close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rûm Sûresi 58. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad darabnâ linnâsi fî hâżâ-lkur-âni min kulli meśel(in)(c) vele-in ci/tehum bi-âyetin leyekûlenne-lleżîne keferû in entum illâ mubtilûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve biz, bu Kur'an'da, insanlara her çeşit örneği getirdik ve sen, onlara bir delil göstersen: Siz derler, ancak aslı olmayan şeyleri öne sürenlersiniz.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Yemin olsun ki Biz bu Kur’an’da insanlara (gerekli olan) her çeşit meseleden (ve problemden kurtuluş çarelerini) temsiller verip anlattık. (Kıssalar içinde de çeşitli hisseler ve hükümler aktardık. Ama buna rağmen) Eğer Sen onlara bir ayet getirdiğin zaman (gafil ve cahil takımı hemen itiraz ve isyana kalkışmaktadır.) Ve o kâfirler (hiç düşünmeden): "Siz (geleneklerimizi ve mevcut düzenimizi) iptal edenlerden (ve yeni şeyler uyduruverenlerden) başkası değilsiniz" demeye (başlamaktadır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Biz bu Kur'ân'da, insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk, ama onlara sen bir delil getirip, mucize göstersen, o zaman o Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler: “Siz ancak boş ve anlamsız şeylerle uğraşanlarsınız!” diyecekler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun, biz bu Kur'ân'da dini hakikatların delillerini, gerekçelerini, insani ve ahlaki değerlerin zaruretini insanların iyiliği, kurtuluşu için insanlara sunduk. Onlara bir mûcize bile getirsen, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “Siz ancak, bâtıl şeyler ortaya atıyorsunuz” diyecekler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/111; 10/96, 97; 15/14-15.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her tür örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen inkar edenler mutlaka: "Siz ancak batıla yöneltenlersiniz" diyeceklerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkârcılar, mutlaka: 'Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz' derler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Gerçekten biz bu Kur'an'da, insanlar için, her çeşit misalden beyan ettik. Şübhe yok ki (ey Rasûlüm), sen onlara (istedikleri gibi gökten başka) bir ayet de getirsen, o küfre varanlar mutlaka: “- Siz (ey peygamberler ve müminler), ancak yalan uyduranlarsınız.” diyeceklerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Biz insanlar için, bu Kur’anda her misali açıkladık. Ve andolsun! Eğer onlara bir ayet (mucize) getirsen, o kâfirler: “Siz ancak boş ve yalan şeylerle uğraşırsınız” derler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Biz, insanlara bu Kur'ân'da her türlü örneği verdik. Şâyet onlara bir mucize getirsen, inkârcılar kesinlikle şöyle diyecekler: “Siz, sadece bâtıl şeyler ortaya koymaktasınız.”
Besim Atalay
swap_vert close
Biz bu Kur'an içinde, insanlar için, her bir şeyden örnek verdik; sen onlara, bir belge getirseydin, kâfirler derlerdi ki: «Ancak siz düzencilersiniz»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gerçekten biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun ki, eğer onlara (bu türden misal içeren) bir âyet getirsen, o inkâr edenler yine: “Siz düzmece iddialarda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!” derler.
Burada “ayet” sözcüğünü mucize olarak değil de doğrudan Kur’an ayetlerinden misal içeren bir “ayet” olarak almak daha doğru olur. Çünkü bir sonraki cümlede “düzmece iddialardan” bahsedilmektedir. Oysa mucize düzmece bir iddia değil, inkârı kabil olmayan doğrudan Allah’ın fiilidir. “Andolsun ki, biz, bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.” (Kehf 18/54)  
Cemil Said
swap_vert close
Bu Kur’ân’da insânlara her dürlü durûb-u emsâl îrâd itdik, eğer sen ânlara bir mu’cize gösterir isen küfür idenler: "Siz aldadıcısınız!" diyeceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki bu Kuran'da insanlar için her türlü misali vermişizdir. Bununla beraber, eğer sen onlara bir mucize getirmiş olsan, inkar edenler: "Siz ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir âyet getirsen, inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği verdik. Şayet sen onlara bir mûcize getirecek olsan, inkâr edenler mutlaka şöyle diyeceklerdir: “Siz ancak aslı esası olmayan şeyler ortaya koymaktasınız!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız.
