close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rûm Sûresi 30. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Feekim vecheke liddîni hanîfâ(en)(c) fitrata(A)llâhi-lletî fetara-nnâse ‘aleyhâ(c) lâ tebdîle liḣalki(A)llâh(i)(c) żâlike-ddînu-lkayyimu velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artık, yüzünü tam doğru dine döndür, Allah'ın ilk yarattığı selamet haline ki insanları, o tabii halde, selamet halinde yaratmıştır; Allah'ın yaratışı, din, değiştirilemez; budur en doğru din ve fakat insanların çoğu bilmez.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Bu nedenle Sen yüzünü (ve yönünü) tam bir teslimiyetle Hakk Din’e çevir; Allah’ın (beşer tabiatına uygun olarak gönderdiği) Fıtrat Dinine (ve İslam düzenine) dön ki, (Cenab-ı Hakk) insanları ona göre (fıtrat dinine, doğal ve sosyal dengelere uygun şekilde) yaratmıştır. Allah’ın yaratması (ve kanun koyması) değiştirilemez. (Çünkü fıtrat esaslarına aykırılık felaketlere yol açacaktır.) İşte dimdik ayakta duran (Hakk) Din budur. Fakat insanların çoğu (gerçeği) bilmezler (ve öğrenmek istemezler, bu yüzden hidayetten mahrum kalmışlardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Artık sen, batıl olan herşeyden uzaklaşarak, yönünü tam bir samimiyetle hak olan dine çevir ki, O insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı, yani dini değiştirilemez. İşte budur dosdoğru din. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Açıkça varlığını, benliğini, Hakka ve tevhide yönelik dine, medeniyete, şeriata ada. Allah'ın, insanları dinî, ahlâkî, insanî kabiliyetler ve özelliklerle donatarak yarattığı, kulluk sözleşmesi yaptığı; yaratılışa uygun, insan tabiatında mevcut tabii din İslâm'ı, şeriatı hayata geçir. Hakkı anlamaya ve kabule uygun yarattığı, yaratılış dini, tabii din İslâm'ı, tevhid inancını şirk ile değiştirmek doğru değildir. Allah'ın yaratılışa uygun kanunlarının benzerini yapmak mümkün değildir. İşte doğru ve insanlığı, insanî değerleri ayakta tutan din, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/116; 7/172; 12/103.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Öyleyse sen dosdoğru bir inançla yüzünü dine, Allah'ın fıtratına çevir ki O insanları bu (fıtrat) üzere yaratmıştır. Allah'ın yaratması değiştirilemez. İşte dosdoğru din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O halde (ey Rasûlüm), gerçek müslüman (muvahhid) olarak kendini dine doğrult, (başka şeye iltifat etme); Allah'ın dinine ki, insanları onun üzerine yaratmıştır (zira herkes, hak dini kabul edebilecek yaratılıştadır). Allah'ın yarattığı bu dini değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu, (hak dinin İslâm olduğunu) bilmezler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Artık Sen, yüzünü dosdoğru olarak dine yönelt. O din ki Allah’ın, insanları onlar üzere yarattığı(yasalar)dır. Allah’ın yaratmasında değişiklik olmaz. İşte değerli ve doğru din, (Allah’ın) bu yaradılış yasalarıdır. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Böylece sen, bâtıl olan her şeyden arınmış olarak, yüzünü kararlı bir şekilde Allah'ın, insanları üzerinde yarattığı doğa/fıtrat kanununa/ dine çevir! Allah'ın, insanın doğasına yerleştirdiği fıtrata uygun davran ki, Allah'ın yaratmasında bir değişime meydan verilmesin. Bu, gerçek dinin amacıdır; fakat insanların çoğu bilmez.[422]
[422] Fıtrat kanunu hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 54-56.  
