close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ra'd Sûresi 41. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Eve lem yerav ennâ ne/tî-l-arda nenkusuhâ min etrâfihâ(c) va(A)llâhu yahkumu lâ mu’akkibe lihukmih(i)(c) vehuve serî’u-lhisâb(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Görmediler mi ki adeta onların yerlerine geliyor, etrafından yurtlarını eksiltip duruyoruz. Allah hükmeder, hükmünü bozacak yoktur ve o pek tez hesap görür.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Müşrikler) Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten Biz (kudret ve irademizle) Arz’a gelip (yerküreye müdahale ediyor) ve onu çevresinden eksiltiyoruz. (Dünya’mızın kutuplardan itibaren her geçen yıl, biraz daha daraltıldığı yeni fark edilen bilimsel bir tespittir.) Allah (dilediği gibi) hükmeder. O’nun hükmünün peşine düşecek (ve iptal edip değiştirecek) yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk bitirendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Peki görmüyorlar mı, biz yeryüzüne İslâm orduları göndermek suretiyle yeryüzündeki kâfirlerin memleketlerini her taraftan daraltarak eksiltiyoruz. Yani İslâm yeryüzünde ilerlemektedir veya yeryüzünün sahip olduğu en iyi şeylerden, her gün biraz daha yoksun bırakarak, cezalandırıcı müdahalelerimizle nasıl yokluyoruz veya yeryüzünü kutuplardan basık yaptığımızı bilmiyorlar mı ki… Allah hüküm verdiği zaman, O'nun hükmünün önüne geçecek yoktur. O Allah hesabı da pek çabuk görendir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bizim yeryüzünü kenarlarından eksiltmeye devam ettiğimizi, müşriklerin yurtların işgal edip topraklarını azalttığımızı kendilerini sıkıştırdığımızı, imkân ve nüfuz alanlarını daralttığımızı görmüyorlar mı? Allah dilediği gibi hükmeder, hükümetlerini yönlendirir. Onun hükmünü, hükümetini kimse engelleyemez, bozamaz, değiştiremez. O çok çabuk hesaba çeker.
Ahmet Varol
swap_vert close
Görmediler mi ki biz nasıl yeryüzüne gelip onu etrafından eksiltiyoruz? Allah hüküm verir. O'nun hükmünün ardına düşecek yoktur. O hesabı çabuk görendir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz arza geliyor ve onu çevresinden eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kâfirler görmüyorlar mı ki, biz arazilerini (müslümanlara feth ettirmekle) etrafından azalatıp duruyoruz? Allah öyle hüküm verir ki, onun hükmünü takip edecek (üzerinde tesir edecek hiç bir kuvvet) yoktur. Allah hesabı çok çabuk görendir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar görmediler mi? Biz, yeryüzüne varıp onu etrafından azaltıyoruz. (Yeryüzünde oturanların canını alıyoruz.) Allah hükmeder, O’nun hükmünü geri çeviren olmaz. O, çok seri bir şekilde hesap görendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bizim o yer küreye gelip nasıl onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır; O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
Besim Atalay
swap_vert close
Yeryüzünü her yandan, nice kıstığımızı görmüyorlar mı? Allah hükmeder, yoktur bozan hükmünü, o çabuk hesaplıdır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Görmüyorlar mı ki; biz, yeryüzünün etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Allah hükmünü verir. O'nun hükmünü bozacak yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.
“Biz, yeryüzünün etrafından gitgide eksiltmekteyiz” ifadesi farklı şekillerde yorumlanmıştır. İnkârcı zalimlerin her geçen gün azaldığını ve yeryüzündeki egemenliklerinin tenakusa uğradığını söyleyenler olduğu gibi, yanlış ve doyumsuz uygulamalar yüzünden yeryüzü kaynaklarının tüketildiğini ifade edenler; yağmur, sel ve rüzgâr gibi tabii olayların etkisiyle toprağın erozyona uğraması, dağların, tepelerin aşınarak yeryüzünün küçülmesi şeklinde yorumlayanlar da vardır. Ya da mecazi bir anlatım olarak; tıpkı bizler gibi dünyamızın da bir ömrünün olduğu ve bir gün sonlanacağı şeklinde de anlaşılabilir.  
