close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Rahmân Sûresi 4. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
‘Allemehu-lbeyân(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
ona dilleri, konuşmayı belletti.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ona beyanı (iletişim kurmayı ve duygularını başkalarına aktarmayı) öğretti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Diğer yaratıklardan farklı olsunlar diye, insanlara düşünmeyi ve konuşmayı da öğretti.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnsana dili, konuşmayı, düşünmeyi ve meramını anlatmayı, Kur'âna vukufu, açıklamayı, varlıkları ayırıcı vasıflarıyla birbirinden ayırt etmeyi öğretti.
Ahmet Varol
swap_vert close
Ona açıklamayı öğretti.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ona beyanı öğretti.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ona beyanı (iç duyguların ifadesini) ilham etti.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
1, 4. Bütün kemal sıfatların sahibi olan Rahman, Kur’anı peyderpey öğretti: İnsanı yarattı, ona beyanı (anlama ve anlatmayı) öğretti.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
1,2,3,4. Rahmân, Kur'ân'ı öğretti. İnsanı yarattı, ona kendini ifade etmeyi öğretti.[600]
[600] Rahmân sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 465.  
Besim Atalay
swap_vert close
Ona belletti beyanı
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ona düşünmeyi ve konuşmayı öğretti.
Cemil Said
swap_vert close
1,2,3,4. Rahmân Kur’ân’ı ta’lîm, insânı halk iyledi ve ’ilmu’l beyânı öğretdi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
3,4. İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ona anlama ve anlatmayı öğretti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
1, 2, 3, 4. Rahmân Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.
Edip Yüksel
swap_vert close
Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ona beyanı öğretti.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Belletti ona o güzel beyânı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ona beyanı (anlamayı ve anlatmayı) öğretti.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ona beyanı¹ öğretti.
1- Ona düşünmeyi ve düşündüklerini açıklamayı, ifade edebilmeyi.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ona beyânı O ta'lîm etdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ona beyânı (açıkça anlatmayı) öğretti.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ona (insana) açıklamayı (kendini ifade edebilmeyi, iletişim kurmayı, yazmayı, anlama ve konuşmayı da yine) o öğretmiştir. *
(*) Bu âyetlerde belirtildiğine göre, kendisine konuşma, anlama, açıklama ve düşünme özelliği verilen insan, diğer canlılardan ayrılmıştır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsana, Kur’an’nın anlaşılıp hayatına uygulamasını öğretti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
ona söz söylemesini öğretti.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ona beyanı [⁴] öğretti.
[4] İfade-i meramı, hüsnü beyan ve belâgati öğretti veya nutuk ile mümtaz kıldı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Ona düşünüp açıklamayı öğretti.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ona beyanı öğretti.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve ona, açık ve berrak şekilde düşünme, konuşma ve öğrenmeyeteneği bahşetti. Bunca üstün özelliklerle donattığı insanı, ilâhî rehberlikten mahrum bırakarak cehâletin karanlıklarına terk etmesi, O’nun sınırsız hikmet ve rahmetine elbette uygun düşmezdi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ona Beyan’ı / Açıklama’yı öğretti.
Mehmet Çakır
swap_vert close
1,2,3,4. Her şeye sevgi ile hakim olan Allah, // Kuran’ı öğretti: // tıpkı insanı yaratıp // ona, kendini ifade etme sanatını öğrettiği gibi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsana düşünme, öğrenme, kendini ifade etme özellikleri verdi. Elçileriyle ayetlerini insanlara duyurdu. Gerçekleri açıklayarak bilgilendirdi. Bu nedenle insan yaratılış yasası gereği benliğinde var olan kabiliyetle kendini ifade edebilmektedir. İnsan öğrenemeyen, düşünemeyen, kendini ifade edemeyen bir varlık da olabilirdi. Duyamaz, konuşamaz, göremez bir şekilde de yaratılabilirdi. Akıl etmeyen, düşünemeyen olarak da yaratılabilirdi!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Açıklamayı (insana O) öğretti.
Mehmet Türk
swap_vert close
3,4. İnsan (cinsini) yarattı, ona duygularını ifade etmeyi¹ öğretti.