Besim Atalay
swap_vert close
Dine özden olarak, doğrultasın yönünü, uyasın Allahın yaratışına, insanları onun üzerine yarattı, Allahın yaratışında değişme yoktur, işte budur doğru din, insanların pek çoğuysa bilmezleri
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Sen, batıl olan her şeyden uzaklaşarak yönünü, istikametini tevhid dinine çevir. Allah'ın insan bünyesinde nakşettiği fıtrata uygun davran ki Allah'ın yarattığında bir bozulma meydana gelmiş olmasın! İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ayette geçen “Hanif” terimi, “doğru hedefe yöneldi” anlamındaki “hanefe” fiilinden türetilmiş olup, İslam öncesinde tevhidi bir muhtevaya sahipti ve günahtan, dünyevi zevklerden ve bütün şüpheli inançlardan, özellikle de puta tapıcılıktan uzak duran bir insanı tanımlamak için kullanılırdı. “İstikametin tevhid dinine çevrilmesi”; fıtrata uygun yasalar doğrultusunda hayatın tanzim edilmesi demektir. Çünkü İslâm, insan fıtratındaki değerleri korur, onların canlı kalmasını sağlar. Bozulmaya ve yozlaşmaya yüz tutan değerleri açığa çıkartarak yeniden üretilmesine ve hayatla bütünleştirilmesine katkıda bulunur. “Fıtrata uygun davranılması”; insanın yaratılıştaki safiyetini koruması ve onun şer etkenler tarafından bozulmasına izin vermemesi ve doğuştan edindiği sezgisel yeteneği kullanarak özünde sahip olduğu değerler doğrultusunda ömrünü sürdürmesi demektir.Bilgisayar programlarına sirayet eden virüsü temizlemek için nasıl format atmak gerekiyorsa, “fıtrat bozulması” yaşayan toplumlara da Allah peygamberler göndererek takviye kitapla/şeriatla format atmıştır. Onun için en sık peygamber gelen toplumlar -tarihteki İsrailoğulları örneğinde olduğu gibi- en çok fıtrat bozulması yaşayan toplumlar olmuştur. Bu açıdan bakıldığında, dindar toplumlara nazaran daha az fıtrat bozulması yaşayan ve fakat evrensel ahlâkî değerlere saygılı deist toplumlar, yanlış dini telkinler yüzünden ahlakını kaybetmiş sözde dindar toplumlardan çok daha iyi durumdadır. İnsanın önünde iki seçenek vardır: Ya yaratılış safiyetini koruyarak Allah’ın dinini bozmadan yaşayacak ya da yaşadıklarını din olarak görecek. Dini yaşıyorsa ne âlâ, ama yaşadıklarını din olarak görüyorsa, işte o zaman inandığı dinin isminin bir anlamı kalmaz.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Takvâ ile vechini hanîf (sahîh) olan bu dîne tevcîh it, Allâh bu dîni insânlar içün yaratmışdır. Allâh’ın halk itdiği değişemez bu dîn lâyetegayyerdir lâkin insânların ekserîsi bilmezler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Hakka yönelerek kendini Allah'ın insanlara yaratılışta verdiği dine ver. Zira Allah'ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata[425] sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.[426] İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
425. Fıtrat; insanların yaratılıştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir.426. Meâlde, “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklinde yansıtılan hüküm ifadesini, “Allah’ın yarattığını bozmaya, değiştirmeye çalışmak doğru ve sağlıklı değildir” manasında anlamak mümkün olduğu gibi, “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yapılamaz” tarzında da anlamak mümkündür. Buna göre, ilk manada Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın, bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı, böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı, fıtratın değiştirilmesi ve bozulması hâlinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı; ikincisinde ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği, bunu kimsenin değiştiremeyeceği, fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O halde sen hanîf olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.  
 «Hanîf» eğriliğe sapmaksızın doğru yoldan giden demektir. Terim olarak, İbrahim Peygamber’in tevhîd, yani «Allah’ı bir tanıma dini» manasında kullanılır. Bir Allah’a inanan kimseye de «hanîf» denir. Buhârî’nin Ebu Hüreyre’den rivayet ettiği bir hadise göre, her çocuk, fıtrat üzere (tevhide meyilli) doğar; sonra ana-babası onu yahudi, hıristiyan veya mecusî yapar. İşte âyette zikredilen «fıtrat», Allah’ın insanları doğuştan, «tek Allah inancı» na yatkın yarattığını ifade etmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bir tek Tanrıcı olarak kendini dine adamalısın. Nitekim, ALLAH insanları böyle bir yaratılış ile donatarak yaratmıştır. ALLAH'ın yaratışında değişiklik olmaz. Bu, tam yetkin bir dindir, fakat insanların çoğu bilmez.