Edip Yüksel
swap_vert close
Biz bu Kuran'da halka her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen, kafirler, "Siz yanılanlarsınız," diyeceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki, biz insanlar için bu Kur'ân'da her türlü meselden örnekler getirdik. Yemin ederim ki, sen onlara başka bir âyet de getirsen o kâfirler yine: "Siz yalancılardan (uydurduğunuz sözü Allah'a nispet edenlerden) başkası değilsiniz." diyeceklerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Celâlim hakkı için bu Kur'anda her türlü meselden temsil getirdik, yemîn ederim ki sen onlara başka bir âyet de getirsen o küfredenler yine diyecekler ki: siz her halde mubtılsiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, biz bu Kur’ân’da insanlara her türlü misali getirdik. (Resûlüm,) eğer sen onlara bir âyet (ya da mu‘cize) getirsen, o (âyetlerimizi) inkâr edenler mutlaka, “Siz sadece asılsız şeyler uyduranlarsınız” derler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, insanlar için bu Kur'an'da her türlü örneği vererek gerçekleri anlattık. Sen onlara bir ayet¹ de getirsen, gerçeği yalanlayan nankörler kesinlikle: “Siz, sadece, asılsız iddialarda bulunan kimselersiniz.” derler.
1- Mucize, kanıt.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki bu Kur'anda insanlar için her (çeşid) misâl (ler) irâd etmişizdir. Andolsun ki (Habîbim) onlara herhalde bir âyeti getirsen küfreden (o adam) lar mutlakaa: «Siz tezvircilerden başkası değilsiniz» diyeceklerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şânım hakkı için, bu Kur'ân'da insanlara her çeşit misâlden (ve ma'nâdan)getirdik.(2) Ve muhakkak ki, onlara bir âyet de getirsen, o inkâr edenler elbette: “Siz ancak bâtıl şeyler uyduran kimselersiniz” diyeceklerdir.
(2)“Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân, hakīkatleri durûb-ı emsâl (misâller vermek) ile beyân eder. Çünki dâire-i ulûhiyete âid hakāik-ı mücerrede (Cenâb-ı Hakk’a dâir ma‘nevi hakīkatler), dâire-i mümkinâtta (varlıklar âleminde) ancak misâlleriyle temessül ve tavazzuh eder (anlaşılabilir).” (Mesnevî-i Nûriye, 93)Ayrıca bakınız; (sahîfe 49, hâşiye 2)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten de biz, bu Kur’an’da insanlara (gerekli olan konularda) her türlü misali verdik. Şayet onlara bir ayet (hissi bir kanıt) getirsen bile o inkâr etmiş olanlar yine diyeceklerdir ki, “Siz ancak boş şeylerle uğraşıyorsunuz”
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Biz bu Kur’an da insanlar için her tülü misali verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, doğruları inkâr etmiş olanlar “Siz ancak batıldasınız” diyecekler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki Biz bu Kur’an’da insanlar için örneklerin her türlüsünü verdik. Eğer onlara da Musa’nın beyez eliyle değneği gibi belgeler getirmiş olsaydık, yine de tanımıyacaklar, "Sizler ancak yalancı kimselersiniz" diyeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Biz, bu Kur/an/da nâs/a her çeşit misal getirdik. * Şayet onlara yedd-i beyza ve asa gibi bir mucize getirseydik yine kâfir olanlar, sizin özünüz yalancı, sözünüz bâtıldır diyeceklerdi.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun Biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik. Şayet sen onlara bir mucize [âyet] getirsen bile inkâr edenler mutlaka, “Siz ancak ortaya batıl/düzmece şeyler atanlarsınız” derler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği gösterdik. Hiç tartışmasız, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman o küfre sapanlar mutlaka, “Siz ancak batıl ehlinden başkası değilsiniz” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Doğrusu Biz bu Kur’an’da, insanlara hakîkati tüm berraklığıyla göstermeye yetecek her türden ibret verici misaller, apaçık ve anlaşılır örnekler verdik. Bununla birlikte, sen onlara Kur’an mûcizelerinden bir delil göstersen, hakîkati inkâra şartlanmış olanlar, “Siz boş ve saçma işlerle uğraşmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz! Bırakın bunları! Sınırsız zevk ve eğlence içinde hayatı doyasıya yaşamak varken; doğruluk, erdemlilik ve fedâkârlık gibi safsatalarla ne diye keyfimizi bozalım?” diyecekler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun her misâlden bu Kur’ân’da İnsanlar için verdik! Yemin olsun, sen onlara bir âyet ile geldiğinde inkâr etmiş olanlar: -“Siz ancak bâtıl için çalışan (bâtılcı)larsınız” derler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! biz bu Kuran’da, insanlara her türlü örneği sergiledik. Sen kendilerine bir mucize de getirsen onların ilk sözü: " sizler palavracısınız " demek olacaktır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Sen onlara gerçek bir delil getirsen hemen şöyle derler: "Siz asılsız şeyler uyduranlarsınız! Biz böyle saçmalıklara inanmayız!"