1 Beyan: Bir kimsenin, kendini, vicdan ve gönlündeki duygu ve idraklerini haricindekilere açık ve güzel ifade ile anlatmak, ifade-i meram etmek ve anlamak demektir. Zira ilim ve Kur’an’ı öğrenme nimeti de bununla oluşur. Hz. Âdem yaratıldıktan sonra isimleri öğrenmesi sayesinde meleklerin bilemediklerini bildi, anlayamadıklarını anladı. Peygamberlerin peygamberliğe mazhar olması, tebliğ yapabilmeleri, kitaplar getirmeleri, ümmetlerin onlardan istifade edebilmeleri hep “beyan ilmi,” dil nimeti sâyesinde olduğu gibi Kur’an’a ve Kur’an’ın tefsir ve tercümesi nimetine nâil olmamız ve ondan istifade derecemiz dahi o nimetten hissemiz nispetindedir. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
ona açık ve berrak şekilde düşünmeyi ve konuşmayı öğretti. ¹
1 Beyân terimi -“bir şeyin [zihinsel olarak] açıklanma ve tanımlanma araçları”nı gösterir (Râğıb)- hem düşünme hem de konuşma için geçerlidir; çünkü, bir şeyi veya bir düşünceyi anlaşılır kılma ve başka şeylerden veya düşüncelerden kavramsal olarak farklı kılma melekesi ile bu vukufiyeti konuşma ya da yazma dilinde ifade etme gücünü kapsar (Tâcu’l-‘Arûs): bu nedenle yukarıdaki bağlamda, insanın sahip kılındığı (bkz. 2:31 ve ilgili not 23) “bütün isimlerin bilgisi”ni (yani kavramsal düşünme yetisini) çağrıştıran “açık ve anlaşılır/berrak şekilde düşünme ve konuşma” olarak çevrilmiştir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
İnsana düşüncesini ifade etmeyi O öğretti. 30/22, 51/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
insana kendini ifade etmeyi O öğretti.[⁴⁸³⁴]
[4834] Ta‘lim, “anlamın tasavvuru için benliği tahrik etmek”tir. Bu, tasavvurun inşasıdır. Zira tasavvurunuzu kim inşâ etmişse “Rabbiniz” odur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Ona beyânı öğretti!..
Elmalılı bu konuda şu açıklamalarda bulunmaktadır: “Allah, Rahmandır, yahut اَلرَّحْمٰنُۙ “O muktedir Melik, Rahmandır. Rahmetiyle O Rahman, عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ Kıır’ân’ı öğretti. İlimden, öğretmek manasını ifade eden “talim” fiili, iki mef’ul alacağı için bu anlamda burada birinci mef’ul hazfedilmiş, böylece maksat, şuna veya buna öğretmek değil, bizzat öğretimin kendisinin ifade edildiği anlatılmıştır. Böylece bu kelime, gerek Cibril’e, gere Peygamber’e, gerek ümmete olan öğretimin kısımlarından hepsini içine almaktadır. Kıyametin yaklaşmasına karşı ilâhî rahmetten ortaya çıkan en büyük ve önemli nimetin Kur’ân öğretimi nimeti olduğu böylece ifade edildikten sonra kime ve nasıl öğretildiği hususunu anlatmak için buyuruluyor ki: • O Rahman خَلَقَ الْاِنْسَانَۙ insanı yarattı. Bazı âlimler burada insanla kastedilen Âdem, bazıları da Kur’ân’m işaretiyle Muhammed Aleyhisselâtü ve’s-selâm’ın olduğunu söylemişlerse de, hepsini içine almak üzere insan cinsi olması daha doğru olabilir. Mamâfih Kur’ân’ın öğretimine konu alan kâmil insanı kastedilmiş olması da düşünülebilir. Yani Kur’ân’ı öğretmek üzere insanı yarattı. Elmalılı’nın açıklamasını incelediğimizde; • işarette belirttiğimiz gibi, Cenab-ı Hakk’ın; Kur’ân’ı kime öğretti hususunu ikinci plana atarak -yani birinci mef’ulun hazfedilmiş olduğunu söyleyerek- sadece '"öğretti” beyânı üzerinde durduğunu görmekteyiz ki, ‘Böylece bu kelime, gerek Cibril’e, gerek Peygamber’e, gerek ümmete olan öğretimin kısımlarından hepsini içine almaktadır’ demektedir. İkinci işarette belirttiğimiz gibi bunlara; Âdem’i de katarak hepsini içine almak üzere insan cinsi olması daha doğru olabilir, mamafih Kur’ân’ın öğretimine konu olan kâmil insanın kastedilmiş olması da düşünülebilir. Yani Kur’ân’ı öğretmek üzere insanı yarattı’ sonucuna varmaktadır!.. Oysa Cenab-ı Hak, insanı; Bakara/30 uyarınca Halife olarak yaratmıştır ki, o zamanda Kur’ân nazil olmamıştı.. ve Kur’ân’dan önce inen ilâhi kitapların tahrif olmamış şekilleri sayesinde de kâmil insanlar kuşkusuz yetişmişti!.. Bu bakımdan Elmalılı’nın yaptığı açıklamaların, 2. ayette yer alan “Kur’ân’ı öğretti” beyânı karşısında aklımıza takılan ‘ama kime?’ sorusuna bir cevap veremediğini müşahede ediyoruz!.. Ve 2 ile 3. ayetler arasında münasebet kurmak üzere Elmalılı’nın teklif ettiği ‘Kur’ân’ı öğretmek üzere insanı yarattı’ yerine ‘Kur’ân’ı öğreterek insanı yarattı!' manasım vermeyi tercih ediyoruz!.. Ki bu mana yalnız Resulullah s.a.s.’a uygun düşmektedir.. Çünkü Şûrâ suresinin son iki ayetinde: “(Ey Muhammed) Sana emrimizden bir ruh (Kur’ân’ı) vahyettik. (Yoksa) Sen, kitabın ne olduğunu ne de imanın ne olduğunu bilirdin! (Kitab sahibi olmak şöyle dursun, kitabın nasıl bir şey olduğunu bile bilmezdin ve sırf kendi dirâyetinle iman etmenin rükünlerini ve şartlarını kitapta olduğu gibi bilemezdin) Fakat biz onu (sana emrimizden vahyettiğimiz ruh’u.. Kur’ân’ı) bir nur kıldık ki onunla kullarımızdan dilediğimiz kimselere doğru yolu göstereceğiz. Şüphe yok ki sen (Kur’an ile halka) doğru yola, Allah'ın yoluna (Allah’tan gelen ve Allah’a götüren yola) rehberlik ediyorsun. O Allah ki göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi O’nundur!.. ” buyurulmuştur. Böylece Alak suresinin 1-5 ayetleri ile Rahman suresinin 1-4. ayetleri arasında bir ilişki kurulabileceğini düşünüyoruz. Şüphe yok ki her şeyin doğrusunu Allah Teâlâ bilir.  