SADECE Tanrı'yı Rab ve Sahip kabul etmek akıl ve mantığımızla bulabileceğimiz bir gerçektir. Ne var ki hayat boyu biriktirilen günahlar ve zayıflıklar bu doğal yeteneği örtebilmektedir. Bak 7:172-173.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
O halde yüzünü dine bir hanîf olarak tut: o Allah fıtratına ki insanları onun üzerine yaratmıştır, Allah yaradışına bedel bulunmaz, doğru sâbit din odur, velâkin nâsın ekserisi bilmezler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Hanîf/Muvahhid olarak (tevhid inancı üzere bulunarak) yüzünü (kalben istikametini, bütün peygamberlerin ümmetlerine tebliğ etmiş oldukları tek hak) din (olan, İslâm dinin) e çevir. Allah’ın, insanları onun üzerine yarattığı fıtratına (ki herkes, hakkı anlamaya ve hakkı kabule uygun olarak yaratılmıştır). Allah’ın yaratmasında değişiklik olmaz. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
O halde hanif¹ olarak dine yüzünü² ikame et³. İnsanları, üzerinde yaratmış olduğu Allah'ın fıtratına.⁴ Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum5 olan din budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
1- Şirk koşmaksızın, birleyerek. 2- Bütün varlığınla. 3- Doğrult. (Şirk koşmaksızın, bütün varlığınla dine sımsıkı sarıl). 4- Ki Allah, insanları bu benlik üzerinde yaratmıştır. 5- Dosdoğru, gözetici, emniyete alıcı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O halde (Habîbim) sen yüzünü bir müvahhid olarak dîne, Allahın o fıtratına çevir ki O, insanları bunun üzerine yaratmışdır. Allahın yaratışına (hiçbir şey) bedel olmaz. Bu, dimdik ayakda duran bir dîndir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Öyle ise hakka yönelmiş olarak yüzünü (hak) dîne doğrult! Allah'ın, insanları onun üzerine yarattığı (İslâm) fıtratına! (Ki her çocuk, İslâm fıtratı üzere doğar.)Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte doğru din budur! Fakat insanların çoğu bilmezler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
O hâlde (ey insan!) Sen bir hanif olarak (her türlü bâtıl inanç ve ideolojiden uzaklaşıp bir tek Allah inancına sımsıkı bağlanarak), yüzünü (bütün varlığını, benliğini tam bir samimiyetle bu) dosdoğru (olan evrensel) dine, (Kur’an’ın ortaya koyduğu bu mükemmel inanç sistemine, barış, esenlik ve huzur düzeni İslam’a) çevir ki, Allah, (bütün) insanları onun üzerinde (o saf, temiz, fıtrat dini üzerinde, doğal ve sosyal dengelere uygun şekilde) yaratmıştır. Allah’ın yaratışı (o fıtrat dini) için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dosdoğru din budur. Ama insanların çoğu bilmezler.*
(*) Meâlde, “Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur” şeklindeki cümleden iki anlam çıkabilir: Birincisi; Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrata aykırı hareket etmeye kalkmanın, bu fıtratı bozmaya çalışmanın asla doğru ve sağlıklı olmayacağı, böylesi tutum ve davranışların acı sonuçlar doğuracağı, fıtratın değiştirilmesi ve bozulması hâlinde ortaya çıkacak kötü sonuçlara katlanılmak zorunda kalınacağı; ikincisi ise Allah’ın tabiata yerleştirdiği birtakım değişmez tabii kanunlar gibi insan fıtratına da değişmez bazı kanunlar yerleştirdiği, bunu kimsenin değiştiremeyeceği, fıtratı bozulmamış her insanda bu kanunların kendini hissettireceği vurgulanmış olmaktadır. (Diy. İşleri Meali (Yeni) Rûm Suresi 30. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın insanları yarattığı bozulmamış haliyle, araştırarak O’nun bir olduğunu kabullenerek, Allah’ın belirlediği yaşam biçimine (dinine) yüzünü çevir. Allah’ın yaratmasında hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Dinin değişmez temel kaidesi budur. Ancak insanların çoğu bunu bilmiyor.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyleyse kendini, birleyici olan dine doğrult. Bu, Allah’ın yarattığı dindir, Allah insanalrı da ona göre yaratmıştır. Allah’ın yarattığını kimse bozamaz. Dosdoğru din, işte bu dindir. Ancak, insanların pek çoğu bunu bilmezler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık yüzünü muvahhid-i pâk olarak dine doğrult [³], Allah/ın fıtratı olan dinini tut ki halkı bunun üzerine yaratmıştır. Allah/ın yarattığı şeyde değişiklik olamaz. İşte en doğru din budur, fakat nâs/ın pek çoğu bunu bilmez.
[3] Riyasız amele dön. İslâmda ber karar ol.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Şirkten uzaklaşıp tevhid’e yönelen [hanîfen] bir kimse olarak yüzünü (hak) dine, Allah’ın insanların üzerine/özüne nakşettiği fıtrata çevir.⁸ Allah’ın yaratmasında bir değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların pek çoğu bunu bilmezler.
