(Ey insanlar!) Sizi (ilk türünüzü) bir topraktan (balçıktan teşekkül edip nefsi vahide denilen ilk hücreden) yaratmış olması, O’nun (varlığının ve kudretinin) ayetlerindendir; sonra siz, (bir süreç içinde yeryüzünün her yanına) yayılmakta olan bir beşer (türü) oldunuz. *
(*) Not: Ayetin mesajını şöyle anlamak mümkündür: Zamanla (yüzbinlerce yıl olabilir) balçıktan teşekkül eden ve nefsi vahide denilen ilk hücreden bir beşer değil, bilakis bir beşer türü/ bir beşer grubu/ yaratılmış ve yeryüzüne yayılmıştır. Ve yine daha sonra cinsel birleşmeyle bu beşer türü çoğalmaya başlamış olup on binlerce sene önce Hz. Âdem de bu beşer türü arasında yaratılmış ve yüce Allah tarafından halife olarak seçilmiştir. Yani Hz. Âdem bu beşer türü arasından İlahi emaneti yüklenen, ilahi imtihana tabi tutulan, yaptıklarından sorumlu kılınan, ilahi vahye ve meleklerin saygısına mazhar olan ilk insandır. İşte Hz. Âdem bu yönüyle homo sapiens, yani bugünkü bilge insanın ilk atası olmuştur. Ama ondan öncekiler ilahi emaneti yüklenmeyen, imtihana tabi tutulmayan, yaptıklarından sorumlu kılınmayan, bozgunculuk yapan, kan döken, insanlık, adalet, merhamet ve vicdan nedir bilmeyen bir beşer türü bulunuyordu. Zaten Kur’an’da Hz. Adem’in ilk beşer olduğuna dair bir işaret de yoktur. Ayrıca Konuyla ilgili Bakara-30, Ali İmran-33 ve İnsan sûresi 1. ayetin açıklamalarına bakılabilir. İşte Hz. Adem’den önce ve onun zamanında beşer türü mevcut olduğundan, onun çocukları birbirleriyle değil, mevcut beşer türünün çocuklarıyla evlenmişlerdir. Yani kardeşin kardeşle evliliği (ensest ilişki) söz konusu olmamıştır. Peki, Hz. Adem’den önce yaşayan, ilahi emaneti yüklenmeyen, ilahi vahye mazhar olmayan, imtihana tabi tutulmayan ve yaptıklarından sorumlu kılınmayan bu beşer türünün ahiretteki akıbeti ne olacaktır? Cevap: İyice incelediğimizde bunun cevabını Kur’an’dan bulabiliriz. Örneğin: İsra-17/15: وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً ‘’… Ve biz, önceden (mesajlarımızın tebliğini yapan) bir elçi göndermeden (inkâr, isyan ve günahları sebebiyle ne dünyada ne de ahirette bir kimseye) azap edecek değiliz.’’şekklindeki bu vb. ayetlerden anlıyoruz ki, bunların da ilahi mesajların tebliğini almadıklarından ve hatta yaptıklarıyla sorumlu tutulmayacaklarından dolayı fertet devrinde yaşayanlar gibi ahiret gününde azap görmeyecek ve yüce Allah’ın engin merhametiyle kurtulacaklardır. Ya da hesap görmeyeceklerinden dolayı belki de bir daha diriltilmeyeceklerdir. Ama bunlar da yine diriltilecek ve tebliğ almamış olanlar gibi ahirette kurtulacaklardır, şeklindeki görüş, İsra -17/15 ve diğer benzer ayetlerin mesajlarıyla da hem uyumlu hem de daha isabetlidir. (الله اعلم) ’’Ama en doğrusunu Allah bilir.