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki biz bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği verdik. [*] Onlara bir ayet (mucize) getirsen, kâfir olanlar elbette şöyle diyeceklerdir: “Siz ancak ve ancak (gerçekleri) iptal edenlersiniz.”
Benzer mesajlar: İsrâ 17:41, 89; Kehf 18:54; Furkân 25:33; ‘Ankebût 29:43; Zümer 39:27; Haşr 59:21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü örneği getirdik. Ama sen, onlara bir âyet getirince o kâfirler, kesinlikle: “Siz ancak düzmece şeyler ortaya koyuyorsunuz.” derler.
Muhammed Esed
swap_vert close
BİZ bu Kur’an’da insanların önüne her türlü örnek olayı koyduk. ⁵⁴ Ama onlara [böyle] bir mesajla yaklaşırsan, hakikati inkara şartlanmış olanlar, mutlaka, “Siz düzmece iddialarda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!” derler.
54 Bkz. 39:27, not 33.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Andolsun ki biz bu Kuran’da insanlara her türlü örneği vererek uyardık. Artık sen onlara bir ayet getirsen bile, gerçeği örtbas eden kâfirler: – Siz hep boş ve asılsız şeylerle uğraşıyorsunuz derler. 17/89, 18/54, 39/27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
DOĞRUSU Biz bu Kur’an’da, insanlara (hakikati) her türlü dolaylı anlatım tarzını kullanarak açıkladık.[³⁶²²] Ama onlara (bu türden mesel içeren) bir âyetle gelsen, inkârda direnenler yine de “Siz sadece bâtılın peşine düşen kişilersiniz” derler.[³⁶²³]
[3622] Meselin bu anlamı için bkz: 18:54, not 65. Ayrıca bkz: 60. âyetin ilgili notları. [3623] Bütün bir ömrü bir gün gibi algılayacak kadar kendini aldatanların, vahiy hakkında “bâtıl” demesi sürpriz değildir. Bu âyet, şifa bulmaz bir anlama hastalığına atıf yapmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki, biz, Kur'an'da insanlar için her türlü misale yer verdik. (Onları yeterince uyardık. Ey Muhammed) Sen onlara bir mucize getirsen de, o kafirler kesinlikle, "Siz (mü'minler) ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız" derler.