8 Fıtrat, “f-t-r” kökünden gelir. Bu kök sözlükte; yarmak, yırtmak, kuyu kazmak gibi anlamlara gelir. Cenab-ı Hakk’ın nakış nakış işleyerek, özenle yaratması anlamı da vardır. Ayrıca insanın özü, mayası, hamuru, tabiatı, yapısı anlamını da kazanmıştır. İnsan özü itibariyle bir varlığa inanmaya, ona tabi olmaya, özellikle tevhit, adalet ve aşk gibi temel özelliklere meyyaldir. Bu özellikler özüne, mayasına yaratılırken konmuştur. Hatta “İslam dini fıtrata uygun bir dindir” dediğimiz zaman, onun insan tabiatına, özüne en uygun bir din olduğuna vurgu yaparız. Hz. Peygamber, “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anası babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusi yapar” (Buhari, Müslim). Bu hadisin söyleniş sebebine gelince onu İbn Hanbel ve Nesâî’den öğreniyoruz. Bir savaşta bazı Müslüman askerlerin düşman çocuklarından bazılarını öldürmesi üzerine Resulullah çok tepki gösterir. Bunun üzerine onlar da “Bunlar Müşriklerin çocukları değil mi?” deyince Hz. Peygamber; “Sizin en iyileriniz de öyle değil miydi?” diyerek yukarıdaki hadisi söyler.  
Kadri Çelik
swap_vert close
O halde yüzünü, Allah'ı birleyerek dine, insanları üzerine yaratmış olduğu Allah'ın fıtratına doğrult. Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O hâlde, ey insan; sen bir hanîf olarak, yani her türlü bâtıl inanç ve ideolojiden uzaklaşıp bir tek Allah inancına sımsıkı bağlanarak, yüzünü dosdoğru bu dine, Kur’an’ın ortaya koyduğu bu mükemmel inanç sistemine çevir! Yani, Allah’ın insan bünyesine nakşetmiş olduğu o saf, temiz ve doğal yaratılış hâline! Unutma ki, toplumlar ve çağlar ne kadar değişirse değişsin, Allah’ın yarattığı ve varlık üzerinde egemen kıldığı yasalarda ve gönderdiği inanç kurallarında hiçbir bozulma, pörsüme ve değişiklik göremezsin; işte dosdoğru din budur; ne var ki, insanların çoğu bunu bilmez.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın, İnsanlar’ı yoktan ilk yarattığı fıtratına / ilk yaratışına uygun olmak üzere, hanîf olarak yüzünü Din’e yönelt! Allah’ın yaratışında değişiklik yoktur. Kayyim (Yürürlükte / Geçerli / Gerçek) Din budur; ama İnsanlar’ın en çoğu bilmez.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! sen bütün dikkatini, su kadar aziz olan bu dine ver. Yani Allah'ın bir bebek kadar saf yarattığı İslâm’a. Kimse, Allah'ın bu doğal yapısını bozamaz Bozulmamış değerleri ile din, budur. Fakat çoğu insan, bu değerlerin farkında değildir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Gerçeğe yönelen kimse olarak yüzünü barış, esenlik, huzur düzeni İslam’a çevir. Allah’ın insanları yaratırken koyduğu yaratılış fıtratına sımsıkı sarıl. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru bir düzendir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Sen [hanîf] (Allah’ı birleyen) olarak yüzünü dine yani Allah’ın insanları üzerinde yarattığı [fıtrat]a [*] çevir! [*] Allah’ın yaratmasında değişme yoktur. İşte doğru din budur fakat insanların çoğu (bu gerçeği) bilmezler. [*]
[Fıtrat] “insanın ruhsal ve manevi anlamda yaratılış özellikleri” demektir. Bu ayet A‘râf 7:172, Hucurât 49:7 ve Şems 91:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.,Bu konuda Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur: “Her doğan İslam Fıtratı üzere doğar” (Buhârî, Cenâiz, 80; Kader, 3; Müslim, Kader, 22, 23, 24; Ahmed b. Hanbel, II, 315, 346).,Benzer mesaj: Yûsuf 12:40.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O halde sen, bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü, Allah’ın insanların yaratılışına uygun olarak ortaya koyduğu hak dine, tamamen çevir. Zîrâ Allah’ın koyduğu değiştirilemeyen dinler, en doğru dinlerdir ama insanların pek çoğu bunu bilmiyorlar.¹