Osman Fırat
swap_vert close
Ona beyânı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ona beyanı (ifade-i meramı) öğretti.
Suat Yıldırım
swap_vert close
3, 4. İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
Sûrenin başındaki bu bir satırlık kısım muazzam bir gerçeği bildirmektedir: Sonsuz rahmet sahibi Allah, şefkatle yaratıp kemale erdirdiği insana olan rahmetini tamamlamak için Kur’ân’ı göndermiş, onu cehalet ve dalâlet karanlıklarından kurtarmıştır. Hitabı olan Kur’ân’ı anlaması için, yarattığı bu insana düşünüp ifade etme kabiliyeti vermiştir.Bu âyetler şöyle özetlenebilir: RahmanKur’ânBeyanİnsanRahman insanla iletişim kurmaya tenezzül buyurmuştur. Mesajı olan Kur’ân’ı anlayabilmesi için insana beyan kabiliyeti vermiştir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ona beyanı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ona beyânı öğretdi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ona beyanı öğretti
Ümit Şimşek
swap_vert close
Ona beyanı(1) öğretti.
(1) Konuşmayı ve anlamayı. Bunların her ikisi de bilim dünyasını tam anlamıyla acze düşüren birer mucizeler silsilesidir. Beyanın temelinde, herşeyden önce, düşünce vardır ki, bu başlı başına bir mucizedir. Konuşmanın ilk adımı ise, düşüncenin kelime dediğimiz sembollere çevrilmesidir. Bu semboller, hafızanın derinliklerinden, sırrına akıl erdiremediğimiz bir mekanizma ile çağrılır, bir cümle içinde peş peşe dizilir. Cümlelere kelimeler, anlamlar, duygular yüklenir. Sonra, vücutta işini bitirmiş ve atık madde olarak ciğerlerden çıkmakta olan hava, ses tellerinde, dilde, dişte, dudaklarda kelimelere dönüşür. Bu arada yüzümüzün 44 tane kası, akıl almaz bir biçimde derimizi şekilden şekle sokarak, ağzımızdan çıkan sözlere kendi yorumuyla eşlik eder. Hava zerreleri bu kelimeleri alır, milyar kere milyar kere milyar kopyalarını muhatapların kulak zarlarına iletir. Dinleyenin vücut sistemlerinde de, en az konuşanınki kadar olağanüstü işlemler sonucunda cümlelerin ve kelimelerin anlamları çözülür, duyguları anlaşılır. Konuşulanı anlamak da beyan mucizesinin en az konuşmak kadar önemli bir halkasıdır; aksi takdirde, insan kendi konuşmasını dahi çözemez hale gelir ve saçmalamaya başlar. Fakat bu da kendisini kimin konuşturduğunu bilmeyen yahut bilmek istemeyen kimsenin saçmalaması yanında o kadar büyütülecek birşey değildir! Çünkü âyetten de, yaratılışımızdan da kolayca anlaşılacağı gibi, insana beyanın öğretilmesindeki amaç, onu Âlemlerin Rabbine muhatap etmektir. Kendisini bu şereften kendi eliyle yoksun bırakan kimsenin bedbahtlığı yanında her felâket bir hiç mertebesine iner.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O belletti ona beyanı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
3-4. yarattı ādemį ögretti aña sözi.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
ve aña söylemek ögretdi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Ona danışmağı (fikrini və duyğularını bəyan etməyi) öyrətdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
He hath taught him utterance.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
He has taught him speech(5173) (and intelligence).
5173 Bayan: intelligent speech: power of expression: capacity to understand clearly the relation of things and to explain them. Allah has given this to man, and besides this revelation in man's own heart, has aided him with revelation in nature and revelation through prophets and messengers.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
عَلَّمَهُ
ona öğretti
الْبَيَانَ
açıklamayı
Ona (idrak etmeyi, Allah'ın âyetlerini okuyup anlayıp üzerinde ahlaka dönüştürmeyi ve anladığını başka insanlara) açıklamayı öğretti.
عَلَّمَ
Fiil-II
ع ل م
Öğretti, talim etti
بَيَان
İsim
ب ي ن
Açıklama