Cemil Said
swap_vert close
Görmüyorlar mı ki memleketlerini müslimîne virdik ve hudûdını daraltdık Allâh hükm ider ve kimse ânın hükümlerini tağyîr idemez hesâbları serî’dir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzünü etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Hüküm Allah'ındır, O'nun hükmünü takip edip bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar, bizim yeryüzüne (kudretimizle) gelip onu etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah, hükmeder. O’nun hükmünü bozacak hiçbir kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bizim, yeryüzünü etrafından nasıl eksiltip durduğumuzu görmüyorlar mı? Allah hükmeder, O’nun hükmünü denetleyecek yoktur; O’nun hesaba çekmesi de hızlıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.  
 Âyette zikredilen, yerin uçlarının eksiltilmesi olayını önceki müfessirler, mecazî manayı nazarı itibara alarak, kâfirlerin memleketlerinin fethi ile onların topraklarının azalması, müslümanlarınkinin ise çoğalması şeklinde yorumlamışlardır. Ancak âyetin hakiki manasını gözönüne alırsak, yerin uçlarından eksiltilmesi, erozyon dediğimiz toprağın yağmur, sel ve rüzgâr gibi tabiî güçlerin etkisiyle yerinden kayması, dağların ve tepelerin aşınması şeklinde yorumlanabileceği gibi, yer küresinde meydana gelen olaylar neticesinde kürenin hacminin noksanlaşması şeklinde de yorumlanabilir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Yeryüzünün uçlarından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? ALLAH hüküm verir ve O'nun hükmünü izleyip çevirecek de yoktur. O, en hızlı hesaplıyandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Görmüyorlar mı ki, biz yeri etrafından eksiltip duruyoruz. Allah öyle hükmeder ki, O'nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hızlı hesap görür.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ya görmüyorlar mı da? Biz o arzı etrafından eksiltip duruyoruz ve Allah öyle hukm-ü hukümet eder ki humünü takib edecek yoktur, hem o çok seri hisablıdır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar, bizim (hükmümüzün, kudretimizin) yeryüzüne gelip (de) onu (kâfirlerin topraklarını, peyderpey müslümanlara fethettirerek) etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah, (dilediği gibi) hükmeder. O’nun hükmünü bozacak yoktur. O, hesabı çok çabuk görendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yeryüzüne gelip onu çevresinden nasıl eksilttiğimizi¹ görmüyorlar mı? Karar veren Allah'tır ve O'nun verdiği kararı bozacak hiç kimse yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
1- Müşrikler, İslam'a çağrının giderek nasıl güçlendiğini, etraflarındaki çemberin her geçen gün biraz daha daraldığını görmüyorlar mı?  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Hem onlar gözleriyle de) görmediler mi ki biz (kudretimizle) arza (kâfirlerin diyarına) geliyor, onu etrafından eksiltib duruyoruz. Allah hükmeder. Onun hükmü ardına düş (üb de red ed) ebilecek de yokdur. O, hesabı pek çabuk görendir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Görmediler mi ki, şübhesiz biz (ben Azîmüşşân), yeryüzüne (kâfirlerinmemleketlerine, mü'minlere yardım etmekle) geliyor, onu etrâfından (peygamberin fetihleriyle) eksiltip duruyoruz? Ve Allah (dilediği gibi) hükmeder; O'nun hükmünü geri çevirecek kimse yoktur. Ve O, hesâbı pek çabuk görendir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar, bizim yerküreye (emir ve kudretimizle) gelip onu uçlarından eksiltmekte olduğumuzu (araştırıp) öğrenmediler mi? Allah (tabiat kanunları için) hüküm verir. Onun (tabiat) kanunlarını bozacak hiçbir kimse (güç) yoktur. O, hesabı pek çabuk görendir.*