1 Hanif: Lügatte sapıklıktan hak yola, çarpıklıktan doğruluğa, eğriden doğruya giden demektir. Bu kavram, İbrahim (a.s)’ın dinine isim olmuştur ki başka dinlerden, bâtıl mabutlardan çekinip yalnız bir Allaha eğilen, “müvahhid” demektir. Fıtrat ise; hakkı kabul ve idrak kabiliyeti, fıtrata sarılmak da, “hakkın emirleri doğrultusunda yaşamak” demektir. Buna göre dinîn iki kaynağı vardır: Biri fıtrat, diğeri ise kesb’tir. Fıtrat, ilâhîdir ve Allah’ın insanın rûhuna yerleştirdiği ve insana hep hakkı tavsiye eden yaratılışıdır. Bu hakka yönelme duygusu her insanın gönlünde gizli bir şekilde vardır. Kâfirler bile başı daralınca her ne kadar bunu belli etmeseler de bu duygularına sarılırlar. Kesb, ise gönülde bulunan bu duygunun istikametinde gidip, hakkı aramak, bulmak ve onun emirleri doğrultusunda yaşamaktır. İşte bu çabanın karşılığı, âhirette cennet, dünyada ise Allah’ın fıtrata uygun emirlerini yaşama huzuru ve rahatlığıdır. Çünkü Allah’ın ortaya koyduğu dinler, insanın fıtratına en uygun dinlerdir. Bu dinlerde, Allah insanın fıtratını değiştirmedikçe asla değişme olmaz. Ancak âhirette bir değişme olabilir. Zîrâ âhirette Allah, insanı yepyeni bir fıtratla yaratacaktır. Sonuç olarak; dinsizlik ve Allah’tan başkasına tapmak fıtrata aykırı bir sapkınlıktır. Fıtrat dini demek, “Allah’ın dini” demektir. O da “hanîflik” yani İslâm’dır. Fakat insanların pek çoğu bunu bilmezler de dini fıtratta değil, âdette ararlar veya boş arzularına uyarak, Allah’ın dinini değiştirmeye kalkarlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
BÖYLECE SEN, bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak ²⁵ yüzünü kararlı bir şekilde [hak olan] dine çevir ²⁶ ve Allah’ın insan bünyesine nakşettiği fıtrata uygun davran: ²⁷ [ki,] Allah’ın yarattığında bir bozulma ve çürümeye meydan verilmesin: ²⁸ bu, sahih [bir] din[in gayesi]dir; ama çoğu insanlar onu bilmezler.
25 Hanîf’in bu şekildeki çevirisi için bkz. 2:135, not 110.26 Yani, “bütün varlığınla teslim ol”; “yüz” terimi, genelde, bir kişinin “bütün varlığı” anlamında mecaz olarak kullanılmaktadır.27 Bkz. 7:172, not 139. Fıtrat terimi, bu bağlamda, insanın doğru ile yanlış, gerçek ile sahte/düzmece arasında ayrım yapabilmesine ve böylece Allah’ın varlığını ve birliğini kavrayabilmesine imkan veren, doğuştan edindiği sezgisel yeteneği ifade eder. Karş. Buhârî ve Müslim’in naklettikleri Hz. Peygamber’in meşhur Hadisi: “Her çocuk bu fıtrat üzere yaratılır; onu daha sonra anne-babası ‘Yahudi’, ‘Hristiyan’ veya ‘Mecusi’ yapar”. Hz. Peygamber döneminin en iyi bilinen bu üç dinî sistemi, böylece, tanım gereği, insanın içgüdüsel olarak Allah’ı tanıması ve O’na teslim olmasında (islâm) somutlaşan bu “fıtrat” ile bir çatışma içinde görülmüşlerdir (“anne-baba” terimi, burada, geniş anlamda “sosyal faktörler ve etkiler”i veya “çevre”yi ifade eder).28 Lafzen, “Allah’ın yaratışında (halk) hiçbir değişme bulamazsın” [veya “olmayacaktır”], yani, yukarıda vurgulanan fıtratta (Zemahşerî). Buradaki tebdîl (“değişme”) terimi, “bozulma ve çürüme” anlamına gelir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Öyleyse sen tüm benliğini Hanif/şirkten arınmış olarak Allah’ın insanlığın özüne nakşetmiş olduğu o dosdoğru dine çevir. Zira Allah’ın yarattığı saf yapıda hiçbir değişiklik olmayacaktır. İşte doğru ve sağlam din budur, fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler. 7/172-176, 10/105
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İMDİ sen, varlığını her tür sapmadan uzaklaşarak tümüyle doğru ve asıl dine,[³⁵⁹¹] Allah’ın insanlığın özüne yaratılıştan nakşettiği fıtrata çevir;[³⁵⁹²] (ta ki) Allah’ın yarattığında olumsuz bir değişme olmasın:[³⁵⁹³] işte, değerlere dayalı gerçek Din’in (amacı) budur ve fakat insanların çoğu bilmezler.
