak amellerden) habersizdirler!
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar dünya hayatının ancak görünen yüzünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dünya hayatından bir âşikâre olanı bilirler. Ahiretten ise gafiIler olanlar onlardır, onlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bildikleri, sadece dünya hayatının dış görünüşüdür; ama âhiretten habersiz, gafildirler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar, sadece şu yakın hayatın dış yüzünü bilirler; ahiretten ise onlar tamamen gafildirler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar dünyâ hayâtından zâhir olan şeyleri bilirler ve âhiret umûrundan gâfillerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bütün bildikleri dünya hayatının görüntüsüdür. Onlar Ahireti dikkate almazlar. İlgi duymazlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, dünya hayatının görünüşünü bilirler. Onlar, ahiretten gafil kimselerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar sadece dünya hayatının dış yüzünü bilirler; âhiretten ise habersizdirler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar basit ve iğreti hayattan, bir dış görünüşü bilirler. Ama âhiretten tam bir gaflet içindedirler onlar!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bilürler görinüri yaķın dirlikden daħı anlar āħiretde anlar ġāfillerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bilürler āşikāre ḥālin dünyā dirliginüñ. Daḫı anlar āḫiret ḥālinden ġāfiller‐dür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar dünya həyatının zahirini (ticarət və əkinçilik işlərini, məişət məsələlərini) bilirlər, axirətdən isə xəbərsizdirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They know only some appearance of the life of the world, and are heedless of the Hereafter.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They know but the outer(3511) (things) in the life of this world: but of the End of things(3512) they are heedless.
3511 Men are misled by the outward show of things, though the inner reality may be quite different. Many seeming disasters are really godsends if we only understood. 3512 Akhirah: I have usually translated "Hereafter". Here the context is perfectly general, and refers to the End of things or enterprises in history as well as the Hereafter in the technical theological sense.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
يَعْلَمُونَ
bilirler
ظَاهِراً
görünüşte olanı
مِنَ الْحَيٰوةِ
hayatından
الدُّنْيَاۚ
dünya
وَهُمْ
ve onlar
عَنِ الْاٰخِرَةِ
âhiretten
هُمْ
kendi- leridir
غَافِلُونَ
gâfil olanlar
Onlar, dünya hayatının (sadece) görünen yüzünü bilirler. Âhiretten ise onlar, tamamen gâfildirler.
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi
ظَاهِر
Etken fiil
ظ ه ر
Zâhir (Allah'ın ismi, esmasıdır. Zatıyla ve sıfatlarıyla sürekli zuhur edip tecelli eden demektir), açık, zahiri olan, görünüşte olan, galip gelen
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اٰخِر
İsim
ا خ ر
Âhiret, son, ard (ardından gelenler vb.)
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
غَافِل
Etken fiil
غ ف ل
Gâfil, habersiz