(*) 1) Burada dikkat edilmesi gereken nokta “ Yerküre’nin uçlarından eksilmesi” ifadesidir. Bu ayeti tefsir edenler farklı şekillerde yorumlamaya çalışsalar da, Yerküre hakkında bilgimiz arttıkça anlatılmak istenen gerçek daha iyi kavranmıştır. Küremsi bir yapısı olan Arz kutuplardan geçen bir eksen etrafında dönmektedir. Bu dönme esnasında dünyanın ekseninin geçtiği kutuplar bölgesinden eksilmekte yani basıklaşmakta ve ekvator bölgesinden genişlemektedir. Dünyanın bu şekli ancak son yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarla anlaşılırken, tüm Evrenin yaratıcısı yüce Allah bu bilgiyi bizlere asırlar önce Kur’an’da bildirmiştir…İşte dünyamızın kutuplardan itibaren her geçen yıl, biraz daha daraltıldığı yeni fark edilen bilimsel bir tespittir. Bu olayıla ilgili Bilim-Teknik kitaplarında detaylı bilgi bulunmaktadır. 2) BİR HUSUS: YERKÜRE’NİN UÇLARINDAN EKSİLTİLMESİ: Dünyayı ve üzerindeki canlıları koruyan atmosferden/dünyanın etraflarından gazların kaçışına neden olan bir başka etken de, hem Güneş rüzgârları hem de Güneş’ten ve yıldızlararası ortamdan gelen morötesi ve yüksek enerjili ışınımdır. Bunlar atmosferin üst katmanlarındaki su moleküllerini parçalayabilir. Bu durumda, hidrojen ve oksijen ortaya çıkar. Hidrojen, en hafif gaz olduğundan, atmosferin üst katmanlarından kolayca uzaya kaçabilir. İşte Yerküre’nin uçlarından eksiltilmesi, Yerküre’nin en ucu sayılabilecek atmosferin üst katmanlarından maddelerin, Güneş rüzgârlarının ve morötesi ışınların etkisiyle uzaya kaçmaya devam ettiği belirtiliyor. Aynen ayette açıklandığı gibi Yerküre tam da uçlarından yani atmosferin üst tabakalarından eksilmekte, diğer bir deyişle kütlesinden kaybetmektedir. Kaynak: ’’(www. nadidem.net /mkpdf /db06.pdf BİLİM VE TEKNİK TEMMUZ 2006) Bu gazlar uzaya kaçarken atmosferin manyetik alan sınırları içine doğru bir hortum gibi uzanarak hareket ederler. Daha sonra güneş rüzgârlarının bombardımanı ile uzayın derinliklerine doğru gönderilirler. Kaynak: https://sci.esa.int/web/cluster/-/58028-the-curious-case-of-earth-s-leaking-atmosphere. Bu nedenle günde ortalama 95 ton yılda ise 50.000 ton Hidrojen ve helyum gazları uzaya kaçmaktadır. Böylece Dünya’nın kütlesi her gün 95 ton eksilmektedir. Kaynak: https://scitechdaily.com/ earth-loses-50000-tonnes-of-mass-every-year/ Kaynak: 291# Yeryüzünün uçlarından eksilmesi - Bilim ve Yaratılış) Not: Birçok tefsir ve meallerde bu ayette zikredilen yerin uçlarının eksiltilmesinden maksat, inkârcıların yurt ve memleketlerinin fethi ile onların topraklarının azalması, Müslümanların ellerine geçmesi şeklinde yapılan yorumların hiçbiri de isabetli değildir. Çünkü bu sûre Mekke döneminde inmiştir ve o dönemde böyle bir durumun söz konusu olması asla mümkün değildir. Çünkü, 1) Ayette (الارض) ‘’el-ard’’ yani sadece ‘’Dünya’’ ifadesi geçiyor, (أرضهم) ‘’erdahum’’ yani ‘’ Onlara ait arazi veya toprak’’ şeklinde geçmiyor. 2) Ayetteki (نأتي)’’ne’ti’’ fiili muzari olup geniş zamanı, yani bütün zamanları ifade eder, bunu gelecek zamana tahsis etmek yanlıştır. Çünkü fiili muzari geniş zaman içindir, eğer gelecek zamanla alakalı ise, o zaman fiilin üzerinde istikbal harflerinden biri olan (س - سوف)’’ sin veya sevfe’’nin gelmesi gerekir: (Örneğin: ’’سنأتي الارض ‘’sene’ti-l arda veya’’ سوف نأتي الاض ’’sevfe ne’ti-l arda:’’) 4) Bu sûre ve içinde bulunan bu ayet Mekke döneminde inmiştir ve o dönemde ne fetihler vardı, ne de müşriklerin arazilerinden bir eksiltilme söz konusu idi. 5) Ayetteki (أَوَلَمْ يَرَوْاْ) ‘’ evelem yerev’’cümlesi (أولم يعلموا)’’ evelem ye’alemu’’anlamındadır. Tıpkı Fil sûresi 1. ayette geçtiği gibi (ألم تر)’’ elem tere’’ ’’elem ta’lem’’yani bilmedin mi? anlamındadır. Çünkü Fil olayı gerçekleştiği zaman Hz. Peygamber dünyaya bile gelmemişti, öyleyse onun Fil olayını görmesi mümkün değil, demek ki, burada rü’yet, ilmi rü’yettir, gözle görülen rüyet değildir. Zaten Kur’an’da bunun benzerleri çoktur. Bu nedenle Rad-41 ve Enbiya - 44. ayetlerde geçen (يروا - يرون) ‘’ yerev ve yerevne’’ görmek anlamında değil, bilmek anlamındadır. Aşağıdaki İbni Aşür ve İmam eş-Şe’ravi tefsir metinlerine de bakılabilir. Özetle, bütün bunlar gösteriyor ki Rad-41 ve Enbiya-44. ayetlerle ilgili klasik tefsir ve mealler hatalıdır. Ayrıca Araştırmacı Dr. Zağlul en-Neccar ve bazı alimlerin bilimsel açıklamaların bkz: ويجوز أن تكون الرؤية علمية ، أي : ألم يعلمو (التحرير والتنوير) و {يَرَوْاْ} هنا بمعنى "يعلموا - وهذا كقوله تعالي (ألم تر كيف فعل ربك بأصحاب الفيل ) ونعلم أن النبي صلى الله عليه وسلم قد وُلِد في عام الفيل، ولا يمكن أن يكون قد رأى ما حدث لأصحاب الفيل (خواطر محمد متولي الشعراوي ) إنقاص الأرض من أطرافها بمعني تفلطحها قليلاً عند القطبين‏, ‏ وانبعاجها قليلاً عند خط الاستواء‏ :‏( معنى .... نأتي الأرض ننقصها من أطرافها ...(ملتقى أهل التفسير = بقلم الدكتور زغلول النجار )... هذه الآية حقائق وصلت إليها البحوث العلمية الأخيرة إذ ثبت أن سرعة دوران الأرض حول محورها‏, ‏ وقوة طردها المركزي يؤديان إلى تفلطح في القطبين وهو نقص في طرفي الأرض‏, ‏ وكذلك عرف أن سرعة انطلاق جزيئات الغازات المغلفة للكرة الأرضية‏, ‏ إذا ما جاوزت قوة جاذبية الأرض لها فإنها تنطلق إلى خارج ) الأرضية‏ (انقاص الأرض من أطرافها - الاعجاز العلمي في القرآن) ثالثاً : إنّ الغازات والمواد المنصهرة التي تخرج من البراكين تُسبّب فراغاً في جوف الأرض وبذلك يتقلّص وجه الأرض شيئاً فشيئاً وتتكسّر قِشرتها الباردة ، وبذلك تتكوّن الجبال السلسليّة المستَطيلة ويصغر وجه الأرض . وأخيراً تتقطّع الأرض إلى قِطع صغيرة وتنتثر في الفضاء ، وذلك قوله تعالى في سورة الحاقّة {وَحُمِلَتِ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً } ، أي فتهدّمتا دفعةً واحدة . وهذا الحادث الأخير يكون يوم القيامة (من كتاب حقائق التأويل في الوحي والتنزيل بقلم محمد علي حسن الحلي))هذه دراسة ثالثة تؤكد أن الأرض تخسر من كتلتها خمسين ألف طن سنوياً.. إن كتلة الأرض تقريباً 5,972,000,000,000,000,000,000 طن وتنقص بمعدل 0.000000000000001% من وزنها . إذاً آية تتحدث عن نقصان الأرض في زمن لم يكن أحد يتخيل أن الأرض تنقص.. وقياسات علمية وجدت أن الأرض بالفعل تنقص خلال مليارات السنين كل سنة ال ةhttps://scitechdaily.com/earth-loses-50000-tonnes-of-mass-every-year/ المرجع: (دلائل جديدة تفسر قوله تعالى: ننقصها من أطرافها  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar yeryüzüne bakmıyorlar mı? Yeryüzünde olanları biz getiriyor ve yeryüzünde mevcut olanları biz yok ediyoruz (eksiltiyoruz). Bunun (neyi yeryüzünde yaratıp, neyi yok edeceğimiz) kararını biz veriyoruz ve bizim verdiğimiz kararları takip edip engelleyecek hiçbir kimse yoktur. O hesabı çok çabuk görendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar görmüyorlar mı ki Biz ülkelerine geliyoruz, onun dolaylarını kısıyoruz. Yargılıyan, Allah’tır. Allah’ın yargısını ortadan kaldıracak da yoktur. O, hesabı çarçabuk görür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar, yerlerine varıp etrafından eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah hükmeder, O/nun hükmünün ardından gidecek [⁴] yoktur, O hesabında seri/dir.
[4] Onu bozacak.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar görmüyorlar mı ki, Biz yeryüzüne gelip (her) tarafından eksiltip duruyoruz¹³. Allah hükmetmektedir. O’nun hükmünü bozacak/geçersiz kılacak kimse yoktur. O hesabı çabuk görendir.