[3591] Benzer bir âyet ve çevirimizin gerekçesi için bkz: 10:105, not 119. [3592] Fıtrat: “içinde gizleneni ortaya çıkarmak için yarıp açmak, yaratmak, meydana getirmek” mânalarına gelen fatr kökünden türetilmiş isimdir. “Damağı yardığı” için devenin azı dişinin çıkması da böyle ifade edilir. Ebu Ubeyde ve Ferra fıtratallah’ı sıbğatallah (2:138) ile açıklar. Buna göre Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrat, yaratılıştan her insanın özüne yerleştirilen iyiye, doğruya ve hakikate olan eğilimdir. İnsan bir amaç için yaratılmıştır. Bu amaç yeryüzünde hayatın tevhit ve adâlet ekseninde inşâsıdır. Kur’an insana bu misyonundan dolayı “halife” adını verir. Fıtrat, insanın yaratılış amacını gerçekleştirecek donanıma ve altyapıya sahip olmasıdır. “O her şeye yaratılış amacıyla en uyumlu olma ve kemalini bulma (yeteneğini) bahşetmiştir” (32:7) âyeti bunu ifade eder. “Allah’ın boyası” işte budur (Bkz: 2:138). Bu boyayı üzerine sürülen bir başka boyayla değiştirmek, sadece fıtratın üzerinin örtülmesine değil, aynı zamanda onun üzerine inşâ edilecek inancın amacından sapmasına da yol açar. [3593] Veya: “Allah’ın yaratışı değiştirilemez”. Taberî ve Zemahşerî gibi bazı müfessirler bu ibâreyi bir yasaklama cümlesi olarak alır. Bu takdirde anlam “Asla Allah’ın yaratışını değiştirmeye kalkmayın!” olur. Bu okuma tercih edildiğinde Nisâ 119’la olan bağlantı göz ardı edilmemelidir. Ne ki Rûm 30’da hilkatin “zati varlığının değiştirilmesi” (tebdîl) ele alınırken, Nisâ 119’da “vasfının değiştirilmesi” (tağyîr) ele alınmaktadır. Tebdîl ve tağyîr kelimelerinin kök mânalarından yola çıkarak fıtrat üzerinde tağyirin mümkün olduğunu fakat tebdilin sadece Allah’a has olduğunu söylemek mümkündür. Bu da bizi, ne kadar sapmış olursa olsun insandan ümit kesilemeyeceği sonucuna götürür. Çünkü Allah’ın boyasının üzerine sürülen her boya iğretidir. Doğal boyanın yerini tutamaz (Krş: 2:138). Bu boya herhangi bir sebeple çözülüp sıyrıldığında, altındaki gerçek boya ortaya çıkacaktır. Bu nedenledir ki hak dinin amacı fıtratı değiştirmek değil, geliştirmek ve potansiyelini açığa çıkarmaktır. 30-32 arası âyetler birlikte ele alındığında, fıtratın selim, sapmanın arızî olduğu görülür. Bu âyetler Şûrâ 13 ile birlikte okunmalıdır. Fıtrat hanif dinin esasıdır. Yani insanlığın değişmez değerlerinin kendisinden neşet ettiği saf din fıtrîdir, ontolojiktir. Hz. Peygamber’den nakledilen şu rivayet ünlüdür: “Her doğan malum fıtrat üzere doğar, fakat ebeveyni onu Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ya da Mecusileştirir” (Buhârî ve Müslim). İbn Hanbel ve Nesâi’de yer alan metinden Rasulullah’ın bu sözü söyleme gerekçesini de öğreniyoruz. Bir savaşta Müslümanların düşman çocuklarından bir kaçını öldürmeleri üzerine Rasulullah buna şiddetle tepki gösterir. Onlar “Ama onlar müşriklerin çocukları değil mi?” diye itiraz edince, “Sizin en iyileriniz de öyle değil miydi?” diyerek bu hadiste nakledilen sözü söyler. Bu aynı zamanda Pavlus Hıristiyanlığının “ilk günah” doktrinine de bir itirazdır. İslâm insanı özünde iyi olarak methetmiş, sapmanın arızî olduğuna dikkat çekmiştir. Burnu, kulağı ve kuyruğu kesik bir anadan doğan yavru hayvan, bu uzuvları tam olarak doğar. Çünkü cismanî fıtratı odur. Annenin eksiklikleri sonradandır. İnsan’ın mânevî varlığı da tıpkı maddî varlığı gibi tamdır. Fakat onda bozulma ve noksanlaşma sonradan müdâhaleyle olur. İslâm, bir üstyapıdır. Altyapısını, Allah’ın insanları yarattığı fıtrat oluşturur. Bu durumda dindarlık, insanın başlangıçtaki kendi tabiatına bir dönüş, ilâhî format olan insani fıtratın farkına varış tecrübesidir. Küfür, şirk, dalalet, nifak gibi manen ve ahlâken düşüş kategorileri ise, fıtrattan uzaklaşması, dolayısıyla kendisine yabancılaşması anlamına gelir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) O halde sen yüzünü -Allah’ı bir tanıyan- dine, Allah’ın o fıtratına yönelt ki O, insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah’ın yaratışına. (Hiçbir şey) bedel olamaz. İşte en doğru din budur! Fakat insanların çoğu bunu bilmezler! (Nitekim bir hadiste: "Ben kullarımı muvahhidler olarak yaratmışımdır; onları sonra şeytanlar dinlerinden saptırmıştır" buyurulmuştur.)