Osman Fırat
swap_vert close
Ve biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. Ve eğer sen onlara bir mucize getirsen, inkâr edenler mutlaka, "Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden başka bir şey değilsiniz. " derler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, bu Kur'an'da insanlar için herbir meselden irâd ettik. Ve muhakkak ki, onlara herhangi bir âyet getirecek olsan elbette kâfir olanlar diyeceklerdir ki, siz mubtil kimselerden başka değilsiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Biz gerçekten bu Kur'ân'da insanlar için nice meseller getirdik. Eğer sen onlara karşı istedikleri bir mûcizeyi getirmiş olsan dahi, o kâfirler: “Siz ancak, batıl iddialar peşindesiniz” derler. [10, 96-97; 6, 111; 15, 14-15]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun biz bu Kur'an'da insanlara her çeşit misali getirip anlattık. Onlara bir ayet getirdiğin zaman inkar edenler: "Siz (geleneklerimizi) iptal edenlerden başka bir şey değilsiniz." derler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Biz bu Kur'ân'da nâs içün her dürlü mesel darb itdik. Eğer [sen] onlara Kur'ân'ın bir âyeti ile gelsen (onlara bir âyet teblîğ itsen) kâfir olanlar "Siz ancak yalancılarsınız" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu Kur’an’da insanlar için her örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirseydin görmezlikten gelenler hemen, “Siz boş şeylerle uğraşıyorsunuz” derlerdi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Gerçekten, bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen bile, inkarcılar:-Siz, ancak batıl şeyleri ileri sürenlersiniz derler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Doğrusu Biz bu Kur'ân'da insanlara her türlü misali vermiş bulunuyoruz. Fakat sen onlara bir âyet getirdiğinde, inkâr edenler, “Siz ancak bâtıl şeyler uydurup duruyorsunuz” derler.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirsen, gerçeği örten nankörler/inkâr edenler mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Siz, eskiyi hükümsüz kılanlardan başkası değilsiniz."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ beyān eyledük 'ādemįlere uşbu ķur’ān içinde her meŝelden. daħı eger getüresin anlara bir nişān eyide anlar kim kāfir oldılar “degülsiz illā bāŧıl getüriciler.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ biz urduḳ ādemīlere bu Ḳur’ān içinde her meẟellerden ve eger anla‐ra bir āyet getürsek eyideler kāfirlere ki siz degülsiz, illā zor bāṭıl üstine.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Biz bu Qur’anda insanlar üçün hər çür məsəl çəkdik. (Ya Rəsulum!) Həqiqətən, sən onlara (Musanın yədi-beyzası, əsası kimi) hər hansı bir mö’cüzə gətirsən belə, onlar mütləq: “Siz (Peyğəmbər və ona iman gətirənlər) yalançısınız!” – deyəcəklər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Verily We have coined for mankind in the Qur’an all kinds of similitudes; and indeed if thou comest unto them with a miracle, those who disbelieve would verily exclaim: Ye are but tricksters!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
verily We have propounded for men, in this Qur´an every kind of Parable: But if thou bring to them any Sign, the Unbelievers(3576) are sure to say, "Ye do nothing but talk vanities."
3576 Things of the highest moment have been explained in the Qur'an from various points of view, as in this Surah itself, by means of parables and similitudes drawn from nature and from our ordinary daily life. But whatever the explanation, however convincing it may be to men who earnestly seek after Truth, those who deliberately turn their backs to Truth can find nothing convincing. In their eyes the explanations are mere "vain talk" or false arguments.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol- sun ki
ضَرَبْنَا
misal verdik
لِلنَّاسِ
insanlara
ف۪ي
içinde
هٰذَا
bu
الْقُرْاٰنِ
Kur'ân
مِنْ كُلِّ
hepsinden
مَثَلٍۜ
misalin
وَلَئِنْ
ve andol- sun eğer
جِئْتَهُمْ
onlara getirsen
بِاٰيَةٍ
bir âyet
لَيَقُولَنَّ
kesinlikle derler
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُٓوا
inkâr ettiler
اِنْ اَنْتُمْ
siz değilsiniz
اِلَّا
ancak
مُبْطِلُونَ
bâtılı ortaya atanlar
(Resulüm!) Andolsun ki Biz, bu Kur'ân'da insanlara her türlü misali verdik. Şayet sen onlara bir âyet getirsen de inkâr edenler kesinlikle şöyle derler: "Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız."
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
ضَرَبَ
Fiil-I
ض ر ب
Misal getirdi, vurdu, sefere çıktı, dövdü, vazgeçti, dolaştı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَنْتُمْ
Zamir
اَنْتُمْ
Siz
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مُبْطِلُون
Etken fiil-IV
ب ط ل
Bâtılı işleyenler, bâtıla sapanlar