13 Erezyon ve aşınma ile yorumlayanlar vardır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar görmüyorlar mı ki, gerçekten biz (azabımız) yeryüzüne geliyor ve onu çevresinden (zalim toplulukları) eksiltiyoruz. Allah hüküm verir. Onun hükmünün peşine düşecek (ve engelleyecek) de yoktur. Ve O, hesabı pek çabuk görendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Peki, inkârcılar görmüyorlar mı, Biz hüküm ve kudretimizle yeryüzüne gelip onu her yanından nasıl eksiltiyoruz? Yeryüzünü, sahip olduğu en iyi şeylerden her gün biraz daha yoksun bırakarak, azap verici darbelerimizle nasıl sarstığımızı görmüyorlar mı? Bu dünyada insanı, başarı ve yükselmeden sonra çöküşün, hayattan sonra ölümün, gurur ve ihtişamdan sonra alçalmanın, kemalden sonra zevâlin beklediğini bilmiyorlar mı? Hal böyleyken, hakkı inkâr edenler, Allah’ın kendilerini alçaltmayacağından, hâkim konumundan mahkûm konumuna düşürmeyeceğinden nasıl emin olabiliyorlar? Geçmişte büyük imparatorluklar kurmuş nice toplumların, azgınlıklarından dolayı yok edildiğini bilmiyorlar mı? Depremlerle, savaşlarla, toplumsal ve ekonomik krizlerle üzerlerindeki ablukayı her geçen gün nasıl daralttığımızı görmüyorlar mı? Servetine, gücüne, makâmına, şöhretine aldanarak gurura kapılan nice zengin ve güçlü insanların, bugün toprak altında çürümeye terk edildiğini bilmiyorlar mı? Çevrelerinden, dost ve akrabalarından birer ikişer mezara yolladıkları insanların hâlini düşünüp ibret almıyorlar mı? Bütün bunlar, kendilerine yaklaşan felâketin yeteri kadar habercisi değil mi?İyi bilin ki, her konuda son sözü söyleyen ve nihâî hükmü veren Allah’tır ve hiçbir güç, O’nun hükmünün önüne geçemez ve şunu da iyi bilin ki, Allah, yeri ve zamanı geldiğinde hesap görmede çok hızlıdır! İstese, günah işledikleri anda zâlimleri derhal yok edebilir fakat sonsuz merhameti sayesinde, tövbe etsinler diye onlara mühlet veriyor, bunun için de, insanlık tarihinden ibret alarak düşünmelerini öneriyor:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Görmediler mi; Biz, Arz’ı / Yeryüzü’nü / Ülke’yi etrafından eksilterek geliyoruz; Allah hüküm veriyor; O’nun hükmünü takip edecek yoktur. O, Hesab’ı çok hızlı görendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Acaba onlar, topraklarını ucundan kıyısından erittiğimizi de mi göremiyorlar? Allah'ın kararı kesindir, onun kararını kimse temyiz edemez, sorgulaması da hızlıdır.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler yeryüzünü gücümüzle eksilttiğimizi görmediler mi? Biz hükmederiz. Hükmümüzü bozacak hiçbir kimse yoktur. Her şeyin hesabını gerektiği şekilde adalet içinde çabuk görürüz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? [*] Allah (dilediği gibi) hükmeder, O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. [*] O, hesabı hızlı olandır.
Benzer mesaj: Enbiyâ 21:44. Bu ayet yeryüzünün çeşitli şekillerde değişime tabi tutulduğunu gösterdiği gibi inkârcıların konumlarını gittikçe kaybettiklerini de mesaj olarak içerebilir. Bu cümlede yer alan “Allah’ın gelmesi” mecaz bir ifadedir ve amaç O’nun gücünün ve hayata müdahale edişinin bildirilmesidir.,“Hükmünün [mu‘akkıbı] yoktur” demek “O’nun verdiği hükmü bozabilecek hiçbir kuvvet yoktur; olamayacaktır” demektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O (kâfirler) yeryüzünü sahip olduğu şeylerden yoksun bırakarak (zaman zaman) yokladığımızı görmüyorlar mı?¹ Allah (dilediği gibi) hükmeder, Onun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı pek çabuk görendir.
1 Ayaklarının altına serdiğimiz yeryüzünü hep aynı halde bırakıyor muyuz? O kâfirlerin vatanlarını peyderpey etrafından eksiltip küçültmüyor muyuz? Nüfuzlarını kırarak, izzetlerini zillete, çevirmiyor muyuz?  
Muhammed Esed
swap_vert close
Peki, görmüyorlar mı, yeryüzünü, sahip olduğu en iyi şeylerden her gün biraz daha yoksun bırakarak ⁷⁹ [cezalandırıcı müdahalelerimizle] nasıl yokluyoruz? ⁸⁰ (Bilmiyorlar mı ki,) Allah hüküm verdiği [zaman] O’nun hükmünün önüne geçecek kimse yoktur; (ve yine bilmiyorlar mı ki) O hesabı pek çabuk olandır!
79 Yahut: “Onu [her] yanından (min etrâfihâ) eksiltiyoruz” -Bu ifadenin anlamı, etrâf sözcüğünden anlaşılan şeye bağlıdır: (Somut küresel yapısıyla dünyanın ya da coğrafî anlamda) bir ülkenin “çevresi”, “sınırları”, “sınır boyları” ya da sözcüğün mecazî çağrışımlarıyla, “ileri gelen insanları” -yani, büyük önderleri, bilginleri, düşünürleri (Tâcu’l-‘Arûs), yahut bizim verdiğimiz anlama paralel olarak, “[yeryüzünün] en iyi insanları ve en iyi ürünleri” (a.g.e.). Müfessirlerin pek çoğu etrâf sözcüğünü birinci grupta belirtilen anlamıyla ele alarak onun, yukarıdaki cümlenin Medine’deki Müslüman cemaatle Mekkeli müşrikler arasındaki mücadeleye işaret ettiği görüşünü benimsemişler ve bu itibarla ayeti şöyle anlamlandırmışlardır: “[O Mekkeli müşrikler] görmüyorlar mı [onların elinde tuttuğu] ülkeyi [ya da toprağı] her yanından her gün biraz daha eksiltip küçülterek [cezalandırıcı müdahalelerimizle] yokluyoruz?” Bu yorumuyla ayet Arabistan’ın bütünüyle Müslümanlar tarafından fethedileceğini önceden bildiren bir gaybî ihbar özelliği taşıyor. Buna karşılık, diğer müfessirler ayetin İslam tarihinin ilk dönemleriyle olan ilgisini reddetmemekle birlikte etrâf sözcüğünün ikinci anlamını esas alarak yukarıdaki ibareyi, bizim benimsediğimiz görüşe yakın bir mahiyette, daha genel bir anlamda yorumlamışlardır. Bu cümleden olmak üzere Râzî ayeti şöyle aktarmıştır: “[Hakkı inkar edenler, yeryüzünde talihin -başarı ve yükselmeden sonra çöküşe, yok oluşa; hayattan sonra ölüme; gurur ve ihtişamdan sonra aşağılanmaya; kemalden (olgunluktan/yeterlilikten) sonra acze ve eksikliğe doğru- dönüp durduğunu (ihtilâfât) hâlâ görmediler mi? Hal böyleyken, hakkı inkar edenleri, güçlerinin doruğundayken Allah’ın kendilerini alçaltmayacağından, başkalarına hükmederken köleleştirmeyeceğinden emin kılan ne?” Bu yorum da gözönünde bulundurulursa, “sahip olduğu en iyi şeylerden onu her gün biraz daha yoksun bırakarak” cümlesinin, en geniş anlamıyla, sadece fiziksel ve toplumsal felaketlere değil, aynı zamanda, yitirilmeleri insanın nihaî azaba sürüklenmesi anlamına gelen ahlakî değerlerin çöküşüne ve dolayısıyla dünyevî iktidarın elden çıkarılmasına da işaret ettiği söylenebilir.80 Lafzen, “yokladığımızı”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Peki onlar, bizim yeryüzünü/onların güç ve imkânlarını gitgide daralttığımızı görmüyorlar mı? Zira Allah yasa koyar, O’nun yasasını kimse bozamaz.1 Çünkü O, hesabı çok hızlı görendir.2, 116/52, 18/26, 214/51, 40/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Peki onlar görmediler mi ki, Biz yeryüzüne müdahil olup, ona (ait değerleri) her bir tarafından eksiltiyoruz?[¹⁹⁸⁰] (Şu kesin) ki; Allah yasa koyar, O’nun yasasını kimse bozamaz. Üstelik O hesabını pek çabuk görür.
[1980] Bu eksiltmeyi, aktüel olarak yorumlayıp ilk İslâm toplumunun toprak kazanımlarına atfedenler olmuştur (İbn Abbas ve Dahhâk). Âyetin indiği Mekke dönemi dikkate alındığında bu yorum uzaktır. Belki bu açıdan müşriklerin hayat alanının git gide daraldığını ifade edebilir. Mücâhid bu ibarenin “insanların ölümü” anlamına geldiği yorumunu yapmıştır (Taberî). Benzer bir ifadeyle Enbiya 44’te de dile getirilen bu eksiltme, başta insan olmak üzere yeryüzünü ayrıcalıklı kılan tüm değerlere teşmil edilebilir. Kanaatimizce Kur’an’da iki yerde geçen bu ifade, bu sûrenin 3. âyetinde (Krş: 15:19; 50:7) geçen medde’l-‘ard (O yeryüzünü uzatıp yaydı) ibaresinin mukabilidir: uzatmak-kısaltmak (Bkz: 13:3, not 6 ve 21:44, not 53). Ne muhteşem bir tevafuktur: İnsanın arşı ruhudur, arzı bedeni ve hassaten beyni. Beyin tıpkı yeryüzü gibi engebelidir. Eğer düz olsaydı, mevcut zekâya sahip olabilmek için insan başının şu andakinden beş kat daha büyük olması gerekirdi. Allahu ekber!  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar görmüyorlar mı ki, biz (kudretimizle) yeryüzüne (kafirlerin diyarına) geliyor (onlara ait beldeleri) yer yer eksiltiyoruz. (Müslümanlar, yardımımız sayesinde onlara galebe çalıyorlar) Allah, dilediği şekilde hükmeder, O'nun hükmünü ise engelleyecek hiçbir kuvvet yoktur, hesabı çok çabuk görendir O!
Osman Fırat
swap_vert close
Bizim arzın/yer yüznün etrafından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah’tır. O’nun hükmünün takip edeni (iptal edeni) yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Görmüyorlar mı ki, muhakkak Biz (kudretimizle) yeryüzünde teveccüh ediyor, onu etrafından eksiltiyoruz ve Allah Teâlâ hükmeder. O'nun hükmünü reddedecek yoktur ve o hesabı pek sür'atle görücüdür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bizim arzı (yeri) alıp onu uçlarından nasıl eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Allah öyle hükmeder ki onun hükmünü denetleyecek hiç bir merci yoktur. O, hesabı çabuk görür.
Yani Bizim mahvimizi ve isbatımızı kabul etmek istemeyen o inkârcılar, baksalar ya, yukarıda açıklandığı üzere, önce rahmet ve kudretimizle yaymış ve ayaklarının altına sermiş olduğumuz yeri aynı durumda bırakıyor muyuz? O serili yeri, üzerinde yaşadıkları o geniş toprakları, etrafından kudretimizle sarıp sıkıştırmıyor, onu eksiltmiyor muyuz? Daraltmıyor muyuz? O ilk medde karşılık onda cezirler yapmıyor muyuz? Veya çeşitli yeryüzü olayları ile onu aşındırıp parçalamıyor muyuz? Veya o kâfirlerin vatanlarını peyderpey çevresinden eksiltip durmuyor muyuz? Nüfuslarını, topluluklarını kırarak, dağıtarak, feyiz ve bereketlerini azaltarak, arazilerini, yurtlarını daraltarak, güçlerini ezikliğe, kemallerini noksana dönüştürmüyor muyuz? Yerdeki bu değişikliği veya vatanlarındaki bu daralmayı, bu sıkışmayı görmüyorlar mı?  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Bizim o toprağa gelip nasıl onu, uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır. O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlar görmezler mi ki biz, arzı dört tarafdan azaltmakdayız. (Müslümânlara virerek onların yerlerini azaltmakdayız) Allâh Te'âlâ hüküm idince O'nun hükmüni te'hîr idecek yokdur. Allâh serî'u'l hisâbdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlar görmüyorlar mı ki yurtlarını çevresinden sürekli daraltıyoruz[*]. Hükmü Allah verir. O’nun hükmünü bozacak yoktur. O, hesabı çok hızlı görür.
[*] Müslümanların toprakları genişliyor, onların toprakları (Mekke egemenliğindekiler) daralıyor.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bizim yeryüzünün etrafından gitgide eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Hüküm Allah'ındır, O'nun hükmünü bozacak yoktur. O, çabucak hesabı görür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Bizim yeryüzüne gelip de onu kenarlarından eksiltmekte olduğumuzu onlar görmediler mi?(15) Allah hükmeder; Onun hükmünü denetleyecek hiç kimse yoktur. Onun hesap görmesi ise pek çabuktur.
(15) Geçen zaman içinde bu âyete çeşitli anlamlar verilmiştir ki, bunlar arasında, inkârcıların her taraftan kuşatılarak günden güne topraklarının eksilmesi, yahut yeryüzü kaynaklarının tüketilmesi gibi mânâlar da vardır ve bu yorumların pek çoğu makul yorumlar olarak görünmektedir. Bu sûrenin 4’üncü âyetinde değindiğimiz modern teoriler ise, konuya daha farklı bir derinlik getirmektedir. Buna göre, yerkabuğu levhalarının birbirlerine yaklaşması, sürtünmesi ve uzun zaman içinde üst üste binmesi yerkabuğunda kıvrılmalar, göçmeler, yanardağ ve dağ silsileleri oluşumu gibi sonuçlar doğurmakta, bu düşey hareketler de yerkabuğu levhalarının kenarlarından eksilmelere yol açmaktadır. Bir diğer modern yorum da, buzulların erimesiyle ilgilidir ki, denizlerin yükselerek karaları kenarlarından eksiltmesiyle sonuçlanacağından endişe edilen bu gelişmeler son senelerde dünyayı ciddî şekilde meşgul etmektedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Görmüyorlar mı ki biz o yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Allah hükmeder; O'nun hükmünü denetleyecek de yoktur. Hesabı çok çabuk görür O.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı görmediler mi bayıķ biz gelürüz yire ekserüz anı ķıranlarından daħı Tañrı hükm eyler yoķdur yıġıcı hükmine. daħı ol tįz ḥisābludur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı görmediler mi? Bayıḳ biz gelürüz yire, ya‘nī kāfirin eksürüz ‘ālemleri,ya‘nī giderürüz ḳırañlarından. Daḫı Tañrı ḥükm ider, yoḳdur yıġıcıḥükmin. Daḫı odur tiz ḥisāb idici.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Məgər onlar (kafirlər) Bizim (hökmümüzlə, qüdrətimizlə) yer üzünə gəlib onu (müxtəlif) tərəflərindən əskiltdiyimizi (müsəlmanların get-gedə onların torpaqlarını fəth etdiklərini) görmürlərmi? Hökm edən Allahdır. Heç kəs Onun hökmünü dəf edə bilməz. (Allah) tezliklə haqq-hesab çəkəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
See they not how We visit the land, reducing it of its outlying parts? (When) Allah doometh there is none that can postpone His doom, and He is swift at reckoning.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
See they not that We gradually reduce the land (in their control) from its outlying borders?(1865) (Where) Allah commands, there is none to put back His Command: and He is swift in calling to account.
1865 In the Prophet's ministry at Makkah, the most stiff-necked opposition came from the sear and centre of power in Makkah. The humbler people—the fringe of Makkan society—came in readily, as also did some tribes round about Makkah. After the Hijrah there was a hard struggle between Makkah and Madinah, and at last the bloodless conquest of Makkah in 8 A. H. made the pagan structure finally collapse, though it had already been sapped to its foundations. So, generally, Truth finds easiest entrance through the humble and lowly, and not in the beginning at the headquarters of power, but in the fulness of time it makes its way everywhere with irresistible force.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَوَلَمْ يَرَوْا
ve görmediler mi
اَنَّا
şüphe- siz Biz
نَاْتِي
geliyoruz
الْاَرْضَ
yere
نَنْقُصُهَا
onu kısaltıyoruz
مِنْ اَطْرَافِهَاۜ
etrafından
وَاللّٰهُ
ve Allah
يَحْكُمُ
hükmeder
لَا مُعَقِّبَ
takip ede- cek yoktur
لِحُكْمِه۪ۜ
O'nun hükmünü
وَهُوَ
ve O
سَر۪يعُ
süratlice görendir
الْحِسَابِ
hesabı
Onlar Bizim yere geldiğimizi (onun topraktan olan bedenine tecelli edip) onu(n bedenini zayıflattığımızı, ömrünü de) etrafından (azar azar) kısalttığımızı görmüyorlar mı? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O, hesabı süratlice görendir.
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
نَقَصَ
Fiil-I
ن ق ص
Eksik yaptı, kısalttı, eksiltti, azalttı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
طَرَف
İsim
ط ر ف
Kısım, taraf
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
حَكَمَ
Fiil-I
ح ك م
Hüküm verdi, hükmetti
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
مُعَقِّب
Etken fiil-II
ع ق ب
Takip eden
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
سَرِيع
İsim
س ر ع
Süratli, çabuk
حِسَاب
Fiilimsi-III
ح س ب
Hesap etme, hesaba çekilme