Osman Fırat
swap_vert close
Sen yüzünü, bir Hanif olarak dine (İslaam’a) çevir: Allâh’ın Fıtratına (yaratma esasları) ki... İnsanları O fıtrata göre yaratmıştır. Allâh’ın yaratması değiştirilemez. İşte doğru din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık yüzünü çevirerek (nezih bir muvahhit olarak) dine, Allah'ın yaradışına tut ki, nâsı onun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaradışı için değişiklik yoktur. İşte müstakim olan din budur. Velâkin insanların çoktan bilmezler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O halde sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan İslâm'a yönelt. Yani Allah'ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata uygun hareket et. Allah'ın bu hilkatini kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların ekserisi bunu bilmezler. [17, 172; 12, 103; 6, 116]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Sen yüzünü, Allah'ı birleyici olarak doğruca dine çevir: Allah'ın yaratma yasasına (uygun olan dine dön) ki, insanları ona göre yaratmıştır. Allah'ın yaratması değiştirilemez. İşte doğru din odur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Hakka mâyil ve bâtıldan müctenib oldığın halde vechini Allâh'ın nâsı, üzerinde halk iylediği dîn-i fıtrîye müteveccih kıl. Allâh'ın halk iylediğinde tebdîl yokdur. Kavî ve müstakîm dîn budur ve lâkin nâsın ekserîsi bunı bilmezler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın insanları yarattığı fıtrata çevir[*]. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din budur. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.
[*] Fıtrat, varlıkların temel yapısını ve onu oluşturan yaratılış, değişim ve gelişim ilke ve kanunlarını ifade eder. Fıtrat İslâm'dır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Hanif olarak yönünü dine çevir. Allah insanları yarattığında onun üzerinde yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında bir değişiklik olamaz. İşte dosdoğru din! Fakat, insanların çoğu bilmezler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bütün bâtıl inançlardan uzak şekilde, yüzünü hak dine çevir—o fıtrat dinine ki, insanları Allah onun üzerine yaratmıştır.(11) Allah'ın yaratışında değişiklik yoktur. İşte dosdoğru din budur; lâkin insanların çoğu bilmiyor.
(11) Peygamberimiz buyuruyor ki: “Hiçbir çocuk yoktur ki, İslâm fıtratı üzere doğmuş olmasın. Fakat sonra anne-babası onu Yahudi, Hıristiyan veya Mecusî yapar. Bu, hayvanların her âzâsı tam olarak yavrulamasına benzer. Siz kesmeden önce, kulağı kesik olarak doğmuş hayvana rastlar mısınız?” Peygamberimiz, daha sonra bu âyeti okumuştur. (Buhârî, Tefsir: 30.)  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O halde sen yüzünü, bir hanîf olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah'ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes ŧoġru eyle yönüñi din içün müsülmān iken yaradışı Tañrı’nuñ ol kim yarattı ādemįleri anuñ üzere. döndürmek yoķdur Tañrı yaratmaġına. oldur ŧoġru [217a] dįn velįkin eyregi ādemįlerüñ bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Durġur yüzüñi Tañrı Ta‘ālā dīninde aru i‘tiḳād‐ıla. Tañrı Ta‘ālā ‘ahdidürki anuñ üstine yaratdı ḫalḳı taġyīr olmaḳ yoḳdur Allāhuñ ḫalḳında. Oldurdoġru dīn, lākin çoḳ kişiler bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum! Ümmətinlə birlikdə) batildən haqqa tapınaraq (pak bir müvəhhid, xalis təkallahlı kimi) üzünü Allahın fitri olaraq insanlara verdiyi dinə (islama) tərəf tut. Allahın dinini (Onun yaratdığı tövhid dini olan islamı) heç vəchlə dəyişdirmək olmaz. Doğru din budur, lakin insanların əksəriyyəti (haqq dininin islam olduğunu) bilməz. (Allah bütün insanları xilqətcə müsəlman – təkallahlı yaratmışdır, lakin ata-anaları onları başqa dinlərə sövq etmiş, yaxud onlar yaşa dolduqda öz nadanlıqları üzündən batil dinlərə - bütpərəstliyə uymuşlar).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
So set thy purpose (O Muhammad) for religion as a man by nature upright the nature (framed) of Allah, in which He hath created man. There is no altering (the laws of) Allah's creation. That is the right religion, but most men know not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So set thou thy face steadily and truly to the Faith:(3540) (establish) Allah.s handiwork according to the pattern on which He has made mankind: no change (let there be) in the work (wrought)(3541) by Allah. that is the standard Religion:(3542) but most among mankind understand not.
3540 For Hanif see n. 134 to 2:135. Here "true" is used in the sense in which we say, "the magnetic needle is true to the north." Those who have been privileged to receive the Truth should never hesitate or swerve, but remain constant, as men who know. 3541 As turned out from the creative hand of Allah, man is innocent, pure, true, free, inclined to right and virtue, and endued with true understanding about his own position in the Universe and about Allah's goodness, wisdom, and power (Cf. n. 682 and n. 5360). That is his true nature, just as the nature of a lamb is to be gentle and of a horse is to be swift. But man is caught in the meshes of customs, superstitions, selfish desires, and false teaching. This may make him pugnacious, unclean, false, slavish, hankering after what is wrong or forbidden, and deflected from the love of his fellow-men and the pure worship of the One True God (see also 30:41). The problem before spiritual Teachers is to cure this crookedness, and to restore human nature to what it should be under the Will of Allah. 3542 In 9:36 , I translated al-Din al-qayyim as "straight usage." Here the meaning is wider, as it includes the whole life, thoughts and desires of man. The "standard Religion," or the Straight Way is thus contrasted with the various human systems that conflict with each other and call themselves separate "religions" or "sects" (see verse 32 below). Allah's standard Religion is one, as God is One.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاَقِمْ
öyle ise doğrult
وَجْهَكَ
yüzünü
لِلدّ۪ينِ
dine
حَن۪يفاًۜ
Hanîf olarak
فِطْرَتَ
fıtratıdır
اللّٰهِ
Allah'ın
الَّت۪ي
öyle ki
فَطَرَ
yarattı
النَّاسَ
insanları
عَلَيْهَاۜ
onun üzerine
لَا تَبْد۪يلَ
değişiklik yoktur
لِخَلْقِ
yaratışında
اللّٰهِۜ
Allah'ın
ذٰلِكَ
işte budur
الدّ۪ينُ
din
الْقَيِّمُۗق
dosdoğru
وَلٰكِنَّ
fakat
اَكْثَرَ
çoğu
النَّاسِ
insanların
لَا يَعْلَمُونَۗق
bilmezler
(Resulüm!) Sen (hiçbir şeyi Allah'a şirk koşmadan ve hakka yönelmiş) hanîf olarak yüzünü dine çevir. O ki Allah'ın fıtratı (El Esmâu'l Husnâ'sı)dır ve (Allah) insanları bu (fıtrat)a göre yaratmıştır. Allah'ın yaratmasında hiçbir değişiklik yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.
اَقَامَ
Fiil-IV
ق و م
İkâme etti, korudu, ayağa kaldırdı, doğrulttu, dosdoğru yaptı
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
حَنِيف
İsim
ح ن ف
Hanîf (Allah'a teslim olmuş ve hakka yönelmiş olan)
فِطْرَت
İsim
ف ط ر
Fıtrat
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
فَطَرَ
Fiil-I
ف ط ر
Yoktan var etti, yarattı, parçalandı
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَبْدِيل
Fiilimsi-II
ب د ل
Değişme, değişiklik
خَلْق
İsim
خ ل ق
Yaratılış, yaratmak, halk, mahluk
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
دِين
İsim
د ي ن
Din, kanun, ceza
قَيِّمُ
Sıfat
ق و م
Dosdoğru
لٰكِنّ
Harf-i istidrak
لٰكِنّ
Ancak, fakat, lakin, başka, hariç
اَكْثَر
İsim
ك ث ر
Çoğu, daha çok, daha fazlası
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi